ÖZET Finansal yeniden yapılandırma (FYY), ekonomik darboğaza düşen borçlu şirketlerin faaliyetlerini sürdürebilmesi ve alacaklıların haklarının maksimize edilmesi amacıyla geliştirilmiş mahkeme dışı bir kurumsal kurtarma mekanizmasıdır. Bu çalışma, Türk hukuku bağlamında finansal yeniden yapılandırmanın yasal altyapısını, bu süreçte akdedilen sözleşmelerin Borçlar Hukuku normları çerçevesindeki hukuki niteliğini ve sürecin taraflar üzerindeki hukuki sonuçlarını incelemektedir. Ayrıca çalışmada, yapılandırma süreçlerinin başarısızlığı halinde ortaya çıkabilecek tasarrufun iptali davaları ve yönetim kurulu üyelerinin şahsi sorumlulukları gibi uygulamadaki kırılgan hukuki uyuşmazlıklar ele alınmıştır.

GİRİŞ

Küreselleşme ve makroekonomik dinamiklerin getirdiği dalgalanmalar, ticari işletmelerin finansal yapılarında öngörülemeyen bozulmalara yol açabilmektedir. Borç ödeme kabiliyetini geçici veya kalıcı olarak kaybeden bir şirketin varlığının sona ermesi (tasfiye/iflas), sadece o şirketin ortaklarını değil; çalışanlarını, tedarikçilerini, alacaklı finans kuruluşlarını ve nihayetinde devletin vergi gelirleri ile makroekonomik istikrarını doğrudan olumsuz etkiler. Bu nedenle modern hukuk sistemleri, "borçlunun tasfiyesi" ilkesinden ziyade "işletmenin yaşatılması" (corporate rescue) felsefesini benimsemiştir. Özellikle küresel pandemi olayları sonrası değişen ekonomik şartlar ve özellikle Türkiye’de gerçekleşen kontrolsüz kur atakları, yüksek enflasyon ve diğer ekonomik değişkenler bu bozulmaların artmasına ve sistemik bir riskin oluşmasına sebebiyet vermektedir.

Türk hukukunda bu felsefenin mahkeme içi en radikal yansıması konkordato müessesesi iken, mahkeme dışı (out-of-court) ayağını ise "Finansal Yeniden Yapılandırma" (FYY) oluşturmaktadır. Finansal yeniden yapılandırma, salt bir finans matematiği veya bankacılık operasyonu değildir. Aksine, İcra ve İflas Hukuku'nun cebri kuralları ile Borçlar Hukuku'nun "sözleşme serbestisi" ilkesinin çarpıştığı, Şirketler Hukuku’nun yönetimsel sorumluluk rejimini tetikleyen çok katmanlı hukuki bir süreçtir. Bu çalışmada, FYY’nin hukuki sınırları, sözleşmesel doğası ve uygulamada uygulayıcıların karşısına çıkan adli riskler analiz edilecektir. Nitekim FYY bir finansal süreç olmanın ötesinde temelinde huuki bir çok risk ve sorunu da barındırmaktadır.

1. FİNANSAL YENİDEN YAPILANDIRMANIN MEVZUATSAL ALTYAPISI VE HUKUKİ KAPSAMI

Türkiye’de finansal yeniden yapılandırma uygulamalarının tarihsel kökeni, kamuoyunda "İstanbul Yaklaşımı" ve "Anadolu Yaklaşımı" olarak bilinen geçici hukuki düzenlemelere dayanmaktadır. Günümüz dünyasında ise bu mekanizma, kalıcı ve sistematik bir yapıya kavuşturulmaya çalışılmıştır (Öztek vd., 2020).

1.1. Yasal Dayanaklar ve Normlar Hiyerarşisindeki Yeri

FYY sürecinin yasal omurgasını 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. Maddesi oluşturmaktadır. Bu madde, finansal sektöre olan borçların yeniden yapılandırılmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi görevini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’na (BDDK) vermiştir. BDDK tarafından yayımlanan "Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarının Onaylanması, Kabul Edilmesi ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik" (Yönetmelik), sürecin ikincil mevzuatını oluşturur. FYY süreçlerinin yürütlmesinde hukuki sınırların omurgasını bu düzenlemeler oluşturmaktadır.

Bu yasal mevzuat uyarınca, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) tarafından "Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları" (FYYÇA) hazırlanır. Bankalar ve finansal kuruluşlar bu çerçeve anlaşmasını imzalayarak sürece dahil olurlar. Borçlu şirket ise bu genel çerçeveye dayanarak, kendi alacaklı konsorsiyumu ile "Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi" (FYYS) akdeder (Pekcanıtez ve Atalay, 2019).

1.2. Mahkeme İçi ve Mahkeme Dışı Yeniden Yapılandırma Karşılaştırması

FYY’nin hukuki sınırlarını netleştirmek için, onun en yakın alternatifi olan İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 285-309 arasında düzenlenen konkordato kurumu ile karşılaştırılması gerekmektedir.

Hukuki Kriter

Finansal Yeniden Yapılandırma (FYYÇA)

Konkordato (İİK)

Sürecin Niteliği

Mahkeme dışı, iradi ve sözleşmesel bir tasarımdır.

Mahkeme denetiminde yürütülen cebri bir usuldür.

Alacaklı Kapsamı

Sadece Çerçeve Anlaşmasını imzalayan finansal kuruluşlar (Bankalar, faktoring şirketleri vb.).

Piyasaya, işçilere, tedarikçilere ve kamuya olanlar dahil tüm alacaklılar.

Takiplerin Durumu

Yalnızca sözleşmeye taraf olan finans kuruluşları takip yapamaz. Üçüncü kişilerin takibi engellenemez.

Geçici ve kesin mühlet kararlarıyla birlikte istisnalar hariç tüm icra takipleri durur.

Kamu Düzeni ve Denetim

BDDK denetimi ve sözleşme hukuku kuralları geçerlidir.

Mahkemece atanan Konkordato Komiseri ve Ticaret Mahkemesi tasdiki zorunludur.

2. FİNANSAL YENİDEN YAPILANDIRMA SÖZLEŞMELERİNİN (FYYS) SÖZLEŞMELER HUKUKU BAKIMINDAN NİTELİĞİ

FYY sürecinin başarıyla tamamlanması halinde, borçlu şirket ile alacaklı bankalar konsorsiyumu arasında bir Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (FYYS) imzalanır. Bu sözleşmenin Türk Borçlar Kanunu (TBK) karşısındaki hukuki niteliği, doktrinde uzunca tartışılmış bir meseledir (Tunç Yücel, 2021). Sözleşmenin niteliğinin doğru tespiti, sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde hangi genel hükümlerin uygulanacağını belirleyeceği için kritik önemdedir.

2.1. Yenileme (Tecdit) Teorisi ve Eleştirisi

TBK m. 133 uyarınca yenileme, mevcut bir borcun yeni bir borç yaratılmak suretiyle sona erdirilmesidir. Bir görüşe göre, FYYS ile eski kredi sözleşmeleri ortadan kalkmakta, yerine yeni vadeli ve yeni faizli tamamen bağımsız bir borç ilişkisi doğmaktadır.

Ancak bu görüşe TBK amir hükmü gereği mesafeli yaklaşılması gerektiği kanaatindeyim. TBK m. 133/2 açıkça "Yenileme niyeti esastır; yenileme karinesi yoktur" hükmünü amirdir. Tarafların amacı kökten yeni bir hukuki ilişki kurmak değil, mevcut kredi ilişkisinin şartlarını (vade, faiz, teminat) hafifleterek sürdürmektir. Dolayısıyla, FYYS'nin kendiliğinden bir tecdit (yenileme) doğurduğu söylenemez; aksine tarafların bu yönde açık iradesinin bulunması gerekir (Tanrıver, 2018).

2.2. Sulh Sözleşmesi Niteliği

FYYS’lerin birer "sulh sözleşmesi" olduğu yönündeki görüş de oldukça güçlüdür. Sulh, tarafların karşılıklı ödünler vererek aralarındaki bir hukuki uyuşmazlığı veya belirsizliği sona erdirmeleridir. FYY sürecinde bankalar alacaklarının bir kısmından (faiz, gecikme zammı vb.) feragat etmekte veya vadeyi uzatarak risk üstlenmekte; borçlu ise yeni teminatlar vererek ve yönetimsel şeffaflık taahhüt ederek ödün vermektedir. Bu yönüyle FYYS, tipik bir sulh sözleşmesi karakteri taşır. Benimde benimsemekte olduğum görüş bu olmakla beraber karşılıklı fedakarlıkların denkleştirilmesi esas alınması göz önüne alındığından bu görüşün daha güçlü olduğu görülmektedir.

2.3. Kendine Özgü (Sui Generis) / Karma Sözleşme Görüşü

Öğretide genel kabul gören görüşe göre FYYS; içerisinde sulh, tecil (vade uzatımı), borcun iç üstlenilmesi, ek teminat tesisi ve cezai şart gibi birden fazla sözleşme tipinin unsurlarını barındıran kendine özgü (sui generis) yapıda karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmeler, kamu hukukunun (Bankacılık Kanunu ve BDDK mevzuatı) çizdiği emredici sınırlar içinde, özel hukuk serbestisiyle akdedilen nev'i şahsına münhasır hukuki metinlerdir.

3. FİNANSAL YENİDEN YAPILANDIRMANIN HUKUKİ SONUÇLARI

FYYS’nin imzalanması ve yürürlüğe girmesiyle birlikte hem borçlu hem de alacaklılar yönünden çok sıkı sınırları bulunan hukuki sonuçlar doğmaktadır. Bunları iki başlık altında kısaca incelemek mümkündür. Şöyle ki ;

3.1. Borçlu Bakımından Sonuçlar ve Teşvikler

- Temerrüdün Ortadan Kalkması: Sözleşmenin akdedilmesi, borçlunun borçlarını ifa edememe halini ortadan kaldırır. Borçlu, yapılandırılan borçlar yönünden "mütemerrit" olmaktan çıkar ve temerrüt faizi baskısından kurtulur.

- Mali Muafiyetler: Kanun koyucu, sürecin işletilebilmesi için ciddi vergi teşvikleri öngörmüştür. FYY kapsamında yapılan işlemler, düzenlenen kağıtlar (FYYS dahil) Damga Vergisi'nden, yargısal harçlardan ve KKDF’den (Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu) istisnadır. Ayrıca taşınmazların bankalara devrinde KDV muafiyeti uygulanır. Bu muafiyetlerin getirilmesi ayrıca kamu erkinin bu hususa verdiği önemi de göz önüne sermektedir.

3.2. Alacaklılar Bakımından Sonuçlar ve "Sözleşmelerin Nispiliği" İlkesine İstisna

Borçlar Hukuku’nun en temel ilkelerinden biri olan sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği, bir sözleşme ancak ona taraf olan kişileri bağlar; üçüncü kişilere borç yükleyemez. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2023/117778 E., 2023/11432 K. Sayılı ilamında “Borçlar hukukuna esas teşkil eden en önemli ilkelerden biri olan borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesi gereğince, sözleşmenin tarafları, sözleşme ilişkisine katılmayan üçüncü kişiyi herhangi bir borç ilişkisinin borçlusu durumuna getiremezler. Borç ilişkisinden doğan alacak hakları kural olarak, sadece borç ilişkisinin diğer tarafına karşı ileri sürülebilen haklar olduklarından borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilere karşı, alacak hakkı ileri sürülemeyeceği gibi, borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişiler de borç ilişkisine dayanarak, borçluya karşı bir hak talebinde bulunamazlar.” Şeklinde bu hususu vurgulamıştır. Ancak FYY mevzuatındaki "Nitelikli Çoğunluk" kuralı, bu ilkeye çok ciddi bir istisna getirmektedir.

Nitelikli Çoğunluğun Azınlığı Bağlaması: "Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarının Onaylanması, Kabul Edilmesi ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik" uyarınca, borçlu şirketten alacaklı olan finansal kuruluşların alacak tutarı itibarıyla belirli bir nitelikli çoğunluğu (örneğin %75’i) FYYS’yi imzaladığı takdirde, konsorsiyuma dahil olan ancak sözleşmeye imza atmayan/muhalif kalan azınlık finansal kuruluşlar da (muhalif azınlık) sözleşme hükümlerine uymakla yükümlü hale gelir. Bu durum, yasadan kaynaklanan ve sözleşme özgürlüğünü kamu düzeni adına kısıtlayan istisnai bir hukuki sonuçtur.

4. UYGULAMADA KARŞILAŞILAN HUKUKİ UYUŞMAZLIKLAR VE RİSKLER

Finansal yeniden yapılandırma süreçleri her zaman başarıyla sonuçlanmaz. Yapılandırma sürecinin tıkanması veya sözleşmeye rağmen borçlunun iflas aşamasına gelmesi bir çok hukuki sorunu beraberinde getirmektedir.

4.1. Tasarrufun İptali Davaları Karşısındaki Durumu (İİK m. 277 vd.)

Uygulamadaki en büyük finansal ve hukuki risklerden biri budur. FYYS imzalanırken, bankalar doğal olarak risklerini minimize etmek amacıyla borçlu şirketten veya grup şirketlerinden ek teminatlar (yeni ipotekler, ticari işletme rehinleri, şahsi kefaletler) talep ederler. Ancak bu teminatlar her daim alacağın mutlak surette tahsilini sağlamamakta, sürecin başarısızlığı halinde teminatların tahsil amacıyla alacaklılar tarafından nakde çevrilmesi sürecine girmesine sebebiyet vermektedir.

Şayet bu yapılandırmaya rağmen borçlu şirket ekonomik olarak kurtarılamaz ve sözleşme tarihinden itibaren genel olarak 2 yıl içinde iflas ederse ya da konkordato ilan ederse, bankaların aldığı bu yeni teminatlar tehlikeye girer. Şirketin piyasaya olan diğer alacaklıları (tedarikçiler, ham madde sağlayanlar), İİK m. 279 (Mutat Olmayan Ödeme Araçları ve Teminatlar) uyarınca bankalara verilen bu ipoteklerin ve teminatların , teminat verilmesine ilişkin işlemlerin iptali için Tasarrufun İptali Davası açabilirler.

Ancak burada önemli bir husus mevcuttur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi-2022/16602-2023/7263 -31.05.2023 sayılı kararında, İİK 45. maddesi uyarınca rehinle temin edilmiş alacaklarda öncelikle rehinin paraya çevrilmesi yoluna gidilmesi gerektiğini, bu imkan varken doğrudan tasarrufun iptali davası açılmasının yerinde olmadığını belirtmiştir. Bu sebeple uygulamada tasarrufun iptali davasına gidilmeden önce rehnin paraya çevrilmesi önceliğinin ihmal edilmemesi önemlidir. Aksi takdirde atıf yapılan kararda değinildiği üzere bu öncelik gözetilmeksizin ikame edilen tasarrufun iptali davalarının reddi muhtemeldir.

Anacak bu önceliğin var olmadığı durumlarda da mahkemelerin buradaki yaklaşımı kritiktir: Bankanın amacının diğer alacaklılardan mal kaçırmak mı, yoksa basiretli bir tacir gibi şirketi yaşatmak için mi ek teminat aldığı incelenir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, şirkete yapılandırma kapsamında "taze nakit/yeni kredi" (fresh money) sağlanıp sağlanmadığına bakılır. Eğer banka şirkete hiç yeni fon sağlamadan sadece eski borcu için ek ipotek almışsa, bu ipoteğin tasarrufun iptali davası ile iptal edilme riski son derece yüksektir (Budak, 2021).

4.2. Yönetim Kurulu Üyelerinin Şahsi Sorumluluğu (TTK m. 553)

Türk Ticaret Kanunu m. 369, yönetim kurulu üyelerine "özen ve bağlılık yükümlülüğü" yüklemektedir. Şirket borç batağındayken, yönetimin gerçekçi ve uygulanabilir bir nakit akış projeksiyonuna dayanmayan, sırf zaman kazanma amaçlı bir FYY sözleşmesine imza atması hukuki sorumluluk doğurur.Yine ayrıca ibra sınırlarını aşan, YK üyelerinin sadakat ve özen yükümlüğüne aykırı işlemler de YK üyelerinin şahsi sorumluluğuna sebebiyet vermektedir.

Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi-2021/1466-2025/372 -20.03.2025 sayılı ilamında, ibranın ancak açıkça ortaya konulan ve tartışılan işlemler için geçerli olacağını, gizlenen veya bilançoda gösterilmeyen işlemlerin yöneticiyi sorumluluktan kurtarmayacağını belirtmiştir.

Şirketin borç yükünün FYY faizleri ve yapılandırma masrafları nedeniyle daha da ağırlaşması ve akabinde iflasın gelmesi halinde, ortaklar veya iflas idaresi, yönetim kurulu üyelerine karşı TTK m. 553 uyarınca sorumluluk davası açabilir. Yöneticilerin bu sorumluluktan kurtulabilmesi için, yapılandırma sürecinde bağımsız denetim ve danışmanlık raporlarına dayandıklarını, yani "İş Adamı Kararı İlkesi" (Business Judgment Rule) çerçevesinde dürüst ve basiretli hareket ettiklerini ispatlamaları gerekir. Ayrıca tüm bu süreçlerin yürütülmesi esnasında YK üyelerinin sadakat ve özen yükümlüğüne riayet etmeleri de sorumluluktan kurtulmak açısından önem arz etmektedir.

4.3. Kamu Alacaklarının Durumu ve Önceliği

FYY, sadece finansal kuruluşlar ile borçlu arasında yapıldığı için kamu alacaklarını (vergi daireleri, SGK prim borçları) bağlamaz. FYYS uyarınca bankalar borçlu üzerindeki hacizlerini kaldırsa dahi, vergi dairesi borçlu şirketin banka hesaplarına veya gayrimenkullerine 6183 Sayılı Kanun kapsamında her an haciz uygulayabilir. Bu durum, yapılandırma sözleşmesinin uygulanabilirliğini fiilen imkânsız hale getiren en büyük pratik uyuşmazlık noktalarından biridir. Bu nedenle uygulamada, FYY süreciyle eş zamanlı olarak kamu borçları için devletin çıkardığı "Vergi ve SGK Yapılandırma/Matrah Artırımı" kanunlarından da yararlanılması hukuki bir zorunluluktur. Esasen kamu tarafında bu hususa verilen öneme karşın amme alacakları bakımından bu FYY kapsamındaki şirketlere bir esneklik sağlanmaması mevzuat eksikliğinden mi yoksa bilinçli olarak yapılan bir zorlaştırma süreci olarak mı değerlendirilmeli sorusunu akla getirmektedir. Bu konu oldukça kapsamlı değerlendirmeye muhtaçtır.

SONUÇ

Finansal yeniden yapılandırma, şirketlerin likidite krizlerini aşmasında ve ekonomik sistemin sistemik risklerden korunmasında hayati bir enstrümandır. Ancak bu enstrümanın hukuki altyapısı, sözleşme özgürlüğü ile cebri icra kuralları arasında hassas bir denge üzerine kuruludur.

FYYS’lerin kendine özgü karma niteliği, sözleşmelerin nispiliği ilkesine getirilen kanuni istisnalar ve en önemlisi sonradan açılabilecek tasarrufun iptali davaları, sürecin adli açıdan ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir. Uygulamada başarıya ulaşmak için, salt finansal formüllere odaklanmak yerine; taze kaynak aktarımı dengesinin yasal sınırlar içinde kurulması, yönetim kurulu kararlarının bağımsız raporlarla zırhlandırılması ve piyasa alacaklılarının haklarını tamamen ihlal etmeyecek şeffaf bir modelin kurgulanması hukuki bir zorunluluktur. Türk hukukunda bu mekanizmanın daha işlevsel olması, mahkeme dışı süreçler ile mahkeme içi süreçlerin (konkordato) entegrasyonunu güçlendirecek yasal reformlara bağlıdır.

Av. Ahmet Özgür KESKİN

KAYNAKÇA

  • Budak, A. C. (2021). İcra ve İflas Hukukunda Tasarrufun İptali Davaları, 4. Baskı, İstanbul: Vedat Kitapçılık.
  • Öztek, S., Budak, A. C., Kale, S., & Yeşilırmak, A. (2020). Konkordato Şerhi (İİK m. 285-309), İstanbul: Aristo Yayınevi.
  • Pekcanıtez, H., & Atalay, O. (2019). Konkordato, 3. Baskı, İstanbul: On İki Levha Yayıncılık.
  • Tanrıver, S. (2018). "Türk Borçlar Hukuku Bağlamında Yenileme (Tecdit) Kavramı ve Sonuçları", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 67(2), 345-372.
  • Tunç Yücel, M. (2021). Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği ve Hükümleri, İstanbul: Seçkin Yayıncılık.
  • 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu ve İlgili Mevzuat.
  • Türkiye Bankalar Birliği (TBB), Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları Genel Hükümleri.