banner664

19 Aralık 2017

Okul servis minibüsünde unutulan Alperen'in ölümüne ilişkin dava

İZMİR (AA) - İzmir'in Çiğli ilçesindeki okul servis minibüsünde unutulmasının ardından yaşamını yitiren 3 yaşındaki Alperen Sakin'in ölümünde ihmali olduğu iddia edilen sanıkların yargılanmasına devam edildi.

Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada tutuklu sanıklar okulun kurucusu Yurdagül İşgören ve servis şoförü eşi Taner İşgören, tutuksuz sanıklar usta öğretici A.G, servis görevlisi D.K, okul müdürü B.G, müştekiler Alperen Sakin'in annesi Buket ve babası Serkan Sakin, Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği üyeleri ile taraf avukatları katıldı.

Avukatların sorularını yanıtlayan tanıklar, okulda yasal olmamasına rağmen 3 yaşın altında 8-9 civarında öğrenci olduğunu, Alperen'in yaşamını yitirdiği gün sabah 09.00'da okulda yoklama yapılmadığını, yoklama yapılsaydı Alperen'in yokluğunun fark edilebileceğini, servis aracının çizgi film karakteriyle film kaplı olduğunu, bu yüzden dışarından aracın içinin görülemediğini söyledi.

- "Yoklamada Alperen'in karşısına 'artı' koydum"

Tanık öğretmen E.S. olay tarihinde senelik izinde olduğunu ve olayı görmediğini belirtti.

Müşteki avukatı Şenol Diş'in "Olaydan sonra sanık A.G'nin yanına gittiniz mi? Gittiyseniz sanık A.G'ye ne söylediniz?" sorusuna E.S, "Olaydan sonra okula gittim 6 buçuk civarı. A.G. okulda yoktu. Servise çıkmıştı. Ben okula gittikten 10 dakika kadar sonra polisler geldi. A.G. ile birebir görüşme imkanımız olmadı. Aradı okula gelmemi istedi ağlayarak. Sesi çok kötüydü. A.G. bana Yurdagül hanımın yoklama listesinde Alperen Sakin'in olduğu yere eksi yerine artı koymamı istediğini söyledi. Olayın vermiş olduğu şokla daha Alperen'in vefatını bilmiyordum. Sorgulamadan artı koydum." yanıtını verdi.

Tanık öğretmen N.A, olayın yaşandığı gün saat 15.00 gibi sanık D.K'nin yanına gelerek Alperen'i bulamadıklarını söylediğini belirterek, sanık Taner İşgören'den servis aracının anahtarını alarak servise baktıklarını kaydetti.

Sanık D.K. ile servise gittiklerini D.K'nin çığlık atması üzerine onu ittirerek içeri girdiğini söyleyen N.A, serviste Alperen'in 2. koltukta emniyet kemeri bağlı gözleri açık vaziyette durduğunu ifade etti.

- "Olayı sen üstlen, Dilara'nın sigortası yok"

Tanık N.A. Alperen'i kucağına almak istediğini ancak vücut yapısından dolayı alamadığını belirterek, şu ifadeyi verdi:

"Kolları biraz gergindi saramadım, Yurdagül İşgören'in odasına götürdük, Yurdagül İşgören 'bana çabuk çocuğu kucakla hastaneye götürelim' dedi. Çocuğu omzuma aldım, başka çocuklar olduğu için dışarıda Alperen'i o vaziyette görmemeleri için çarşaf istedim, çarşafı üstüne örttüm, kafası dışarıdaydı, yolda giderken Yurdagül Hanım A.S'nin (sanık) kardeşi Sema hanımı aradı. 'Abine söyle serviste çocuk unuttular, hemen hastaneye gelsin' dedi. 'Bana olayı sen üstlen, Dilara'nın sigortası yok' dedi. Ben de böyle bir şey yapamayacağımı söyledim. Hastaneye geldik, doktorlara Alperen'i ben teslim ettim. Sedyeyle başka bir odaya götürdüler, bir doktor geldi 'bu çocuğa ne oldu' dedi. Yurdagül 'uyku odasında uyurken uyanma saatinde böyle bulduk' dedi. Dışarı çıktığımızda A.S. doğruyu söylemememiz gerektiğini söyledi. Aile geldi.

Annesi bana 'ben çocuğumu size teslim ettiğimde burnu bile kanamıyordu. Nasıl böyle bir şey olabilir' dedi. Ben de o anda doktorlardan duyduklarımı söyledim. Alperen'in vefatı haberi geldi, hastanenin dışına çıktım. Biz beklerken A.S. (sanık) yanımıza geldi savcının geleceğini uyku odasında öldüğü şeklinde ifade vermemizi istedi. Ben de kendisine böyle bir şey yapamayacağımı söyledim. Ailenin acılı olduğunu 'Burada bu şekilde ifade ver, daha sonra karakolda gerçeği anlatırsın' dedi. Yolda giderken A.S. aradı ve beni karıştırmayacaklarını izinde göstereceklerini, hiçbir yere ifade vermememi istedi. 'Şu anda iyi değilim, konuşamıyorum' dedim telefonu kapattım.

Bir süre sonra karakola gittik, herkes ifadesini vermiş, A.G. tek başına oturuyordu, A.G'nin yanına gittim. İfade verdiğini söyledi. 'Onların söylediği gibi verdim, içim hiç rahat değil' dedi. Ben doğruyu anlatacağımı söyledim, 'Sizinle gelebilir miyim ben de doğruları söylemek istiyorum' dedi. Birlikte içeriye girerek ifadelerimizi verdik."

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili Müjgan Bilgen Özen, adli tıp raporuna göre Alperen'in ölüm nedeninin açık olmadığını belirterek, "Alperen'in kafasının arkasında darbeye bağlı olabileceği düşünülen bir zarar görme vardır. Araştırılmasını talep ediyoruz." dedi.

Mahkeme heyeti tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına, olayın kreş ve anaokulu konularında uzman olan bilirkişilerce incelenmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

- Olay

İzmir'in Çiğli ilçesinde 15 Ağustos'ta, anaokuluna gitmek için sabah saatlerinde evden alınan ancak unutulduğu okul servis minibüsünde baygın bulunan 3 yaşındaki Alperen Sakin, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

Alperen'i anaokuluna götüren servisin şoförü Taner İşgören ile servis görevlisi D.K. gözaltına alınmıştı. Taner İşgören, "Dikkat ve özen hükümlülüğüne aykırı davranma ile ölüme sebebiyet verme" suçundan tutuklanmış, D.K. serbest bırakılmıştı.

Daha sonra Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca okulun kurucusu Yurdagül İşgören ile D.K. hakkında yakalama kararı çıkarılmış, savcılıktaki ifadelerinin ardından, Yurdagül İşgören tutuklanmış, D.K. ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü de idari soruşturma başlatarak, müfettiş görevlendirmişti. Küçük çocuğun ölümüne ilişkin yürütülen idari soruşturma çerçevesinde anaokulunun kapatılmasına karar verilmişti.

Sanıklar hakkında hazırlanan iddianamade, okulun kurucusu Yurdagül ve servis şoförü eşi Taner İşgören'in 3 yıldan 14 yıla kadar, servis ablası olarak çalıştırılan D.K. ile Okul Müdürü B.G'nin 3 yıldan 9 yıla kadar, usta öğretici A.G'nin 2 yıldan 5 yıla kadar, A.S'nin ise 6 aydan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

banner626
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.