5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 330. maddesinde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklama suçu düzenlenmiştir. Maddenin ilk fıkrasında gizli kalması gereken bilgileri açıklamaktan söz edilirken ikinci fıkrasında ise açıklanacak bilginin savaş zamanında işlenmesi veya devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askeri hareketlerini tehlikeye sokmuş olması durumunda faile verilecek ceza belirlenmiştir.

Bu suç tipinin mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun mülga 136. maddesinde de düzenlenmekte idi. Maddenin üçüncü fıkrasında birinci fıkraya yapılan gönderme ile suçun basit hali düzenlenmekteyken ikinci fıkraya yapılan gönderme ile suçun ağırlaştırılmış hali cezalandırılmaktaydı. Maddede fiilin askeri veya casusluk maksadıyla işlenmesi hali suçun unsuru değil şiddet sebebi sayılmıştı. Fakat 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda bu maksatla işlenen açıklama fiili ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir.

Korunan Hukuki Yarar

Devletin sırları, devletin güvenliği, bekası ve milli menfaatleri için özenle korunması gerektiğinden, sırları korumanın en önemli yöntemlerinden birisi de bunların hukuk düzeni içerisinde korumaya tabi tutulmasıdır.

Bu kapsamda devletin birinci derecede önemli menfaatlerini ilgilendiren bilgilerini korumak maksadıyla düzenlenmiş bir suç tipi söz konusudur.[1]

Suçun Faili

Bu suçun faili yabancı veya vatandaş herhangi bir kimse olabilir. Yani bu suçun yabancı ülkede bir yabancı tarafından işlenmesi de mümkündür.

Örneğin; Can Dündar olayından da anlaşılacağı üzere MİT tırları dosyasına ilişkin gizli bilgilerin bir şekilde temin edilip kendisine ulaştırıldıktan sonra bunları gazetede neşrettiğinden dolayı hem şahıs hem de bilgileri kendisine ulaştıran kişi bakımından suç ortaklığı bulunmaktadır. Bu sebeple bilgilerin hem temini yani (TCK m. 328) hem de açıklanması (TCK m.330) maddelerindeki suç gündeme gelmiştir. Buna bağlı olarak suçun işleniş üzerinde failler bakımından ortak hakimiyet bulunduğundan müşterek faillikten sorumluluk doğmuştur. Buradaki önemli nokta bu suçu işleyen faillerin vatandaş olması durumunda yer bakımından ayrım olmamasıdır. Dolayısıyla herhangi bir kimse hangi sıfatla olursa olsun normun uygulanma alanına girmiş bulunmaktadır.

Mağdur

Bu suçun mağduru toplumu oluşturan bireylerdir. Yani suçun mağduru herkes olabilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde suçun maddi unsurları arasında yer alan mağdur, ancak gerçek kişi olabilecek iken, tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün ise de bunlar mağdur olmayacaklardır. Suçtan zarar gören ile mağdur kavramları aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur suçun işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilecektir. Bazı suçlarda mağdur belirli bir kişi olmayıp; toplumu oluşturan herkes (geniş anlamda mağdur) olabilecektir.[2]

Suçun Maddi Unsuru

Bu suçun maddi unsuru TCK madde 330/1’de de belirtildiği üzere devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla “açıklamaktır”.

Açıklamak ile ifade edilmek istenen, bir konu ile ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek, açıkça söylemek, açığa vurmak, izhar etmek, ifşa etmektir. [3]

Sırrın açıklanması, gizli kalması gereken bilgilerin bunu öğrenmeye yetkili olmayanlara söylenmesi veya intikal ettirilmesidir. [4] Madde gerekçesine baktığımızda ise gizli kalması gereken bilginin özel bir maksatla yani siyasal veya askeri casusluk için açıklanması cezalandırılmaktadır.

Suç bilginin açıklanması ile tamamlanır. Açıklanmanın bir veya birkaç kişiye yapılması yeterlidir, umuma yapılması gerekmez. Açıklama şeklindeki hareket icrai veya ihmali davranışla da gerçekleştirilebilir. Fiil yalnızca açıklama biçimindeki hareketle işlenebildiğinden bağlı hareketli suç olup, öte yandan açıklamanın şekli gösterilmediğinden serbest hareketli suç vasfındadır. [5]

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli unsur devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından suçun oluşumu için açıklanması gereken bilginin niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bir bilgi olması gerekmektedir. Eğer bilgi, gizli bilgi niteliğinde değil ise bu suç oluşmayacaktır. Suç, esasen nitelik olarak, bir tehlike suçudur; sadece rastlantısal olarak zarar suçu olabilir.[6]

Ayrıca bilginin veya sırrın tamamen veya kısmen açıklanması arasında da fark bulunmamaktadır. Yani açıklamanın aleni yapılmamış olması, sayılı kişinin bilgisine sunulmuş olması söz konusu ise aleniyet gerçekleşmese dahi sır açıklandığından dolayı suça vücut verecektir. Yapılan “açıklamanın”, yabancı bir devlete veya onun adına hareket eden şahsa ulaşmış ve sırrı şahsın öğrenmiş bulunması gereklidir. [7]

HATIRLATMA: Bu suç ile TCK madde 328/1 de yer alan “devlet sırlarını temin etme” birbirine karıştırılmamalıdır. TCK madde 330’da devlet sırrı olan gizli bir bilginin askeri veya casusluk maksadıyla açıklanması söz konusu iken; madde 328/1’de bu bilginin askeri veya casusluk maksadıyla temin edilmesi söz konusudur. Eğer bir devlet sırrı askeri veya casusluk maksadıyla temin edildikten sonra bu sır yine aynı maksat ile açıklanması halinde fail iki ayrı suçtan dolayı sorumlu tutulacaktır. [8]

Suçun Manevi Unsuru

İşlenen bu suç bakımından genel kast yeterli olmayıp, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla özel kastın da bulunması gerekmektedir. Özel kast; kişinin kastı dışında ayrıca belli bir saikle, amaçla hareket etmesidir. [9]

Niteliği itibariyle bu suç taksirli olarak işlenemez. Suçun maddi unsurunda da belirtildiği üzere açıklanacak bilginin casusluk maksadıyla açıklanması gerekmektedir, bu sebeple genel kastla birlikte özel kast aranmaktadır.

Hukuka Uygunluk Nedeni

Türk Ceza Kanunu’nun 330.maddesi bakımından herhangi bir hukuka uygunluk nedeni bulunmamaktadır.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs

Bu suçta kullanılan araç ne olursa olsun, sırrı öğrenmek konusunda yetkili olmayan bir kişiye sır açıklanmakla veya yayımlanmakla suç oluşmaktadır. Yani suçun oluşması için açıklanması yeterli olup bu suç zarar suçu olmadığından Devletin bu açıklamalardan ayrıca zarar görmüş olması gerekmemektedir.

Fail, işlemeyi kastettiği fiili elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise işlenen suça teşebbüsten dolayı sorumlu tutulacaktır.[10] Yani fail elinde olmayan sebeplerle maksadına ulaşamamışsa dahi, icra hareketlerine başlamış olduğundan, teşebbüsten dolayı sorumlu tutulacaktır. Son olarak failin casusluk özel kastı ortaya koyduktan sonra açıklama fiilini gerçekleştiremeden yakalanması durumunda, suça teşebbüsten söz edilir.

İştirak

Suçun işlenmesi sırasında suça iştirak edenler, fiili birlikte gerçekleştirenler ile suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullananlar TCK 37’inci madde, azmettirici TCK 38’inci madde ve suça yardım şeklinde iştirak durumunda ise TCK 39’uncu madde hükümleri uygulanacaktır.[11]

İçtima

Bu suç bakımından özel bir içtima kuralı öngörülmediğinden suçların içtimaı halinde genel hükümler uygulama alanı bulacaktır.

Eğer devletin güvenliği veya iç ve dış siyasi menfaatleri gereği gizli kalması gereken bilgi bir evrakta bulunuyor ve bu evrakın veya vesikanın hileyle alınmasından veya çalınmasından sonra, bu nitelikteki gizli bilginin siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklanması söz konusu ise, TCK’nın 326. maddesindeki suç ile TCK’nın 330. maddesindeki suç arasında gerçek içtima hükümleri gereğince fail hakkında, her iki suç için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmektedir. Fail bu suçu işlemek için başka bir suç işlediği takdirde , örneğin kullandığı vasıtanın ayrı bir suç oluşturması durumunda her iki suçtan gerçek içtima hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Ancak bu suçu işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda yapılan açıklamalar tek bir suç oluşturduğu takdirde ise zincirleme suç hükümleri uygulama alanı bulacaktır.[12]

Soruşturma Usulü, Müeyyide ve Zamanaşımı

Suçun soruşturulması ve kovuşturulması re’sen yapılır. TCK’ nun 13.maddesi gereğince evrensellik ilkesi kabul edildiğinden, bu suçun yurt dışında işlenmesi halinde, vatandaş veya yabancı tarafından işlenmiş olmasına bakılmaksızın, failin Türkiye’de bulunması da gerekmeksizin Cumhuriyet Savcısı tarafından suç işleyen kişi veya kişiler hakkında re’sen kovuşturma açılarak yargılama yapılır.

Gizli belgeleri açıklama suçunun cezası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 330. maddesinin birinci fıkrasında “açıklama” bakımından müebbet hapis cezası olarak belirlenmiş iken, ikinci fıkrasında belirtilen ağırlatıcı sebepler olan, Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin yararına işlenmişse ve savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye sokmuşsa, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılması gerekmektedir.

Dava zamanaşımı süresi, TCK 330/1 fıkrasında yer alan suç bakımından TCK 66/1-b bendi uyarınca yirmi beş yıl iken, TCK 330/2 fıkrasındaki ağırlatıcı sebepler söz konusu ise bu süre TCK 66/1-a bendi uyarınca otuz yıldır. Ancak bu suç yurt dışında işlenmiş ise TCK 66/7 fıkrası uyarınca dava zamanaşımı uygulanmaz.

Av. Maşallah MARAL

Stj. Av. Büşra BOZDAĞ

(Bu köşe yazısı, Avukat Maşallah MARAL tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

KAYNAKÇA

BALCI Murat, Siyasal veya Askeri Casusluk Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2018.

GÖZÜBÜYÜK, Abdullah, Türk Ceza Kanunu Açıklaması, Cilt: I, Kazancı Yayınevi, Ankara, 1982.

GÜNDEL Ahmet, Yeni Türk Ceza Kanunu Açıklaması, Seçkin Yayınevi, Cilt 4, Ankara, 2009.

HAFIZOĞULLARI Zeki, KÜÇÜKTAŞDEMİR Özgür, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Başkent Üniversitesi Hukuk Dergi Arşiv sayı 2/3.

SARIGÜZEL Hacı, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara, 2016.

YAYLA Mehmet, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Seçkin Yayıncıları, İstanbul, 2012.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 01.11.2016 tarih ve 2016/367 E., 2016/390 K. Sayılı ilamı

www.tdk.gov.tr

--------------------------------

[1] Yayla Mehmet, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Seçkin Yayınları, İstanbul,2012, s.205.

[2] Yargıtay Ceza Genel Kurulu 01.11.2016 tarih ve 2016/367 E., 2016/390 K. Sayılı ilamı

[3] www.tdk.gov.tr

[4] Gündel Ahmet, Yeni Türk Ceza Kanunu Açıklaması, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2009, Cilt 4., s.5575.

[5] Sarıgüzel Hacı, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara, 2016, s.354.

[6] Hafızoğulları Zeki, Küçüktaşdemir Özgür, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Başkent Üniversitesi Hukuk Dergi Arşiv sayı 2/3, s.146.

[7] Yayla, a.g.e., s.206.

[8] Balcı Murat, Siyasal veya Askeri Casusluk Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2018, s.81.

[9] Sarıgüzel, a.g.e., s.355.

[10] Sarıgüzel, a.g.e., s.356.

[11] Sarıgüzel, a.g.e., s.356.

[12] Yayla, a.g.e., s.209.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.