(1)
CEZAEVİNDEKİ EFENDİ HÜKÜMLÜNÜN DİLEKÇESİ
Yağma suçlarından toplamda 26 yıl hapis alan ve 10 yıldan fazla cezaevinde olan hükümlünün dilekçesinden: ...Ben yaklaşık sekiz aydır bu kurumda efendiliğimi muhafaza ederek yatmaktayım ama bu durum kurum müdürü ve ser baş memuru tarafından yanlış anlaşıldı. Beni bu cezaevinden başka yere gönderin ya da cezaevine girdiğimden beri çıkan tüm yargı paketlerinden ve kanunlardan lehime olanları uygulayın. Üç koyun teslim etsen üçünü de kaybedecek, güdemeyecek bir idare bin kişilik cezaevini nasıl idare eder? Allah biz hükümlülerin yardımcısı olsun.
(2)
NAMAZ KILMAYAN VATANDAŞIN BAKANA DUASI
Şüphelinin ifadesini alıyoruz. Hakkında yazılan şikayet dilekçesini okudum. Adalet bakanına hitaben yazılan dilekçesinin sonunda "... yemin ederim ki her namazdan sonra size dua ediyorum. Dilekçemle ilgileneceğinize inanıyorum..." diyordu. Şüpheli bunu duyar duymaz ayağa kalkarak: Savcım tabi siz de bakan da buna inandı herhalde. Bu adam yalan söylüyor. Ben onu çocukluğundan beri tanıyorum. Hayatında bir kez namaz kılmışsa ben ş.r.fsiz olayım. İnanmayın bunlara.
(3)
KÖYLERDEKİ EMİNLERİ TOPLAYAN JANDARMA
Asliye hukuk mahkemesi, ilçe jandarma komutanlığına şunu yazar: .../03/2005 tarihinde, ..... Köyünde keşif yapılacaktır. Bu amaçla keşif yerinde ekteki belgede belirtilen yedieminin hazır edilmesi rica olunur. Göreve yeni başlayan, ilçe jandarma komutanı biraz mahcup bir şekilde hakimin odasına girer.
- Hakim bey yarınki keşif için ufak bir sorunumuz var. Üzgünüm, elimizden geleni yaptık ama bir türlü olmadı.
- Hayırdır, güvenlik sorunu mu var?
-Yok hakim bey. Siz yedieminin de hazır edilmesini istemişsiniz.
Hakim dosyaya bakar ve "evet, doğrudur, yediemini de istemişiz. Bulamadınız mı?" diye sorar.
Komutan: Evet hakim bey bulamadık. Tüm köylerimize haber verdik ve araştırdık. Altı emini bulduk ama yedi emini bulamadık bir türlü.[1]
(4)
ÇOCUĞA GÖRE KAYMAKAMIN İŞİ
Bir savcı meslektaşımızın adliyeye gelip köyüne davet etmesi üzerine, ilçedeki hakim ve savcılar, kaymakam ve kolluk amirleriyle birlikte köylerine gittik.
Güzel ve serin olan köydeki bahçede, ağaçların altında, oturup konuşuyorduk, yaşlı bir amcanın askerlik anılarını dinliyorduk, derken, 11-12 yaşlarında sevimli bir erkek çoçuğu elinde ayran ile geldi. Kaymakam amcası (protokol gereği olsa gerek) ismini, hal ve hatırını, okulunu sordu. Çocuk gayet rahat ve sakin olarak cevap veriyordu.
Kaymakam: Beni tanıyor musun?
Çocuğun tanımayacağını düşünen yaşlı amca çocuğun kulağına fısıldadıktan sonra,
Çocuk: Gerçekten sen kaymakam mısın?
- Evet. Peki söyle bakayım, kaymakam ne iş yapar?
Hepimiz doğal olarak, çocuğun kesinlikle o malum ve klasik cevabı (kaymakam ilçeyi yönetir) bekliyoruz. Çünkü manzara ve filmin icabı buydu.
Çocuk gayet sakin ve kendinden emin bir şekilde: Kaymakam muhtarın evine ziyafete gelir.
Kaymakamımız bizden daha çok güldü.
(5)
MÜBAŞİRİN DOSYAYI KÜL HALİNE GETİRMESİ
Hakim yetkisizlik kararı veriyor. Bu nedenle dosyanın bir bütün olarak yetkili yer mahkemesine gitmesi gerekiyor. Eski bir uygulama gereği bu durumu ifade etmek için kararda "dosyanın kül halinde yetkili yere gönderilmesine" deniliyormuş. Yani, bir bütün olarak dosyanın gönderilmesi anlamına geliyor. Yeni başlayan mübaşire dosya verilmiş. Katip dış kapının önünde mübaşiri dosya yakmak üzereyken görüp soruyor.
- Ben de anlamadım, dosyanın kül halinde gitmesi gerekiyormuş, onun için yakıyorum, nasıl okuyacaklar ki anlamadım ama neyse...
(6)
DİKKATLİ SAVCI
Ben ceza infaz kurumuna bakıyordum. İnfaz işlerine bakan bir cumhuriyet savcımızın imzaladığı bir kısım infaz evraklarına, kurumda yapılan görüşmelerde ve yazılan dilekçelerde sıklıkla yanlışlıklardan bahsediliyordu.
Cumhuriyet savcısına, yanlış anlaşılabileceğinden bir şey söyleme imkanı da yoktu. Biraz kurcalayınca, savcı beyin evrakları fazla dikkat etmeden zabıt katibinin getirdiği gibi seri bir şekilde imzaladığını öğrendim.
Bir nisan gününde aklıma bir şaka geldi. Gerçekten durum anlattıkları gibi mi değil mi? En kötü ihtimal infaz savcısına şaka yapmış gibi işin içinden çıkmayı düşünmüştüm. Kimsenin bilgisi olmadan, beş yıllık cezayı içeren müddetnameye savcı beyin adını ve soyadını, adres olarak adliye lojmanını yazarak doldurdum. Hizmetliyi çağırdım.
- Bunu .... Savcı Beye getir. Dosyanın içinde bulduğumu, imzasının eksik kaldığını söyle lütfen.
Bir dakika sonra imzalı olarak bana geldi.
(7)
AVUKATIN SAVUNMASI ÜZERİNE SANIĞIN KUŞKUSU
Sanık ağır ceza mahkemesinde nitelikli zimmet suçundan yargılanıyor. Başarılı bir savunma sonunda, delil yetersizliğinden beraat kararı çıkıyor. Adliye çıkışında avukat müvekkiline dönüp: Artık duruşma bitti, bana doğruyu söyleyebilirsin, gerçekten o parayı zimmetine geçirdin mi?
Adam: Vallahi, ben geçirdiğimi zannediyordum ama savunmanızdan sonra içime ciddi bir kuşku düştü.
(8)
HAKİMİN KEYİF YAPMA KARARI
Asliye ceza mahkemesi duruşmasındayız. Göreve yeni başlayan bir zabıt katibimiz vardı. Acemi ve de heyecanlı idi. İlk duruşma. Hakim bey yavaş yavaş söylüyor ve dikkatlice kontrol ediyordu. İmzalamak için duruşma tutanağını aldı, baktı ve gülerek bana verdi.
İşaret ettiği yeri okudum. "... günü olay mahallinde keyif yapılmasına" diyordu. Katip doğal olarak işin farkında değil. Hakim bey gösterdi ama heyecandan pek anlamayınca,
Hakim: Bari refakate çalgıcıların da alınmasına diye yazsaydınız.
Katip, gayet ciddi bir şekilde: Yazmamış mıyım hakim bey. Özür dilerim. Hemen yazayım.
Meseleyi anlayınca gülme sırası katibe geçmişti. Sonrasında mahcubiyet hissetti. Ben daha vahim benzer bir hadise duymuştum. Anlatmaya başladım:
Hakim, zabıt katibine ilçe emniyet müdürlüğüne keşif gün ve hazırlıkları ile tanıkların hazır edilmesi için müzekkere yazdırıyor. Baş komiser elinde müzekkere ile hakimin odasına gelir. Hakim bey böyle bir müzekkere geldi. Tamam keyif yapalım yapmasına da tankları nerden bulacağız. Jandarmaya sordum. İlçemizde hiç tank yokmuş.
Hakim şaşırır ve yazdığı müzekkereyi okur. Katip şöyle yazmıştır: Olay mahallinde tankların hazır edilerek keyif yapılmasına…
Meğer “olay mahallinde tanıkların hazır edilerek keşif yapılmasına” yazmak istemiş ama “tanıklar” “tanka”, “keşif” de “keyife” dönünce iş karışmış. Bu durum karşısında bizim acemi katip, "benimki buna göre hata bile sayılmaz" havasına girerek biraz rahatladı. Amaç da buydu zaten.
Kaynak:
adliye koridorları düşünce gül Filiz Kitabevi, 5. Baskı, İstanbul
-------
[1] Yediemin: Güvenilir kişi.