İşte Prof. Dr. Ersan Şen'in Ayasofya ile ilgili hukuki tartışmalara ilişkin A'den Z'ye programında Uğur Önver'e yaptığı yaptığı o değerlendirmeler:

Ayasofya ile ilgili karar 2 Temmuz'da çıkmayabilir. Benim edindiğim bilgilere göre bir duruşma yapılacak. 2 Temmuz'da olmasa da Danıştay 2. Dairesi bu konuda bir karar verecek. Yargıyı kanaatimce zorlayan 3 mesele var. Birinci mesele, bu mesele yargının gündemine taşınmadan bakanlar kurulunun yeni dönemde de Cumhurbaşkanı'nın kararıyla bu mesele halledilebilirdi, halledilebilir de. Dolayısıyla siyaset süreci bu şekilde sürdürmek istemiyor. Dolayısıyla yargıyı zorlayan süreç ne? Yargı diyor ki; "Siz idare olarak karar veriyorsunuz, takdir ediyorsunuz. İdare bunun takdir değerlendirmesini yapmış. Usulde paralellik gereğince tekrar alabilirsiniz."

Burada yapılması gereken bir Cumhurbaşkanı kararı. Bir ikinci mesele var Ayasofya'da; bu konuda defaatle müracaatlar yapılmış, Anayasa Mahkemesi dahil yapılmış. Şöyle bir karar vermiş yargı: Ayasofya UNESCO'nun dünya miras listesindedir. Müze olarak faaliyet göstermesinde aykırılık yok, idare böyle takdir etmiş. Yerindelik denetimi yapamam. Türkiye de dünya miraslarının korunmasıyla ilgili 1983 yılında altına imza attığı sözleşmenin de tarafıdır demiş. Hukuki bir bakış açısı ortaya koymuştur.

Yani 2 Temmuz ve sonrasında bir ret kararı çıkarsa kıyamet kopmayacak. Yargı bunu hukuk üzerinden değerlendirecek. Yargının en önemli açmazı bu konuyu daha önce inceleyip karar vermesi. Yargının bazı kararlarında diyor ki ey idare bir adım at. Nasıl daha önce müze yaptıysan şimdi de cami yapabilirsin diyor.

Gelelim işin aslına. Bir: Ayasofya fethin sembolü. Bunda bir tereddüt yok. Fatih Sultan Mehmet orayı isim olarak değiştirmemiş ama nitelik olarak değiştirmemiş. Ben teknik olarak da inceledim. Burası Ebul Fetih Sultan Mehmet Vakfı'na ait. Ve tapu kaydı aynen şöyle: Türbe, Akaret, Muvakkithane ve Medreseden oluşan Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi.

Burada şöyle bir şey var. Bir mal neye vakfedilmişse o amaç için kullanılır.

AYASOFYA

Tekrar toparlarsak burası fethin sembolü. Burası çok önemli. Fatih Sultan Mehmet elçisi vasıtasıyla burayı savaşmadan teslim edin diyor ve şartlarını ortaya koyuyor. Bunun içinde can ve mal güvenliği de var. O zaman burası bir anlaşma sonucu alınsaydı o şartlar kapsamında bir süreç işletilebilirdi.

Ayasofya'nın cami yapılmasıyla ilgili kararın turizm tarafını, uluslararası ilişkiler tarafını değerlendirecek durumda değilim. Tarihçilerimiz var müzecilerimiz var bizim. Din ve vicdan hürriyeti olarak baktığınızda, Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliğini de düşündüğünüzde burada kimsenin uluslararası arenada hukuki olarak itiraz etme hakkı olamaz. Ama bu karşılıklı meselelerdir. Avrupa Birliği ile ilişkilerin değerlendirmeleri yapılabilir.

Bugüne kadar yargı meseleyi idareden beklemiş. İdare de mesele ile ilgili karar vermeyince yargı da reddetmiş. Benim tasarrufumda değildir. Burayı müzeye ya da camiye çevirmek vakıflar genel müdürlüğünün, bakanlar kurulunun görevidir demiş. Şimdi yargı farklı bir karar verirse kesin hüküm etkisi de bir tarafta etkili olacak. Ayrıca siyaset baskısıyla mı böyle bir karar verildi gibi kafalarda soru işaretlerine de neden olabilir.

AYASOFYA İÇİN KARİYE ÖRNEĞİ

Karagümrük'teki Kariye'yi müzeye çeviren kararı Danıştay iptal etmişti. Usulden fark var. Ayasofya daha önce tüketilmiş. Kariye'de yargı meseleye dahil olmuş, iptal kararı verilmiş. Ayasofya'da ise konu Anayasa Mahkemesi'ne de gitmiş. Bitmiş bir evre var. Kariye'nin Ayasofya'dan farkı bu. Olumsuz tüketilmesi. Şu haliyle Kariye'nin karara etki etmesi mümkün ama mutlak anlamda değil. Bu noktada farklı bir karar çıkarsa da buna saygı göstermek lazım.