İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı M..K. (33), İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23’üncü Ceza Dairesi’nde (İstinaf) görevli üye Hâkim A. K.’ı (45), 13 Ocak saat 13.00 sıralarında ziyarete gittiği odasında silahla bir el ateş ederek vurmuştu. Savcı K., ikinci kez ateş etmek istediği sırada ise odada bulunan Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü çaycı Yakup K. tarafından engellenmişti. Hakim K. olaydan yaralı olarak kurtulurken savcı K. hakkında ‘kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs’, ‘cebir ve tehdit kullanmak suretiyle iş yeri dokunulmazlığını ihlal’, ‘silahla ve zincirleme şekilde tehdit’, ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek’ ve ‘ısrarlı takip’ suçlarından, 20 yıl 2 aydan 42 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması talebiyle dava açılmıştı.
“MÜŞTEKİDEN ÖZÜR DİLİYORUM”
İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık savcı M. K., müşteki hakim A.K. ve tarafların avukatları katıldı.
Savunmasını yapması için söz verilen sanık K., hatalarının bedelini ödemeye hazır olduğunu belirterek, “Geldiğimiz noktada bana bunun fazlası ödetilmeye çalışılıyor. Bunun nedeni de Cumhuriyet Savcısı olmam, eyvallah. Sözlerime başlamadan önce de onu da yıpratmak istemiyorum. Müştekiden de burada özür dilemek istiyorum.” dedi.
“AŞK ÇIKRIĞI OLMAYAN BİR KUYUYA BENZER”
A.K. ile duygusal birliktelik yaşadıklarını anlatan sanık K. savunmasının devamında özetle şunları anlattı:
“Benim müşteki ile evlenme gibi isteğim vardı. Nisan ve Mayıs’ta yaşadığımız hadiseler evlilik kararından beni soğutmuştu. Aşk çıkrığı olmayan bir kuyuya benzer. Ben de çıkamadım. Hamile kalmıştı. Kendisine bebeği aldırma konusunda baskı yapmadım, evlenme teklifinde de bulunmadım. Kürtaj olmasının ardından ciddi bir psikolojik baskı gördüm. O da bana aşık oldu, hamile kaldı sonuçta. Kürtaj olayı ve dairesinde yaşadığı hadiseler nedeniyle bu sorunla ilişkimize yansıdı. Sonraki süreçte müşteki tekrar hamile kaldığını söyledi. Ben orada doğrusu biraz şaşırdım. Burada onu da suçlamak istemiyorum. Olayın sıcaklığı ve düştüğü aşk çukurundan çıkamadı o da.”
“İSTESEM ÖLDÜRÜRDÜM, TAMAMEN BİR AŞK HADİSESİ”
“Bugün burada yalan söylemeyeceğim. O mesajları ben attım. Gitmesini istediğimi söyledim. Kendisi beni tersledi. İkinci gebeliğin de doğru olduğuna ve çocuğun benden olduğuna inanıyorum. Daha sonra aramızda hararetli bir tartışma oldu. Kendisine asla vurmadım. Kendisi bana çok vurdu. Alnıma yumruklar attı. Odaya kahramanımız çaycı girdi. Hakime hanım çaycıya bana saldırıyor deyince çaycı bana müdahale etmeye çalıştı. Hakime hanımla aramıza girdi. Çaycı 30 saniyelik olayda 4-5 tane yalan söylüyor. Müştekinin çantasına doğru yöneldiğini ve bana silah çıkaracağını düşündüm. Tabancayı aşağıya doğrulttum. Tabanca ile ilk atışımı yaptım. İlk atışta vurulmadığına eminim. Kendisi bacağından yararlandı. Çantasına hamle yapmaktan vazgeçmemesi ile silahımın namlusunu yine doğrulttum. Kendisini öldürmek istesem zaten öldürürdüm. Polis memurlarında biraz akıl olsa beni zaten vururlardı. Polis memurlarımız bu konuda çok becerikli değil biliyorsunuz. Asansörde savcı olduğumu söyledim. Bunun üzerine kelepçemi de çıkardılar. Kastım öldürme olsa kafasına tek kurşunla öldürebilirim. Müştekiyi tanıdığımda 29 yaşındaydım. Kadın örgütleri geldilerse hoş gelmişler. İyi ki de gelmişler. Bu kadına karşı işlenmiş bir suç olarak görülmemeli. Tamamen bir aşk hadisesi.”
“SÜREKLİ RAHATSIZ ETTİ”
Beyanda bulunması için söz verilen müşteki hakim A.K. ifadesinde ilişkilerinin bitmesine rağmen sanığın sürekli kendisini rahatsız ettiğini belirterek şunları anlattı: “Kendisini engellememe rağmen bu sefer de iş yerime gelmeye başladı. İlişkimiz içerisinde beni defalarca kez sıkıştırmıştı. En son olarak kendisini engelledim. Telefondan engelleyince odama daha fazla gelmeye başladı. Çok uzun bir süre tedirgindim. Kapımı kilitleyerek çalıştım uzun bir süre. Her yerden engelledim. Sanık banka hesabıma para göndererek açıklamalara yazdığı notlarla benimle iletişime geçmeye başladı. Odamda telefonun fişini çekerek çalışıyordum. Aramalarından dolayı çalışmak mümkün değildi. Sürekli arkamı kolluyordum.”
“ÖFKELENİNCE GÖZÜ HİÇBİR ŞEYİ GÖRMÜYOR”
“Olay günü sanık odama geldi. Baskın yaparak geldi. ‘Gideceksin buradan, bunun sözünü vereceksin bana’ dedi. Masama kadar geldi dayandı. O sırada kalemi aramaya çalıştım. Sanık arkamdan telefonu kapattı. Elimi kolumu tuttu. Kafamı bastırdı. Sanığa güç yetiremedim. Sonra silahı çıkarttı mermiyi ağzına sürdü. Sanığın ateş edeceğini gerçekten düşünmedim. Beni bezdirmeye çalıştığını düşündüm. Çaycı geldi, ‘bana saldırıyor’ dedim çaycıya. Aramıza girdi, sanığı kapıya doğru süpürdü. Çıkmamaya çalıştı sanık, ben hemen kalemi aradım. Güvenliği çağırmalarını istedim. Beni kasığımdan vurdu. İkinci kez ateş etmeye çalıştı, ben masanın altına saklandım. Çaycı sanığın elinden silahı aldı. Ne olup ne bittiğinden sanığın ne işler çevirdiğinden haberim yoktu benim. Tedavim bittikten sonra öğrendim çoğunu. ‘Planlı değil’ falan demesin. Sanığın ne kadar öfkeli bir insan olduğunu biliyorum, öfkelenince gözü hiçbir şeyi görmüyor. Tüm suçlar bakımından sanıktan şikayetçiyim.”
MAHKEME BAŞKANI: KİMSENİN ÖZEL HAYATI BİZİ İLGİLENDİRMEZ
Sanık avukatı söz alarak müştekiye A.K.’a sorular yöneltti. Avukat, “Yaşadığı bu ilişkiyi normal görüyor mu hakime hanım? Benim müvekkilimi şantajcı, sapık ilan etti. Normalleştiriyor mu kendisi bu ilişkiyi? Bir hamilelik yaşamışsınız benim müvekkilim istemediği halde bu ikincisi neden?” diye sordu.
Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Aralarındaki özel hayatlarındaki mesele bizi ilgilendirmez, bu bizim dosyamızın konusu değil. Kimse burada hakim-savcı olduğu için mesleğine yönelik yargılanmıyor. Bu şekilde sorular yöneltemezsiniz.” diyerek soruyu reddetti.
“HALA O GÜCÜM VE KUDRETİM VAR”
Daha sonra sanık K. söz alarak, “Benim itibarım zedelenmeye çalışılıyor, buna basın da alet ediliyor. Basına sadece benimle ilgili aleyhe hususlar servis edildi. Ben saplantılı aşık yapıldım, sapık yapıldım. Bunlar yazılmadı, yazdırıldı. Müşteki vekilliği ve basın arasında yapıldı bunlar. Halen daha yıpratılmak isteniyorum. Ben müştekinin hakimlik yapmasını engelleyebilirdim, yaptığı şeyler dolayısıyla. Hala o gücüm ve kudretim var, bunu söyleyeyim. Tutukluluğumun devam etmesine imkan yok bu olayın sadece bir yaralama olduğu anlaşılacak. 44 yaşında bir kadın kendi rızası dışında nasıl hamile kalıyor. İkinci hamilelik neden gerçekleşti bunu sormanız gerekiyor başkanım? 3 aydır tutukluyum, ben Cumhuriyet Savcısıyım, ev hapsiyle yargılanmak bile bana ağır geliyor.” dedi.
Haber: Elif Altın / Hürriyet





