İmar kirliliğine neden olma suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184.maddesinde düzenlenmiştir. TCK m.184/1 hükmüne göre; Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.

İmar mevzuatına aykırılık nedeniyle ilgili idarelerce uygulanacak idari para cezalarına ilişkin düzenlemeler ise 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinde düzenlenmektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 7. fıkrasına göre; ilgili idarelerce tahsil olunan idari para cezaları, aynı fiil nedeniyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesine göre mahkûm olanlara faizsiz olarak iade edilecektir.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42.maddesinin 7. Fıkrasının gerekçesi ise şu şekildedir: “…Yedinci fıkra ile, para cezalarının, Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesine göre imar kirliliğine neden olmak suçundan hüküm giyenlere faizsiz olarak iade edilmesi sağlanarak hapis cezası ve idari para cezasının birlikte verilmemesi amaçlanmıştır…”.

İmar mevzuatına aykırı yapı yapan kişilere ilgili idarelerce (genellikle belediyeler) verilen ve tahsil edilen idari para cezaları, aynı eylem nedeniyle TCK’nin 184. maddesi uyarınca ceza alınması halinde faizsiz olarak ilgili idarede tarafından iade edilecektir. Bu durum genel hukuk prensiplerinden olan aynı eylemden dolayı birden fazla yargılanmama ve cezalandırılmama (non bis in idem) ilkesinin gereğidir.

Buradan anlaşılması gereken şudur: Şayet imar mevzuatına aykırı yapı yapan kişiye ilgili idarelerce 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinde düzenlenen idari para cezalarının kesilmesi durumunda, şayet idari para cezasının muhatabı olan kişi aynı eyleminden dolayı ceza mahkemelerinde yargılanmış ve TCK m.184 kapsamında imar kirliliğine neden olma suçundan mahkûm olmuş ise ilgili idarece kesilen imar para cezası muhatap tarafından ilgili idareye ödenmiş ise faizsiz bir şekilde iade edilecek, şayet ödeme olmamış ise (yani idari para cezası tahsil edilmemiş ise) imar para cezasına ilişkin kararın ortadan kaldırılması gerekecektir. Böyle bir durumda ilgili idarenin takdir hakkı bulunmamaktadır. Çünkü ilgili yasa hükmü buyurucu niteliktedir.

Ödenen imar para cezasının iade alınabilmesi için; aynı fiil nedeniyle imar kirliliğine neden olma suçundan mahkûm olunmuş olması (hapis ya da adli para cezası verilmesi), ceza mahkemelerince verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ve ilgilisince para cezasını kesen idareye başvuru yapılması gerekmektedir. Başvuru, şayet idari para cezası ödenmiş ise; ödenen idari para cezasının iadesi için, şayet idari para cezası ödenmemiş ise idari para cezasının kaldırılması için yapılmalıdır. Belirtmekte fayda gördüğümüz en önemli hususlardan biri; ödenen imar para cezalarının 3194 sayılı kanunun 42/7. maddesi gereği faizsiz iadesinin talep edilebileceğinin mümkün olmasıdır. Her ne kadar faizsiz iadeye ilişkin bu durum hukuka aykırı sonuçlar ortaya çıkarsa da yasanın buyurucu hükmü bu yöndedir.

Uygulamada sıklıkla imar para cezasının iadesine ilişkin ilgili idarelere yapılan başvurulardan olumlu sonuç alınamadığı gözlemlenmektedir. Muhatap tarafından ilgili idareye 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.10 kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi durumunda ya da ilgili başvuruya 30 gün içerisinde idare tarafından cevap verilmemesi durumunda, muhatabın dava açma süresi içerisinde idare mahkemelerinde dava açması gerekmektedir. Açılacak bu davada haklılığın tespit edilmesi halinde yapılan idari başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline ve ödenen para cezasının iadesine karar verilecektir.

Yazımızın konusu ile ilgili bir kısım Danıştay kararları şöyledir:

1-) Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun konuya ilişkin 28.06.2018 T. -2016/3155 E. -2018/3741 K. sayılı kararı şu şekildedir: “…Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapmak fiili nedeniyle hakkında idari para cezası işlemi tesis edilenlerin, aynı fiil kapsamında Türk Ceza Kanununun 184. maddesinde düzenlenen "İmar Kirliliğine Neden Olma" suçu nedeniyle yapılan ceza yargılaması neticesinde mahkûm edilmesi halinde, tahsil edilen idari para cezasına ilişkin tutarın kendilerine iade edilebileceği açık olmakla birlikte, bu durumun anılan ceza mahkemesi kararından çok önce tesis edilmiş olan para cezası verilmesine ilişkin işlemi tek başına hukuka aykırı hale getirmeyeceği gibi idari yargı yerinde görülmekte olan davanın konusunu da teşkil etmediği, kişinin kendisinden tahsil edilen para cezasının ceza yargılaması sonucu verilen mahkûmiyet kararı nedeniyle iadesi istemiyle idareye başvuru yapıp, başvurunun reddedilmesi halinde buna ilişkin işlemin iptali istemiyle ayrıca dava açabileceği ve varsa tahsil edilen para cezasının iade edilip edilmeyeceğinin de o uyuşmazlıkta değerlendirileceği sonucuna varılmaktadır…”.

2-) Danıştay 14. Daire’nin 16.04.2014 T. -2012/7999 E. -2014/4784 K. sayılı kararı şu şekildedir: “…Davacının ceza yargılaması sonucunda mahkûm edildiği ve hapis cezasının ertelendiği, dolayısıyla 3194 sayılı Kanunun 42 nci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca idari para cezasına ilişkin tutarın kendisine iade edilebileceği, ancak tahsil edilen para cezasının iadesi istemiyle idareye başvurması, başvurunun reddedilmesi halinde başka bir davada uyuşmazlık konusu edilmesi gerektiği anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır…”.

3-) Danıştay 14. Daire’nin konuya ilişkin 24.05.2018 T. -2015/4933 E. -2018/4060 K. sayılı kararı şu şekildedir: “…Yargıtay'ın temyiz incelemesi neticesinde verilen … Asliye Ceza Mahkemesinin … günlü, … sayılı kararı ile "davacının suç yönünden imar kirliliğine neden olma suçu sabit görülmekle ve ayrıca 2863 sayılı Yasanın 65/b bendi uyarınca yüklenen suçu da sabit görüldüğünden her iki suç yönünden TCK'nın 44. maddesi uyarınca fikri içtima hükümlerine göre cezalandırılması gerektiğinden ve daha ağır cezayı içeren 2863 sayılı Yasanın 65/b bendi gereği … TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve dosyanın temyizen incelenmek üzere Yargıtay'da olduğu anlaşılmış olup, davacının imar kirliliğine neden olmak suçuna ilişkin olarak yargılanmasına neden olan encümen kararı ile dava konusu edilen "kaldırılması talep edilen hacizlere ve para cezasına ilişkin" encümen kararının aynı olup olmadığının saptanması, aynı olduğunun anlaşılması ve temyizen verilecek olan karar sonucu da dikkate alınmak suretiyle işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin … sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir…”. (Danıştay’ın fikri içtima durumunda genel görüşü bu kararda belirtildiği şekildedir. Ancak farklı minvalde Bölge İdare Mahkemeleri Daireleri’nin kararı da bulunmaktadır. Ayrıca söz konusu bu kararda muhalefet şerhinin de olduğunu belirtmek isteriz.)

Sonuç olarak; imar mevzuatına aykırı yapı yapanların hem imar kirliliğine neden olma suçundan mahkûm olmuş olması hem de imar para cezası idari yaptırımına çarptırılması durumunda, muhatapların ceza yargılaması sonucunda verilen mahkûmiyet hükümlerinin kesinleşmesiyle birlikte ilgili idareye başvuru yaparak ödemiş oldukları imar para cezasının faizsiz iadesini talep etme hakkı ya da şayet imar para cezasını ödememişler ise ilgili idari para cezasının kaldırılmasını talep etme hakları bulunmaktadır. İdarenin böyle bir durumda takdir hakkı bulunmamakta olup, ilgili idare idari para cezasına ilişkin ilgilisince yapılan bir ödeme var ise bunun iadesini ilgilisine sağlamalı, şayet ödeme yok ise idari para cezasını ortadan kaldırmalıdır. Aksi durumda idari para cezasının muhatapları idare mahkemelerinde açacakları dava ile şartların oluştuğu durumda haklarını elde edebilecektir.