5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında yazılı bir açıklama yapan İzmir Barosu, yaşam alanlarını korumak isteyen yurttaşların anayasal haklarının zedelendiğini bildirdi. Yapılan açıklamada, “Bugün, yalnızca doğayı hatırlama günü değil; yaşamı, kentleri ve geleceğimizi tehdit eden ekolojik yıkıma karşı mücadeleyi büyütme günüdür. Yaşadığımız ekolojik kriz, tüm insanlığın ortak sorumluluğu gibi gösterilse de yıkımın asıl kaynağı; doğayı sınırsız bir sömürü alanı olarak gören rant ve sermaye odaklı politikalardır. İliç'te siyanürlü toprak altında kalan yaşamlar, Akbelen ve Kazdağları'nda yok edilen ormanlar bunun en somut örnekleridir. Bu yıkım yalnızca kırsalda yaşanmamaktadır. İzmir'de Aliağa'nın ağır sanayi ve gemi söküm faaliyetleriyle karşı karşıya bırakıldığı kirlilik, Gaziemir'deki radyoaktif atık sahası ve İzmir Körfezi'nin giderek derinleşen ekolojik sorunları, çevre hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğini göstermektedir” ifadeleri kullanıldı.

“DOĞA HAK SAHİBİ BİR VARLIKTIR”

“Doğanın tahribiyle birlikte kentlerin hafızası ve yaşam alanları da yok edilmektedir” denilerek devam eden açıklamada, “Kıyıların, tarım alanlarının ve kamusal mekânların rant uğruna dönüştürülmesi, yalnızca çevreyi değil kent hakkını da tehdit etmektedir. Bu nedenle ekokırım kadar mekânkırım da hukuk ve demokrasi sorunudur. Ne var ki çevreyi korumak isteyen yurttaşlar ve yaşam savunucuları yalnızca şirketlerle değil, adalete erişim engelleriyle de mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Yüksek harçlar, bilirkişi ve keşif giderleri ile yargılama masrafları, çevre hakkını savunmak isteyenler açısından fiili bir engel yaratmakta; anayasal hak arama özgürlüğünü zedelemektedir. Çevreyi korumanın bedeli yurttaşlara yüklenemez. İzmir Barosu olarak; doğanın yalnızca korunacak bir kaynak değil, hak sahibi bir varlık olduğunu savunuyoruz” ifadelerine yer verildi.

“KAMUSAL DEĞERLERİMİZİ SAVUNMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

Ekokırım Türk Ceza Kanunu'nda bağımsız bir suç olarak düzenlenmesi çağrısı yapılan açıklamada, “Çevre davalarında yargısal korumaya erişimi engelleyen harç ve yargılama giderleri kaldırılmalı, çevre hakkının korunması için etkili ve erişilebilir hukuki mekanizmalar oluşturulmalıdır. Yaşam alanlarını, doğal varlıkları ve kent hafızasını yok eden politikalardan vazgeçilmelidir. İzmir Barosu olarak dün olduğu gibi bugün de; mahkeme salonlarında, yaşam alanlarında ve kamusal alanda doğadan, kentten ve yaşamdan yana olmaya devam edeceğiz. Çünkü doğa bizim mülkümüz değil, ortak yaşam alanımızdır. Ekokırıma karşı yaşamı, mekânkırıma karşı kentlerimizi; Meslek Fabrikası, Basmane Çukuru ve Buca Cezaevi gibi kent hafızasının silinmesine yol açan haksız uygulamalara karşı da ortak geçmişimizi ve kamusal değerlerimizi savunmaktan vazgeçmeyeceğiz” denildi. (Cumhuriyet)