1. Giriş

Menfi tespit davası, borçlunun bir icra takibi (özellikle kambiyo senetlerine özgü takip) tehdidi altında, takip konusu borcun mevcut olmadığını tespit ettirmeye yöneldiği bir tespit davasıdır. 19. Hukuk Dairesi’nin aşağıda numaralandırılan kararları birlikte okunduğunda, senede karşı ileri sürülen bedelsizlik/teminat iddialarında ispat rejimi, ticari defterlerin delil değeri ve ibraz edilmemesinin sonuçları, temsil yetkisi ve kötü niyet tazminatı başlıklarında belirgin bir yaklaşım çizgisi oluşmaktadır.

Bu makalede, yalnızca sunulan kararlar esas alınarak, menfi tespit davalarında kambiyo senedine dayalı uyuşmazlıklarda iddia ve ispatın sınırları değerlendirilmiştir.

2. Kambiyo Senedinin Soyut Niteliği ve Ticari Defter Kaydının “Senedi Düşürmemesi”

Kararlar, kambiyo senedinin soyut borç ikrarı niteliğini başlangıç noktası olarak kabul etmekte; senedin ticari defterlerde yer almamasının, kural olarak senedin hukuki geçerliliğini veya kambiyo vasfını ortadan kaldırmadığını vurgulamaktadır. Bu yaklaşım, “kambiyo senetlerindeki borcun sebepten mücerret olduğu” ve “senedin davalı defterlerinde kayıtlı olmamasının kambiyo senedi niteliğini etkileyemeyeceği” gerekçesiyle davanın reddinin onandığı kararda açık biçimde görülür [1]. Benzer şekilde, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında alacak/çek kaydına rastlanmamasının “kambiyo senedini güçten düşürmeyeceği” kabul edilmiştir [5].

Aynı çizgi, bedelsizlik veya borç bulunmadığı iddiası ileri sürülen başka uyuşmazlıklarda da sürdürülmüştür: “kambiyo senetlerinin ticari defterlere işlenme zaruretinin bulunmaması” özellikle belirtilerek menfi tespit davasının reddinin onanması yoluna gidilmiştir [13]. Keza “bononun davalının ticari defterinde kayıtlı olmamasının onu hükümden düşürmeyeceği” açıkça ifade edilmiştir [15].

Bu kararların ortak sonucu şudur: Defter kaydı yokluğu, tek başına borcun yokluğunu (bedelsizliği) doğrudan ispatlamaz; kambiyo senedinin soyut niteliği karşısında borçlu olmadığını iddia edenin ayrıca usulüne uygun delille iddiasını desteklemesi gerekir [1], [5], [13], [15].

3. Senede Karşı İddialarda Yazılı Delil Zorunluluğu ve “Teminat/Bedelsizlik” Savunması

19.Hukuk Dairesi kararlarında belirgin hat, kambiyo senedine karşı ileri sürülen teminat için verildiği, bedelsiz kaldığı, borcun olmadığı gibi iddiaların, kural olarak yazılı delille ispatlanması gerektiği yönündedir.

Teminat iddiasında, davacının “teminat senedi” savunmasını yazılı belgeyle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddi onanmıştır [10]. Bedelsizlik iddiasında, mahkemenin yalnız defter kayıtlarına dayanarak kabul kararı vermesi isabetli görülmemiş; bedelsizliğin “yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği” vurgulanarak bozma yoluna gidilmiştir [9]. “Malen” kayıtlı senet bakımından ise bu kaydın mal teslimine karine teşkil ettiği belirtilmiş; buna rağmen mahkemenin bedelsizlik sonucuna eksik inceleme ile varması bozma nedeni yapılmıştır [8]. Teminat iddiasına ilişkin bir diğer kararda, davacı dilekçesinde münhasıran davalı defterlerine delil olarak dayanmadığı halde, davalının defter sunmamasının davacı lehine ispat karinesi sayılması kabul edilmemiş; yazılı deliller değerlendirilmeden hüküm kurulması bozma sebebi yapılmıştır [3].

Buna karşılık, “delillerin toplanmasında eksik inceleme” vurgusuyla bozulan bir uyuşmazlıkta Daire, davacıların “defterler ve her türlü delil” şeklindeki delil bildirimlerinin dikkate alınarak delillerin toplanması gerektiğini belirtmiştir [7]. Bu yönüyle Daire, yazılı delil vurgusunu korumakla birlikte, somut dosyada ileri sürülen delillerin usulünce toplanmasını da zorunlu görmektedir [7].

4. Ticari Defterlerin İbrazı, Delil Sistemi ve “İbrazdan Kaçınma”nın Sınırları

Kararlar, ticari defterlerin delil değerini kabul etmekle birlikte, ibrazdan kaçınmanın otomatik biçimde karşı taraf lehine ispatı tamamladığı sonucuna her durumda varmamaktadır.

Bir taraftan, davacının ticari defterlerine dayanıldığı halde ibrazdan kaçınması, ilgili düzenleme gereğince davalı iddialarının “kabul edilmiş sayılması” sonucuna bağlanmış ve mahkeme hükmü bu çerçevede denetlenmiştir [2]. Diğer taraftan, davacı “teminat” iddiasını ileri sürerken dava dilekçesinde özellikle davalı defterlerine münhasır delil olarak dayanmadıysa, davalının defter sunmamasının davacı lehine karine oluşturmayacağı belirtilmiş; mahkemenin bu şekilde kabul kararı vermesi bozma sebebi yapılmıştır [3]. Bu yaklaşım, defter ibrazının etkisini tarafların delil dayanım biçimi ve iddianın niteliği ile birlikte değerlendiren bir çizgiyi göstermektedir [2], [3].

5. Temsil Yetkisi ve Yetkisiz İmza: Kambiyo Taahhüdünün “Özel Yetki” Boyutu

Kararların önemli bir bölümü, menfi tespit davasının esasını doğrudan etkileyen “imza yetkisi” sorununa ilişkindir. Daire, kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisini temsil ilişkisi bağlamında ayırmaktadır:

Genel vekâletnameye dayalı bonoda, imzalayan kişinin ticari vekil mi ticari mümessil mi olduğunun tespiti gerektiği; ticari vekilin açık yetki verilmedikçe kambiyo taahhüdünde bulunamayacağı, ticari mümessilin ise bu yetkiye sahip olduğu belirtilmiştir. Somut olayda imzalayanın ticari vekil olduğu kabul edilerek kambiyo taahhüdü yetkisi bulunmadığından keşidecinin sorumlu tutulamayacağı ifade edilmiştir [2]. Yetkisiz şirket temsilcisinin imzaladığı bono bakımından da kambiyo senedi düzenleme yetkisinin “özel yetki” olduğu, sunulan vekâletnamede bu yetki verilmemişse senedin şirketi bağlamayacağı kabul edilerek menfi tespit hükmü onanmıştır [6].

6. Senette Tahrifat, Vade Unsuru ve Kambiyo Vasfının Korunması

Daire, senetteki bazı şekli tartışmalarda kambiyo vasfının otomatik olarak düşmeyeceğini de ortaya koymaktadır. Vade tarihinde tahrifat iddiasında, vadenin bulunmamasının veya tahrifatın senedin kambiyo vasfını her durumda ortadan kaldırmayacağı; senedin “görüldüğünde ödenecek senet” niteliği kazanacağı yaklaşımı dosyada yer almaktadır[12].

7. Kötü Niyet Tazminatı: İnceleme Zorunluluğu ve Delil Eşiği

Kararlarda kötü niyet tazminatına iki düzlemde temas edilmektedir. Bir uyuşmazlıkta “kötü niyetli olduğuna dair yeterli delil bulunmadığı” gerekçesiyle tazminata hükmedilmemesi onanmıştır [6]. Başka bir uyuşmazlıkta ise, davacı ıslah ile kötü niyet tazminatı talep etmiş olmasına rağmen bu talep hakkında olumlu/olumsuz karar verilmemesi bozma nedeni yapılmıştır [4]. Bu çerçevede, talep varsa mutlaka değerlendirme zorunluluğu, delil yoksa ret sonucu bu kararlarda açıkça görünmektedir [4], [6].

8. Sonuç: Kararlardan Çıkan Ana İlkeler

Yalnızca incelenen 19. Hukuk Dairesi kararlarına göre menfi tespit davalarında kambiyo senedine dayalı uyuşmazlıklarda şu ilkeler öne çıkmaktadır:

1. Kambiyo senedi soyut borç ikrarıdır; ticari defterlerde kayıtlı olmaması tek başına senedi hükümsüz kılmaz [1], [5], [13], [15].

2. Bedelsizlik/teminat gibi senede karşı iddialar kural olarak yazılı delille ispatlanmalıdır; yalnız defter kayıtlarıyla sonuca gidilmesi çoğu durumda yeterli görülmemektedir [3], [8], [9], [10].

3. Defter ibrazının sonuçları otomatik değildir; tarafın defterlere dayanma biçimi ve iddianın niteliği belirleyicidir [2], [3].

Av. Arb. Ahmet Oğuzhan TARHAN

Karar Künyeleri (Numaralı Liste)

1. Yargıtay 19. HD, 2016/13038 E., 2017/7331 K., 26/10/2017.

2. (Kapatılan) Yargıtay 19. HD, 2012/12316 E., 2013/4742 K., 18/03/2013.

3. Yargıtay 19. HD, 2016/3357 E., 2016/13899 K., 24/10/2016.

4. Yargıtay 19. HD, 2017/1171 E., 2018/6493 K., 11/12/2018.

5. Yargıtay 19. HD, 2013/10412 E., 2013/13979 K., 16/09/2013.

6. Yargıtay 19. HD, 2013/2657 E., 2013/5759 K., 03/04/2013.

7. Yargıtay 19. HD, 2015/16743 E., 2016/1330 K., 02/02/2016.

8. Yargıtay 19. HD, 2016/18712 E., 2017/7055 K., 18/10/2017.

9. Yargıtay 19. HD, 2013/9753 E., 2013/14267 K., 19/09/2013.

10. (Kapatılan) Yargıtay 19. HD, 2009/9372 E., 2010/6780 K., 01/06/2010.

11. Yargıtay 19. HD, 2016/4234 E., 2017/536 K., 26/01/2017.

12. Yargıtay 19. HD, 2017/5081 E., 2019/2491 K., 11/04/2019.

13. Yargıtay 19. HD, 2017/367 E., 2018/3242 K., 06/06/2018.

14. (Kapatılan) Yargıtay 19. HD, 2010/4598 E., 2010/13134 K., 23/11/2010.

15. (Kapatılan) Yargıtay 19. HD, 2010/5585 E., 2011/2263 K., 22/02/2011.

16. Yargıtay 19. HD, 2014/3522 E., 2014/8184 K., 30/04/2014.

17. Yargıtay 19. HD, 2018/235 E., 2019/5254 K., 21/11/2019.