banner590

08 Eylül 2021

ALACAK DAVASI - CULPA İN CONTRAHENDO - SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİNDEN DOĞAN SORUMLULUK

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2020/4933
K. 2021/2006
T. 4.3.2021

ALACAK DAVASI ( Uzman Üç Kişilik Bir Bilirkişi Heyetinden Taraf İddialarını Savunmalarını İtirazlarını Karşılayan Defterleri Karşılıklı İnceleyen Dosyada Daha Önce Alınan Raporları Telif Eden Varsa Asıl Davada ve Karşı Davada Talep Edilen Alacakları Dayanakları ile Açıklayan ve Hesaplayan Denetime Elverişli Rapor Alınıp Deliller Hep Birlikte Değerlendirilerek Varılacak Uygun Sonuç Dairesinde Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

CULPA İN CONTRAHENDO ( Sözleşme Görüşmeleri Sırasında Taraflardan Birinin Diğerine Dürüstlük Kuralına Aykırı Davranması Nedeniyle Ortaya Çıkan Sorumluluk - Sözleşme Görüşmelerine Başlanmakla Taraflar Arasında Hukuki İlişkinin ve Güven İlişkisinin Meydana Geldiği/Bu Güven İlişkisinin Dürüstlük Kuralı Uyarınca Belli Ölçüde Karşı Tarafın Çıkarlarını Gözetme Bildirim Aydınlatma Boş Yere Güven Vermeme Güveni Boşa Çıkarmama Gibi Birtakım Özen Yükümlülükleri Doğurduğu ve Bu Özen Yükümlülüklerine Aykırılığa Sözleşmeden Kaynaklanan Borca Aykırılığa İlişkin Hükümlerin Uygulandığı )

SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİNDEN DOĞAN SORUMLULUK ( Davacı-Karşı Davalının Davalı-Karşı Davacı ile İmzalanacak Sözleşmeye Güvenerek Birtakım Yatırımlar Yaptığını Ancak Davalının Distribütörlüğü Başka Bir Şirkete Verdiğini İddia Ederek Zararların Tahsilini İstediği - Özellikle Taraflar Arasındaki Mail Yazışmaları Dikkate Alındığında Davacının Bir Sözleşme Akdedileceği Güveni ile Bazı Harcamalar ve Yatırımlar Yaptığının Anlaşıldığı )

SÖZLEŞME AKDEDİLECEĞİ GÜVENİ İLE HARCAMA YAPILMASI ( Davacı-Karşı Davalının Taleplerine Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumluluk Kurallarıyla Bakılması Gerektiği - Davacının Sözleşme Akdedileceği Güveni ile Yaptığı Doğrudan Uygun İlliyet Bağı İçerisinde Olup Gerekli Harcamalardan Doğan Zararlarını İsteyebileceği/Karşı Dava Bakımından da Davalı-Karşı Davacının Davasına Dayanak Kıldığı Alacaklarının Varlığını Usulüne Uygun Delillerle İspat Etmesi Gerektiği )

4721/m.2

13.02.2013 T. 2012/13-1220 E. 2013/239 K. Yargıtay HGK Kararı

ÖZET : Dava, alacak istemine ilişkindir.

Uzman üç kişilik bir bilirkişi heyetinden taraf iddialarını, savunmalarını, itirazlarını karşılayan, defterleri karşılıklı inceleyen, dosyada daha önce alınan raporları telif eden, varsa asıl davada ve karşı davada talep edilen alacakları dayanakları ile açıklayan ve hesaplayan Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınıp deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmediğinden asıl davada ve karşı davada kurulan hükümlerin bozulması gerekmiştir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 07.12.2018 tarih ve 2017/1095 E. - 2018/1116 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davacı ile davalı arasında 2008 yılı başından itibaren bayilik için görüşülmeye başlandığını, 28.07.2008 tarihli ön satış sözleşmesi ile davalının bayilik satışının başlaması ve bayilik sözleşmesinin imzalanması için 50.000,00 EURO teminat talep ettiğini, davalıya TEB ...Şubesi ... nolu, tarihsiz 30.000,00 TL bedelli bir adet teminat çeki ile T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Meşrutiyet şubesi 08.09.2008 tarih, ... numaralı ... numaralı 100.000,00 TL'lik teminat mektubunun verildiğini, bu mektubun ... numaralı 50.000,00 TL bedelli teminat mektubu ile değiştirildiğini, karşı tarafın 09.04.2009 tarihinde davacıya mail atarak 100.000,00 TL bedelli teminat mektubu ve 30.000,00 TL bedelli açık çekten bahsettiğini, bu arada ön satış sözleşmesi ile davalı şirketle çalışılmaya başlandığını, davacının bu işlerin yapılabilmesi için eleman istihdam ettiğini, kongre yatırımları yaptığını, ofis yatırımı yaptığını, ancak davalının kendilerini oyaladığını ve sözleşme imzalamadığını, davalının yetkili distribütörlüğü davacıya vereceğini söylemesine rağmen Lübnan merkezli başka bir şirkete verdiğini ve davacının yaptığı yatırımlar sebebiyle büyük zarara uğradığını iddia ederek fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 40.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı-karşı davacı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde, davacı şirkete davalı tarafından distribütör olacakları yönünde bir taahhüt verilmediğini, davacının delil olarak sunduğu 28.07.2008 tarihli ön satış sözleşmesinin mal satışına yönelik olduğunu, distribütörlük taahhüdü teşkil etmediğini, davacıya verilmiş herhangi bir taahhüt ve imzalanmış bir sözleşme yok iken davacının aceleci davranıp kendisine söz verildiği inancıyla yatırımlar yapmış olmasından davacının sorumlu olduğunu, ayrıca sunulan gider tablolarındaki harcamaların hangi amaçla yapıldığının anlaşılamadığını, davacının ticari defterlerinin incelenerek tüm faaliyetlerinin tespit edilmesinin gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiş, karşı davada ise davacı şirketin İstanbul Üniversitesi'ne davalı adına satıp parasını aldığı ürünlerin bedelini davalıya ödemediği gibi ayrıca İstanbul dışında 450 hastanede tedavi gören hastalara bedelini tam olarak alıp sattığı ürünlerin tüm parçalarını teslim etmemiş olduğu için bu ürünlerin davalı tarafından hastalara tekrar bedelsiz olarak sağlandığını, ayrıca doğrudan davalı tarafından davacıya satılan ve faturalanan mal bedellerinden doğan borcun da ödenmediğini iddia ederek 192.647,69 TL olan alacaklarının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde kök raporda, taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğu, davacının defterlerinde davalıya 34.821,33 TL borçlu olduğu, davalının dava tarihinden sonra 50.000,00 TL'lik teminat mektubunu nakde çevirmesi sonucu davacının davalıdan 15.178,67 TL alacaklı duruma geçtiği, davacının tek yetkili distribütörlük için yaptığını iddia ettiği masraf tutarının 218.749,47 TL olarak defterlerde kayıtlı olduğu, davacı talebinin 40.000,00 TL olduğu, 22.02.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 113.767,84 TL olarak ıslah ettiği, davalı yan defterlerinde davalının muhtelif alıcılardan 58.585,64 TL alacaklı olduğu, davacının 34.730,99 TL komisyon alacağının bulunduğu, davalının muhtelif alıcılardan alacaklı olduğu 58.585.64 TL alacağından davacının komisyon alacağını mahsup ederek davacının kalan borcunun 23.854.65 TL olarak hesap edildiği, davalının dava tarihi itibariyle kendi defterlerinde davacıdan 174.416,63 TL alacaklı göründüğü, davacının sözleşme ile irtibatı kurulmayan demirbaşlar ile 2008 temmuz ayından 2009 yılı sonuna kadarki işçi ücretlerini, çektiği kredilerin faizini, alınan hizmet ve yapılan masrafların KDV'sini, yönetim giderleri ve genel giderler bedelini isteyemeyeceği, davacının davalıdan talep edebileceği demirbaş tutarının 29.380,72 TL olarak denetime elverişli bilirkişi ek rapor 1 ile ve davacının davalıdan talep edebileceği kongre masraflarının 54.777.12 TL olarak denetime elverişli bilirkişi ek rapor 2 ile tespit edildiği, toplam 84.157.84 TL alacaklı olduğu, davacının talep edebildiği bu demirbaşların bir implant firmasının diş hekimlerine implant satışı yapabilmesi için gerekli demirbaşlar olduğu, bu demirbaşların ikinci el değerlerinin mümkün olmadığı, bu aletlerin özellikleri dolayısıyla başka bir şekilde değerlendirilmesinin ve başka bir amaçla kullanılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davacı vekili dava dilekçesinde 40.000,00 TL talep etmiş olup faiz talebinde bulunmadığı göz önüne alınarak 22.02.2013 tarihli ıslah dilekçesinde temerrüt tarihinden itibaren avans faizi istediği görülmekle, dosya kapsamından davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinin görüldüğü, davacının dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi birlikte dikkate alınarak 84.157.84 TL'nin ıslah edilen 44.157,84 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davalı - karşı davacının talebi yönünden ise, davalı - karşı davacı 164.985.76 TL'nin ticari reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş olup, davalının bu talepleri; 1- davacının kendilerinden alıp hastalara teslim ettiği ve bedellerini tahsil ettiği malzemeler tutarının 58.585.64 TL olduğu bundan davacının hak ettiği 34.730,99 TL'lik komisyon alacağının tenzili ile kalan 23.854,64 TL'ye ilişkin davalı malı davacıya hastalar adına teslim ettiği parayı davacının alıp kendilerine ödemediği iddiasının davacının hastalardan ne kadar para tahsil ettiğinin ispata muhtaç olup, davalı tarafından bu hususun ispatlanmadığı, 2- yarım kalan tedavilerle ilgili kendilerinin (davalı ) katlanmak zorunda kaldıklarını iddia ettikleri tutarla ilgili olarak talep edilen 64.766,37 TL'ye ilişkin olarak davacının davalıdan ne kadarlık malzeme aldığı, ne kadarlık eksik malzeme kaldığı ve davalının bunların ne kadarını kendisinin hastalara temin ettiği hususu da davalı tarafından ispatı gerekip dosya kapsamında ispatlanmadığı, davalının davacıdan cari hesaptan dolayı alacaklı olduğu miktarın 76.374,74 TL olduğu gerekçesiyle bu miktarın karşı dava tarihi olan 29.03.2010 tarihi itibari ile işleyecek avans faizi ile davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.02.2013 tarihli, 2012/13-1220 Esas ve 2013/239 Karar sayılı ilamında ifade edildiği gibi, toplumsal hayatın hızla gelişmesi sonucu ortaya çıkan bazı hukuki sorunların çözümünü, klasik borç doğurucu sorumluluk kaynakları olarak nitelendirilen haksız fiil, sözleşme ve sebepsiz zenginleşme içerisinde bulabilmek her zaman mümkün değildir. Kanunların çözüm öngöremediği bu tür durumlar için öğretide yeni hukuki müessese ve sorumluluk türleri belirlenmesi yoluna gidilmiştir. Bu yeni belirlenen sorumluluk türlerinden olan sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk (culpa in contrahendo), sözleşme görüşmeleri sırasında taraflardan birinin diğerine dürüstlük kuralına aykırı davranması nedeniyle ortaya çıkan sorumluluk olarak tanımlanabilir. Zira sözleşme görüşmelerine başlanmakla taraflar arasında hukuki ilişki, başka bir deyişle bir güven ilişkisi meydana gelmektedir. Bu güven ilişkisi, TMK m. 2'de ifade bulan dürüstlük kuralı uyarınca belli ölçüde karşı tarafın çıkarlarını gözetme, böylece bildirim, aydınlatma, boş yere güven vermeme, güveni boşa çıkarmama gibi birtakım özen yükümlülükleri doğurmaktadır. Bu özen yükümlülüklerine aykırılığa da sözleşmeden kaynaklanan borca aykırılığa ilişkin hükümler uygulanmaktadır.

Eldeki asıl davaya konu somut uyuşmazlığa gelindiğinde davacı-karşı davalı, davalı-karşı davacı ile imzalanacak sözleşmeye güvenerek birtakım yatırımlar yaptıklarını, ancak davalının distribütörlüğü başka bir şirkete verdiğini iddia ederek yapmış oldukları giderler ve yatırımlardan dolayı uğramış oldukları zararların tahsilini istemiştir. Tüm dosya kapsamı ve özellikle taraflar arasındaki e-mail yazışmaları dikkate alındığında, davacı-karşı davalının bir sözleşme akdedileceği güveni ile bazı harcamalar ve yatırımlar yaptığı anlaşılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar bağlamında davacı-karşı davalının taleplerine sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk kurallarıyla bakılması gerekmektedir. Böyle bir durumda davacı-karşı davalı, sözleşme akdedileceği güveni ile yaptığı, doğrudan uygun illiyet bağı içerisinde olup gerekli harcamalardan doğan zararlarını isteyebilir. Karşı dava bakımından da davalı-karşı davacı, davasına dayanak kıldığı alacaklarının varlığını usulüne uygun delillerle ispat etmelidir.

Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve açıklamalar çerçevesinde konusunda uzman üç kişilik bir bilirkişi heyetinden taraf iddialarını, savunmalarını, itirazlarını karşılayan, defterleri karşılıklı inceleyen, dosyada daha önce alınan raporları telif eden, varsa asıl davada ve karşı davada talep edilen alacakları dayanakları ile açıklayan ve hesaplayan Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınıp deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden asıl davada ve karşı davada kurulan hükümlerin bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve karşı davada verilen hükümlerin taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı ve davalı yararına 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin birinden alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 04.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

kazanci.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.