banner664

15 Ekim 2019

HİZMETLERİN BİRLEŞTİRİLMESİ İLE EMEKLİ OLMA İSTEMİ - İŞ MAHKEMELERİNİN İSTİSNAİ NİTELİKTE ÖZEL MAHKEMELER OLMASI

T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2017/3072
K. 2018/8228
T. 13.11.2018

* HİZMETLERİN BİRLEŞTİRİLMESİ İLE EMEKLİ OLMA İSTEMİ ( İş Mahkemelerinin 5521 Sayılı Kanun ile Kurulmuş İstisnai Nitelikte Özel Mahkemeler Olduğu - 506 ve 5510 Sayılı Kanunların Uygulamasından Doğan Uyuşmazlıkların Yetkili İş Mahkemelerinde Görüleceği/Bu Durumda Bölge Adliye Mahkemesince Dava Konusu Uyuşmazlığın İş Mahkemesi'nin Görevine Girdiği Gözetilerek İşin Esasına Girilerek Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

* İŞ MAHKEMELERİNİN İSTİSNAİ NİTELİKTE ÖZEL MAHKEMELER OLMASI ( Hizmetlerin Birleştirilmesi ile Emekli Olma İstemi - 506 ve 5510 Sayılı Kanunların Uygulamasından Doğan Uyuşmazlıkların Yetkili İş Mahkemelerinde Görüleceği/Bu Durumda Bölge Adliye Mahkemesince Dava Konusu Uyuşmazlığın İş Mahkemesi'nin Görevine Girdiği Gözetilerek İşin Esasına Girilerek Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

* GÖREVLİ MAHKEME ( İş Mahkemelerinin 5521 Sayılı Kanun ile Kurulmuş İstisnai Nitelikte Özel Mahkemeler Olduğu/506 ve 5510 Sayılı Kanunların Uygulamasından Doğan Uyuşmazlıkların Yetkili İş Mahkemelerinde Görüleceği - Bu Durumda Bölge Adliye Mahkemesince Dava Konusu Uyuşmazlığın İş Mahkemesi'nin Görevine Girdiği Gözetilerek İşin Esasına Girilerek Bir Karar Verilmesi Gerektiği/Hizmetlerin Birleştirilmesi ile Emekli Olma İstemi )

506/m. 4/a

5510/m. 101, 106

ÖZET : Dava, hizmet birleştirmesi ile 506 Sayılı kanun 4/a maddesinden emekli olmak istemine ilişkindir. İş Mahkemeleri, 5521 Sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 506 ve 5510 sayılı Kanunların uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu uyuşmazlığın İş Mahkemesi'nin görevine girdiği gözetilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : A-) Davacı İstemi;

Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davacının, 01.10.1987-14.03.2007 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde 19 yıl 5 ay 14 gün muvazzaf subay olarak görev yaptığını, 17.04.2007 tarihinden itibaren SSK'ya tabi sigortalı olarak hava yolu şirketlerinde çalışmaya başladığını, 30.11.2015 tarihli yaşlılık aylığı talebinin yaş şartını yerine getirmediğinden reddedildiğini, 506 Sayılı Kanun'un Ek 39.maddesi dikkate alındığında yaş bakımından yasal koşulları yerine getirdiğinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek, davacının yaşlılık aylığı başvurusunu yaptığı 30.11.2015 tarihini takip eden 01.12.2015 tarihinden itibaren emekli sayılarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, birikmiş aylıkların 01.12.2015 tarihinden itibaren faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

B-) Davalı Cevabı;

Davalı vekili; yargı yolunun caiz olmadığını, davacının 506 Sayılı Kanun gereğince yaşlılık aylığı tahsis talebinin bulunmadığını, bu nedenle 506 Sayılı Kanun'un “Bu yasanın ek 5 ve ek 6.maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanunun 60 ve geçici 81.maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir” şeklindeki Ek 39.madde hükmünden yararlanacağı saptanmasına yönelik davanın açılmasında davacının korunmaya değer herhangi bir hukuki yararının bulunmadığı belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

C-) İlk Derece Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi;

“...1-Davacının davasının kabulüne,

Davacının fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden tenzili ile 01.12.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, ..” karar verilmiştir.

GEREKÇE

“... bilirkişi 03.10.2016 havale tarihli raporunda özetle, davacının 09.09.1969 doğumlu olup 01.10.1987-14.03.2007 tarihleri arasında 5434 Sayılı yasa kapsamında 19 yıl, 5 ay, 14 gün çalışmış olup yine aynı yasa kapsamında 4 yıl 1 ay 15 gün fiili hizmet zammı bulunduğunu, 23.05.2002 tarihi itibariyle hizmet süresi (14 yıl 7 ay 2 gün olup bu süreye 4 yıl 1 ay 15 gün itibari hizmet süresi de eklendiğinde) 18 yıl 9 ay 7 gün olduğunu, bu durumda, 506 Sayılı yasanın geçici 81. Maddesine göre davacının emeklilik şartları, 25 yıl sigortalılık süresi, 47 yaş ve 5150 prim ödeme gün sayısı olduğunu, davacının 30.11.2015 tahsis talep tarihi itibari ile 5434 Sayılı yasa kapsamında fiili hizmeti ve fiili hizmet zammı toplamı olarak 8.489 prim ödeme günü, 5510 Sayılı yasanın 4a kapsamında ise 3.104 gün olmak üzere toplam 11.593 prim ödeme gün sayısı mevcut olduğunu, davacının yasada öngörülen sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamladığı açık olup bu hususta bir uyuşmazlık da bulunmadığını, ancak, 09.09.1969 doğumlu olan davacının, tahsis talep tarihi itibari ile 46 yaşında olup Kurum tarafından davacının fili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirilmediğinden 47 yaş şartı nedeni ile talebi reddedildiğini, davacının 47 yaş süresinden 4 yıl 1 ay 5 günlük fiili hizmet zammı süresi düşüldüğünde davacının yaşlılık aylığı yaş haddi şartı 42 yıl 10 ay 15 gün (24.07.2012 tarihi) olarak bulunduğunu, oysa tahsis talep tarihi olan 30.11.2015'te davacının (09.09.1969-30.11.2015) 46 yıl 2 ay 21 günlük olduğunu, dolayısıyla bu farz ve kabul durumunda yaş şartını da yerine getirdiğini, bu durumda, davacının fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğini 30.11.2015 tarihinde tahsis talep şartlarını taşıdığı ve yaşlılık aylığına müstahak olduğunu, davacının fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden tenzili ve 01.12.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği sonuç ve kanısına varıldığını bildirmiştir.

Yapılan yargılama sonunda tüm dosya kapsamı ve itibar edilen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden tenzili ile 01.12.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine dair...”

D-) Bölge Adliye Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi;

“... 1-Davalının istinaf isteminin kabulüne,

2-)... 19. İş Mahkemesi'nin 2015/710 Esas, 2016/534 Karar sayılı 11.10.2016 tarihli kararının kaldırılmasına

3-)Davayı görmekte idari yargı görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine,

4-)Davacının istinaf isteminin görevli idari yargı mahkemesinde karara bağlanmasına,... ”

GEREKÇE

“..Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 5434 Sayılı Yasa'ya tabi olarak 01.10.1987-14.03.2007 tarihleri arasında 19 yıl 5 ay 14 gün çalıştığı, aynı Yasa'ya göre 4 yıl 1 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin bulunduğu, 506 Sayılı Kanun'un geçici 81.maddesine göre davacının emeklilik şartlarının 25 yıl sigortalılık süresi, 47 yaş ve 5150 prim ödeme gün sayısı olduğu, davacın 30.11.2015 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, 5434 Sayılı Yasa'ya göre fiili hizmeti ile fiili hizmet zammı toplamı dikkate alındığında 8489 prim ödeme günü ile 5510 Sayılı Kanun'un 4/a bendine göre 3104 gün olmak üzere toplam 11593 prim ödeme gün sayısı mevcut olduğu, davacının sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamladığı ancak, 09.09.1969 doğumlu olması nedeniyle tahsis talep tarihi itibari ile 46 yaşında olduğu, Kurum tarafından davacının fiili hizmet zammı süresi, yaş haddinden indirilmediğinden tahsis talebinin reddedildiği anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sonunda yaşlılık aylığı bağlanması gereken tarihin tespiti yönünde davanın kabulüne karar verildiği, dosya içerisine sunulan benzer dava dosyalarından...13. İş Mahkemesi'nin 2011/418 Esas sayılı ve...19. İş Mahkemesi'nin 2013/280 Esas sayılı davaların kabulüne dair verilen kararların Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2012/18935 Esas, 2012/23976 Karar sayılı ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2014/4370 Esas, 2015/5395 Karar sayılı ilamları ile onandığı görülmüş ise de;

5510 Sayılı Kanun'un geçici 1/2.maddesinde, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4.maddesinin 1.fıkrasının c bendi kapsamında kabul edilir" hükmünü düzenlediği, 5510 Sayılı Kanun'un sigortalı sayılanlar başlıklı 4/1.maddesinde ise, "Bu Kanununun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından (c) fıkrasında Kamu idarelerinde; bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgi Kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ve bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olmayanlardan sözleşmeli olarak çalışıp, ilgili Kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 86.maddesi uyarınca açıktan vekil atananlar sigortalı sayılırlar." hükmünü öngördüğü görülmüştür.

5510 Sayılı Kanun'un geçici 1/2 ve 4.maddelerindeki düzenlemeler, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 2013/1005-1162 Sayılı 01.07.2013 tarihli ilamı ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; 5510 Sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanların, 5434 Sayılı Kanun hükümlerine tabi olmaları ve bunların emeklilikleri bakımından da aynı Yasa hükümlerinin uygulanmasına devam edilecek olması, 5510 Sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların haklarında ise 5510 Sayılı Kanun'un 4/c maddesi uyarınca 5510 Sayılı Kanun'un öngördüğü kural ve esasların uygulanacak olması nedeniyle 5510 Sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 Sayılı Yasa'ya göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar, memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu'nca tesis edilen işlem ve yapılacak muamelelerin idari işlem ve idari eylem niteliğinde olduğu, bu nedenle davanın görüm ve çözüm yerinin idari yargı olduğu, davaya bakmanın idari yargının görev alanına girdiği, davada adli yargı yolunun caiz olmadığı anlaşılmış; ilk derece mahkemesinin görevsiz olmasına rağmen davaya bakarak karar vermesi yasal düzenlemeye uygun bulunmamış, bu nedenle davalının istinaf isteminin yerinde olduğu görülerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. ....”

E-) Davacı Temyiz Nedenleri;

Uyuşmazlığın 506 Sayılı kanundan kaynaklandığı, bu nedenle görev yönünden red kararının yerinde olmadığı, ayrıca ilk derece mahkemesi kararına " birikmiş aylıkların 01.12.2015 tarihinden itibaren emeklilik aylığınan yasal faizi ile birlikte emekli sayılan davacıya ödenmesine" ibarelerinin eklenmesi ile ilk derece mahkemesi hükmünün düzeltilerek onanması gerektiğini ileri sürmüştür.

F-) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;

Dava, hizmet birleştirmesi ile 506 Sayılı kanun 4/a maddesinden emekli olmak istemine ilişkindir.

İş Mahkemeleri, 5521 Sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 106'ncı maddesiyle mülga 506 Sayılı Kanun'un 134. maddesinde, bu Kanun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 Sayılı Kanun'un 101'inci maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir.

Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu uyuşmazlığın İş Mahkemesi'nin görevine girdiği gözetilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 Sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 13.11.2018 gününde karar verildi.

kazanci.com.tr

banner626
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.