banner691

12 Eylül 2022

SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN YAPILMIŞ 'HAKARET SUÇU' İÇEREN PAYLAŞIMLARIN RETWEET EDİLMESİ

T.C.

Yargıtay

18. Ceza Dairesi

2018/7790 E., 2019/1445 K.

"İçtihat Metni"

KARAR

Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30/01/2018 tarihli ve 2017/190222 soruşturma, 2018/12072 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/02/2018 tarihli ve 2018/1660 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

İstem yazısında; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, dosya kapsamına göre müştekinin şikayet dilekçesinde şüphelinin twitter isimli sosyal medya hesabında @... kullanıcı adıyla kayıtlı olduğunu ve kendisine karşı önceden de aynı şekilde sosyal medyadan hakarette bulunması sebebiyle şikayetçi olduğundan aralarında husumet bulunduğunu, bu duruma rağmen şüphelinin değişik tarihlerde başka kullanıcılar tarafından paylaşılan ve şahsına yönelik hakaret içeren paylaşımları retweet etmek suretiyle sayfasında paylaşarak hakaret ettiğini, şüpheliden şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve şikayet üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sırasında, şüphelinin alınan savunmasında adı geçen hesabın kendisi tarafından kullanıldığını, iddia konusu paylaşımları kendisinin yapmadığını, bilgi amacıyla sayfasında retweet etmek suretiyle paylaştığını ifade ettiği görülmekle; suça konu paylaşımların müştekiye hitaben yazılmış "pislik, namert, edepsiz, yalancı, silah kaçakçısı, çirkef, imansız, izzetsiz, rüşvetçi, salyasını akıtan, şerefsiz.." şeklinde hakaret sayılabilecek sözler içeren paylaşımlar olması, bu paylaşımların şüpheli tarafından retweet edildiğinin savunmada kabul edilmesi ve taraflar arasında önceden görülen kamu davasının bulunması hep birlikte değerlendirildiğinde, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli delil ve şüphenin elde edildiği gözetilerek itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir.

Hukuksal Değerlendirme:

CMK'nın 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.

Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet Savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde ise;

“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O Yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.

Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.

Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir.

Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.

İncelenen dosyada, şüphelinin ad ve soyadının yazılı olduğu @... kullanıcı adlı twitter hesabından müştekiden bahsedilerek paylaşımlar (retweetler) yapıldığının anlaşılması karşısında; CMK'nın 170/2. maddesi uyarınca dosyadaki mevcut delillerin şüpheli hakkında hakaret suçunun işlendiği hususunda iddianame düzenlenebilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığı hususu, tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve bu karara itiraz sonucunda verilen itirazın reddine dair mercii kararı hukuka aykırıdır.

Sonuç ve Karar:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1- Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 26/02/2018 tarihli ve 2018/1660 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2- Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin itiraz mercii tarafından mahallinde tamamlanmasına, 16/01/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

---

T.C.

Yargıtay

16. Ceza Dairesi

2021/3 E., 2021/1086 K.

"İçtihat Metni"

I- TALEP:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2020 tarih ve 2020/102198 sayılı yazısı ile; Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanık ...'ın beraatine dair Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/07/2019 tarihli ve 2017/1091 esas, 2019/1290 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

1-Dosya kapsamına göre, Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın sosyal medya üzerinden yapmış olduğu paylaşımların suç işleme kastı taşımadığı ve göreviyle ilgili olmadığı, hakaret suçunun unsurlarının somut olayda oluşmadığından bahisle sanığın beraatine karar verilmiş ise de, sanığa isnat edilen eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturduğu, bu suçun kovuşturulmasının ise aynı maddenin 3. fıkrası gereğince Adalet Bakanının iznine tâbi olduğu, bahse konu suçla ilgili olarak şikâyet veya başkaca bir soruşturma veya kovuşturma şartının aranmadığı, Adalet Bakanlığının 19/07/2017 tarihli “Olur”u ile de sanığın, facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde belirsiz tarihte ''Külliyen lüks, külliyen kaçak, külliyen örtü'', ''ya arkadaş, kim hırsız hainse diyoruzzz, beddua diye çırpınıyor kara ruhlular” “katılmayın zaten! hırsızlığı uyanıklığı da kimse örtbas edemeyecek” “kamu malı çalınırsa kul hakkına girer” “yiyenler yemiş yeme götürme operasyonu doğru” “en azından suçu ve suçluyu örtbas etmem! Dikkatleri başka yerlere çekmeye çalışarak halkı aldatmam” “aba altından sopa gösterme hezeyanınada girmem, haddimi bilirim!!!” “ahitleşmeyi beddua olarak gören gerizekalılar dinden de bihaber'' şeklindeki paylaşımlarının Cumhurbaşkanına hakaret eylemi olarak değerlendirilerek Türk Ceza Kanunu’nun 299/3. maddesi uyarınca kovuşturma izni verildiği, sanığın Cumhurbaşkanına yönelik, bahse konu sözleri içeren paylaşımlarda bulunmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu gözetilmeden, sanığın mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine dair karar verilmesinde,

2- Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesince, sanık ile ihbar eden ... arasında belirsiz tarihte '' 45 değil 42.7, yüzde 7 si de hırsızlık” “ben 17 aralık hırsızlığına kadar akpye oy verdim……” “sahte peygamber demek kafir değil münafık demektir diyen kafir olur Bb gibi…” “Elinden gelen her şey alınacak, yargılanacak, intihar etmezse evini de paralel alacak ona görecez” “... liderliğinde başkanlık sistemine geçiyoruz inşallah sözüne karşılık” “Allah sizi sevdikleriniz münafıklarla haşreylesin ne istiyosanız yollayayım Allah için münafık övgüsü yapmayın ve benden uzak durun, Allah sizi ahirette deccalınızdan ayırmasın” “bu orspu çocukları ülkeyi bölmezlerse o zaman kadar çöktükleri bankamdaki paraları hırsızlardan kurtarırsam pk…..'' şeklindeki yazışmalarının Cumhurbaşkanına hakaret niteliğinde olduğu dosya kapsamından anlaşılmakta ise de, sanık ile ihbar eden arasında gerçekleşen yazışmanın Facebook isimli sosyal medya üzerinden özel mesajlaşma suretiyle yapıldığı, mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerektiği, mevcut olayda ihtilat unsurunun gerçekleşmediğinden bahisle, sanığın üzerine atılı suçun yasal şartları oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmiş ise de, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 19/10/2017 tarihli ve 2017/1441 esas, 2017/5147 karar sayılı ilâmında, ''Cumhurbaşkanına hakaret suçunda, eylemin yüze karşı ya da yoklukta işlenmesi arasında fark bulunmamaktadır. Cumhurbaşkanına yönelik gıyapta gerçekleştirilen gıyapta hakaret suçunda, kanun koyucu ihtilat ögesini aramamıştır'' şeklinde belirtildiği üzere, Cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşması için ihtilat unsurunun gerekmediği, sanığın Cumhurbaşkanına yönelik bahse konu sözleri içeren paylaşımlarda bulunmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu gözetilmeden, mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesinde,

İsabet görülmemiştir.

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 12/11/2020 gün ve 94660652-105-55-11133-2020-Kyb istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir.

II-OLAY;

03.08.2015 tarihinde, açık kimlik ve iletişim bilgilerini vermek sureti ile Memur Sen Mersin İl Başkanı olduğunu beyan eden ... tarafından BİMER'e gönderilen mail ile Samsun Vali Yardımcısı olan sanık ... hakkında özetle belirtildiği şekli ile;

"Daha önce Mersinde Vali Yardımcısı olarak çalışan ve şu anda Samsun Vali Yardımcısı olarak görev yapan ... isimli kişinin sosyal medya hesaplarımın altına yaptığı yorumlarda paralel yapının kullandığı dili kullanıyor olmasından ve ...kullanıcı adlı instagram hesabımdan yayınladığım Cumhurbaşkanlığı Külliyesiyle ilgili yorumunda (külliyen israf, külliyen kaçak, külliyen örtü) diyerek Devletimizin en üst makamı olan Cumhurbaşkanlığı makamına karşı aşağılayıcı ve küçük düşürücü ibareleri kullanan Samsun İli Vali Yardımcısı ... (instagram daki kullanıcı adı: metbora) adı geçen sosyal medya hesabında şahsıma ve Devlet büyüklerimize yönelik küçük düşürücü ifadelerinden şikayetçiyim, (Daha önce benzer şekilde facebook hesabından da şahsıma ve Devlet büyüklerimize ve makamlarına karşı benzer ifadeleri kullanmıştı.)
14.08.2015 tarihinde gönderdiği mailde ise özetle belirtildiği şekli ile;

"Samsun Vali Yardımcısı ...'ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı yorumlar halen aşağıdaki linkte bulunmaktadır. Silinmemiştir. Ekran görüntüleri ektedir....instagram.com (url adresinin belirtildiği görülmüştür.). En sona da kişinin halen kullanmaya devam ettiği ve tüm paralelcilerin tweetlerini RT yaptığı @metinborazan isimli twitter hesabından ve facebook hesabından yine benimle 17-25 aralık sürecinde yaptığı tartışmanın ekran görüntüsü koyuyorum.Lütefen kişinin hem instagram hem twitter hem de facebook hesaplarına bakınız.Adam zaten açıkça meydan okuyor devlete...Saygılarımla...
İhbarlarda bulunulmuştur. Bu kapsamda gönderilen maillerin eklerinde yer alan ekran görüntüleri incelendiğinde özetle;

İhbar maili içeriğinde instagram hesabında yayımlandığı belirtilen tarih ve saat içermeyen, "Cumhurbaşkanlığı Külliycsi /Millet Camii" yorumu ile paylaşılan görsele, "metbora" adlı instagram kullanıcısının “Külliyen lüks, külliyen kaçak, külliyen örtü..." şeklinde yorumda bulunduğu, süreçte devam eden yazışmalarda ihbarda bulunanın "Devletteki paralel yapılanmanın tipik bir örneği bu değilse nedir acaba?? Adam hem Türkiye'nin en büyük illerinden birinde vali Yardımcılığı koltuğunu işgal edecek (hem de külliyen İşgal), hem ülkesinin en tepe kurumuna kaçak diyecek (bu da külliyen ihanet), hem de gizliden gizliye biosuna fotoğrafçı falan yazıp laf sokmaya çalışacak (külliyen paralel) @metbora'nın bu yorumunu okuyunca aklıma "ben sana vali olamazsın demedim, adam olamazsın dedim" diye biten hikaye geldi, Yazık çooooooook yazık..Bu arada teşekkürler." şeklinde yorumuna "Paraleden kastın hizmetse, can kurban! Değilse, kafir de hain de hırsız da şerefsiz de sensin.adam değil, sen it bile olamazsın.." şeklinde yazışmaların bulunduğu,

"Tweet" ibaresinden twitter adlı sosyal medya paylaşım sitesine ait olduğu anlaşılan, ay ve gün içermekte ise de yıl bazında tarih belirtilmediği görülen paylaşımlara yönelik ekran görüntüleri alınan "boraz" adlı twitter hesabının paylaşımlarında özetle belirtildiği şekilde;

01 Ağustos tarihinde, "..." adlı kullanıcının "77- Sadece bir soru: son on yılda kaç kişi İrana götürülüp. Kum benzeri kentler gezdirilmiş ve Şİİ öğretiyi benimsenmesi sağlanmıştır? " şeklindeki paylaşımını

“... ... "Bir de beni tek çek" yorumu ile Cumhurbaşkanının namaz kılarken çekilen bir fotoğraf paylaşımını,

... adlı kullanıcının "... Yeni Zellanda da görülmüş, Tutamıyoruz, anında ışınlanıyor şeklindeki paylaşımını,

... adlı kullancının "Bank Asya Ortakları: Hukuksuzluklar belgeleniyor tek tek hesabı sorulacak" paylaşımını

"Gandalf EI-Lorieni adlı kullanıcının "SON DAKİKA: ... ve ... Papua Yeni Gine ye geçerken görüntülendi" şeklindeki paylaşımını İbrahim C. adlı kullanıcının "PKK'nın şehirleri silah deposuna çevirdiğini izlenmesi masumane aldanmadan daha çok bir "bilinçli ihanet" gibi görünüyor!" paylaşımını YMehhmetA. adlı kullanıcının "5) Kaçtılar, göçtüler diye sözde madara etmeye çalıştıkları savcılar umarım, gerçekten sağ salim kaçabilmiştir.. kınamam., hukuk yok zira.." "6) Yiğitçe kendi gelip teslim olanlara yapılan muameleyi gördük.. ancak benim endişem, başka hir çevriliyor olması.. Allah korusun." paylaşımlarını,
Tuğrul Bey adlı kullanıcının "yakalama kararı çıkan koşa kaşa teslim olmak zorunda değil. İşi gücü'' "O değil de şartlar değişince kaçacak delik arayacaklar kendi hallerini düşünsünler şimdiden. Boşverin savcıyı kendinize yanın." paylaşımını,

Yakup Ç. adlı kullanıcının "Savcılar hakkında henüz çıkan l yakalama kararı yok. Sadece talep var. İhraç kararı kesinleşmediği için normalde yakalama kararı çıkarılmaz.” paylaşımını,

Aytekin G. adlı kullanıcının “Şüphelilerin tweet atmak suretiyle meşru hükümete darbe girişiminde bulundukları anlaşıldığından" paylaşımını,

Tuğrul Bey adlı kullanıcının "Türkiye'de işler ne kolay değil mi. Alevi Sünni, Kürt-Türk, Dindar-Laik hep aynı senaryolar, hep aynı oyunlar. Hiç mi akıllanmaz bu millet?" paylaşımını,

Yavuz A. adlı kullanıcının "Sümeyye'ye suikast Konuşmaları sahte çıktı! diğer yalanlarda sıra ile yalancı mumu gibi söner,sahte çıktı! diğer yalanlarda sıra ile yalancı mumu gibi söner, aktif haber.com " paylaşımını, "Retweet" yaptığı;

Ayrıca facebook adlı sosyal medya sitesinde tarih ve saat belirtilmeyen ... adlı hesaptan, mobil cihaz üzerinden ihbar edenle yaptığı karşılıklı diyaloglarında:

" Ya arkadaş, kim hırsız hainse diyoruzzz. Beddua diye çırpınıyor kara ruhlular.. temiz olanı tutmaz merak etmeyin. Amin deyin."

"Alimsiniz, iftira ile ahitleşmeyi anlayacak kadar. son sözüm kim ihanet içindeyse Allah yerin dibine batırsın!!!"

"Anlamanızda sorun mu var?"

"Katılmayın zaten! Hırsızlığı uyanıklılıkla kimse örtbas edemeyecek."

"Kamu malı çalınırsa kul hakkına girer. Ben affetmiyorum hangi tövbe? "

"Yiyenleryemiş. Yeme götürme operasyonu, doğru!!"

"En azından suçu ve suçluyu örtbas etmem! Dikkatleri başka yönlere çekmeye çalışarak halkı aldatmam!!!"

"Aba altından sopa gösterme hezeyanına da girmem. Haddimi bilirim!!!"

"Ahitleşmeyi beddua olarak gören geri zekalılar dinden de bi haber ne diyelim"

Şeklinde yorumlarda bulunulduğu görülmüştür.

Valilik makamınca belirtilen ihbar kapsamında yapılan iddialara yönelik başlatılan araştırma sürecinde sunulan 15.10.2015 tarihli dilekçesinde sanık özetle, külliye ile ilgili paylaşıma yönelik Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun yapılaşmanın kanuna aykırı olduğuna dair kararının olduğunu, paralelcilerin tweetlerini paylaştığına dair iddia kapsamında TCK'da paralel şeklinde bir suç tanımının olmadığını ve yargı kararınında bulunmadığını, bu iddiayı paylaşımlarını yaptığı bir kısım kişilere de ilettiğini ve onlarında ihbarcıdan davacı olacağını, paylaştığı tweetlerde suç unsurunun bulunmadığını, ayrıca hesabının ilgili bölümünde, yaptığı paylaşımlara yönelik olarak paylaşımda bulunmasının söz konusu paylaşımlara katıldığı anlamına gelmeyeceğine dair açıklamasının bulunduğunu, ihbarcının iftirada bulunulduğunu, yazışmalarda kendisine hakaret ettiğini ayrıca önceden Mersin ilinde görev yapması nedeni ile kendisine husumet gütmüş olabileceğini, paylaşımlarının siyasi olmadığını ve yargı kararlarına göre ifade ve düşünce açıklama hürriyeti kapsamında kaldığını beyan etmiştir.

Araştırma neticesinde tanzim olunan 27.11.2015 tarihli araştırma raporunda, şikayete konu sosyal medya paylaşımlarının İnsan Haklan Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, T.C. Anayasası ve ilgili mahkeme kararları doğrultusunda, vatandaşlık haklarının kullanılması sureti ile düşünce açıklama ve ifade etme hürriyeti kapsamında kaldığı, suç kastı taşımadığı ve görevle ilgili olmadığı değerlendirmesi ile dosyasının işlemden kaldırılması gerektiği kanaat ve sonucuna varıldığı belirtilmiştir.

Araştırma raporunun, İçişleri Bakanlığında gönderilmesine müteakip yürütülen araştırma ve disiplin soruşturması sürecinde ... tarafından Cumhurbaşkanlığı makamına gönderilen ihbar evrakı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin 30.12.2015 tarihli yazısı ile gereği için bakanlığa gönderilmiştir.

El yazısı ile, ... adına, cep telefonu numarasınında belirtilmesi sureti ile tarih ve imza içermeden tanzim edildiği görülen mektupta özetle, Samsun Vali yardımcısı olan sanığın, paralel yapıya mensup olduğu, facebook adlı sosyal medya paylaşım sitesindeki yazışmalarını da bu kapsamda gönderdiği beyan edilmiştir. İhbar mektubu ekinde gönderilen, yazışmaların yapıldığı sosyal medya sitesine, hesaplara ve mesajların tarih ve saat bilgisine dair ayrıntı içermeyen ekran görüntüsünü içerir evrakta, karşılıklı yazışmaların bulunduğu mesajlarda sanığın adının geçtiği kısımlarda özetle belirtildiği şekli ile;

"45 değil 42.7 yüzde 7 si de hırsızlık pardon kedi",

"Gerçek oy 35 Artık iddiaya girmem",

"Musibeti ikileştirip Allah'ın takdirine karışmak olur. Şayet oyu çok düşseydi, doğunun bölünmesini de "paralele" yıkarlardı.",

"Hikmeti vardır",

"Ben 17 Aralık hırsızlığına kadar akpye oy verdim. Benim saygı duyduğum hocaefendiye küfür isnadında bulunana oy verme değil, günahımı vermem"

"Sahte peygamber demek kafir değil münafık demektir Diyen kafir olur Bb gibi"

"Anlaştığımız cok nokta vardı ....la Akpden temiz olduğu muhakkak;"

"Herkes değişebilir Onlar da değişiyor Akp gibi Biri iyiye biri kötüye"

"Hayatımda ilk kez oyumun birini chpye verdim yaw heee hee"

"Ölçü o mu Allah biliyor"

"Elinden herşeyi alınacak Yargılanacak İntihar etmezse Evini de paralel alacak ona Görecez "

"Yazdım Edirneye vali olunca konuşuruz Muhabbetle"

"Ülke bölünüyor..."

"ahhhh ahhh"

"Bekleyin görün.. 26 yılımı anadoluyu dolaşarak yerinde görerek tarihi ben yazdım"

(16 şubat tarihinin yazılı olduğu görülen) "Allah sizi sevdikleriniz münafıklarla haşreylesin. Ne istiyorsanız yollayayım Allah için münafık övgüsü yapmayın ve benden uzak durun Allah sizi deccalınızdan ayırmasın..."

"Seçimden sonra ödeşmezsek elinizde Bu orospucocukları ülkeyi bölmezlerse o zamana kadar çöktükleri bankamdaki paraları hırsızlardan kurtarırsam pk ok" şeklinde karşılıklı konuşma içerisindeki yazışmaların bulunduğu görülmüştür.

26.02.2016 tarihinde ..., Mülkiye Başmüfettişliğinde vermiş olduğu ifadesinde özetle; ihbarı kendisinin yaptığını, şahsı önceden tanımadığını, sosyal medya paylaşımlarına yorumda bulunması nedeni ile süreçte muhatap olduğunu, ihbar ekinde yer alan ekran görüntülerini kendisinin gönderdiğini, 03.08.2015 tarihinde instagram hesabında yapmış olduğu paylaşımın yorumlar ile birlikte halen hesabında durduğunu, şahsın twitter paylaşımlarının bir kısmını sonradan sildiğini, şahsın paralel yapıya destek tweetleri attığını, ayrıca 07 Ekim 2015 tarihinde twitter adresinden Bimere yaptığı şikayet çıktısını açık kimlik bilgileri belli olacak şekilde herkese açık olarak paylaşarak kendisini hedef gösterdiğini, şahsın Mersin vali yardımcısı olduğu dönemde, yaptığı bir paylaşımına yönelik yorumlarında konuyu ...'in beddualaşma olayına bağlayarak savunduğunu ve "En azından suçu ve suçluyu örtbas etmem. Dikkatleri başka yönlere çekmeye çalışarak halkı aldatmam" "Aba altından sopa gösterme hezeyanına da girmem, haddimi bilirim" yorumunda bulunarak 17 Aralık sürecinde hükumeti ve Başbakanı suçu ve suçluyu örtbas etmekle itham ettiğini, bilirkişi aracılığı ile şahsın hesapları incelenirse suç teşkil eden paylaşımlarının silindiğinin tespit edilebileceğini, paylaşımları yaptığına dair şahitlerinin bulunduğunu, Cumhurbaşkanına hakaret ve terör örgütüne destek olması nedeni ile suç duyurusunda bulunulmasını beyan etmiştir.

29.02.2016 tarihinde ..., Mülkiye Başmüfettişliğinde vermiş olduğu ifadesinde özetle; ihbara konu dilekçe ve eki üç sayfadan ibaret facebook hesabına dair ekran görüntülerini içerir evrakı kendisinin gönderdiğini, facebook mesajlaşmalarının gerçek olduğunu ve içeriğinde değişiklik yapılmadığını, mesajların şahıs ile arasında yapılan özel bir mesajlaşmaya ait olduğunu, şahsı Keşan kaymakamı olması nedeni ile bildiğini, çok iyi bir insan olduğunu, çok iyi hizmetlerde bulunduğunu, hatta bir gazeteye "Hükumetin Borazanı" şeklinde başlık atılmasına sebebiyet verecek kadar da hükumet politikalarını seven ve uygulayan birisi olduğunu, 17 Aralıktan sonra kendisinin yaptığı bir ankete yönelik olarak şahısla yaptığı mesajlaşmaları o tarihte sunduğunu, bu mesajların 2015 yılına ait olduğunu beyan etmiştir.
Tevdi raporunda belirtildiği üzere, Mülkiye müfettişlerince sanığın sosyal medya hesaplarına bakıldığı, dikkat çeken ve örnek olarak bazı tweeter paylaşımlarına yönelik ekran görüntülerinin de dosya içerisine alındığı anlaşılmakla, bu kapsamda twitter adlı sosyal medya hesabında "boraz" adlı hesabında özetle belirtildiği şekilde;

27 Şubat 2016 tarihinde "v for vendetta tekrar izledim ve şiddetle tavsiye ediyorum, (Günümüz devletlerinin "terör ihtiyacını" anlatıyor?)”

18 Şubat 2016 tarihli "İçimizdeki Beyinsizler Yüzünden Bizi Helak Eder misin ALLAH'ım! (A'raf 55)"

03 Şubat 2016 tarihli "Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir Enfal 35.ayet"

01 Şubat 2016 tarihli "Hep garib günler... Köpekler başıboş, taşlar bağlı!!!"

18 Şubat 2016 tarihli, bir başka kullanıcının "YPG bir terör örgütüdür, PKK'nın uzantısıdır. Suriye'ye girmeye direncin olduğu bir dönemde kanlı patlama olup failin YPG'li olması manidar!

17 Şubat 2016 tarihinde " Yetti bee!!! Ülke terörle yeniden "dizayn" edilirken, terörü yapana da, yaptırana da, göz yumana da... Ses çıkartmayana da, susturana da..." "Yazık bu millete!!!"

15 Şubat 2016 tarihli başka bir kullanıcının "Savaş çıkarsa TV başında savaşı izlemeyi düşünenler, Rusya'nın koca şehri 10 saniyede nasıl vurduğunu izlesin."

6 Nisan 2016 tarihinde bir başka kullanıcının "Bence bütün Galatasaray taraftarına sokağa çıkma yasağı ilan edin bu iş huzur içinde çözülsün"

4 Nisan 2016 tarihinde "Bir alçağı nasıl fark edersin?" diye sordu Mürid "Elindeki kandan, dilindeki yalandan, kursağındaki haram lokmadant" dedi Mürşid."

4 Mart 2016 tarihinde "Tümsek çok tekerler gördü!!!"

Şeklinde paylaşımlarda bulunulduğu görülmüştür.

Tevdi raporunda, sanığın 19.02.2016 tarihinde Mülkiye Başmüfettişliğinde vermiş olduğu ifadesinde (dosya içerisinde bulunmamaktadır.) özetle; araştırma raporu kapsamında önceden verdiği ifadesine ekleyeceği bir hususun bulunmadığını, ihbarcının Mersin ilinde görev yaptığı dönemden eskiye dayanan bir düşmanlık hissiyle iftiralarda bulunduğunu, facebook yazışmalarıyla ilgili olarak gösterilen yazışmaların tarihini hatırlamadığını, ancak şikayetçi olan şahıs ile arasında ikili özel bir yazışmanın geçtiğini hatırladığını, söz konusu yazıların bir çoğunun tarafına ait olmadığını, ayrıca TCK'ya göre iki kişi arasında geçen özel görüşmeyi, haberleşmeyi kaydetmenin, üçüncü şahıslara duyurmanın suç olduğunu, hukuken delil özelliği taşımadığını, şikayetçi hakkında yasal yollara müracaat edileceğini, Devleti bölmeye kast eden kişi, kuruluş vb. yapı, devlet ve oluşumlara karşı ikili muhabbetlerde hakaret içeren sözleri herkesin kullanacağını, Cumhurbaşkanlığı makamına ve şahsına böyle bir ifade de bulunabileceğini düşünmenin edep dışı olduğunu, 28 yıldır Mülki İdare Amiri olarak görev yaptığını ve iddia edildiği gibi Devlet hiyerarşisi dışında hiçbir kurum, kuruluş, örgüt, tarikat vb. yapılanmalardan bırakın emir almayı, telkin alabilecek bir yapıya da sahip olmadığını, sosyal medyada Cumhurbaşkanına ve Hükumet temsilcilerine hakaret içeren bir tek paylaşımda bulunmadığını, fotoğrafçılık bölümü mezunu olduğu için genellikle kendi çektiği fotoğraflar ağırlıklı paylaşımlarda bulunduğunu beyan ettiği belirtilmiştir.

06.04.2016 tarihinde Mülkiye Başmüfettişliğinde vermiş olduğu ifadelerinde ise sanığın özetle; önceki ifadelerine ekleyeceği bir hususun olmadığını, 2016 yılında yapmış olduğu ve ihbarlarda da geçmediği görülen ve yukarıda belirtilen tweetlerde suç unsuru bulunmadığını ve kimseye bir ithamda bulunulmadığını, Bimer ihbarının kimlik bilgileri açık olarak yayımladığına dair iddia kapsamında ise evrakın gizli evrak olmadığını, Valilik bürosunda bahse konu evrakı incelediğini, kanuni yollara başvurmak maksatlı fotokopisini aldığını beyan ettiği görülmüştür.

Mülkiye Başmüfettişlerince 05.04.2016 tarihinde telefonla aranmak sureti ile ...'dan facebook yazışmalarının bulunduğu bilgisayar veya telefonunu teslim ederek imajının alınmasına izin vermesine dair tevdi raporu içeriğine göre sanığın yazıların bir çoğunun kendisine ait olmadığına dair beyanına istinaden istemde bulunulduğu, şahsın öncelikle yazışmaları kendisinin değiştirmediğini, konunun ailesi tarafından duyulması nedeni ile oluşan rahatsızlık nedeni ile mesajı sildiğini, bu nedenle cihazı veremeyeceğini, yargı sürecinde istenenleri yerine getirebileceğini beyan ettiği, 05.04.2016 tarihli telefon görüşme tutanağından anlaşılmıştır.

Bu kapsamda sanığın Valilik bünyesinde kullanımına tahsis edilen bilgisayarının ip adresi tespit edilerek, temin edilen bilgisayarın imajı ve 08.10.2014 tarihinden sonraki log kayıtları üzerinde, mesajlaşmaya dair ekran görüntüleri de gönderilmek sureti ile facebook, twitter, messenger gibi sosyal medya paylaşımının ve facebook adlı sosyal medya hesabında arkadaşı tarafından yapılan paylaşım ve bu paylaşımın beğenilmesi işleminin yapılıp yapılmadığının belirlenmesinin mümkün olup olmadığı, mümkün olması halinde sunulan paylaşımların yapılıp yapılmadığının ayrıca 08.10.2014 tarihinden 07.04.2016 tarihine kadar olan süreç içerisinde devlet büyükleri aleyhinde bir paylaşımın veya paylaşımı beğenme işleminin olup olmadığının tespiti husunda Emniyet Genel Müdürlüğünden rapor tanzim edilmesi istenilmiştir.
Adli Bilişim Şube Müdürlüğünün 26.04.2016 tarihli inceleme raporunda özetle; materyal içeriğinde soruşturmaya konu olabileceği değerlendirilebilecek bir bulgunun tespit edilemediği, facebook adlı sosyal medya paylaşım sitesine ait bazı kayıtlara rastlanılmış ise de bu kayıtların sosyal medya sitesinde başarılı bir login/oturum açma olduğuna dair bilgiyi içermediği, sadece siteye ait linklerin mevcut bulunduğunu gösterdiği belirtilmiştir.

Mülkiye Başmüfettişlerince hazırlanan 28.04.2016 tarih 57/7 sayılı tevdi raporu ile özetle, incelemeye konu iddiaların ayrıca Bimer ihbar evrakının ihbarcının kimliği açık olacak şekilde kamuya açık şekilde paylaşılmasına yönelik süreçte yapılan şikayetin, görev ile ilgili olmaması nedeni ile genel hükümlere göre TCK'nın ilgili maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi için evrakın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesine karar verilmiştir.

09.05.2016 tarihinde 5237 sayılı TCK'nın 125/1-2 ve 299/1 maddelerinden Cumhuriyet savcısınca havalesi yapıldığı görülen tevdi raporuna konu evrak kapsamında, 2016/12589 soruşturma sayısına kayden, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında soruşturma başlatılmıştır.

Vali Yardımcısı görevini ifa ettiği 31.05.2016 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcılığında şüpheli sıfatı ile alınan beyanında ve 07.06.2016 tarihli dilekçesinde sanık özetle; atılı suçlamayı kabul etmediğini, her iki ihbarcı hakkında iftira vs...suçlarından suç duyurusunda bulunduğunu, ayet, özlü söz gibi paylaşımlarında suç unsurunun bulunmadığını, ... ile yapılan yazışmaya konu suçlama kapsamında ise usule aykırı biçimde kendisine tahsis edilen kurum bilgisayarına el konularak inceleme yapıldığını, neticede suç unsuruna rastlanılmadığını, şikayetçinin yazışmaları sildiğini ve müfettişlere veremeyeceğini beyan ettiğini, iki kişi arasında geçen bu yazışmaların suç teşkil etmediği gibi iki tarafın rızası olmadan deşifre edilmesinin de suç olduğunu, yazışmaların değiştirilmeyen kısımlarında söylenilen hususların suç olmadığını, twitter paylaşımlarında ise hukuki sorumluluğunun olmadığını hesabında belirttiğini, paylaşımların kendisi tarafından yazılmış gibi dosyaya eklenerek suçlandığını, Cumhurbaşkanlığı sarayının yapıldığı yer ile ilgili olarak Danıştay kararını paylaşmasının suç teşkil etmediğini, kendisine hakarette bulunan ve paralel örgüt üyesiymiş gibi terörist olmakla itham eden kişilere karşı susmasının beklenemeyeceğini beyan etmiştir.
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 20.07.2016 tarihli yazısı ile ... ile sanık arasında ayrıca Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanık hakkında yürütülen bir soruşturma dosyasının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2017 tarihli fezlekesine istinaden Adalet Bakanlığının, 19.07.2017 tarihli oluru ile, sosyal paylaşım sitesinde belirsiz tarihte yapıldığı belirtilen paylaşımlara yönelik olarak Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanık hakkında kovuşturma yapılmasına izin verilmiştir.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2017 tarih, 2016/12589 soruşturma ve 2017/5614 numaralı iddianamesi ile özetle; ...’in“külliyen israf, külliyen kaçak, külliyen örtü”,“ya arkadaş, kim hırsız hainse diyoruzzz, beddua diye çırpınıyor kara ruhlular”,"katılmayın zaten! hırsızlığı uyanıklığı da kimse örtbas edemeyecek”,“kamu malı çalınırsa kul hakkına girer”,“yiyenler yemiş yeme götürme operasyonu doğru”,"en azından suçu ve suçluyu örtbas etmem! Dikkatleri başka yerlere çekmeye çalışarak halkı aldatmam”, “aba altından sopa gösterme hezeyanınada girmem, haddimi bilirim!!!”,“ahitleşmeyi beddua olarak gören gerizekalılar dinden de bihaber” şeklinde yorumlarda bulunduğuna dair 27.11.2015 tarihli inceleme raporda düşünce açıklaması kapsamında kaldığı, suç işleme kastı taşımadığı ve görevi ile ilgili olmadığı kanaatine varıldığı belirtilen ihbarı ve ...'nun "45 değil 42.7, yüzde 7 si de hırsızlık”,“ben 17 aralık hırsızlığına kadar akpye oy verdim”, “sahte peygamber demek kafir değil münafık demektir diyen kafir olur Bb gibi",“Elinden gelen her şey alınacak, yargılanacak, intihar etmezse evini de paralel alacak ona görecez”,Tayyip Erdoğan liderliğinde başkanlık sistemine geçiyoruz inşallah sözüne karşılık “Allah sizi sevdikleriniz münafıklarla haşreylesin ne istiyosanız yollayayım Allah için münafık övgüsü yapmayın ve benden uzak durun, Allah sizi ahirette deccalınızdan ayırmasın”,“bu orospu çocukları ülkeyi bölmezlerse o zaman kadar çöktükleri bankamdaki paraları hırsızlardan kurtarırsam pk” şeklinde ifadelerde bulunduğuna dair ihbarı kapsamında, kovuşturma izni verilen paylaşımlarına istinaden, sanığın Cumhurbaşkanına hakaret suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı TCK'nın 299/1, 53 maddeleri uyarınca cezalandırılması istenilmiştir.

Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2017 tarih 2017/901 sayılı kararı ile iddianamenin kabulüne karar verilmesine müteakip, mahkemenin 2017/1091 esasına kayden, sanık hakkında kovuşturmaya başlanılmıştır.

12.10.2017 tarihli Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin yazısı ile sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan açılan ve resen kovuşturulması gereken dava ile ilgili olarak Cumhurbaşkanının ve dolayısı ile Genel Sekreterliğin herhangi bir şikayetlerinin ve davaya katılma taleplerinin bulunmadığı bildirilmiştir.

Süreçte başka suçtan tutuklu bulunduğu ve adli kontrol tedbiri uygulanmak sureti ile de salıverildiği anlaşılan ve bu nedenle de duruşmalara katılamadığını da bildiren sanığın 07.03.2018 tarihinde talimatla alınan savunmasında ve sunduğunu dilekçesinde özetle, her iki şahıs hakkında da şikayette bulunduğunu, ... hakkındaki şikayetinden annesinin vefatı nedeni ile duyduğu üzüntünün etkisi ile açılan davada vazgeçtiğini, atılı suçlamaları kabul etmediğini, iftira atıldığını, kurumda tahsis edilen bilgisayarından alınan imajlarda da suç unsuruna rastlanılmadığını, ...'nun iddiaları kapsamında ise şahsın bilgisayarında imaj incelemesi yapılarak hangi yazışmaların kendisi tarafından yapıldığının araştırılmasını ve bu konuda ifadesinin alınmasını, kendisine iftira atıldığını, yazışmaların farzı mahal kendisi tarafından yapıldığı iddia edilse bile müştekinin o tarihlerde ki görevinin araştırılmasını, zira o tarihlerde müşteki Cumhurbaşkanlığı görevinde olmadığından atılı suçun unsurlarının oluşmayacağını, iki kişi arasında geçen yazışmalarında hakaret suçunu oluşturmayacağını, ihbarda adı geçen rektöründe şahıstan şikayetçi olduğunu, suçlamaları kabul etmediğini, beraatine karar verilmesini, aksi takdirde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rızasının olduğunu beyan ettiği görülmüştür.

Talimatla müşteki sıfatı ile alınan ifadesinde ... özetle, Keşan Kaymakamı olması nedeni ile tanıdığı ve arkadaş listesinde de ekli olan sanığın 2014 yılı yerel seçimlerine üç gün kala yayımladığı anket kapsamında facebook adlı sosyal medya sitesinde bulunan messenger uygulamasından kendisine özel olarak mesaj atmak sureti ile Cumhurbaşkanına hakaret ve tehdit içerir söylemlerde bulunması üzerine, ekran görüntülerini alarak yazılı şikayette bulunduğunu, sanıktan davacı ve şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.

Talimatla ihbar eden sıfatı ile alınan ifadesinde ... özetle, Bimer'e ihbarda bulunduğunu, sanıkla arasında karşılıklı hakaret gerçekleştiğinden hakkında kamu davası açıldığını, sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.

Süreçte verilen ara karar kapsamında, Cumhuriyet Başsavcılığının 10.07.2018 tarihli yazısı ile ... hakkında soruşturma kaydına rastlanılmadığı, ... hakkında ise iftira suçundan ek takipsizlik kararı verildiği, hakaret suçundan ise kamu davası açıldığının bildirildiği, celp edilen Samsun 12 Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2017 tarih 2016/730 esas 2017/153 sayılı gerekçeli kararında özetle, müşteki ...'ın yapmış olduğu şikayet kapsamında, sesli ve görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan açılan kamu davasında, 25.07.2015 tarihinde instagram hesabında Cumhurbaşkanlığı külliyesine yönelik yapılan yoruma istinaden eleştiri maksatlı yorumda bulunduğunu beyan eden sanık ... hakkında, kovuşturma aşamasında şikayetçi olmadığını beyan eden müştekinin "külliyen lüks, külliyen kaçak, külliyen örtü" yorumuna karşı "...ben sana vali olamazsın demedim, adam olamazsın dedim diye biten hikaye geldi" şeklinde yaptığı yorumda, atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verildiği ve kararın istinaf edilmeden 29.03.2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İdari soruşturma aşamasında sanığa tahsis edildiği bildirilen ve el konularak imajı alınan ayrıca 26.04.2016 tarihli inceleme raporuna da konu olan, adli emanetin 2016/1992 sırasına kayıtlı imaj içerir hard diske yönelik, verilen ara karar gereğince hazırlanan 31.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda, 02.10.2015-06.04.2016 tarihleri arasına yönelik 26.04.2016 tarihli Adli bilişim uzmanınca hazırlanan inceleme raporu kapsamında incelemeye hazır hale getirilen log kayıtlarını içerir excel listesinde ve export raporu verilerinde facebook adlı sosyal medya sitesine yönelik bir aktivitenin olmadığı, "NASyedek" ibareli dosyada log kayıtlarının bağlantı yaptığı adreslerde facebook sitesine ait bazı kayıtlara rastlanılmış ise de bu kayıtlardan oturum açma gibi başarılı bir login uygulamasının yapıldığına dair net bir bilgi içermediği ancak Adli Bilişim Büro Amirliğince imaj alma esnasında kullanılan işleme özgü yardımcı programların aynı görevlilerce incelenmesi sonrasında ihbarlara konu ekran görüntüleri gibi sanığın paylaşımlarda bulunup bulunmadığının tespit edileceği, bu kapsamda kısmen çözümü yapılan imaj kayıtlarının bulunduğu klasörler içerisinde Cumhurbaşkanına hakaret olayı ile ilgili olarak bir aktiviteye rastlanılmadığı, ihbara konu ekran görüntülerini içerir çıktıların rapora konu edilmediği belirtilmiştir.

Her ne kadar gerekçeli kararın delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmında, katılan olarak anlatımda bulunulmuş ise de, ihbar edenlerin katılma taleplerinin 25.12.2017 ve 28.03.2018 tarihli duruşmalarda verilen ara kararlar ile suçtan zarar görmemeleri nedeni ile reddine karar verildiği görülen kamu davasında yapılan yargılama sonunda, sanığın yokluğunda 16.07.2019 tarihinde tefhim olunan hükümle, isnat edilen suçun yasal unsurları oluşmadığından, sanığın "Cumhurbaşkanına hakaret suçundan CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine", istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Mahkemenin 16.07.2019 tarih, 2017/1091 esas, 2019/1290 karar sayılı gerekçeli kararında özetle, sanığın facebook sosyal medya hesaplarında yaptığı yorumlarda paralel yapının kullandığı dili kullanıyor olmasından ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile ilgili “külliyen israf, külliyen kaçak, külliyen örtü” “ya arkadaş, kim hırsız hainse diyoruzzz, beddua diye çırpınıyor kara ruhlular” “katılmayın zaten! hırsızlığı uyanıklığı da kimse örtbas edemeyecek” “kamu malı çalınırsa kul hakkına girer” “yiyenler yemiş yeme götürme operasyonu doğru” “en azından suçu ve suçluyu örtbas etmem! Dikkatleri başka yerlere çekmeye çalışarak halkı aldatmam” “aba altından sopa gösterme hezeyanınada girmem, haddimi bilirim!!!” “ahitleşmeyi beddua olarak gören gerizekalılar dinden de bihaber” şeklinde yorumlarda bulunduğu, bu paylaşımlarının suç işleme kastı taşımadığı ve göreviyle ilgili olmadığı; ... ile sanık arasında yapılan; “45 değil 42.7, yüzde 7 si de hırsızlık” ,“ben 17 aralık hırsızlığına kadar akpye oy verdim",“sahte peygamber demek kafir değil münafık demektir diyen kafir olur Bb gibi", “Elinden gelen her şey alınacak, yargılanacak, intihar etmezse evini de paralel alacak ona görecez”, Tayyip Erdoğan liderliğinde başkanlık sistemine geçiyoruz inşallah sözüne karşılık “Allah sizi sevdikleriniz münafıklarla haşreylesin ne istiyosanız yollayayım Allah için münafık övgüsü yapmayın ve benden uzak durun, Allah sizi ahirette deccalınızdan ayırmasın”, “bu orospu çocukları ülkeyi bölmezlerse o zaman kadar çöktükleri bankamdaki paraları hırsızlardan kurtarırsam pk” şeklindeki yazışmaların Cumhurbaşkanına hakaret niteliğinde olduğu anlaşılmakta ise de sosyal medya üzerinden özel mesajlaşma suretiyle yapılması nedeni ile mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için gerekli olan ihtilat şartı gerçekleşmediğinden, atılı suçun yasal şartlarının oluşmadığı değerlendirilerek beraat kararı verildiği belirtilmiştir.

Cumhuriyet savcısınca 27.08.2019 tarihinde görüldüsü yapılan ve 04.10.2019 tarihinde de sanığa tebliğ edilen gerekçeli karar, 05.11.2019 tarihli kesinleşme şerhine göre istinaf edilmediğinden, 14.10.2019 tarihinde kesinleşmiştir.

15.07.202 tarihli dilekçesi ile Cumhurbaşkanı vekili, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden, Cumhurbaşkanına hakaret suçunda ihtilat unsuru aranmadığından beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile kesinleşen kararın kanun yararına bozulması hususunda ihbar ve istemde bulunmuştur.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 13.10.2020 tarihli yazısı ile, sanığa atfedilen sözlerin hakaret unsuru taşıdığı hususunda ihtilaf bulunmadığı belirtilerek, Cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşması için ihtilat unsuru aranmadığından, "en az üç kişiyle paylaşma" unsuru oluşmadığı gerekçesi ile usul ve yasaya aykırı olarak verilen beraat kararına yönelik kanun yararına bozma yoluna gidilmesi hususunda, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne ihbar ve görüşte bulunulmuştur.

III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:

Yapılan yargılama sonunda CMK 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilen sanığa atılı eylemlerin, Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına yöneliktir.

IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME;

Yasal düzenleme şöyledir;

5237 sayılı TCK'nun;

Cumhurbaşkanına hakaret

Madde 299- (1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/35 md.) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.

(3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır şeklindedir.
Kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar tarihindeki mevzuat hükümlerine göre isteme bağlılık ilkesi nazara alınarak yapılmıştır.

TC Anayasasına göre, Cumhurbaşkanı devletin başıdır ve bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Bu nedenledir ki Cumhurbaşkanına Hakaret suçu, kişilere ve şerefe karşı suçlar içerisinde değil Devlete karşı işlenmiş suçlar bölümünde düzenlenerek Devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığının korunması amaçlanmıştır. Devlete karşı işlenen suçlardan bir kısmının gerçek mağdurunun makamı temsil eden gerçek kişi olmakla birlikte, Devlete ilişkin hukuki yararın korunması, kişiye nazaran daha üstün tutulmuştur.

Suç doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı olan kişiye karşı işlenmekte ise de, suçla korunan ve bu nedenle ihlal edilen hukuki değer Devletin siyasal iktidar yapısıdır. (Özek, Çetin, Siyasi İktidar Düzeni ve Fonksiyonları Aleyhine Cürümler, İst 1967 s. 10)

Ceza himayesinin konusu Devlet kuvvetlerinin korunmasıdır. (Faruk Erem, Türkiye Barolar Birliği Dergisi 1991/1, Manzini V trattato di diritto penale İtaliano, IV (Torino,1926 s. 198)

Suçun faili herkes olabilir. Cumhurbaşkanlığı sıfatı seçimle değil ant içmekle başlar. Suçun görevin devamı sırasında işlenmesi gerekli olduğu gibi görevden kaynaklanması şart değildir. (CGK 02.04.1990 tarih 84/106 sy karar)

Hakaret, bir kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle onur, şeref ve saygınlığa saldırmasıdır. Eylemin yüze karşı ya da yoklukta işlenmesi arasında fark yoktur. Gıyapta hakarette ihtilat öğesi aranmamaktadır.

Serbest hareketli suç olup, sözler, imalı şarkılar, yazı, çizim, resim, nefreti gösteren hareketler ve bunun gibi davranışlarla işlenebilir.

Manevi unsur genel kasttır. Mağdurun sıfatı bilinerek hareket edilmelidir. Saikin siyasi olması şart değildir. Cumhurbaşkanlığı sıfat veya vazifesiyle alakalı saike de lüzum yoktur. (Erem. age)

Bir eylemin hukuk düzeni tarafından cezalandırılması ancak onu hukuka uygun kılan diğer bir anlatımla hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir nedenin bulunmamasına bağlıdır. İfade hürriyeti, basın özgürlüğü, haber verme ve eleştiri hakkı gibi bir hakkın kullanmasına ilişkin hukuka uygunluk nedenleri mevcut ise hukuk düzeni tarafından kişi cezalandırılmayacaktır. Ancak, eleştiri hak ve görevi kötüye kullanılmamalı, ifade veya yazıda küçültücü, incitici, abartılı sözlerden kaçınılmalıdır. Sayılan öğelerden birinin olması halinde haber verme ve eleştiri hakkından söz edilmeyecek eylem hukuka aykırı olacaktır.

Hakaret suçları ifade özgürlüğünü sınırlayan hallerden bir tanesidir. Doğal haklardan kabul edilen ifade hürriyeti, çoğulcu demokrasilerde vazgeçilmez ve devredilmez bir niteliğe sahiptir. İfade hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikir ve kanaatlerinden dolayı kınanmama, bunları meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve özgürlüğüdür. Temel hak ve özgürlüklerden olan bu hak birçok Uluslararası belgeye, Anayasa ve yasalara konu olmuştur. Bu cümleden olarak, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 19. maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10/1.maddesinde, T.C. Anayasasının 25 ve 26. maddelerinde birbirlerine benzer şekilde; "Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir." biçiminde teminat altına alınmıştır.

Demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade hürriyeti sadece kabul gören veya zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir. Bunlar demokratik bir toplumun olmazsa olmaz tolerans ve hoşgörüsünün gerekleridir. (Tezcan, Erdem Sancaktar, Türkiye'nin İnsan Hakları sorunu 2. baskı sy 462)

Ancak mutlak haklardan olmayan ifade hürriyetinin sonsuz ve sınırsız olmadığı, kısıtlı da olsa belli şartlarda sınırlandırılabileceği de aynı metinlerde yer bulmuştur. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 10/2 maddesine göre; görev ve sorumluluklar da yükleyen bu hakkın kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda başkalarının şöhret ve haklarının korunması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir. Anayasanın 26/2. maddesine göre de: "Bu hürriyetlerin kullanılması... başkalarının şöhret veya haklarının... korunması amaçlarıyla sınırlanabilir."
İfade özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin dar yorumlanması, sınırlandırma için önemli bir toplumsal ihtiyaç veya zorunluluğun bulunması, bu sınırlandırmanın meşru bir amacı gerçekleştirmek için yapılması, sınırlandırmada aşırıya gidilmemesi ve her halükarda hakkın özünü zedelemeyecek ölçüde yapılması gerekmektedir.

İftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzeni cebir yoluyla değiştirmeye yönelen nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle ceza yaptırımlarına bağlanmaktadır.

Bu doğrultuda Cumhurbaşkanına Hakaret suçları TCK 299. maddede yaptırıma bağlanmıştır. Suçun koruduğu hukuki yarar yukarıda da izah edildiği üzere Cumhurbaşkanının şeref ve saygınlığıdır. Bu suçun oluşumu için "Onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun düşünce veya duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibari ihlal edici olduğu, toplumda hakim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunun tayininde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir. Bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez" (Erman, hakaret ve sövme suçları sy 80 vd)

Demokratik toplumlarda siyasiler, üst düzey bürokratlar ile kamuya mal olmuş kişiler, diğer insanlara nazaran ağır eleştirilere daha fazla katlanmalıdırlar. Ancak hakarete hiçbir kimse katlanmak zorunda değildir. İfade hürriyeti bakımından eleştiri ve hakaret ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken kavramlardır. Kaba sövme hiçbir koşulda eleştiri olarak kabul edilemez. Türk toplumunun önemli bir kesiminin kendilerini siyasi liderleriyle özdeşleştirdiği, liderlerine yapılan ve kamuya yansıyan hakaretleri kendilerine yapılmış gibi algılayarak aşırı reaksiyon gösterdikleri, bu hakaretlerin toplumdaki kutuplaşmayı artırdığı, hakaret ve sövme fiillerinin, adi olaylarda dahi birçok öldürme ve nitelikli yaralamalara sebebiyet verdiği gözetildiğinde, bu fiillerin orantılı bir yaptırıma bağlanmasının toplumsal barışın ve kamu düzeninin korunması bakımından da demokratik toplumda zorlayıcı bir ihtiyacın karşılanması kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:

İddianame ve tebliğname kapsamına göre suç tarihi itibari ile vali yardımcısı olduğu anlaşılan sanığın, sosyal medya paylaşımları ve tanığa gönderdiği mesajlarda kullandığı; "külliyen lüks, külliyen kaçak, külliyen örtü..." , "ya arkadaş, kim hırsız hainse diyoruzzz, beddua diye çırpınıyor kara ruhlular”,“katılmayın zaten! hırsızlığı uyanıklığı da kimse örtbas edemeyecek”,“kamu malı çalınırsa kul hakkına girer”,“yiyenler yemiş yeme götürme operasyonu doğru”,“en azından suçu ve suçluyu örtbas etmem! Dikkatleri başka yerlere çekmeye çalışarak halkı aldatmam”,“aba altından sopa gösterme hezeyanınada girmem, haddimi bilirim!!!”, “ahitleşmeyi beddua olarak gören gerizekalılar dinden de bihaber”

'' 45 değil 42.7, yüzde 7 si de hırsızlık” “ben 17 aralık hırsızlığına kadar akpye oy verdim……” “sahte peygamber demek kafir değil münafık demektir diyen kafir olur Bb gibi…” “Elinden gelen her şey alınacak, yargılanacak, intihar etmezse evini de paralel alacak ona görecez” “... liderliğinde başkanlık sistemine geçiyoruz inşallah sözüne karşılık” “Allah sizi sevdikleriniz münafıklarla haşreylesin ne istiyosanız yollayayım Allah için münafık övgüsü yapmayın ve benden uzak durun, Allah sizi ahirette deccalınızdan ayırmasın” “bu orspu çocukları ülkeyi bölmezlerse o zaman kadar çöktükleri bankamdaki paraları hırsızlardan kurtarırsam pk…..'' şeklindeki ifadelerin özellikle müsnet suç yönünden ihtilat şartının aranmadığı da gözetildiğinde,bireyin kendini gerçekleştirmesine ya da toplumun gelişmesine katkı sunması beklenen bir değer içermemesi, söylendiği yer ortam ve zaman itibariyle toplumsal barışı ve kamu düzenini bozma riski barındırması ve özellikle eleştiri sınırlarını aşarak açıkça Cumhurbaşkanının şeref ve saygınlığına saldırı mahiyetinde olması nedeniyle ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceğinden sübut bulan müsnet suçtan orantılı bir ceza ile cezalandırılması gerekirken hukuki olmayan gerekçe ile beraatine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2020 tarih ve 2020/102198 sayılı kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2019 tarih, 2017/1091 esas, 2019/1290 sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309/4-c maddesi uyarınca sanığın yeniden yargılanmamak ve aleyhine sonuç doğurmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
 

---

T.C.

Yargıtay

18. Ceza Dairesi

2016/12944 E., 2018/5756 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Beraat

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanığın twitter isimli sosyal paylaşım sitesinden paylaştığı tweet ve retweetlerdeki ifadelerle, suçun işlendiği tarihler, paylaşımlarda kullanılan ifade ve resimlerden yola çıkılarak açıkça katılanı kastettiğinin anlaşılması ve bu paylaşımların küçük düşürücü, onur, şeref ve saygınlığ rencide edici boyutta olması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluştuğu gözetilmeden beraat kararı verilmesi,

Kanuna aykırı ve katılan ... vekili ile O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

---

T.C.

Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

2017/20987 E., 2018/4197 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : MAHKEMESİ 30. HUKUK DAİRESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde bireysel pazarlama bölümünde uzman olarak 16/10/2012-29/07/2016 tarihleri arasında çalıştığını, sosyal medyada bazı paylaşımları bulunduğu gerekçesiyle haksız olarak işten çıkarıldığını iddia ederek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, davacının, davacının sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımların ve beğenilerin ülkenin içinden geçtiği hassas durumda kabul edilebilir olmadığı için sözleşmenin haklı nedenle fesih edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

Mahkemece, "...Davalı fesih sebebi yaptığı sosyal medya paylaşım veya beğenilerinin ibraz etmiştir.Bu paylaşımlarda.... isimli twitter kullanıcısının '' O gencecik çocukların kafasını kesenler mi demokrasiyi savundu dün gece yarısı? Çok tehlikeli bir kalabalıkla yaşıyoruz'', '' Ne diyeceğiz şimdi ' Gerçek asker bu değil' mi diyeceğiz? Askeri vatandaştan korumaya çalışan polisin görüntüsü aklımdan çıkmıyor'' ve '' Tankın içindeki adamın sana ateş açma imkanı varken teslim olmayı seçmesi halkına olan bağlılığını gösterir, linç etmen de senin ihanetini'' denildiği, davacının bunlardan ilk ikisini retweet ettiği, sonuncusunu ise beğendiği anlaşılmaktadır. Tweetlerde yazılanlar düşünce özgürlüğü kapsamındaki paylaşımlardır. Ülkenin milli birlik ve beraberlik ihtiyacına aykırı paylaşımlar değildir.Hassas dönemin yarattığı duygu yoğunluğuyla olaya farklı pencerelerden de bakılması gerektiği şeklindeki düşüncenin ifadesidir." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

D) İstinaf:

İlk derece mahkemesinin kararına karşı davalı istinaf yoluna başvurmuştur.

E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:

Bölge Adliye Mahkemesince; "Davacının sosyal paylaşım sitesindeki başka kullanıcı tarafından yapılan yorumları beğenmesi düşünce özgürlüğü kapsamında olup, işyerinde üretim ve iş ilişkisi açısından herhangi bir olumsuz etki yaptığı hususu ispatlanamadığından, yerel mahkeme gerekçesi yerinde olduğu" gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir.

F) Temyiz:

Bölge Adliye Mahkemesi kararını davalı temyiz etmiştir.

G) Gerekçe:

4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/II.c.1 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir.

İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu kanıtlayacaktır. Buna göre fesih işlemini yazılı yapmış olması, belli durumlarda işçinin savunmasını istediğini belgelemesi, yazılı fesih işleminin içeriğinde dayandığı fesih sebeplerini somut ve açık olarak göstermiş olması gerekir. İşverenin biçimsel koşulları yerine getirdiği anlaşıldıktan sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunun kanıtlanması aşamasına geçilecektir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması olasılığından kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.

İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.

İspat yükü kendisinde olan işveren, geçerli ve haklı nedende davacının davranışının veya yetersizliğinin işyerinde olumsuzluklara yol açtığını ve iş ilişkisinin çekilmez hal aldığını da ispat etmelidir.

Dosyada mevcut 29/07/2016 tarihli fesih bildiriminde fesih sebebi olarak davacının sosyal medyaki bir kısım paylaşım ve beğenilerinde milletin birlik ve beraberliği konusunda yeterli hassasiyeti göstermediği, gerekçe gösterilmiştir.

Feshe konu davacının paylaşım ve beğenilerine konu olan ve dava dışı kullanıcılara ait olan sözlerde "O gencecik çocukların kafasını kesenler mi demokrasiyi savundu dün gece yarısı? Çok tehlikeli bir kalabalıkla yaşıyoruz'', '' Ne diyeceğiz şimdi ' Gerçek asker bu değil' mi diyeceğiz? Askeri vatandaştan korumaya çalışan polisin görüntüsü aklımdan çıkmıyor'' ve '' Tankın içindeki adamın sana ateş açma imkanı varken teslim olmayı seçmesi halkına olan bağlılığını gösterir, linç etmen de senin ihanetini' " ifadeleri yer almaktadır. Davacı sadece beğenmekle kalmamış, aynı zamanda reetwet yolu ile de paylaşmıştır. Paylaşılan ve beğenilen sözlerin 15 Temmuz darbe girişimi döneminde, yapılan kalkışmaya karşı direnişi eleştirir nitelikte olduğu açıktır. Davalı işyerinin de kamu kurumuna bağlı işyeri olduğu dikkate alındığında, davacının davranışının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı sabittir. İş ilişkinin işveren açısından devam ettirilmesi beklenemez. Davacının iş sözleşmesi de davalı işveren tarafından İş Kanunun 17. ve 18. maddelerine dayanarak feshedildiğinden, feshin geçerli nedene dayandığının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.

Her ne kadar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 372. maddesinin 2. fıkrasında “Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir” düzenlemesi yer almaktaysa da, mevcut davanın feshin geçersizliğinin tespitine yönelik işe iade davası olduğu 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce kesin olarak karar verilebileceğinden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile;

1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Davanın REDDİNE,

3. Alınması gereken 35,90 TL. karar- ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 6,70 TL. karar- ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 150.00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 2.190,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,

7. Dosyanın Yerel Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine,

Kesin olarak 26/02/2018 günü oybirliği ile karar verildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.