banner644

25 Nisan 2022

TAŞINMAZIN TAHLİYESİ ESNASINDAN AVUKATIN BOĞAZINA BIÇAK DAYANMASI - İCRA MAHALLİNDE GÖREVLİ POLİS MEMURLARININ GÖREV YERİNİ TERK ETMESİ

T.C.
ADANA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
2. İDARİ DAVA DAİRESİ
E. 2021/1592
K. 2022/89
T. 13.1.2022

İDARENİN HİZMET KUSURU NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ ( Taşınmazın Tahliyesi İcra Edilirken Polis Memurlarının Asıl Görev Yeri Olan İcra Mahallini Terk Ederek Plazanın Dışında Gerçekleşen Başka Olaya Müdahale Ettikleri Sırada İcra Mahallinde Borçlunun Kardeşinin Alacaklı Vekili Olan Davacının Boğazına Bıçak Dayamak Suretiyle Davacının Hayati Tehlike Geçirmesine Sebep Olduğu - İki Polis Memurundan En Azından Birisinin İcra Mahallinde Bulunması Gerektiği ve Bu Nedenle Güvenlik Zafiyetine Yol Açıldığı/Bu Durumun Hizmet Kusurunu Oluşturduğunun Kabulü Gerektiği )

TAŞINMAZIN TAHLİYESİ ESNASINDAN AVUKATIN BOĞAZINA BIÇAK DAYANMASI ( Polis Memurlarının Asıl Görev Yeri Olan İcra Mahallini Terk Ederek Plazanın Dışındaki Bir Olaya Müdahale Ettikleri Sırada İcra Mahallinde Borçlunun Kardeşinin Alacaklı Vekili Olan Davacının Boğazına Bıçak Dayayarak Davacının Hayati Tehlike Geçirmesine Sebep Olduğu - Bu Durumun Hizmet Kusurunu Oluşturduğu/Davacının Uğradığı Manevi Zararın Giderilmesi İçin İdarenin Olaydaki Kusurunun Niteliği ve Ağırlığını İfade Edecek Bir Miktar Belirlenerek Manevi Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği )

İCRA MAHALLİNDE GÖREVLİ POLİS MEMURLARININ GÖREV YERİNİ TERK ETMESİ ( Taşınmazın Tahliyesi İcra Edilirken Polis Memurlarının Asıl Görev Yeri Olan İcra Mahallini Terk Ettiği - Bu Sırada İcra Mahallinde Borçlunun Kardeşinin Alacaklı Vekili Olan Davacının Boğazına Bıçak Dayayarak Davacının Hayati Tehlike Geçirmesine Sebep Olduğu/Bu Durumun Hizmet Kusurunu Oluşturduğunun Kabulü ile Davacının Uğradığı Manevi Zarar ve Davalı İdarenin Kusurunun Ağırlığı Dikkate Alınarak 20 Bin TL Manevi Tazminatın Davalı İdare Tarafından Davacıya Ödenmesi Gerektiği )

2709/m.125

ÖZET : Dava, avukat olan davacının kiralananın tahliyesine yönelik görev sırasında tahliye işlemine engel olmak isteyen şahıs tarafından boğazına bıçak dayanması suretiyle saldırıya uğramasına ilişkin yaşanan olayda görevli iki polis memurunun icra mahallini terk etmesi nedeniyle idarenin hizmet kusuru bulunduğundan ve manevi zarar oluştuğundan bahisle manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.

Taşınmazın tahliyesi icra edilirken davalı idarenin polis memurlarının asıl görev yeri olan icra mahallini terk ederek plazanın dışında gerçekleşen başka bir olaya müdahale ettikleri sırada icra mahallinde borçlunun kardeşinin alacaklı vekili olan davacının boğazına bıçak dayamak suretiyle davacının hayati tehlike geçirmesine sebep olunduğu, haciz mahallinin plazanın ikinci katı olduğu dikkate alındığında icra mahallinin güvenliğinin sağlanması için davalı idareden temin edilen her iki polis memurunun haciz mahallini terk ettikleri, en azından birisinin icra mahallinde bulunması gerektiği, bu sebeple meydana gelen olayda güvenlik zafiyetine yol açıldığı, söz konusu bu durumun ise hizmet kusurunu oluşturduğu dikkate alındığında bu hizmet kusuru sebebiyle gerek davacının uğradığı manevi zararın giderilmesi, gerekse idarenin olaydaki kusurunun niteliği ve ağırlığını ifade edecek bir miktar belirlenerek manevi tazminata hükmedilmesi gerekmekte olup, davanın reddine ilişkin istinafa konu kararda hukuka uyarlık görülmemiştir. Bu durumda, olayın oluş şekli, davacının uğradığı manevi zarar ve davalı idarenin kusurunun ağırlığı dikkate alındığında takdiren 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

İSTEMİN ÖZETİ : Adana Barosuna kayıtlı avukat olan davacının 23.09.2019 tarihinde kiralananın tahliyesine yönelik görev sırasında tahliye işlemine engel olmak isteyen şahıs tarafından boğazına bıçak dayanması suretiyle saldırıya uğramasına ilişkin yaşanan olayda görevli iki polis memurlarının icra mahallini terk etmeleri nedeniyle idarenin hizmet kusuru bulunduğundan ve yaşanan olay nedeniyle manevi zarar oluştuğundan bahisle 100.000,00 TL manevi tazminatın tarafına ödenmesin istemiyle açılan davada; ".. her ne kadar polis memurlarının tahliye adresini terketmelerinden dolayı hizmet kusuru bulunduğu iddia edilmiş ise de, polis memurlarının asayişi sağlama görevlerinin gereği olarak icra mahallinde yaşanan olaya müdahalede bulunmak için tahliye adresinin uzantısı olan alana gittikleri, Y. A.'yı zor kullanmak suretiyle kontrol altına alabildikleri, davacıya yönelen tehlikeden haberdar oldukları anda ise takviye ekip istemek suretiyle tahliye adresine geri döndükleri, sahip oldukları yetkiler kapsamında görevlerinin gereklerini yerine getirmek için hareket ettiklerinin görülmesi karşısında iddia edilen kapsamda davalı idareye atfedilebilecek hizmet kusuru bulunmadığından talep edilen manevi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varıldığı" gerekçesiyle davanın reddi yönünde Adana 1. İdare Mahkemesince verilen 26/05/2021 tarih ve E:2020/1480, K:2021/617 sayılı kararın; davacı vekili tarafından; olayda hizmet kusuru bulunduğu, davacının manevi yönden zarara uğradığı, mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiği ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : İstinafa konu kararın usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.

Karar veren Adana Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü;

KARAR : İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenip kaldırılabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45.maddesinin 2.fıkrasının atıfta bulunduğu aynı Kanunun 49. maddesinin 2. fıkrasında yazılı nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.

Dava; davacı vekili tarafından; Adana Barosuna kayıtlı avukat olan davacının 23.09.2019 tarihinde kiralananın tahliyesine yönelik görev sırasında tahliye işlemine engel olmak isteyen şahıs tarafından boğazına bıçak dayanması suretiyle saldırıya uğramasına ilişkin yaşanan olayda görevli iki polis memurlarının icra mahallini terk etmeleri nedeniyle idarenin hizmet kusuru bulunduğundan ve yaşanan olay nedeniyle manevi zarar oluştuğundan bahisle 100.000,00 TL manevi tazminatın tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Anayasanın 125. maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; avukat olan davacının Adana 9.İcra Müdürlüğü'nün 2018/12353 sayılı icra takip dosyasında alacaklı vekili sıfatı ile dosya borçlusu S.A.'nın taşınmazdan tahliyesine yönelik 23.09.2019 tarihi saat 14:00'da Adana 9.İcra Memuru G. G. ve Yüreğir İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden talep edilen iki polis memuru ile birlikte icra mahalline geldiği, kapıyı usulüne uygun olarak çalınmasına rağmen açılmaması üzerine, tahliye mahalline çilingir M.T.'un çağrıldığı, çilingir marifetiyle kapı açılırken borçlu S.A.nın kardeşi E. A.'nın taşınmaza gelip kardeşi Y. A.'nın çilingirin motorsikletinin lastiklerini kestiğini belirtmesi üzerine polis memurlarının aşağı indiği ve Y. A.'nın elinde bıçak olduğu çilingire ait 01 BJJ 72 plaka sayılı motorsikletin lastiklerinin inmiş olduğu aynı zamanda icraya konu evin sahibi İ.Ş.'e ait 01LZ 330 plaka sayılı Passat marka aracın sağ ön ve arka tekerlerinin kesilmiş olduğu, Y. A.'nın bıçağı kendi rızası ile polis memurlarına teslim etmediği, polis memurlarının zor kullanmak suretiyle kademeli olarak muhafaza altına aldığı, bu esnada İcra Memuru G. G.'in polis memurlarının yanına gelerek avukat davacıya, E. A.nın ikametten temin ettiği bıçağı avukat davacının boğazına dayadığını belirtmesi üzerine takviye ekip istenilerek avukat ve E. A.'nın yanına gidildiği, bu sırada E. A.nın avukat davacıyı serbest bıraktığı, gelen takviye ekip ile E. A. ve Y. A.'nın İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü, avukat davacının haciz esnasında üçüncü bir kişinin boğazına bıçak dayanmasında tahliye esnasında görevli polis memurlarının icra mahallini terketmelerinden kaynaklandığı canına kastedilmesi nedeniyle icra işi almakta tereddüt yaşadığı ve sonrasında psikolojik tedavi gördüğü , yıprandığı ileri sürülerek davalı idarenin hizmet kusurundan dolayı tarafına 100.000,00-TL manevi zararın ödenmesine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Uyuşmazlığa konu olayda; avukat olan davacının icra dosyasında taşınmazın tahliyesi sırasında davacının ve icra memurlarının can güvenliğinin tehlikeye düşecek olacağının öngörülmesi nedeniyle icra müdürlüğünce icra memurlarının talimatları doğrultusunda icra mahallinde görev yapmak üzere davalı idareden kolluk kuvveti istenildiği, davalı idareden temin edilen iki polis memuru ile Plazanın 2. katında olan icra mahalline gidildiği, taşınmazın tahliyesi icra edilirken davalı idarenin polis memurlarının asıl görev yeri olan icra mahallini terk ederek plazanın dışında gerçekleşen başka bir olaya müdahale ettikleri sırada icra mahallinde borçlunun kardeşinin alacaklı vekili olan davacının boğazına bıçak dayamak suretiyle davacının hayati tehlike geçirmesine sebep olunduğu, haciz mahallinin plazanın ikinci katı olduğu dikkate alındığında icra mahallinin güvenliğinin sağlanması için davalı idareden temin edilen her iki polis memurunun haciz mahallini terk ettikleri, en azından birisinin icra mahallinde bulunması gerektiği, bu sebeple meydana gelen olayda güvenlik zafiyetine yol açıldığı, söz konusu bu durumun ise hizmet kusurunu oluşturduğu dikkate alındığında bu hizmet kusuru sebebiyle gerek davacının uğradığı manevi zararın giderilmesi, gerekse idarenin olaydaki kusurunun niteliği ve ağırlığını ifade edecek bir miktar belirlenerek manevi tazminata hükmedilmesi gerekmekte olup, davanın reddine ilişkin istinafa konu kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.

Bu durumda, olayın oluş şekli, davacının uğradığı manevi zarar ve davalı idarenin kusurunun ağırlığı dikkate alındığında takdiren 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; 1- İstinaf başvurusunun kısmen KABULÜ, kısmen reddine, Adana 1. İdare Mahkemesince verilen 26/05/2021 tarih ve E:2020/1480, K:2021/617 sayılı kararının kısmen kaldırılmasına, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, davacının dava aşamasında yaptığı 491,60-TL yargılama giderinden davanın haklılığı oranında belirlenen 98,35-TL'nin davalı idarece davacıya ödenmesine, kalan 393,25-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, hükmedilen manevi tazminat için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince duruşmalı işler için belirlenen 3.890,00-TL avukatlık ücretinin davalı tarafından davacıya ödenmesine, istinafa konu kararda davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedildiğinden bu aşamada davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 1.707,75-TL nispi karar harcından maktu 59,30-TL karar harcının mahsubu ile kalan 1.648,85-TL harçtan hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 1.362,20-TL nispi karar harcının mahsubu ile bakiye 286,65-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 1.362,20-TL nispi karar harcının davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, davacı tarafından istinaf aşamasında fazladan yatırıldığı anlaşılan 59,30-TL karar harcının istemi halinde davacıya iadesine, yatırılan posta ücretinin kullanılmayan kısmının Mahkemesince davacıya iadesine, temyiz yolu kapalı olmak üzere, 13.01.2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlıkta, davacının avukatlık hizmetine binaen icra işlemi sırasında 2 polis memurunun görevlendirildiği, bu görevlendirilmenin önceden tehlikeli bir durum olduğuna yönelik başvuruyla değil rutin bir icra işlemi ile ilgili olarak hacze gitmeden icra memuruyla birlikte polis merkezinden istenildiği, haciz mahalline gidildiğinde adresin kapalı olması nedeniyle çağrılan çilingirin motorsikletinin lastiklerine ve çevresindeki araçlara borçlunun kardeşince bıçakla zarar verildiği haberi üzerine 2. kattaki haciz adresinden aşağıya 2 polis memurunca beraber müdahale edilip kişinin elinden bıçağın alınması ve etkisiz hale getirilmesinin hayatın olağan akışına göre doğru bir hareket olduğu, aksi görüşün bıçaklı bir saldırgana tek kişinin müdahale etmesinin gerektiği gibi bir sonuç doğuracağı ayrıca polis memurları hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılı'ğında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiği ve idari yönden de disiplin cezası verilmesine yer olmadığına kararı verildiği göz önüne alındığında, kendisine zarar veren kişilerden zararının tazmini yoluna gidilmesi gerekirken idari personelin ihmalinden kaynaklı olduğu öne sürülerek tazminat istenmesinde idarenin kusuru bulunmadığından dolayı istinaf isteminin reddi gerektiği görüşü ile istinaf isteminin kısmen kabulü kısmen tazminat ödenmesi yönündeki çoğunluk kararına karşıyım.

Öte yandan, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Yasa'sının Duruşma başlıklı 17/3 maddesinde, ''Duruşma istemi, dava dilekçesiyle yanıt ve savunmalarda yapılabilir'' hükmü bulunmakta olup, davacı vekilince 08/02/2021 günlü dilekçe ile ek beyan şeklinde duruşma isteminde bulunulduğu Mahkemece'de duruşmanın re'sen yapıldığına dair bir ibarenin belirtilmediği görüldüğünden duruşma yapılarak karar verilmesi uygun olmamakla ve sonuç itibariyle de Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi yönünden de uygun olmaması nedeniyle bu yönden de çoğunluk kararına karşıyım.

kazanci.com.tr

banner626
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.