VEKÂLET GÖREVİNİN KÖTÜYE KULLANILMASI HUKUKSAL NEDENİNE DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL İSTEMİ

T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/8951
K. 2019/2386
T. 3.4.2019

VEKÂLET GÖREVİNİN KÖTÜYE KULLANILMASI HUKUKSAL NEDENİNE DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL İSTEMİ ( Uyuşmazlık Konusu Vekaletnamenin Davacılar Tarafından İradi Olarak Verildiği - Vekilin de İradeye Uygun Hareket Ettiği ve Zararlandırma Kastının Bulunmadığı/Mahkemece Vekalet Görevinin Kötüye Kullanıldığı İddiasının Kanıtlanmadığı Gözetilerek Davanın Reddine Karar Verilmesi Gerektiği )

VEKALETNAMENİN İRADİ OLARAK VERİLMESİ ( Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması Hukuksal Nedenine Dayalı Tapu İptali ve Tescil İstemi - Vekilin de İradeye Uygun Hareket Ettiği ve Zararlandırma Kastının Bulunmadığı/Mahkemece Vekalet Görevinin Kötüye Kullanıldığı İddiasının Kanıtlanmadığı Gözetilerek Davanın Reddine Karar Verilmesi Gerektiği )

ZARARLANDIRMA KASTI ( Uyuşmazlık Konusu Vekaletnamenin Davacılar Tarafından İradi Olarak Verildiği/Vekilin de İradeye Uygun Hareket Ettiği - Mahkemece Vekalet Görevinin Kötüye Kullanıldığı İddiasının Kanıtlanmadığı Gözetilerek Davanın Reddine Karar Verilmesi Gerektiği/Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması Hukuksal Nedenine Dayalı Tapu İptali ve Tescil İstemi )

4721/m. 3

818/m. 390

6098/m. 504, 506

ÖZET : Dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Olayda, davalının dava konusu payların kendisine mirasbırakanın borçlarını üstlenmesi karşılığında devredildiğini savunduğu, gelen kayıtlarından murisin Tarım Kredi Kooperatifine olan borcuna karşılık yaptığı ödemelerin davalı tarafından yapıldığının belirtildiği, tanık olarak dinlenen dava dışı mirasçıların, anılan vekaletnamenin mirasbırakanın borçlarının ödenmesine karşılık verildiğine yönelik beyanları da gözetildiğinde uyuşmazlık konusu vekaletnamenin davacılar tarafından iradi olarak verildiği, vekilin de iradeye uygun hareket ettiği ve zararlandırma kastının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Mahkemece; vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakiminin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davacılar, mirasbırakanlarının ölümünden kaynaklı acı ve elemin etkisi altında iken okuma yazma bilmemeleri nedeni ile davalının samimi beyanlarına güvenerek alım satım dahil her türlü miras işlerinin takibi için davalıyı vekil tayin ettiklerini, davalının ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki paylarını kayınbiraderi olan ...'e vekaleten devrettikten sonra satış yoluyla kendi üzerine aldığını, temlik nedeniyle kendilerine bir para ödenmediğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ve temliklerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının payları oranında iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı, mirasbırakandan intikal eden borçları üstlenmesi karşılığında davacıların anılan vekaleti verdiklerini, mirasbırakanın bir kısım borçlarını ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların mirasbırakanının 12.11.2013 tarihinde ölümle, geride davacılar ve davalı ile dava dışı mirasçılarının baktığı, ... Noterliğinin 19.11.2013 tarih ve 1879 yevmiye numaralı vekâletnamesi ile davacılar ve dava dışı mirasçıların taşınmaz satış ve intikal yetkilerini de içerir şekilde davalıyı vekil tayin ettikleri, davalının bu vekaletnameyi kullanarak 23.12.2013 tarihinde ... ada .. parsel sayılı taşınmazdaki mirasbırakandan davacılara ve dava dışı mirasçılara intikal eden payları satış suretiyle dava dışı ...'e temlik ettiği, onun da 03.03.2014 tarihinde davalıya satış yoluyla devrettiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

6098 s. Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.

Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nin 504/1 maddesi) Sözleşmede vekâletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilinin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olaya gelince, davalının dava konusu payların kendisine mirasbırakanın borçlarını üstlenmesi karşılığında devredildiğini savunduğu, gelen kayıtlarından murisin Tarım Kredi Kooperatifine olan borcuna karşılık 27.12.2013 tarihinde 4.236,68-TL ve 27.366,55-TL ödemelerin davalı tarafından yapıldığının belirtildiği, tanık olarak dinlenen dava dışı mirasçıların, anılan vekaletnamenin mirasbırakanın borçlarının ödenmesine karşılık verildiğine yönelik beyanları da gözetildiğinde uyuşmazlık konusu vekaletnamenin davacılar tarafından iradi olarak verildiği, vekilin de iradeye uygun hareket ettiği ve zararlandırma kastının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca; vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 Sayılı Kanun'un geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 Sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

kazanci.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.