1. Giriş: Hakaret Olgusunun Özel Hukuktaki Yeri ve Tazminatın Fonksiyonu

Hakaret, gündelik dilde “onur kırıcı söz” gibi basit bir tanıma indirgenebilse de hukuk tekniği bakımından çoğu olayda kişinin şeref, haysiyet ve saygınlığına (dolayısıyla kişilik hakkına) yönelen bir saldırı olarak karşımıza çıkar. Bu saldırı bir yandan ceza hukuku düzleminde yaptırıma bağlanabilirken, diğer yandan özel hukuk düzleminde; saldırının durdurulması, sonuçlarının giderilmesi, düzeltme/yayımlama ve maddi-manevi tazminat gibi araçlarla giderilir.

Özel hukuk bağlamında tazminatın iki temel hedefi vardır:

1) Maddi tazminat: İhlal nedeniyle malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek (zarar–nedensellik–kusur üçgeninde telafi).

2) Manevi tazminat: Kişilik değerlerine yönelen ihlalin yarattığı elem/ızdırap/itibar zedelenmesi gibi parasal olmayan zararları “para ile giderim” veya TBK m. 58’de ifade edildiği üzere başka giderim biçimleri ile dengelemek.

Hakaret davalarında pratikte en yaygın talep manevi tazminat olmakla birlikte; kimi dosyalarda hakaretin iş/meslek itibarına etkisi, müşteri kaybı, gelir kaybı, sözleşme iptali gibi sonuçlarla maddi tazminat da gündeme gelir. Hatta TMK m. 25’te açıkça belirtildiği üzere, tazminat yanında “düzeltme/kararın üçüncü kişilere bildirilmesi veya yayımlanması” gibi talepler, özellikle sosyal medya ve dijital yayınlar çağında stratejik önemdedir.

2. Normatif Temel: Kişilik Hakkının Korunması (TMK m. 24-25) ve Haksız Fiil (TBK m. 49)

2.1. Kişilik hakkı, hukuka aykırılık ve hukuka uygunluk sebepleri

TMK m. 24, kişilik hakkına saldırının temel rejimini kurar: Bir saldırı rızayla, daha üstün özel/kamusal yararla veya kanunun verdiği yetkinin kullanılmasıyla haklı kılınmıyorsa hukuka aykırıdır. Hakaret iddiasında en kritik tartışma alanı, eylemin “eleştiri sınırları içinde kalıp kalmadığı” ve “ifade özgürlüğü / kamusal yarar” tartımıdır. Özel hukuk hâkimi; söylenen sözlerin bağlamını, taraflar arasındaki ilişkiyi, olayın gerçekleştiği platformu (yüz yüze mi, sosyal medya mı, kalabalık ortam mı), hedef alınan kişinin kamusal figür olup olmadığını değerlendirir.

Bu noktada “doktrinel” düzlemde öne çıkan ayrım şudur:

• Değer yargısı/eleştiri: Sert dahi olsa belirli ölçülerde korunabilir.

• Somut isnat/olgu iddiası: Gerçek dışı, küçük düşürücü, itibarı sarsıcı ise kişilik hakkı ihlaline daha kolay vücut verir.

• Sırf sövme/aşağılama: Toplumsal değerler ve ölçülülük bakımından çoğu durumda hukuka aykırılık tespiti daha kolaydır.

2.2. Haksız fiil sorumluluğu: Kusur, zarar, illiyet

TBK m. 49; kusurlu ve hukuka aykırı fiille zarar verenin tazmin yükümlülüğünü kurar. Hakaretin (kişilik hakkına saldırının) haksız fiil sorumluluğu doğurması için tipik olarak şu yapı kurulur:

• Fiil: Hakaret oluşturan söz/yazı/paylaşım.

• Hukuka aykırılık: TMK m. 24’e göre saldırının haklı kılınmaması.

• Kusur: Kast çoğunlukla vardır; en azından ihmal tartışılabilir.

• Zarar: Manevi zarar (saygınlığın sarsılması, elem) ve/veya maddi zarar (gelir kaybı vs.).

• İlliyet bağı: Hakaret ile zarar arasında uygun nedensellik.

Hakaret dosyalarında çoğu kez “maddi zarar” kalemi tartışmalı olur; çünkü gelir kaybının hakaretten doğduğunu ispat, manevi zararın ispatından daha zordur. Bu nedenle uygulamada iyi kurgulanmış bir davada, maddi tazminat için somutlaştırma (hangi sözleşme, hangi müşteri, hangi ciro düşüşü, hangi iptal e-postası vb.) kritik rol oynar.

3. Manevi Tazminatın Niteliği, Amacı ve Takdir Kriterleri (TBK m. 58 ve İçtihat)

3.1. Manevi tazminatın “ceza” olmaması ve amaca göre sınır

Yargıtay’ın istikrarlı yaklaşımına göre manevi tazminat:

• bir ceza değildir,

• malvarlığı zararını aynen telafi etmeyi hedeflemez,

• kişide manevi huzuru sağlayacak ölçüde bir “tatmin” fonksiyonu görür.

Bu yaklaşım özellikle miktar tartışmasında belirleyicidir: Çok düşük miktar “tatmin” fonksiyonunu boşa çıkarabilir; aşırı yüksek miktar ise manevi tazminatı “cezalandırma aracı”na dönüştürerek amacından saptırabilir.

Bu çerçevede Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ve HGK kararlarında, hâkimin manevi tazminat miktarını belirlerken objektif gerekçe göstermesi gerektiği vurgulanır. Kararlarda öne çıkan parametreler şunlardır:

• saldırının ağırlığı ve yaygınlığı (kaç kişi gördü, ne kadar süre erişimde kaldı),

• tarafların kusur oranı,

• tarafların sıfatı ve sosyal/ekonomik durumu,

• olayın gerçekleştiği bağlam (kamusal alan, işyeri, sosyal medya),

• olayın özel şartları.

Bu ana çerçeveyi yansıtan örnekler, Yargıtay 4. HD 2016/5446 E., 2018/2674 K. ve HGK 2019/496 E., 2022/681 K. kararlarında açıkça görülür.

3.2. TBK m. 58’de “diğer giderim biçimleri” ve stratejik kullanım

TBK m. 58’in en pratik (ve çoğu kez ihmal edilen) yönü, hâkime sadece para ödetmekle sınırlı kalmayan bir araç seti tanımasıdır. Hâkim:

• saldırıyı kınayan bir karar verebilir,

• bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir,

• para tazminatına ek olarak veya yerine başka giderim biçimleri belirleyebilir.

Hakaretin özellikle sosyal medyada yayıldığı olaylarda, para tazminatı kadar (bazen daha da fazla) etkili olan husus; ihlali tespit eden, kınayan ve yayımlanan bir karar ile itibarın onarılmasıdır. Ayrıca TMK m. 25 ile birlikte düşünüldüğünde, “düzeltme/kararın üçüncü kişilere bildirilmesi” talepleri, hakaretin etkisini sürdürmesini engelleme bakımından kritik bir tamamlayıcıdır.

4. Maddi Tazminat: Hakaretin Ekonomik Sonuçlarının İspatı ve Hesaplanması

4.1. Hakaret dosyasında maddi zarar ne olabilir?

Hakaretin maddi zarara yol açması, özellikle şu senaryolarda gündeme gelir:

• kişinin iş sözleşmesinin feshi, görevden alınması, terfi kaybı,

• müşteri kaybı, sipariş iptali, marka/işletme itibarının zedelenmesi,

• profesyonel mesleki çevrede (avukat, doktor, danışman, influencer vb.) itibar kaybına bağlı gelir düşüşü,

• hakareti içeren içeriğin yaygınlaşması sonucu reklam/sponsorluk iptali.

Burada kilit nokta şudur: Manevi zarar “hayatın olağan akışı” ile bir ölçüde kabul edilebilirken, maddi zarar için belgelendirilebilirlik ve hesaplanabilirlik gerekir.

4.2. İspat stratejisi: Somutlaştırma ve delil zinciri

Maddi tazminat açısından davacı tarafın yapması gerekenler (uygulamada güçlü dosya kurgusu):

• Hakaret içeriğinin delil tespiti: Ekran görüntüsü tek başına bazen tartışmalı olabilir; mümkünse noter tespiti, URL kayıtları, platform yazışmaları, içerik kaldırma talepleri.

• Zararın belgesi: Ciro düşüşünü gösteren muhasebe kayıtları, iptal e-postaları, sözleşme fesih bildirimleri, müşteri şikâyetleri.

• Nedensellik: “Bu söz nedeniyle X müşteri gitti” iddiası, tek başına yeterli olmayabilir; zaman çizelgesi ve yazışmalarla desteklenmelidir.

Bu bağlamda hakaret kaynaklı maddi tazminat davası, çoğu kez “genel haksız fiil” çerçevesinde (TBK m. 49) ilerler; TMK m. 25 de maddi tazminatın saklı olduğunu açıkça ifade ederek bu talebi destekler.

5. Hakaret Davaları Özelinde Öngörücü Analiz: 2026 Perspektifinde Uygulama Eğilimleri ve Risk Alanları

Bu bölüm, “ön görücü” bir değerlendirme hedefler: Mevzuatın sabit hükümleri ve içtihatların süreklilik gösteren kriterleri üzerinden, hakaret davalarının hangi eksenlerde şekillendiğini ve hangi dosya stratejilerinin öne çıktığını tartışır.

5.1. Sosyal medya hakaretlerinde “yayılma etkisi” ve tazminat

Uygulamada sosyal medya hakaretleri, yüz yüze hakaretlere kıyasla şu nedenlerle daha ağır sonuç doğurabilmektedir:

• potansiyel izleyici kitlesinin büyüklüğü,

• içeriğin kalıcılığı ve tekrar dolaşıma sokulması,

• arama motoru indeksleriyle uzun süre görünür kalması.

Bu olgular, manevi tazminat miktarı ve “kararın yayımlanması/kınama” gibi giderimlerin önemini artırır. Yargıtay’ın manevi tazminatın amacına (manevi huzur) vurgu yapan yaklaşımı, sosyal medyada “etki büyüdükçe” tatmin fonksiyonunun sağlanması için miktarın da ölçülü biçimde yükselmesine elverişli bir zemin yaratır; fakat bunun “cezalandırma”ya dönüşmemesi için gerekçenin çok iyi kurulması gerekir.

5.2. Kurumsal/mesleki itibar (iş dünyası) ve maddi tazminatın artan görünürlüğü

Hakaretin bir meslek mensubuna (ör. doktor, avukat, mimar) veya küçük işletmeye yöneldiği dosyalarda, salt manevi tazminatla yetinmek çoğu kez gerçek zararı karşılamaz. 2026 itibarıyla;

• “maddi tazminat = yalnız fiziksel zarar” algısı zayıflamakta,

• itibarın ekonomik karşılığı (iş kaybı, müşteri kaybı) daha görünür hale gelmektedir.

Bu alanda davacı lehine başarı, “maddi zararın ispatı zordur” genel kabulünü kıracak şekilde veri ve belge ile dosya kurulmasına bağlıdır.

5.3. Davalı savunmalarında öne çıkan hatlar: Eleştiri, rıza, kamusal yarar, bağlam

Hakaret iddiasına karşı davalı taraf, çoğunlukla şu savunmaları kurar:

• Söylenen söz “eleştiri”dir, hakaret değildir.

• Bağlam koparılmıştır, provokasyon vardır.

• Kamu yararı/ifade özgürlüğü vardır.

• Davacı da karşılıklı benzer ifadeler kullanmıştır (kusur/indirim tartışmaları).

Bu savunmalar karşısında davacı tarafın en güçlü argümanı genellikle “ifadenin bağlamı içinde dahi küçük düşürücü/aşağılayıcı nitelik taşıdığı” ve “eleştiri sınırını aştığı” yönünde somut olgularla anlatımdır.

6. Manevi Tazminat Miktarı: Uygulamada Gerekçe Standardı ve İçtihadi Ölçütler

Yargıtay kararlarında (özellikle 4. Hukuk Dairesi çizgisinde) tekrar eden bir standart vardır: Hâkim takdir hakkını kullanırken objektif ölçütleri kararda göstermelidir. Bu, iki şeye yarar:

• Keyfiliği önler,

• Benzer olaylarda öngörülebilirliği artırır.

Örneğin Yargıtay 4. HD’nin farklı kararlarında (2015/7694 E., 2016/7805 K.; 2021/17538 E., 2022/16676 K. gibi) aynı çekirdeği görürüz: olayın özelliği, kusur, tarafların sosyal-ekonomik durumu, saldırının ağırlığı… Bu kararların ortak paydası, manevi tazminatı “dengeleyici-tatmin edici” bir araç olarak konumlandırmasıdır.

7. Sonuç Yerine: Hakaret Dosyalarında “En Etkili” Talep Kombinasyonu

Hakaret davaları bakımından uygulamada en etkili yaklaşım çoğu zaman tek bir tazminat kalemine yüklenmek değil; çok katmanlı bir talep seti kurmaktır. TMK m. 25 ve TBK m. 58 birlikte okunduğunda, şu kombinasyon güçlüdür:

• Saldırının hukuka aykırılığının tespiti,

• saldırının durdurulması/önlenmesi,

• düzeltme/kararın yayımlanması,

• manevi tazminat,

• varsa somutlaştırılmış maddi tazminat.

Bu kombinasyon, hakaretin “etkisini” (özellikle dijital ortamda) azaltmayı ve mağdurda manevi huzuru sağlamayı hedefler. Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı da (manevi tazminatın amacı ve takdir ölçütleri) bu stratejiyle uyumludur.