BARO BAŞKANI YEŞİLBOĞAZ: 'SAVUNMA TESLİM ALINAMAZ'

“DUYMAYAN KULAKLARA HAYKIRIYORUZ, GÖRMEYEN GÖZLERE SOKUYORUZ”    

Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz’ın, siyasi iradenin çoklu baro ve nispi temsil sistemi projesine karşı Mersin Adliyesi otoparkında düzenlediği Savunma Mitingi’ne, Mersin Barosu yönetim kurulu üyeleri, avukatlar, Emek ve Demokrasi Platformu Bileşenler, TMMOB, Mersin Tabip Odası, Mersin Eczacılar Odası, Atatürkçü Düşünce Derneği Mersin Şubesi, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Mersin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası, Türk-İş ve DİSK’e bağlı sendikalar, siyasi parti temsilcileri ve kadın dernekleri katıldı. 

Burada konuşma yapan Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, “2013 yılında FETÖ projesi olarak ortaya çıkan ve şimdi de siyasi iradenin ısrarla hayata geçirmeye çalıştığı ‘baroları böl, parçala, yönet’ ve ‘savunmayı susturma’ projesine kalkan olmak için, bu projeyi asla kabul etmeyeceğimizi, sindirmeyeceğimizi ve hiçbir otoriteye teslim olmayacağımızı haykırmak için 80 baro başkanı ile kendi illerimizden Ankara’ya yürüyerek yaptığımız “Savunma Yürüyüşü”nden sonra, bugün de gerçekleştirdiğimiz “Savunma Mitingi”nde özgür, bağımsız ve gür sesimizle, savunmanın gücünün üstünde hiçbir otoriter güç olmadığını bir kez daha duymayan kulaklara haykırıyoruz, bir kez daha görmeyen gözlere sokuyoruz” ifadesini kullandı.

“BARO BAŞKANLARININ ADALET ADIMLARINA ÇELME TAKILDI”

Savunma yürüyüşü gerçekleştiren bu ülkenin baro başkanlarına, Ankara’da devlet eliyle insanlık dışı muamelede bulunulduğunu belirten Yeşilboğaz, Baro başkanları bu ülkenin başkentine sokulmadı, bu ülkede baro başkanlarının adalet adımlarına çelme takıldı.  Dünyanın ve ülkemizin gündeminde yankı yapan, baro başkanlarının etrafının barikatlarla çevrildiği o fotoğraf karesi ile baro başkanlarının ve avukatların darp edildiği görüntüleri, demokrasi ve hukuk tarihinin en kara lekesidir, ancak savunmanın temsilcilerinin de en onurlu fotoğrafıdır. En zorba dönemde bile savunmanın dimdik ayakta kalabileceğini, savunmanın püskürtülemeyeceğini, diz çökmeyeceğini, pes etmeyeceğini, direne direne kazanacağını, hukuk barikatımızla yıkamayacağımız hiçbir barikat olmadığını en net şekilde gösterdik” şeklinde konuştu. 

“SAVUNMAYI SUSTURMAYA NE BAROLAR, NE DE 80 MİLYON VATANDAŞ İZİN VERECEKTİR”

Baroların yapısını ve seçim sistemini değiştirmeye yönelik, hiçbir baronun görüşü dahi alınmadan hazırlanan yasa tasarısı bu hafta içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulacağının bilgisini veren Baro Başkanı Yeşilboğaz, “Bu barolar artık çok oldu diyen siyasi iktidara sesleniyoruz: Yargıyı, hukuku, adaleti, insan haklarını ayaklar altına aldığınız zaman ‘çok’ olmaya devam edeceğiz. Çocuk istismarına, kadına şiddete, kadın cinayetlerine, doğanın talan edilmesine sessiz kaldığınızda biz barolar  ‘çok’ olmaya devam edeceğiz. Bu ülkenin baro başkanlarının adalet adımlarına çelme takmaya çalıştığınız zaman ‘çok’ olmaya devam edeceğiz. Baroları bölmeye, susturmaya yönelik hazırlanan tasarı yasalaşırsa, ‘daha çok’ olmaya devam edeceğiz.

“YANDAŞ BARO SİSTEMİ HALKI BÖLECEKTİR”

Barolar demokratik hukuk devletinin savunucuları,  vatandaşların hak arama hürriyetinin güvencesidir. Baroların susturulması demek; kadının susturulması, çocuğun susturulması, işçinin, memurun, emeklinin, çevrenin, doğanın susturulması demektir. Baroların bölünmesi demek, ülkenin bölünmesi demektir. Barolar toplumun adalet güvencesidir.  Savunmayı susturmaya, bölmeye ne barolar, ne de 80 milyon vatandaşımız izin verecektir. Baroların görevi, adaletin kişilere koşulsuz şartsız dağıtılmasını sağlamaktır. Savunma hakkı, makam-mevki gözetmeksiniz her vatandaşın temel ihtiyacıdır. Baroların bölünmesi demek, savunmanın siyasallaşması demektir. Savunma hakkı siyasallaşırsa, adalet terazisinin hak dengesi bozulur. Çoklu baro, yani yandaş baro sistemi halkı bölecektir. Avukatlar ayrışırsa, toplum da ayrışır. Yargıyı çatışmaya sokarsanız, toplumda da çatışma çıkacaktır. Barolar yoksa adalet de yoktur, adalet yoksa anarşizm vardır. 

“SAMİMİYETİNİZ NEREDE?”

Amacı devlet kurumlarını ve adalet sistemini ele geçirmek olan FETÖ’nün diş geçiremediği, ele geçiremediği tek kurum barolardır. Bunu 15 Temmuz’da hep birlikte gördük. Çünkü bizler biat etmeyiz, bizim sahibimiz yoktur. Hesap verdiğimiz yer sadece hukuk kurallarıdır, kanunlardır, vicdanımızdır, toplumdur. 2013 yılında ortaya çıkan bu FETÖ projesi, baroların güçlü yapısı ile püskürtülmüştü. Şimdi ise siyasi iktidar hem FETÖ ile mücadele ediyorum diyor, hem de FETÖ’nün çıkardığı bu projeyi hayata geçirmeye çalışıyor. FETÖ ile nasıl mücadele ediyorsunuz? Samimiyetiniz nerede? Ülkenin tek sorunu baroların yapısı mı? Bu ülkenin ekonomik, yargı ve toplumsal sorunları var, avukatların mesleki sorunları var. Önce bu sorunlar çözülmeli. 

“SAVUNMA SUSTURULAMAZ”

Barolar ne iktidarın, ne de muhalefetin  yanında ya da karşısındadır.  Barolar, adaletin temini, hukukun üstünlüğü, insan haklarının korunması ve demokrasinin varlığı adına yapılan doğruların yanındadır. Avukatlık Kanunu’nda bir değişiklik yapılacak ise en güzel ve yararlı sonucun alınması için 80 baromuzun da görüşleri alınmalı ve barolarımız bu süreçte aktif olarak yer almalıdır. Yasa tasarısındaki amaç baroları teslim almak değil, adaletin kaleleri olan baroları güçlendirmek olmalıdır. Avukatlık mesleğini bir adım öteye taşıyacak, güçlendirecek, demokratikleştirecek her türlü düzenlemeye destek veririz ancak avukatlık mesleğini ve baroları geriletecek ve güçsüzleştirecek hiçbir düzenlemeyi asla kabul edemeyiz. 

Baroları teslim alma projesinden derhal vazgeçin! Vazgeçilmediği takdirde demokratik haklarımızı kullanmaya devam edeceğimizi basına, kamuoyuna ve en üst mertebeye bildiririz. Savunma susturulamaz! Savunma teslim alınamaz!” diye konuştu.

BASIN AÇIKLAMASI

Değerli meslektaşlarım, değerli basın mensupları, mücadelemize destek vermek için aramızda bulunan oda ve sivil toplum örgütlerinin değerli temsilcileri;

2013 yılında FETÖ projesi olarak ortaya çıkan ve şimdi de siyasi iradenin ısrarla hayata geçirmeye çalıştığı “Baroları böl, parçala, yönet” ve “savunmayı susturma” projesine kalkan olmak için, bu projeyi asla kabul etmeyeceğimizi, sindirmeyeceğimizi ve hiçbir otoriteye teslim olmayacağımızı haykırmak için 80 baro başkanı ile kendi illerimizden Ankara’ya yürüyerek yaptığımız “Savunma Yürüyüşü”nden sonra, bugün de gerçekleştirdiğimiz “Savunma Mitingi”nde özgür, bağımsız ve gür sesimizle, savunmanın gücünün üstünde hiçbir otoriter güç olmadığını bir kez daha duymayan kulaklara haykırıyoruz, bir kez daha görmeyen gözlere sokuyoruz. 

Savunma yürüyüşü gerçekleştiren bu ülkenin baro başkanlarına, Ankara’da devlet eliyle insanlık dışı muamelede bulunuldu. Baro başkanları bu ülkenin başkentine sokulmadı, bu ülkede baro başkanlarının adalet adımlarına çelme takıldı.  Dünyanın ve ülkemizin gündeminde yankı yapan, baro başkanlarının etrafının barikatlarla çevrildiği o fotoğraf karesi ile baro başkanlarının ve avukatların darp edildiği görüntüleri, demokrasi ve hukuk tarihinin en kara lekesidir, ancak savunmanın temsilcilerinin de en onurlu fotoğrafıdır. En zorba dönemde bile savunmanın dimdik ayakta kalabileceğini, savunmanın püskürtülemeyeceğini, diz çökmeyeceğini, pes etmeyeceğini, direne direne kazanacağını, hukuk barikatımızla yıkamayacağımız hiçbir barikat olmadığını en net şekilde gösterdik. 

Değerli meslektaşlarımız,

Baroların yapısını ve seçim sistemini değiştirmeye yönelik, hiçbir baronun görüşü dahi alınmadan hazırlanan yasa tasarısı yarın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulacak. 
“Bu barolar artık çok oldu” diyen siyasi iktidara sesleniyoruz: Yargıyı, hukuku, adaleti, insan haklarını ayaklar altına aldığınız zaman “ÇOK” olmaya devam edeceğiz. Çocuk istismarına, kadına şiddete, kadın cinayetlerine, doğanın talan edilmesine sessiz kaldığınızda biz barolar  “ÇOK” olmaya devam edeceğiz. Bu ülkenin baro başkanlarının adalet adımlarına çelme takmaya çalıştığınız zaman “ÇOK” olmaya devam edeceğiz. Baroları bölmeye, susturmaya yönelik hazırlanan tasarı yasalaşırsa, “DAHA ÇOK” olmaya devam edeceğiz.

Barolar demokratik hukuk devletinin savunucuları,  vatandaşların hak arama hürriyetinin güvencesidir. Baroların susturulması demek; kadının susturulması, çocuğun susturulması, işçinin, memurun, emeklinin, çevrenin, doğanın susturulması demektir. Baroların bölünmesi demek, ülkenin bölünmesi demektir. Barolar toplumun adalet güvencesidir.  Savunmayı susturmaya, bölmeye ne barolar, ne de 80 milyon vatandaşımız izin verecektir. 

Baroların görevi, adaletin kişilere koşulsuz şartsız dağıtılmasını sağlamaktır. Savunma hakkı, makam-mevki gözetmeksiniz her vatandaşın temel ihtiyacıdır. Baroların bölünmesi demek, savunmanın siyasallaşması demektir. Savunma hakkı siyasallaşırsa, adalet terazisinin hak dengesi bozulur. Çoklu baro, yani yandaş baro sistemi halkı bölecektir. Avukatlar ayrışırsa, toplum da ayrışır. Yargıyı çatışmaya sokarsanız, toplumda da çatışma çıkacaktır. Barolar yoksa adalet de yoktur, adalet yoksa anarşizm vardır. 

Amacı devlet kurumlarını ve adalet sistemini ele geçirmek olan FETÖ’nün diş geçiremediği, ele geçiremediği tek kurum barolardır. Bunu 15 Temmuz’da hep birlikte gördük. Çünkü bizler biat etmeyiz, bizim sahibimiz yoktur. Hesap verdiğimiz yer sadece hukuk kurallarıdır, kanunlardır, vicdanımızdır, toplumdur. 2013 yılında ortaya çıkan bu FETÖ projesi, baroların güçlü yapısı ile püskürtülmüştü. Şimdi ise siyasi iktidar hem FETÖ ile mücadele ediyorum diyor, hem de FETÖ’nün çıkardığı bu projeyi hayata geçirmeye çalışıyor. FETÖ ile nasıl mücadele ediyorsunuz? Samimiyetiniz nerede? Ülkenin tek sorunu baroların yapısı mı? Bu ülkenin ekonomik, yargı ve toplumsal sorunları var, avukatların mesleki sorunları var. Önce bu sorunlar çözülmeli. 

Barolar ne iktidarın, ne de muhalefetin  yanında ya da karşısındadır.  Barolar, adaletin temini, hukukun üstünlüğü, insan haklarının korunması ve demokrasinin varlığı adına yapılan doğruların yanındadır. Avukatlık Kanunu’nda bir değişiklik yapılacak ise en güzel ve yararlı sonucun alınması için 80 baromuzun da görüşleri alınmalı ve barolarımız bu süreçte aktif olarak yer almalıdır. Yasa tasarısındaki amaç baroları teslim almak değil, adaletin kaleleri olan baroları güçlendirmek olmalıdır. Avukatlık mesleğini bir adım öteye taşıyacak, güçlendirecek, demokratikleştirecek her türlü düzenlemeye destek veririz ancak avukatlık mesleğini ve baroları geriletecek ve güçsüzleştirecek hiçbir düzenlemeyi asla kabul edemeyiz. 

Baroları teslim alma projesinden derhal vazgeçin! Vazgeçilmediği takdirde demokratik haklarımızı kullanmaya devam edeceğimizi basına, kamuoyuna ve en üst mertebeye bildiririz. 

Savunma susturulamaz!
Savunma teslim alınamaz!

Av. Bilgin YEŞİLBOĞAZ
Mersin Barosu Başkanı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.