T.C.
Yargıtay
11. Hukuk Dairesi
2023/5865 E., 2024/8480 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1294 Esas, 2023/1394 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/1117 E., 2022/410 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların, davalı şirketin Yönetim Kurulu (YK) üyesi olduklarını ve işbu davayı YK'nın 30.11.2021 tarihli 2021/4 ve 5 ve 6 numaralı kararlarının 24.03.2017 tarihli Şirket İç Yönergesine aykırılık teşkil etmesi ve davacıların yönetim haklarının ellerinden alınması sonucunu doğurması sebebiyle batıl olduğunu, 30.11.2021 tarihli YK'nın 4 ve 5 ve 6 numaralı kararların 3/5 çoğunlukla alındığını, oysa 24.03.2017 tarihli iç yönergenin 3/1. maddesindeki bazı önemli işlerin yapılabilmesi için getirilmiş 4/5 çoğunluğa riayet edilmesi gerektiğini, zira YK'nın bir kısım önemli konularda karar alabilmesi için öngörülmüş çoğunluğun iç yönergenin değiştirilebilmesi için de aranmasının zorunlu olduğunu, karar yeter sayısı sağlanmadığından mezkur kararların yok hükmünde olduğunu, ayrıca 6 nolu kararın çağrıya ilişkin e-mail ekinde taslak olarak bulunduğunu, ancak toplantı sırasında davacıların önüne getirilmediğini ve davacıların bu yönde muhalefet şerhi koymalarının önüne geçildiğini, YK'nın diğer 3 üyesi tarafından imzalandığını, kararın yok hükmünde olduğunu, mezkur kararların Anonim Şirketin temel esasları arasında yer alan "haklardan sermayeye katılma oranına göre yararlanma ilkesi" ile "eşit işlem ilkesi" gibi temel ilkelere aykırı olduğunu ileri sürerek anılan YK kararlarının geçersiz olduklarının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ileri sürdüğü nisabın sınırlı sayıda işlere ilişkin olduğunu, yeni iç yönetmelikte eskisinden ayrışılmadığını, temsilde üç imzadan iki imzaya düşüldüğünü, bu durumun esas sözleşmeye aykırılık teşkil etmediğini, davacıların %40 paylarına rağmen %80 temsil hakkı istediklerini, davacıların altı numaralı karara ilişkin haberdar edilmeme iddialarının doğru olmadığını, aynı şirket binası içerisinde böyle bir durumun olamayacağını, iki karar için muhalefet imkanı sunulup bir tanesi için sunulmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıların şirket yönetimine katılma haklarının devam ettiğini, kararın kendi içerisinde çelişki barındırmadığı gibi birlikte ve ayrı ayrı yapılacak işlerin ayrıştırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, iç yönerge tahsisi ve yürürlükten kaldırılması TTK'nın 367. maddesine göre YK'nın yetkisi dahilinde olup, bu yöndeki işlemler için davalı şirket ana sözleşmesinde öngörülmüş bir nisap bulunmadığı, YK'nın TTK'nın 390. maddesindeki nisaba uygun karar almış olmasının yeterli olduğu, davacıların iç yönergedeki bazı işlemler için öngörülmüş çoğunluğun, YK'nın mevcut iç yönergeyi kaldırıp yeni bir iç yönerge getirmesi ile ilgili karar alması için de uygulanacağı iddiasının TTK'nın 390/1.maddesi karşısında uygun bulunmadığı, yönetim kurulunun, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp, kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alacağına dair kuralın, ancak esas sözleşmeye konulacak bir hükümle ağırlaştırılabileceğinin TTK'nın 390/1.maddesinde açıkça ifade edildiği, somut olayda YK'nın 5 üyesi ile toplanıp ve üyelerin 3 olumlu oyu ile karar aldığı, toplantı ve karar yeter sayısının sağlandığı, davacıların YK toplantısına çağrının e-mail ile yapıldığını ve toplantıda müzakere edilecek hususların e-mail içeriğinde belirtildiğini, ayrıca üzerinde görüşme yapılacak iç yönergenin mail ekinde bulunduğunu ifade ettikleri, bu durumda YK toplantısına çağrının usulüne uygun yapıldığı, taraflar arasında bu konuda uyuşmazlık olmadığı, iç yönerge değişiklikliğinin toplantıda müzakere edilmediği ve oylanmadığı yönündeki iddianın ispata muhtaç olduğu ve ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu yönetim kurulu toplantısında toplantı ve karar yeter sayısına uyulduğu, alınan kararlarda yasaya ve şirket ana sözleşmesine aykırı bir yön bulunmadığı, toplantıya çağrının e-mail yolu ile yapıldığı, üzerinde görüşme yapılacak iç yönergenin mail ekinde gönderilmiş olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket yönetim kurulu kararların batıl ve yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 391 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.İlk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararının davacılardan ... vekili Avukat ... tarafından istinaf edildiği, işbu vekilin diğer davacı ...'ın da vekil tayin ettiği Avukat ... Kırcı tarafından yetkilendirilmediği; her ne kadar bölge adliye mahkemesince verilen esastan ret kararı her iki davacı vekili olan Avukat ... Kırcı tarafından temyiz edilse de ilk derece mahkemesi kararının davacı ... bakımından kesinleştiği ve işbu davacının bölge adliye mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmadığı anlaşıldığından Osman Budak Turan adına verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
2.Dava konusu edilen yönetim kurulu kararı daha önceden oy birliği ile kabul edilmiş iç yönergenin iptali ve o yönergedeki temsil yetkisinin değiştirilmesi ile ilgilidir. Değiştirilen iç yönergenin önceki hali ile yönetim kurulun temsil yetkisine ilişkin en nitelikli kararının %80 çoğunluk nisabı ile alınması öngörülmüş olmakla sözü edilen iç yönergenin değiştirilmesi de aynı nisapla alınacak bir karar ile mümkün olacaktır. Nisap sağlanmadan alınmış yönetim kurulu kararı yok hükmünde olduğundan İlk Derece Mahkemesince şirket esas sözleşmesinde ağırlaştırıcı nisap bulunmadığı, önceki iç yönergede tahdidi olarak sayılan belirli kararların alınması için oy çokluğu dışında ağırlaştırıcı nisap öngörülmüş olması, iç yönergeninde bu ağırlaştırıcı nisap ile değiştirileceği sonucu doğurmayacağından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Next





