YAT SİGORTASINDA TEMİNAT KLOZLARININ YORUMU, İSPAT YÜKÜ VE TAM ZİYADA MUAFİYET SORUNU
Sigorta Tahkim Komisyonu ve Yargıtay Uygulaması Işığında Gezinti Teknesi Sigortalarına İlişkin Bir Değerlendirme
I. GİRİŞ
Türkiye'de amatör denizcilik ve tekne sahipliği son yıllarda kayda değer biçimde büyümüş; buna paralel olarak gezinti teknesi (yat) sigortası uyuşmazlıkları da tahkim ve yargı gündeminde giderek daha fazla yer tutmaya başlamıştır. Bu poliçeler kendine özgü, karma bir yapıya sahiptir: Türk Tekne Poliçesi Genel Şartları üzerine, uluslararası uygulamadan alınan Institute Yacht Clauses (CL.328, 1.11.85) ile marina/daimi yatma yeri, seyir alanı, kullanım amacı ve sürat gibi özel şartlar eklenir. Uygulamada uyuşmazlıkların önemli bölümü rizikonun gerçekleşip gerçekleşmediğinden değil, bu kloz kalabalığının sigortacı tarafından geniş — sigortalı aleyhine — yorumlanmasından doğmaktadır.
Bu çalışmada; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun sigorta hukukuna ilişkin emredici hükümleri çerçevesinde teminat istisnalarının yorumu ve ispat yükü meselesi, büromuzca Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yürütülen ve İtiraz Hakem Heyeti aşamasında sigortalı lehine kesinleşen güncel bir dosya üzerinden incelenecek; ardından Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ve bölge adliye mahkemelerinin yaklaşımı değerlendirilecektir.
II. HUKUKİ ÇERÇEVE: TTK m. 1409'UN İKİ KADEMELİ İSPAT DÜZENİ
TTK m. 1409/1 uyarınca sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur; m. 1409/2 ise sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükünü açıkça sigortacıya yükler. Hüküm, uygulamada bazen yanlış anlaşıldığı üzere ispat yükünü bütünüyle sigortacıya kaydırmaz; iki kademeli bir düzen kurar. İlk kademede sigortalı, teminat kapsamındaki bir rizikonun gerçekleştiğini ve zarar miktarını ispat etmekle yükümlüdür; bu eşik aşıldıktan sonra ikinci kademede, hasarın bir istisna klozu kapsamında kaldığını ispat külfeti sigortacıya geçer. Nitekim İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi, bir tekne sigortası uyuşmazlığında (E. 2018/391, K. 2019/615, T. 29.04.2019) bilirkişi heyetinin ispat yükünü doğrudan sigortacıya yükleyen yaklaşımını bu gerekçeyle isabetsiz bulmuş; önce rizikonun gerçekleştiğinin sigortalıca ortaya konulması gerektiğini vurgulamıştır.
Bu düzenin pratik sonucu şudur: hasar anına ilişkin belgeleme (fotoğraf, meteoroloji kaydı, liman başkanlığı tutanağı, tanık) sigortalının; istisnanın somut olayda gerçekleştiğine ilişkin teknik ve maddi verinin ortaya konulması ise sigortacının yüküdür. Eksper raporlarında sıkça rastlanan "öğrenilmiştir", "edinilen bilgiye göre" türünden soyut ifadeler, ikinci kademedeki ispat külfetini karşılamaz.
Tazminatın muacceliyeti yönünden TTK m. 1427/2, gerekli bilgi ve belgelerin sigortacıya tesliminden itibaren kırk beş günlük bir inceleme ve ödeme süresi öngörür; bu sürenin sonunda ödenmeyen tazminat için sigortacı temerrüde düşer. Sigorta bedelinin yabancı para üzerinden kararlaştırıldığı yat poliçelerinde temerrüt faizi, 3095 sayılı Kanun m. 4/a uyarınca devlet bankalarının ilgili döviz cinsinden bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden yürütülür.
III. SOMUT UYUŞMAZLIK: FIRTINADA KARAYA OTURAN MOTORYAT
İncelemeye konu dosyada, yaklaşık 160.000 USD bedelle sigortalı bir motoryat, Güney Ege kıyılarında alargada demirli bulunduğu sırada ani fırtınada çapasının taraması sonucu sürüklenerek karaya oturmuş ve su alarak yarı batık hâle gelmiştir. Yargılamada görev alan iki ayrı bilirkişi heyeti, onarımın teknik ve ekonomik olarak mümkün olmadığını, hasarın hükmî tam ziya niteliğinde bulunduğunu tespit etmiş; kaza tarihindeki rayiç değeri 90.000 USD, sovtaj değerini 10.000 USD olarak belirlemiştir. (Karar ve taraf bilgileri, 6698 sayılı KVKK gereği anonimleştirilmiştir.)
Sigortacı, tazminat talebine karşı dört savunma ileri sürmüştür: (i) teknenin poliçede yazılı daimi yatma yerinde (marinada) bulunmadığı, bu nedenle hasarın marina klozu gereği teminat dışı kaldığı; (ii) teknenin daimi konaklama (ev) amacıyla kullanıldığı ve bildirim yükümlülüğünün ihlal edildiği; (iii) alargada demirde beklerken tek makinenin çalışır ve ırgatın devre dışı olması nedeniyle sigortalının ağır kusurlu olduğu; (iv) her hâlükârda poliçedeki %1 tenzili muafiyetin tazminattan indirilmesi gerektiği.
IV. HAKEM HEYETLERİNİN DEĞERLENDİRMESİ
1. Seçimlik şart ve "veya" bağlacının belirleyiciliği. Poliçedeki kloz, teminatın geçerliliğini "teknenin daimi yatma yeri veya limanının bir Türk limanı ve/veya marinası olması veya teknenin Türk bayraklı olması" koşuluna bağlamaktaydı. Heyet, "veya" bağlacının iki ayrı seçimlik şart öngördüğünü; teknenin Türk bayraklı olduğu dosyada sabit olduğuna göre, marina tartışmasından bağımsız olarak teminatın yürürlükte bulunduğunu kabul etmiş; bilirkişilerin aksi yöndeki "teminat dışı" değerlendirmesini hukuki nitelendirme alanına girdiği için isabetsiz saymıştır. Ayrıca hasar yeri, poliçede tanımlı seyir alanının (Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz — Yunan adaları dâhil) içindeydi; heyet, teknenin yatma yeri dışında bulunmasının, seyir alanı içinde kalındığı sürece teminatı ortadan kaldırmayacağını belirtmiştir.
2. İspat yükünün işletilmesi. "Ev olarak kullanım" ve "ağır kusur" savunmaları, eksper raporundaki soyut ifadeler dışında hiçbir somut delile dayanmıyordu. Heyet, TTK m. 1409/2 uyarınca istisnayı ispat külfetinin sigortacıda olduğunu; teknik veri, kayıt, görüntü veya liman raporu sunulmadan bu savunmaların dinlenemeyeceğini ifade etmiş; denizde demirde bekleme sırasında tek makine ile konaklamanın tek başına ağır kusur oluşturmayacağını kabul etmiştir.
3. Hükmî tam ziyada muafiyet uygulanmaz. Heyete göre tenzili muafiyet, işlevi itibarıyla küçük ve sık hasarların sigorta dışında tutulmasına hizmet eden, kısmi hasarlara özgü bir kurumdur; sigorta konusu malın tamamen ortadan kalktığı (gerçek veya hükmî) tam ziya hâlinde muafiyet indirimi hukuken mümkün değildir. Bu kabul, kara araçları sigortasındaki pert uygulamasıyla da uyumludur.
4. Temerrüt ve döviz faizi. Gerekli belgeler sunulmasına rağmen TTK m. 1427/2'deki kırk beş günlük sürede ödeme yapılmadığından sigortacı temerrüde düşmüş; tazminat USD cinsinden yabancı para borcu niteliğinde olduğundan 3095 sayılı Kanun m. 4/a uyarınca kamu bankalarının bir yıl vadeli USD mevduatına uyguladığı en yüksek faizle tahsile karar verilmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kabul kararına karşı sigortacının itirazı, İtiraz Hakem Heyetinin Mart 2026 tarihli kararıyla reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.
V. YARGI UYGULAMASINDA GÖRÜNÜM: DAR YORUM İLKESİ VE SINIRLARI
Hakem heyetinin bu yaklaşımı, yüksek yargının yerleşik çizgisiyle örtüşmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, fırtınada yarı batık hâle gelen bir tekneye ilişkin güncel kararında (E. 2025/5439, K. 2026/827, T. 09.02.2026), sigortacının tahkim yargılamasındaki cevabında dayanmadığı bir istisnayı sonradan genişleterek ileri süremeyeceğini; poliçedeki istisna klozunun kapsamı dışında kalan hasar kalemlerinin teminat içinde sayılacağını kabul eden İtiraz Hakem Heyeti kararını onamıştır. Teminat istisnalarının dar yorumlanacağı ve genişletici yoruma tabi tutulamayacağı ilkesi, sigorta sözleşmesinin iltihakî (katılmalı) niteliğinin doğal sonucudur: klozu kaleme alan sigortacıdır ve kaleme aldığı metindeki belirsizlik aleyhine yorumlanır.
İstisnanın lafzıyla bağlılık, Daire'nin bir başka dosyasındaki karşı oy gerekçesinde çarpıcı biçimde ifade edilmiştir (11. HD, E. 2020/1964, K. 2021/2512, T. 17.03.2021): poliçede "içinde hiç kimse olmaksızın bırakıldığı sırada" gerçekleşen oturma ve batma zararlarını teminat dışı bırakan kloza dayanılan olayda, karşı oy yazan üye, demir taraması üzerine kaptanın tekneye gelerek müdahale ettiğini, dolayısıyla istisnanın maddi unsurunun gerçekleşmediğini ve rizikonun teminat dışında kaldığının sigortacıca ispat edilemediğini belirtmiştir. Çoğunluk aksi yönde karar vermiş olsa da tartışma, kloz lafzındaki her unsurun ayrı ayrı kanıtlanması gerektiğini göstermesi bakımından öğreticidir.
Bölge adliye mahkemeleri de aynı doğrultudadır. İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi, teknenin selameti için yapılan manevra sırasında oluşan pervane hasarında, sözleşmeyle bağlılık ilkesi ve dürüstlük kuralı çerçevesinde istisna klozunun uygulanamayacağına ve hasarın teminat dâhilinde olduğuna hükmetmiş (E. 2022/1824, K. 2025/975, T. 12.06.2025); aynı Daire bir başka dosyada, makine arızası sonucu manevra kabiliyetini yitiren yatın çekilerek kurtarılmasını deniz tehlikesi sayarak kurtarma masraflarını Institute Yacht Clauses m. 14 kapsamında teminat içinde görmüştür (E. 2019/154, K. 2020/1284, T. 12.11.2020).
Bununla birlikte tablo tek yönlü değildir ve sigortalıların bundan çıkarması gereken bir ders vardır: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, sigortacının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği bir tekne sigortası dosyasında dahi, TTK m. 1423/2 uyarınca poliçenin tanziminden itibaren on dört gün içinde itiraz edilmemesi hâlinde sözleşmenin yazılı şartlarla geçerli olacağını hatırlatarak teminat dışılık sonucuna ulaşan İtiraz Hakem Heyeti kararını onamıştır (E. 2024/4376, K. 2024/8627, T. 04.12.2024). Dar yorum ilkesi, poliçede açık ve net biçimde kaleme alınmış bir istisnanın uygulanmasına engel değildir.
VI. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Yat sigortası uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen üç eksen bulunmaktadır. Birincisi kloz yorumudur: "veya" bağlacıyla kurulan seçimlik şartlarda tek seçeneğin gerçekleşmesi teminatı ayakta tutar; yatma yeri klozu ile seyir alanı klozu birbirine karıştırılmamalı, tekne seyir alanı içinde kaldığı sürece yatma yerinden uzaklaşmış olması teminatı düşürmemelidir. İkincisi ispat düzenidir: rizikonun gerçekleştiğini ispat sigortalıda, istisnayı ispat sigortacıdadır ve eksper raporlarındaki soyut ifadeler bu külfeti karşılamaz. Üçüncüsü tazminat hesabıdır: hükmî tam ziyada tenzili muafiyet uygulanamaz; yabancı para poliçelerinde 3095 sayılı Kanun m. 4/a faizi, kırk beş günlük sürenin sonundan itibaren işler.
Sigortalılar yönünden pratik sonuç ise şudur: poliçe satın alınırken marina, seyir alanı ve kullanım amacı klozları dikkatle okunmalı; kullanım biçimindeki değişiklikler sigortacıya yazılı olarak bildirilmeli; hasar anında kurtarma öncesi görüntüleme, meteoroloji ve liman kayıtları ile belgeleme eksiksiz yapılmalı ve belgelerin sigortacıya teslimi tarihli biçimde ispatlanabilir kılınmalıdır. Sigortacının ret yazısındaki gerekçeler, yukarıdaki üç eksen üzerinden sınandığında, uygulamada azımsanmayacak bir bölümünün hukuki dayanaktan yoksun olduğu görülmektedir; Sigorta Tahkim Komisyonu bu denetim için hızlı ve etkili bir yol sunmaktadır.
KAYNAKÇA
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1409, 1423, 1427; 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 4/a; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30; Türk Tekne Poliçesi Genel Şartları; Institute Yacht Clauses (CL.328, 1.11.85).
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5439, K. 2026/827, T. 09.02.2026.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4376, K. 2024/8627, T. 04.12.2024.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/1964, K. 2021/2512, T. 17.03.2021 (karşı oy gerekçesi).
- İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1824, K. 2025/975, T. 12.06.2025; İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi, E. 2019/154, K. 2020/1284, T. 12.11.2020; İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/391, K. 2019/615, T. 29.04.2019.
- Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin Mart 2026 tarihli kararı (taraf ve karar bilgileri 6698 sayılı KVKK uyarınca anonimleştirilmiştir).