20.06.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununa Ek Madde 22 eklenmiş ve uzun yıllardır tartışma konusu olan bazı orman kadastrosu uyuşmazlıklarına ilişkin önemli düzenlemeler getirilmiştir. Düzenleme, özellikle geçmişte kesinleşmiş orman kadastrosu nedeniyle devlet ormanı sınırları içerisinde bırakılan ancak tapuda gerçek veya tüzel kişiler adına kayıtlı bulunan taşınmazların hukuki durumunu yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Yeni düzenleme kapsamında, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre tamamen veya kısmen devlet ormanı olarak sınırlandırılan ve halen gerçek veya tüzel kişiler adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazlar bakımından, belirli şartların gerçekleşmesi halinde mevcut tapu kayıtlarının bedelsiz olarak geçerli kabul edilmesi ve varsa orman şerhlerinin terkin edilmesi mümkün hale gelmiştir. Bunun yanında, devam eden davalar ile kesinleşmiş ancak henüz tapuda infaz edilmemiş kararlar yönünden de yeni hukuki değerlendirmelerin yapılması gündeme gelebilecektir.
Düzenleme, mülkiyet hakkının korunması bakımından önemli sonuçlar doğurabilecek nitelikte olmakla birlikte, uygulamanın kapsamı, idarenin takdir yetkisinin sınırları ve Anayasa'ya uygunluk tartışmaları bakımından da çeşitli hukuki değerlendirmeleri beraberinde getirmektedir. Ek Madde 22'nin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların ayrıca belirlenmesi öngörülmüş olup, uygulamaya yön verecek ikincil düzenlemelerin ve idari uygulamaların yakından takip edilmesi gerekmektedir.
MADDE 14-
6831 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“EK MADDE 22- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmenveya tamamen Devlet ormanı olarak sınırlandırılan taşınmazlardan;
a) Hazine adına kayıtlı olmayan, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre oluşturulup halen gerçek veyatüzel kişiler adına tapuda tescilli olanlar için malikleri, kadastro tespitleri davalı olanlar için ise davaya taraf olangerçek veya tüzel kişiler tarafından idareye başvurulması ve söz konusu başvurunun Orman Genel Müdürlüğünceuygun görülmesi,
b) Orman Genel Müdürlüğü tarafından resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda gerçek veya tüzelkişiler adına var olan tapu kayıtlarının doğruluğunun tespit edilmesi, hallerinde mevcut tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki varsa ormanşerhleri terkin edilerek söz konusu taşınmazlar hakkında bu Kanun hükümleri uyarınca işlem yapılır.
Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen ancak tapuda henüz infaz edilmeyenkararlara konu taşınmazlar hakkında taşınmaz bedeli karşılığı olarak mahkeme kararları gereğince ödeme yapılmamışolması veya taşınmaz bedeli karşılığı olarak mahkeme kararları gereğince ödeme yapılmışsa yapılan toplam ödemeninHazineye geri ödenmesi hallerinde bu madde uyarınca işlem yapılır. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazıngüncel rayiç bedelinden az olamaz.
Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz edilerek/rızaen terkedilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içindeönceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarakherhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin Hazineye geriödenmesi halinde ilgilisine iade edilir.
Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz.
İkinci ve üçüncü fıkralar kapsamında kalan taşınmazlardan Orman Genel Müdürlüğünce bildirilen, malikleriveya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulmayan veya mahkeme kararları gereği yapılan toplamödemesi Hazineye geri ödenmeyen üç hektardan küçük taşınmazlar ve alan büyüklüğüne bakılmaksızın taşınmazlararasındaki tescilli/tescilsiz yol, boşluk ve benzeri alanlar, Milli Emlak Genel Müdürlüğünce değerlendirilebilir.
Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.
a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalaraçılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göreişlem yapılır, bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarcavazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptalisebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılamagiderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez.
b) Yapılacak giderler tapu maliklerince Orman Genel Müdürlüğünün hesaplarına hizmet gideri olarak yatırılır.
c) Mevcut orman izinleri ve yapılan kiralamalar iptal edilmiş sayılır.
ç) Ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılmış her nevi bina ve tesis bulunan yerler bumadde kapsamında değerlendirilmez.
d) Rayiç bedeller, 6292 sayılı Kanun kapsamında Milli Emlak Genel Müdürlüğünce hesaplanır.
e) İade işleminin gerçekleşmesi halinde idarelerden, hiçbir şekilde tazminat ve ecrimisil talep edilemez.
Bu madde hükümleri;
a) Sonradan imar uygulaması yapılmış olsa bile, 26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı veYabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, mülga 11/6/1945 tarihli ve 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunukapsamında tapuya bağlanmış fakat temlik şartları yerine getirilmemiş, 9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı Kanunkapsamında bedeli ödenerek devletleştirilmiş, mülga 8/2/1937 tarihli ve 3116 sayılı Orman Kanununda mülga24/3/1950 tarihli ve 5653 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeler kapsamında tevzi edilmiş fakat tapuya bağlanmamış,tapu ve kadastro veya imar mevzuatı kapsamında yapılan çalışmalarda uygulama görememiş eski kayıtlı taşınmazlarile 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamındaki taşınmazlarda,
b) 2634 sayılı Kanun kapsamında sınırları tespit ve ilan edilen kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri,turizm merkezleri, turizm bölgeleri ve turizm alanlarında kalan, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu vemübadele anlaşmaları kapsamında olan yerler ile bu Kanuna göre belirlenmiş özel statülü orman alanları ile ormanrejimine alınan yerlerde bulunan, izin ve irtifak hakkı tesis edildiğinden ifraz edilerek oluşturulan, yanan ormansahalarında bulunan, geometrisi ve arz üzerindeki yeri belli olmayan taşınmazlarda,
uygulanmaz.
Bu madde kapsamında yapılan işlemler sonrasında orman kadastro kayıtları güncellenir.
Bu maddenin uygulanması sonucunda; tapu kayıtları geçerli kabul edilen, ilgililerine iade edilen ve dördüncüfıkra kapsamında Milli Emlak Genel Müdürlüğünce değerlendirilecek taşınmazların alanından az olmamak üzereDevletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar Orman GenelMüdürlüğüne orman tesis etmek veya orman olarak kullanılmak üzere tahsis edilir.
Bu maddenin uygulanmasından kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukukmahkemesinde görülür.
Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından görüşalınarak Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenir.”
Öncelikle ifade edelim ki bu fıkranın kapsamına, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih olan 20.06.2026 tarihinden önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmen veya tamamen Devlet ormanı olarak sınırlandırılarak kaydında orman şerhi mevcut olan ve henüz davası açılmamış olan taşınmazlar ile bu nitelikte olmakla birlikte davası devam eden taşınmazların girdiğini söylemek yerinde olacaktır.
Ek Madde 22 Kapsamında Tapu Maliklerine Sağlanan İmkanlar
6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek Madde 22 ile birlikte, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosu işlemleri sonucunda devlet ormanı sınırları içerisinde bırakılmış bulunan bazı taşınmazlar bakımından mevcut tapu kayıtlarının korunması öngörülmektedir.
Buna göre;
- Taşınmazın gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi adına tapuda kayıtlı olması,
- Orman kadastrosunun kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş bulunması,
- Kanunda belirtilen diğer şartların somut olay bakımından gerçekleşmesi,
halinde mevcut tapu kayıtlarının geçerliliğini koruması ve taşınmaz üzerindeki orman şerhlerinin kaldırılması mümkün olabilecektir.
Düzenleme, özellikle geçmişte orman tahdidi içerisinde bırakılması nedeniyle kullanım imkânı önemli ölçüde kısıtlanan taşınmaz sahipleri açısından ciddi bir hukuki kazanım olarak değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte, Ek Madde 22'nin tüm taşınmazlar bakımından otomatik olarak uygulanmayacağı, her taşınmazın hukuki durumunun ayrı ayrı incelenmesi gerektiği unutulmamalıdır. Taşınmazın geçmiş kadastro kayıtları, tapu sicil bilgileri, hava fotoğrafları, amenajman planları ve teknik bilirkişi incelemeleri uygulamada önemini korumaya devam edecektir.
Devam Eden Davalara ve Kesinleşmiş Kararlara Etkisi
Kanun değişikliğinin uygulamada en fazla tartışılacak yönlerinden biri, devam eden yargılamalar ile kesinleşmiş mahkeme kararları üzerindeki etkisidir. Özellikle;
- Tapu iptali ve Hazine adına tescil davaları,
- Orman kadastrosuna itiraz davaları,
- Tazminat talepleri,
- Mülkiyet hakkı ihlaline dayalı bireysel başvurular,
bakımından yeni düzenlemenin sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Henüz kesin hükümle sonuçlanmamış davalarda yeni düzenlemenin doğrudan uygulanabilmesi mümkündür. Buna karşılık kesinleşmiş yargı kararları yönünden kanunun nasıl uygulanacağı, uygulama yönetmelikleri ve yargısal içtihatlar ile netleşecektir.
Özellikle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Anayasa'nın 169. maddesinde düzenlenen ormanların korunmasına ilişkin hükümler arasındaki denge, önümüzdeki süreçte öğretide ve yargı kararlarında önemli tartışmalara konu olmaya devam edecektir.
7584 sayılı Kanun ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek Madde 22, orman kadastrosundan kaynaklanan mülkiyet uyuşmazlıkları bakımından son yılların en önemli yasal düzenlemelerinden birisini oluşturmaktadır. Düzenleme, geçmişte orman sınırları içerisinde bırakılan ve tapuda gerçek veya tüzel kişiler adına kayıtlı bulunan taşınmazlar bakımından yeni hukuki imkanlar sunarken, uygulama alanı ve kapsamı bakımından birçok teknik ve hukuki değerlendirmeyi de beraberinde getirmektedir.
Özellikle devam eden davaların durumu, kesinleşmiş mahkeme kararlarının etkisi, tapu kayıtlarının korunmasına ilişkin şartlar ve idarenin uygulama biçimi, taşınmaz maliklerinin haklarını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre hukuki durumun ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi, gerekli başvuruların süresinde yapılması ve yargısal süreçlerin uzman desteği ile takip edilmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle 7584 sayılı Kanun kapsamında ortaya çıkabilecek yeni hukuki imkanların değerlendirilmesi ve olası hak kayıplarının önlenmesi bakımından uzman desteği alınması önem arz etmektedir.