Yargılama hukukumuzun kadim tartışmalarından biri olan "Yargı harçları bir gelir kalemi midir, yoksa düzenleyici bir bariyer mi?" sorusu, Anayasa Mahkemesi’nin bugün (06.01.2026) Resmi Gazete'de yayımlanan E. 2025/166, K. 2025/219 sayılı kararıyla yeniden ve güçlü bir şekilde yanıtlanmıştır.

Yüksek Mahkeme; mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi (müdahalenin men'i) davalarında, dava değeri üzerinden nispi karar ve ilam harcı alınmasını öngören düzenlemenin iptali talebini esastan reddederek, mevcut uygulamanın anayasal meşruiyetini teyit etmiştir.

Hukuki Perspektif ve Kararın İncelenmesi:

Bir uygulamacı gözüyle kararın gerekçesine inildiğinde, AYM'nin meseleyi salt "hazinenin menfaati" üzerinden değil, "kamu hizmetinden yararlanma karşılığı katılım payı" doktrini üzerinden kurguladığı görülmektedir.

1. Davanın Niteliği ve Ekonomik Yarar İlişkisi:

İptal isteminde; el atmanın önlenmesi davasının bir "tespit ve koruma" davası olduğu, dolayısıyla nispi harcın ağır bir külfet getirdiği savunulmuştu. Ancak Mahkeme, bu davanın sonucunda davacının mülkiyet veya zilyetlik hakkına kavuşmasıyla somut bir ekonomik menfaat elde ettiğini vurgulamıştır. Hukuk tekniği açısından, konusu para ile ölçülebilen davalarda harcın nispi olması, "mali güce göre ödeme" ilkesinin yargılamadaki tezahürü olarak kabul edilmiştir.

2. Ölçülülük ve Meşru Amaç Denetimi:

Kararda dikkat çeken en kritik husus, Anayasa'nın 36. maddesindeki "hak arama hürriyeti" ile 13. maddesindeki "ölçülülük" ilkesinin çatışma noktasıdır. Mahkeme; nispi harcın yüksekliğinin, gereksiz ve haksız dava açılmasının önlenmesi (usul ekonomisi) gibi meşru bir amaca hizmet ettiğini belirtmiştir. Ayrıca, ödeme gücü olmayanlar için HMK m. 334 ve devamındaki adli yardım müessesesinin etkin bir güvence olduğu hatırlatılarak, müdahalenin ölçüsüz olmadığı sonucuna varılmıştır.

3. Külfet - Nimet Dengesi:

Devletin yargı organizasyonunu sağlamak için katlandığı maliyet ile kişilerin bu hizmetten elde ettiği bireysel fayda arasında bir korelasyon kurulmuştur. Karar, dolaylı yoldan şunu söylemektedir: Dava konusu ne kadar büyükse, yargı mekanizmasının o konuyu çözmek için harcadığı mesaiye katılım payı da o oranda artmalıdır.

Sonuç ve Değerlendirme:

Bu karar, özellikle gayrimenkul hukukunda dava açarken belirlenen "müddeabih" değerinin harçlandırma politikasındaki belirleyiciliğini perçinlemiştir. Kanun koyucunun takdir yetkisi, hak arama hürriyetini ortadan kaldırmadığı sürece, maliye politikasının bir aracı olarak harç oranlarını belirlemeye cevaz vermektedir.

Uygulayıcıların, dava şartı niteliğindeki harçların ikmalinde bu içtihadı göz önünde bulundurarak strateji geliştirmeleri elzemdir.

>> Karar Metni: https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025166-esas-2025219-karar-sayili-karari