TÜİK verilerine göre Türkiye'de her yıl 170 bini aşkın çift boşanıyor ve bu davaların önemli bir bölümü anlaşmalı boşanma yoluyla tek celsede sonuçlanıyor. Bu hızın ön şartı ise kusursuz hazırlanmış bir protokol: Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesi, anlaşmalı boşanma için en az 1 yıl sürmüş bir evlilik ve tarafların boşanmanın tüm sonuçlarında anlaşmış olması şartını arıyor. İşte sorun da tam burada başlıyor. İnternetten bulunan bir şablonla aceleyle hazırlanan protokoller, imza anında fark edilmeyen boşluklar yüzünden yıllar sonra yeni davaların kapısını aralıyor. Üstelik hâkim, protokolü uygun bulmazsa değiştirilmesini isteyebilir; anlaşma bozulursa dava çekişmeli hâle gelir ve boşanma davasının süresi yıllara uzayabilir. Uygulamada en sık atlanan 5 kritik maddeyi tek tek inceleyelim.

1. Nafakayı Belirsiz Bırakmak veya Bilmeden Feragat Etmek

Protokollerde en tehlikeli cümle çoğu zaman en kısa olanıdır: "Taraflar birbirinden nafaka talep etmemektedir." Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, protokolde yoksulluk nafakasından açıkça feragat eden eş, kural olarak sonradan bu nafakayı bir daha isteyemez. Çocuk için ödenen iştirak nafakası ise bambaşka bir rejime tabidir: Bu nafaka çocuğun hakkıdır ve ebeveynin protokoldeki feragati çocuğu bağlamaz; ihtiyaç doğduğunda yeniden istenebilir. Doğru protokol, nafakanın türünü, miktarını ve yıllık artış oranını (uygulamada genellikle TÜFE) ayrı ayrı yazar, böylece her yıl yeni bir dava gerekmez.

Bunu Biliyor Muydunuz?

Yoksulluk nafakasından protokolle vazgeçmek kural olarak geri dönülmez bir sonuç doğururken, iştirak nafakasındaki feragat çocuğun üstün yararı gereği çocuğu bağlamaz. Aynı kelime, iki nafaka türünde tamamen farklı sonuç üretir. Protokol bir müzakere metnidir; her satırı imzadan önce tartışılmalıdır.

2. Mal Paylaşımını "Aramızda Hallettik" Diye Geçiştirmek

2002 sonrasında kurulan evliliklerde yasal rejim edinilmiş mallara katılma rejimidir: Evlilik içinde edinilen ev, araç ve birikimler üzerinde her iki eşin de kural olarak katılma alacağı vardır. "Taraflar mal paylaşımı konusunda anlaşmıştır" gibi genel bir cümle, bu alacakların akıbetini belirsiz bırakır ve boşanmadan sonra ayrı bir mal rejimi tasfiyesi davasına zemin hazırlar.

Somut bir örnek: Murat, oturdukları Şirinevler'deki evi eşine devretmeyi duruşma öncesinde sözlü olarak kabul etmişti; ancak bu taahhüt protokole yazılmadı. Karar kesinleştikten sonra devir gerçekleşmeyince, taraflar kendilerini yeni bir davanın içinde buldu. Doğru yöntem, her malvarlığı kalemini (tapu bilgisi, araç plakası, hesap bilgisi düzeyinde) tek tek yazmak ve devir taahhütlerinin mahkeme hükmüne geçirilmesini istemektir.

Hâkim Protokolde Neyi Denetler?

1. Tarafların boşanma iradesinin serbestçe oluşup oluşmadığını

2. Mali sonuçların (nafaka, tazminat, mal paylaşımı) düzenlenip düzenlenmediğini

3. Çocuklara ilişkin düzenin çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını Hâkim gerekli gördüğünde protokolde değişiklik isteyebilir (TMK m.166/3).

3. Velayet ve Görüş Takvimini Ucu Açık Bırakmak

"Baba, çocukla uygun zamanlarda kişisel ilişki kurar" gibi esnek ifadeler, uygulamada en çok uyuşmazlık üreten satırlardır. Neyin uygun olduğunu artık boşanmış iki kişinin her seferinde yeniden müzakere etmesi gerekir ve bu çoğu zaman mümkün olmaz.

Doğru protokol; hafta sonu düzenini, dini bayramların hangi gününü, yarıyıl ve yaz tatilinin hangi haftalarını kapsadığını gün ve saat düzeyinde yazar. Okul, servis ve sağlık giderlerinin nasıl paylaşılacağı da aynı netlikte düzenlenmelidir, hâkim, çocuğun üstün yararına aykırı gördüğü düzenlemeye her zaman müdahale edebilir.

Görüş takvimi gün ve saat düzeyinde yazıldığında çocuk da ebeveynler de korunur.

4. Ziynet ve Ev Eşyalarını Protokole Yazmamak

Yargıtay'ın yerleşik kabulüne göre düğünde takılan takılar, kural olarak kadına ait sayılır. Ancak bu ilkeyi bilmek yetmez: Boşanma bittikten sonra ziynetin iadesini istemek, takıların varlığını ve kimde kaldığını ispatlama yükü nedeniyle zorlu bir ispat davasına dönüşür. Düğün videosundan bilezik sayısı ispatlamaya çalışan taraflar, uygulamada hiç de az değildir. Bu yükten kurtulmanın yolu basittir: Protokole "taraflar ziynet konusunda anlaşmıştır" gibi bir geçiştirme değil, hangi eşyanın kimde kaldığının açık listesi yazılır; kalabalık ev eşyaları için protokole ek bir liste yapılıp taraflarca imzalanır.

5. Tazminat ve Feragat Kapsamını Netleştirmemek

Boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu taraf, TMK m.174 uyarınca maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Protokollerin klasik kapanış cümlesi olan "tarafların birbirinden başkaca hak ve alacağı yoktur" ifadesi ise bu hakları da kapsayıp kapsamadığı sonradan tartışma konusu olan, fazlasıyla genel bir feragattir. Şöyle bir durum düşünün: Karar kesinleştikten sonra manevi tazminat davası açmak isteyen Elif, protokoldeki bu genel cümle nedeniyle talebinin reddi riskiyle karşılaştı. Doğru protokol; maddi tazminat, manevi tazminat, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin her biri hakkında ayrı ayrı hüküm kurar; ortak krediler ve borçlar gibi kalemleri de açıkça paylaştırır.

Anlaşmalı Boşanmada Süreç: 4 Adım

1. Protokol müzakeresi: Nafaka, mal paylaşımı, velayet ve tazminat başlıkları tek tek karara bağlanır

2. Başvuru: Dava dilekçesi ve imzalı protokolle aile mahkemesine başvurulur

3. Duruşma: Hâkim her iki tarafı bizzat dinler ve iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirir

4. Karar ve kesinleşme: Gerekçeli karar yazılır; kesinleşmeyle boşanma nüfusa işlenir

Son bir hatırlatma: Protokol bir yarış değil, kalıcı bir çözüm metnidir. Masaya avukat desteğiyle oturmak, hem hâkimin protokolü uygun bulma ihtimalini artırır hem de yıllar sonra açılacak ek davaların önünü baştan keser.

Özetle akılda tutulması gerekenler:

- Yoksulluk nafakası feragati kural olarak geri dönülmezdir; iştirak nafakası ise çocuğun hakkıdır, feragat çocuğu bağlamaz.

- Mal paylaşımında genel ifadeler değil, tapu ve plaka düzeyinde açık liste ve hükme geçirilmiş devir taahhütleri gerekir.

- Görüş takvimi gün ve saat düzeyinde yazılmalı; bayram ve yaz tatili ayrıca düzenlenmelidir.

- Ziynet ve ev eşyaları için imzalı bir liste, ileride ağır bir ispat davasının önüne geçer.

- Tazminat, yargılama gideri ve borçlar için ayrı ayrı hüküm kurulmalı; genel feragat cümlesine yaslanılmamalıdır.