Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. R. Erinç Sağkan; Başkan Yardımcısı Av. Ercan Demir, Sayman Av. Gökhan Bozkurt, Yönetim Kurulu üyeleri Av. Melih Yardımcı, Av. Nizam Dilek, Av. Ali Bayram, Av. Hicran Kandemir, Av. Abdülbaki Çelebi, TBB Avukat Hakları Merkezi ile Tahir Elçi'nin eşi Av. Türkan Elçi, Baro Başkanları ve avukatların katıldığı duruşmada Elçi’nin öldürüldüğü alanı gören kameranın incelenmesine ilişkin TÜBİTAK’ın raporu okundu. Kameranın söz konusu tarihte kayıt yapmadığına ve görüntülerin eski olduğuna ilişkin rapora tepki gösteren avukatlar, 9 görüntüden 3'ünün kayıp olmasının delillerin karartıldığını gösterdiğini söyledi.

Duruşmaya TBB adına katılan Birlik Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, soruşturma ve kovuşturma aşamaşarındaki eksikliklere dikkat çekerek, “Mahkemenin tavrı ve yargılama pratiği maddi gerçeğin açığa çıkması istenmiyor algısını yaratıyor” şeklinde konuştu.

Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren de soruşturma ve kovuşturma sürecindeki isteksizliğe işaret ederek, mahkeme heyetine hitaben “Biz cinayeti işleyen iradeyi ortaya çıkarmak istedik ama siz hep bundan kaçındınız” dedi.

Ardından, müdahillik talepleri reddedilen katılımcı tüm Baro başkanları ve avukatlar Diyarbakır Barosu vekili olarak savunma yaptı.

Mahkeme heyeti, savcılığın esas hakkında mütalaasını hazırlayabilmesi için dosyadaki tüm delil ve evrakların savcılığa gönderilmesine karar vererek, bir sonraki duruşmayı 6 Mart 2024 tarihine bıraktı.

"BUGÜN BU MAHKEMEDE HUKUKSUZLUĞU GÖRDÜK"

Duruşmanın ardından TBB Başkanı ve yönetimi ile Baro Başkanları ve avukatlar, Diyarbakır Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

Birlik Başkanı Sağkan, burada yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Birkaç senedir hem soruşturma aşamasında hem kovuşturma aşamasında devam eden eksiklikleri vurguluyor ve adil bir yargılanma konusunda ciddi kaygılarımız olduğunu kamuoyuyla paylaşıyorduk. Bugün itibarıyla kaygılarımızın maalesef gerçekleştiğini net olarak ortaya çıktığını ifade edebilirim. Çünkü bugün kurduğu ara kararla mahkeme artık delil toplama sürecinin bittiğini açıkça ifade ederek dosyayı mevcut delil durumuyla esas hakkındaki mütalaasını sunmak üzere Cumhuriyet Savcısına tevdi etmek yönünde bir ara karar tesis etti.

Bu bize şunu gösteriyor; mahkeme bugüne kadar dönem dönem bazı katılan vekili taleplerini kabul ederek ancak esasa dönük taleplerimizi tamamen öteleyerek dosyayı sürüncemede bırakıyordu. Ancak artık bugün niyetini maalesef ki arar kararıyla açık şekilde ortaya koydu. Bugün ‘bu bir siyasi suikasttır’ diyen dönemin başbakanının tanık olarak dinlenmesi yönündeki arar karardan TÜBİTAK raporunu gerekçe göstererek geri rücu eden bir çaresizliği gördük mahkemede. Bugün dinlenmesi istenen tanıkların tamamını dosyanın esasına bir katkısı olmayacaktır diye reddeden bir hukuksuzluğu gördük mahkemenin kararında. Ve bugün 2016 yılında yapılan keşfi gerekçe göstererek mahallinde yapılacak bir keşfin dosyaya katkısı bulunmayacağını söyleyen umursamazlığı gördük bu mahkemede. Ve bugün buradaki avukatlar ve kamuoyu maalesef eldeki mevcut delillerle -artık ben bu işten elimi eteğimi çekiyorum, daha fazla bu işi sürdüremeyeceğim- diyen bir mahkeme gördü. Kaygılarımız gerçekleşti, buradan çıkacak kararı da aşağı yukarı artık hepimiz öngörebiliyoruz. Ancak şunu da ifade etmek isterim ki, bu kadar hukuksuz uygulamanın altında Anayasa Mahkemesi kararına dahi uyulmayan düzenin verdiği cüret yatmaktadır. Bizler hukuk kurumları olarak mücadeleyi sonuna kadar hukuk çerçevesinde devam ettireceğiz. 6 Mart’ta da burada olacağız. Tahir başkan için, hepimiz için elbet bir gün adaleti gerçekleştireceğiz."

Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren de Adliye önünde yaptığı açıklamada, "Bugün mahkeme heyeti yaklaşık 12 ara karar kurdu, bütün taleplerimizi reddetti. Bununla yetinmedi, daha önce, ileriki aşamada yapılması konusunda karar verdiği olay mahallindeki keşiften de vazgeçti. Daha önce ileriki aşamalarda değerlendirilmek üzere dinlenecek tanıklardan da vazgeçti. Mahkeme aslında bugün 3 yıldır süregelen kovuşturma sürecindeki çizilen senaryonun son noktasını koydu" dedi.

Eren, bütün bu süreçte Diyarbakır Barosu'nu yalnız bırakmayan TBB yönetimine, Barolara, meslektaşlarına ve demokratik kitle örgütlerine teşekkür etti.