I. Genel Olarak
Avukatlık faaliyeti, yalnızca müvekkilin menfaatini korumaya yönelik bir temsil ilişkisi olmayıp, aynı zamanda yargının kurucu unsurlarından biri olarak adaletin gerçekleşmesine hizmet eden kamusal bir işlev de üstlenir. Bu çift yönlü yapı, avukatın savunma özgürlüğünü geniş tutmakla birlikte, bu özgürlüğün sınırsız olduğu anlamına gelmez. Bu bağlamda avukatın sunduğu bilgi ve belgelerin, uyuşmazlıkla bağlantılı, davanın çözümüne elverişli ve hukuki tartışma sınırları içinde kalması gerekir.
Uygulamada zaman zaman, dosyayla doğrudan ilgisi bulunmayan, uyuşmazlığın çözümüne katkı sunmayan, hatta karşı tarafın kişilik haklarını zedeleyici nitelikte bilgi ve belgelerin yargılamaya sunulduğu görülmektedir. Böylesi bir davranış ile herşeyden önce yargı mercilerinin gereksiz yere meşgul edildiği kuşkusuzdur. Bundan başka, sözü edilen durum yalnızca usule ilişkin bir sorun olmayıp, avukatın mesleki, hukuki ve ceza sorumluluğunu doğurabilecek çok boyutlu sonuçlar doğurur.
Bu yazımızda, avukatın dava dosyasıyla ilgili olmayan bilgi ve belgeleri sunmasının sonuçları, mesleki sorumluluk, tazminat sorumluluğu ve ceza sorumluluğu bakımından ayrı ayrı ele alınacaktır.
II. Mesleki Sorumluluk Bakımından Değerlendirme
Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları, avukatın mesleğini dürüstlük, saygınlık ve meslek onuruna uygun biçimde icra etmesini zorunlu kılar. Avukatın savunma hakkı geniş olmakla birlikte, bu hak meslek etiği ile sınırlıdır.
Dava dosyasıyla ilgisi bulunmayan bilgi ve belgelerin sunulması, özellikle bu bilgi ve belgelerin karşı tarafı küçük düşürücü, itibarsızlaştırıcı veya baskı altına alıcı nitelik taşıması hâlinde, meslek kurallarına açıkça aykırılık oluşturur.
Avukatın yargılamayı amacından saptıracak şekilde, uyuşmazlık dışı olguları dosyaya taşıması, savunma hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilir. Bu tür davranışlar, avukat bakımından disiplin sorumluluğunu gündeme getirir. Baro disiplin kurulları uygulamasında, dosyayla ilgisiz belgelerle karşı tarafın kişisel hayatına müdahale edilmesi, meslektaşa veya tarafa yönelik itibarsızlaştırıcı beyanlarda bulunulması, uyarma, kınama veya daha ağır disiplin yaptırımlarına konu olabilmektedir.
III. Hukuki Sorumluluk ve Tazminat Yükümlülüğü
Avukatın dosyayla ilgisi olmayan bilgi ve belgeleri sunması, yalnızca meslek içi bir disiplin meselesi olarak kalmayabilir. Bu davranış, aynı zamanda hukuki sorumluluk doğurarak tazminat yükümlülüğüne de yol açabilir.
Özellikle sunulan bilgi ve belgelerin karşı tarafın kişilik haklarını ihlal etmesi, özel hayatın gizliliğini zedelemesi veya hukuka aykırı şekilde elde edilmiş olması hâlinde, haksız fiil sorumluluğu gündeme gelir. Bu durumda zarar gören taraf, Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Avukatın “müvekkil talimatı” ile hareket ettiği savunması, tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Zira avukat, hukuka aykırı fiiller bakımından müvekkilin talimatını yerine getirmekle sorumluluktan kurtulamaz.
Avukatın bağımsız hukuki değerlendirme yapma yükümlülüğü, onu hukuka aykırı davranışlardan kaçınmaya zorlar.
IV. Ceza Sorumluluğu Bakımından Değerlendirme
Dava dosyasıyla ilgisi olmayan bilgi ve belgelerin sunulması, bazı hâllerde ceza sorumluluğunu da gündeme getirebilir. Bu noktada belirleyici olan, sunulan bilginin niteliği ve elde ediliş biçimidir. Hukuka aykırı şekilde elde edilmiş kişisel verilerin yargılamaya sunulması, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi suçunu oluşturabilir.
Keza, özel hayatın gizliliğini ihlal eden belgelerin dosyaya sunulması, ceza hukuku bakımından korunan değerlerin ihlaline yol açabilir. Bunun yanı sıra, dosyayla ilgisi bulunmayan belgelerin bilerek ve isteyerek karşı tarafı suçlu göstermek veya itibarsızlaştırmak amacıyla sunulması hâlinde, iftira veya hakaret suçları bakımından da ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.
Avukatın savunma dokunulmazlığı, bu tür fiiller bakımından mutlak bir koruma sağlamaz.
V. Savunma Hakkının Sınırları ve Ölçülülük İlkesi
Avukatın savunma hakkı, adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak bu hak, sınırsız değildir.
Savunmanın, uyuşmazlıkla bağlantılı, ölçülü ve hukuki tartışma sınırları içinde kalması gerekir. Dava dosyasıyla ilgisi olmayan bilgi ve belgelerin sunulması, savunmanın amacını aşarak yargılamayı bir baskı veya itibarsızlaştırma aracına dönüştürdüğünde, hukuki koruma alanının dışına çıkar. Bu noktada ölçülülük ilkesi, avukatın hareket alanını belirleyen temel ölçütlerden biridir.
25 Aralık 2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve kamuoyunda 11. Yargı Paketi olarak bilinen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun disiplin hükümleri de yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile Avukatlık Kanunu’nun 134 ve 135. maddelerinde yapılan değişiklikler netleştirilmiş; “uyarma”, “kınama”, “para cezası”, “işten çıkarma” ve “meslekten çıkarma” gibi disiplin cezalarının hangi fiillere uygulanacağı kanun düzeyinde belirlenmiştir ve disiplin sorumluluğunun kapsamı daha açık hâle getirilmiştir.
Buna göre, dosyayla ilgili olmayan bilgi ve belge sunulması gibi davranışların disiplin hukuku çerçevesinde değerlendirilmesinde artık yasal ölçütler esas alınacak, soyut meslek etiği normlarının ötesinde somut disiplin hükümleri ile erişilebilir bir denetim zemini sağlanmıştır.
Sonuç
Avukatın dava dosyasıyla ilgili olmayan bilgi ve belgeleri sunması, basit bir usul hatası olarak görülemez. Bu tür davranışlar, mesleki disiplin sorumluluğu, tazminat sorumluluğu ve hatta ceza sorumluluğu doğurabilecek ciddi sonuçlar barındırır.
Savunma hakkının etkin kullanımı ile hukuka aykırı davranışlar arasındaki sınırın korunması, yalnızca bireysel avukatın değil, yargı sisteminin bütününün güvenilirliği açısından da büyük önem taşır.
Avukatın, temsil görevini yerine getirirken dosyayla ilgisiz bilgi ve belgeleri sunmaktan kaçınması hem meslek onurunun hem de adil yargılanma ilkesinin gereğidir.