CHP lideri Özgür Özel ve ona yakın Parti Meclisi üyeleri, partiyi 45 gün içinde olağanüstü kurultay yapmaya zorlamak amacıyla görevlerinden istifa etti.
CHP Tüzüğü’nün 24/3 maddesi, Parti Meclisi üyeliklerinde boşalma olması durumunda yapılması gerekenleri düzenlemektedir. Söz konusu hükme göre, "Parti Meclisinde boşalan üyelikler, sırasıyla yedek üyelerle doldurulur. Parti Meclisine bütün yedek üyeler çağrıldıktan sonra, üye sayısı, üye tam sayısının üçte ikisinin (2/3) altına düştüğünde, Parti Meclisi için seçim yapılmak üzere Genel Başkan kırk beş (45) gün içinde kurultayı toplantıya çağırır."
Parti meclisindeki istifalardan sonra bazı hukukçular da, CHP nin artık olağanüstü kurultay yapmasının zorunlu olduğu görüşünü savunmaktadır.
Bu görüşü değerlendirmeden önce bir hususa değinmek istiyorum. Bazılarının iddia ettiğinin aksine, CHP kurultayları hakkında verilen mutlak butlan kararı sadece kamu hukuku alanına girmemektedir. Bu konu en az kamu hukuku kadar özel hukuku da ilgilendirmektedir. Zira mutlak butlan davası hakkında verilen ilk karar özel hukuk uyuşmazlıklarını çözmekle görevli Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilmiştir. Bu karara karşı yapılan itiraz da özel hukuk alanında verilen kararların itirazına bakmakla yetkili Ankara Bölge ADLİYE Mahkemesinin 36. Hukuk Dairesi tarafından karara bağlanmıştır. İstinaf Dairesi de, doğrudan Siyasi Partiler Kanununa göre değil bu Kanunun 121. maddesinin yollaması ile Dernekler Kanunu ve Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre karar vermiştir. Bu nedenle mutlan butlan konusunu başta medeni, ticaret ve usul hukukçuları olmak üzere özel hukukçular da değerlendirme yetkinliğine ve uzmanlığına sahiptir. Benim de CHP mutlak butlan kararı hakkında değerlendirmeler yapmamın nedeni mutlak butlan konusunda 2009 yılından itibaren bilimsel makale ve kitap bölümü yazmış olmamdır. (Bkz. Rauf, Karasu; Türk Ticaret Kanunu Tasarısına Göre Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının Butlanı, Prof. Dr. Fırat Öztan’a Armağan, C. I, Ankara 2010, s. 1239 vd.; Rauf Karasu, Türk Ticaret Kanunu Tasarısına Göre Anonim Şirketlerde Emredici Hükümler İlkesi, 1. Bası, Ankara 2009).
Bu ön bilgiden sonra şimdi istifalar sonucunda parti meclisinin üye tam sayısının üçte ikinin altına düşmesi nedeniyle CHP’nin olağanüstü kurultay yapmasının artık zorunlu olup olmadığını değerlendirebiliriz.
Her ne kadar CHP Tüzüğü’nün 24/3 maddesi, Parti Meclisi üye sayısının, üye tam sayısının üçte ikisinin altına düşmesi halinde Genel Başkanın kırk beş (45) gün içinde kurultayı toplantıya çağıracağını öngörmüş ise de, CHP’nin olağanüstü kurultaya gitmesi mümkün değildir. Zira her ne kadar İstinaf Dairesi’nin tedbir kararında kurultayların yapılması açıkça yasaklanmamış olsa da, İstinaf Dairesi, Kılıçdaroğlu ve eski parti meclisi üyelerinin görevinin nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğini açıkça belirttiğinden karar kesinleşmeden olağanüstü kurultay yapılması İstinaf Dairesi’nin bu kararı ile çelişmiş olur. Zira olağanüstü kurultayın yapılması halinde parti genel başkanı ve parti meclisi seçileceğinden, seçim sonucunda mutlak butlan kararı kesinleşmeden önce Kılıçdaroğlu ve parti meclisinin görevi de sona ermiş olur. Kaldı ki, İstinaf Dairesinin tedbir kararı vermesindeki temel amaç, partinin mevcut delegeleri ile yeni bir kurultay yapılmasını engellemektir. İstinaf Dairesi, CHP’nin hangi delege listesiyle büyük kurultaya gideceğinin mutlak butlan kararının kesinleşmesi ile ancak açıklığa kavuşacağını düşünerek Kılıçdaroğlu ve eski parti meclis üyelerinin görevinin kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğini açıkça belirtmiştir. Nitekim 196 İstanbul delegesi tedbirli, 163 delegenin ismi ceza soruşturmasında geçiyor. 43 delege ceza soruşturmaları kapsamında tutuklanmıştır. Bu delegelerin oy kullanmasına izin verilmesi halinde haklarında devam eden soruşturma ve davalar sonucunda mahkum olmaları halinde bu delegelerin oy kullandığı yeni kurultay da şaibeli olacaktır. Özgür Özel ve ekibi şaibeli delegeler dışındaki delegelerle seçim yapılarak sorunun önlenebileceğini iddia etse de, bu delegelerin oy kullanmalarına izin verilmemesi halinde şahsi haklara ilişkin mahkeme kararları kesinleşmeden uygulanmış olur. Oysa usul hukukunun temel ilkeleri ve tarafların haklarının korunması için şahsi haklara ilişkin kararların (boşanma, babalık davası, evliliği butlanı, dernek ve şirket yönetiminin azli vb.) kesinleşmeden uygulanması yasaklanmıştır (HMK m.350/2; m. 443/4). Şahsi haklara ilişkin mahkeme kararları, bireyin kimliği, ailevi ilişkileri veya kişisel statüsü gibi hassas konularda önemli sonuçlar doğurduğundan, karaların kesinleşmeden uygulanması telafisi güç veya imkânsız zararların ortaya çıkması kaçınılmazdır (HGK., E. 2017/2833 K. 2020/855 T. 10.11.2020). Bu nedenle İstinaf Dairesi Kılıçdaroğlu ve eski parti meclisi üyelerini mutlak butlan davasının esası hakkında verdiği karar gereği değil, tedbir kararı kapsamında görevlendirmiştir. Yani Daire bir anlamda partiye mutlak butlan kararı esas yönden kesinleşene kadar kayyum atamıştır. Bu nedenle CHP’de mahkemenin tedbir kararını konusuz, etkisiz ve anlamsız bırakacak hiçbir işlem ve karar alınamaz.
Bazı hukukçular parti meclisi üyelerinin istifalar sonucunda, üye sayısının üçte ikisinin boşalması halinde 45 gün içinde kurultaya gidilmesini zorunlu kılan CHP Tüzüğü’nün 24/3 hükmünün emredici hüküm olduğunu bu nedenle istifalar sonrası artık kurultay yapılmasının zorunlu olduğunu ileri sürmektedir. Bu durumda hangi hüküm uygulanacak, Mahkemenin tedbir kararı mı yoksa Parti Tüzüğünün emredici hükmü mü?
Kanaatimizce tedbir kararının uygulanması gerekir. Zira her ne kadar CHP nin tüzüğü hakkında bir tedbir kararı verilmemiş olsa da, dolayısıyla geçerliliğini korusa da, bu tüzüğün geçerliliğinin sınırı tedbir kararıdır. Tüzük hükümleri tedbir kararı ile çelişmediği sürece uygulama alanı bulur, çeliştiği yerde uygulanamaz. CHP Tüzüğünün emredici hükmünü gerekçe göstererek olağanüstü kurultay yapılmasını zorunlu olduğunu savunan hukukçulara sormak istiyorum. CHP Tüzüğünün 48. maddesi, delege imzasıyla olağanüstü kurultay zorunluluğunu zaten emredici olarak düzenlemektedir. Söz konusu hüküm uyarınca, "Kurultay üyelerinin tam sayısının en az beşte birinin (1/5) imzası ile olağanüstü kurultay çağrısı yapılabilir. Eğer bu çağrı, kurultay üye tam sayısının salt çoğunluğunun (yarıdan bir fazlasının) noter onaylı imzası ile yapılmışsa ve gündemde seçim varsa, Genel Başkan en geç kırk beş (45) gün içinde kurultayı seçimli olarak toplamak zorundadır."
Bu hüküm gereğince Genel Başkan istemese bile delegelerin iradesiyle kurultay yapılmak zorundadır. Ancak nasıl ki emredici olan bu hüküm tedbir kararı ile çeliştiği için uygulanamıyorsa, parti meclisi üye sayısının, üye tam sayısının üçte ikisinin (2/3) altına düşmesi halinde olağanüstü kurultay yapılmasını zorunlu kılan emredici hüküm de uygulanamaz. İkisi arasında bir fark yoktur. Bu nedenle Özgür Özel’e parti meclisinden istifa etmek suretiyle partiyi kurultaya götürme tavsiyesinde bulunan kişiler hatalı görüş vermiştir. Tedbir kararına rağmen emredici tüzük hükümlerinin uygulanmasının zorunlu olduğu görüşü doğru olduğu varsayılırsa, zaten aynı sonuca delege imzası ile ulaşılabilirdi. Dolayısıyla parti meclisi üyeleri boşuna istifa etmiş oldu. Tekrar vurgulamak gerekir ki, mahkeme kararları somut bir olay hakkında verilmiş kararlar olup bu kararların tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı tartışılamaz. Anayasa’nın 138. maddesine göre yasama organı, yürütme organı ve idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu makamlar mahkeme kararlarının uygulanmasını hiçbir sebeple geciktiremez. Bir mahkeme kararının bırakın bir parti tüzüğüne aykırı olduğu, kanuna aykırı olduğu iddia edilse bile yine de uygulanmak zorundadır. İstinaf Dairesinin tedbir kararının kanuna aykırı olup olmadığı denetimini Yargıtay dışında hiçbir makam ve kişi denetleyemez ve parti tüzüğüne ve kanuna aykırılığını ileri sürerek uygulamasını geciktiremez.
Peki CHP Olağan Kurultay Yapabilir mi?
Kanaatimizce bu konuda, mahalle, ilçe ve il kongreleri ile büyük kurultayı ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.
İstinaf Dairesi tedbir kararını sadece Kılıçdaroğlu, parti meclisi üyeleri ve disiplin kurulu hakkında verdiğinden, tedbir kararı uyarınca mutlak butlan kararı kesinleşene kadar olağanüstü kongrenin yapılması mümkün olmasa da, olağan kurultay sürecinin başlatılması önünde bir engel bulunmamaktadır. CHP, il ve ilçe kongreleri ile mahalle delege seçimlerinin parti tüzüğü ve kongreler yönetmeliği hükümlerine göre genel merkez tarafından açıklanan takvim dahilinde gerçekleştirebilir. Ancak il kongrelerinden sonra büyük kongre yapamaz. Büyük kongrede Kılıçdaroğlu ve parti meclisi üyelerinin değişmesi mümkün olduğundan nasıl olağanüstü kurultay yapılamıyorsa olağan kurultayın son aşaması olan büyük kurultay da yapılamaz.
Özetle Kemal Kılıçdaroğlu zaman kazanmak için olağan kurultay takvimini başlatarak, mahalle delege seçimleri, il ve ilçe kongrelerini yapabilir, ancak büyük kurultayı yapmak için mutlak butlan kararının kesinleşmesini beklemek zorundadır.
Son olarak belirtmek istiyorum ki, yukarıda yaptığım değerlendirmeler benim kişisel görüşlerim olup, Fakülte ve Üniversitem adına yapılmış değerlendirmeler değildir.
Prof. Dr. Rauf Karasu
H.Ü. Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı/Ticaret Hukuklu ABD Başkanı





