TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu üyeleri, Adalet Bakanlığı’na çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Toplantıda hazırlığı süren yasa teklifleri de değerlendirildi. Komisyon Başkanı Tuba Durgut, Atlas Çağlayan cinayetini anımsatarak, “Suçun mahiyetine göre, böyle vahşice, gaddarca işlenmiş bazı suçlara istisna getirmek olabilir mi?” diye sordu. Adalet Bakanı Akın Gürlek de şu değerlendirmeleri yaptı:

YETİŞKİN GİBİ CEZA

“Biz çalışma yaptık orada, suç tiplerine göre. Hâkimin takdirine bıraktık; yetişkinler gibi ceza alacak. Zaten aylık düzenli rapor alıyoruz. Şu an mesela nisan ayında almış olduğum raporda vatandaşlarımızın yüzde 81’i çocuklara verilen cezaların yetersiz olduğunu belirtmiş. Yani toplumda genel olarak şu net: Vatandaşların özellikle çocuklara verilen cezaların yetersiz olduğu konusunda bir algısı var. Ben de aynı kanaatteyim. Bu konuda elbette yasal düzenlemeleri yapacağız, şu an çalışma aşamasındayız.

SSÇ KAVRAMI DEĞİŞMELİ

‘Suça sürüklenen çocuk’ diyoruz, aslında bu kavramı da en baştan değiştirmemiz gerekecek. Suç işlenmeden önce, çocuğun bu ortama nasıl sokulduğu yani önleme mekanizmalarının da devreye geçmesi gerekiyor. Burada aile faktörü elbette belirleyici, çocuğun eğitim hayatı belirleyici, yetişmiş olduğu sosyal çevre belirleyici. Aile Bakanlığımız ve Millî Eğitim Bakanlığımızla ortak çalışmamız var. ‘Çocuk’ diyoruz, elbette çocuklar; hepimizin çoluk çocuğu var ama burada bir taraftan da mağdur aileler var.

RİSK HARİTASI

Özellikle sosyal risk haritasını önemsiyorum. Sadece soruşturma, kovuşturma anlamında değil, eğitim anlamında da çocuğun risk haritasının çıkartılması gerekiyor. Bu çocukları izleyecek bir takip mekanizmasının ortaya konulması gerekiyor.

Aile demek sadece çocuğun cebine harçlık koyup okula göndermek değil. TCK 233’üncü madde var. Ailelere de sorumluluk yüklemek lazım. Ailelerin yüzde 49.6’sı, çocuğun işlemiş olduğu suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturmadan bihaber, yani haberi yok.” (Bülent Sarıoğlu / Hürriyet)