Giriş
Göçmen kaçakçılığı suçu, niteliği gereği çoğu zaman birden fazla kişinin katkısıyla işlenmektedir. Göçmenlerle iletişim kurulması, taşıma aracının veya teknenin temin edilmesi, geçici barınma imkânı sağlanması, güzergâhın belirlenmesi, yakıt ve erzak temin edilmesi, gözcülük yapılması ve göçmenlerin sınır bölgesine ya da kıyıya ulaştırılması gibi faaliyetler, aynı olay içerisinde farklı kişiler tarafından yerine getirilebilmektedir.
Bu durum, ceza sorumluluğunun belirlenmesi bakımından önemli bir sorun doğurmaktadır. Aynı olayda birden fazla kişinin bulunması, bu kişilerin tamamının müşterek fail veya örgüt üyesi olduğu anlamına gelmez. Her kişinin somut katkısı, suç planındaki konumu, katkısının icra hareketleri içindeki yeri, diğer kişilerle ilişkisi ve kastının kapsamı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Göçmen kaçakçılığı faaliyetinin lojistik açıdan düzenli, planlı ve karmaşık olması ile ceza hukuku anlamında suç örgütünün varlığı aynı hukuki mesele değildir. Tek bir göçmen grubunun taşınması için araç, tekne veya konaklama imkânı sağlanması, olayın organize edildiğini gösterebilir. Bununla birlikte örgütlü işlenmeden söz edilebilmesi için tek bir olaya özgü geçici iş birliğinin ötesine geçen, süreklilik ve hiyerarşi taşıyan, amaç suçları işlemeye elverişli bir yapılanmanın somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Bu ayrım, 7196 sayılı Kanun’la Türk Ceza Kanunu’nun 79. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikten sonra yaptırım bakımından daha da önemli hâle gelmiştir. Anılan değişiklikle, göçmen kaçakçılığı suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesinden bağımsız bir nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Böylece örgütlü yapı kurulamayan her çok failli eylemin yalnızca artırımsız genel iştirak hükümleri kapsamında kalacağı yönündeki önceki yaklaşım, değişiklik sonrası dönem bakımından yeniden değerlendirilmek zorunda kalmıştır.
Bu çalışmada, göçmen kaçakçılığı suçunda iştirak ile örgütlü işlenme arasındaki sınır; TCK m. 79/3’ün değişiklik öncesi ve sonrası görünümü, Yargıtay’ın 2013 ve 2016 tarihli kararları ile 2023 ve 2024 tarihli kararları birlikte değerlendirilerek ele alınmaktadır. Çalışmanın temel yaklaşımı, örgüt kavramının yalnızca kişi sayısı, görev paylaşımı veya olayın görünüşteki karmaşıklığı üzerinden kurulamayacağı; buna karşılık 7196 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra, örgüt bulunmasa dahi müşterek faillik koşullarının gerçekleştiği olaylarda TCK m. 79/3’te düzenlenen bağımsız nitelikli hâlin gündeme gelebileceğidir.
1. Göçmen Kaçakçılığı Suçunun Çok Failli Yapısı
1.1. Çok failli yapı ile örgütsel yapı arasındaki fark
Göçmen kaçakçılığı olaylarında görev paylaşımı, çoğu zaman suçun işleniş biçiminden kaynaklanır. Bir kişi göçmenlerle irtibat kurarken başka bir kişi taşıma aracını kullanabilir. Bir başka kişi konaklama yeri ayarlayabilir, tekne veya araç temin edebilir, yakıt alabilir ya da göçmenleri kıyıya götürebilir. Bu kişilerin aynı olay içerisinde farklı görevler üstlenmesi, öncelikle çok failli bir suç görünümünü ortaya çıkarır.
Çok failli yapı, belirli bir suçun birden fazla kişinin katkısıyla gerçekleştirilmesidir. Örgütlü yapı ise belirli bir suçun tamamlanmasına yönelik geçici iş birliğini aşan ve geleceğe dönük bir suç işleme iradesi çerçevesinde ortaya çıkan daha kalıcı yapılanmayı ifade eder. Bu nedenle örgüt bakımından yalnızca aynı olayda bir araya gelme değil; kişilerin belirli bir yapı içerisinde süreklilik, iş bölümü ve hiyerarşik bağlılık göstermesi gerekir.
Tek bir taşımaya özgü görev paylaşımı ile farklı tarihlerde tekrarlanan, belirli kişilerce yönetilen ve ortak bir işleyiş içerisinde sürdürülen faaliyetler aynı biçimde nitelendirilemez. Bir olayın lojistik açıdan karmaşık olması veya çok sayıda kişinin sürecin farklı aşamalarında görev alması, tek başına örgütlü suçluluğu göstermez.
7196 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra bu ayrımın sonucu yalnızca örgüt üyeliği bakımından değil, göçmen kaçakçılığı suçundaki nitelikli hâlin belirlenmesi bakımından da önem taşımaktadır. Örgüt unsurları oluşmasa bile kişilerin somut suçun müşterek failleri olup olmadığı ayrıca incelenmelidir. Bu inceleme yapılmadan yalnızca kişi sayısına dayanılarak TCK m. 79/3’ün uygulanması mümkün değildir.
1.2. Göçmen kaçakçılığı faaliyetlerinde farklı roller
Göçmenlerle iletişim kuran, taşıma aracını kullanan, tekne sağlayan, konaklama yeri bulan, yakıt veya erzak temin eden ve gözcülük yapan kişilerin katkıları aynı hukuki nitelikte değildir. Katkının niteliği, kişinin suç planındaki konumu ve suçun icrası üzerindeki etkisi, hukuki sorumluluğun belirlenmesinde belirleyici rol oynar.
Taşıma faaliyetini gerçekleştiren kişinin suçun genel planını bilip bilmediği, güzergâhın belirlenmesine katılıp katılmadığı, diğer kişilerle ortak karar alıp almadığı ve faaliyet üzerinde kontrol sahibi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Kişinin yalnızca kendisine verilen sınırlı bir görevi, suç planının bütününü bilmeden yerine getirmesi hâlinde yardım etme hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir.
Konaklama yeri veya araç sağlayan kişi bakımından da aynı yaklaşım geçerlidir. Sağlanan imkânın hangi amaçla kullanılacağının bilinmesi, kişinin faaliyetle bağlantısının sürekliliği, somut suçun gerçekleşmesine katkısının niteliği ve diğer kişilerle kurduğu ilişkinin kapsamı ortaya konulmadan müşterek faillik veya örgüt üyeliği sonucuna ulaşılamaz.
Bununla birlikte kişinin katkısının görünüşte tali olması, her durumda yardım etme sonucunu doğurmaz. Araç, tekne veya barınma imkânı sağlayan kişi, somut olayın koşullarına göre suçun icrasını birlikte planlamış ve faaliyet üzerinde ortak hâkimiyet kurmuş olabilir. Bu nedenle görev adının veya yapılan işin tek başına belirleyici kabul edilmesi doğru değildir. Değerlendirme, katkının suç planındaki gerçek işlevine göre yapılmalıdır.
1.3. Ceza sorumluluğunun şahsiliği
Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi, her sanığın yalnızca kendi fiili ve kastı çerçevesinde sorumlu tutulmasını gerektirir. Sanıkların aynı olayda bulunması veya aynı kişilerle iletişim hâlinde olması, diğer sanıkların eylemlerinden otomatik olarak sorumlu tutulmaları için yeterli değildir.
Mahkeme, her sanık bakımından olayın hangi aşamasına katıldığını, katkısının suçun gerçekleşmesindeki işlevini, ortak suç işleme kararına dâhil olup olmadığını ve fiil üzerinde hâkimiyet kurup kurmadığını gerekçeli biçimde açıklamalıdır. Sanıkların birbirleriyle tanışıyor olması, aynı araçta bulunması veya aynı iletişim grubunda yer alması, tek başına müşterek faillik ya da örgüt üyeliği sonucunu doğurmaz.
Örgütlü işlenme kabul edilen olaylarda dahi bütün sanıkların aynı hukuki sıfatla sorumlu tutulması mümkün değildir. Örgüt üyeliği, somut suçun müşterek failliğiyle aynı hukuki statüyü ifade etmez. Kişi örgüt üyesi olabilir; ancak somut göçmen kaçakçılığı eylemine müşterek fail olarak katılmamış olabilir. Bunun tersi de mümkündür: Kişi herhangi bir örgütün üyesi olmadığı hâlde belirli bir göçmen kaçakçılığı eylemini müşterek fail olarak gerçekleştirebilir.
Örgüt bulunmasa dahi kişiler somut suçun müşterek failleri ise, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesine ilişkin nitelikli hâl uygulanabilir. Buna karşılık yardım etme düzeyinde kalan katkılar, tek başına bu nitelikli hâlin uygulanmasını gerektirmez.
2. İştirak ile Örgütlü İşlenme Arasındaki Hukuki Ayrım
2.1. Müşterek faillik
Müşterek faillik, birden fazla kişinin ortak suç işleme kararı ve fiil üzerindeki ortak hâkimiyet anlayışı içerisinde hareket etmesini ifade eder. Farklı görevler üstlenilmesi, tek başına müşterek faillik için yeterli değildir. Görevlerin suçun icrasındaki ağırlığı, işlevi ve diğer kişilerin faaliyetleriyle bağlantısı somut biçimde ortaya konulmalıdır.
Göçmen kaçakçılığı bakımından müşterek faillik; göçmenlerin temini, taşıma güzergâhının belirlenmesi, aracın veya teknenin hazırlanması, konaklama yerinin ayarlanması ve göçmenlerin yurt dışına çıkarılmasına yönelik faaliyetlerin birlikte planlanması gibi olgularla ortaya çıkabilir. Ancak her sanığın ortak karara ve icra faaliyetine ne ölçüde katıldığı ayrıca belirlenmelidir.
7196 sayılı Kanun değişikliği sonrasında TCK m. 79/3’ün uygulanıp uygulanmayacağı, kişinin suç planındaki konumu, ortak suç işleme kararına katılıp katılmadığı ve icra faaliyeti üzerinde ortak hâkimiyet kurup kurmadığı dikkate alınarak belirlenmelidir. Kişinin yaptığı işin suçun gerçekleşmesi açısından önemli olması, tek başına müşterek fail sayılması için yeterli değildir. Önemli olan, kişinin suçun icrası üzerinde diğer faillerle birlikte belirleyici bir konuma sahip olup olmadığıdır.
2.2. Yardım etme
Yardım etme, kişinin suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyet kurmaksızın suçun işlenmesini kolaylaştırmasıdır. Araç veya yakıt sağlanması, geçici barınma imkânı sunulması, gözcülük yapılması ya da göçmenlerin belirli bir noktaya götürülmesi, olayın özelliklerine göre yardım etme kapsamında kalabilir.
Yardım eden kişinin suçun bütün ayrıntılarını bilmesi zorunlu değildir; ancak katkısının yasa dışı faaliyeti kolaylaştırdığını bilmesi gerekir. Kişinin kastı, katkısının suçun işlenmesine yardımcı olduğunu bilme ve isteme düzeyinde bulunmalıdır. Buna karşılık katkı, ortak suç işleme kararına ve fiil üzerindeki ortak hâkimiyete dönüşmüşse müşterek faillik gündeme gelebilir.
Bu nedenle katkının önemli olması ile müşterek faillik arasında doğrudan bir özdeşlik kurulamaz. Örneğin teknenin temin edilmesi, somut olayın koşullarına göre suçun icrasında kritik bir katkı olabilir; ancak tekneyi sağlayan kişinin güzergâhın belirlenmesine, göçmenlerle yapılan anlaşmaya veya taşıma faaliyetinin yönetimine katılmadığı anlaşılıyorsa, bu katkının yardım etme kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.
Hukuki nitelendirme, katkının niteliğine göre yapılmalı; örgüt yöneticisi, örgüt üyesi, somut suçun müşterek faili ve yardım eden kişi bakımından farklı unsurların bulunduğu gözetilmelidir. Bu ayrım, 7196 sayılı Kanun sonrasında TCK m. 79/3’ün uygulanması bakımından da korunmalıdır.
2.3. Örgütün maddi unsurları
Suç örgütünün varlığından söz edilebilmesi için en az üç kişinin belirli bir suç işleme amacı etrafında, geçici iş birliğini aşan bir yapı oluşturması gerekir. Yapının kişi ve araç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması, kişiler arasında belirli bir iş bölümü ve hiyerarşik ilişkinin bulunması ve yapılanmanın devamlılık göstermesi aranır.
Örgütün varlığı, yalnızca kişi sayısına bakılarak belirlenemez. Üç veya daha fazla kişinin aynı olayda birlikte hareket etmesi, bu kişiler arasında kendiliğinden örgütsel bir bağ bulunduğunu göstermez. Akrabalık, arkadaşlık, aynı sosyal çevreden olma veya birlikte hareket etme de tek başına örgütü ortaya koymaz.
Örgüt iddiasının kabulü için kimin karar verdiği, görevleri kimin dağıttığı, kişilerin kime karşı hangi bağlılık içerisinde bulunduğu, elde edilen gelirin nasıl paylaşıldığı ve faaliyetlerin hangi süreklilikle yürütüldüğü açıklanmalıdır. Örgütsel yapı, soyut ifadelerle değil, sanıklar arasındaki ilişkinin somut görünümünü ortaya koyan delillerle belirlenmelidir.
Bu kapsamda Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 24.10.2024 tarihli, E. 2022/13377, K. 2024/11531 sayılı kararı, örgütün soyut bir birleşmeden ibaret olmadığını ve organik-hiyerarşik ilişkinin somut delillerle ortaya konulması gerektiğini vurgulaması bakımından önem taşımaktadır. Kararda, kanun hükümlerinin tekrar edilmesinin, birkaç telefon görüşmesinin, lakap kullanılmasının veya kişilerin yüz yüze görüşmesinin tek başına örgütsel hiyerarşiyi kanıtlamayacağı belirtilmiştir.
Bu yaklaşım göçmen kaçakçılığı bakımından da geçerlidir. Örgüt iddiası, sanıkların genel olarak birlikte hareket ettikleri yönündeki soyut açıklamalarla değil, yapı içerisindeki somut ilişkileri gösteren delillerle temellendirilmelidir.
2.4. TCK m. 79 kapsamında örgüt faaliyeti ile TCK m. 220 arasındaki ilişki
Göçmen kaçakçılığı suçunun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma suçları birbirinden ayrılmalıdır. Öncelikle örgütün varlığı, ardından sanığın örgüt içindeki konumu ve son olarak somut göçmen kaçakçılığı eylemiyle örgütsel faaliyet arasındaki bağ belirlenmelidir.
2013 ve 2016 tarihli kararların verildiği dönemde TCK m. 79/3’te, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesini örgütlü işlenmeden bağımsız olarak düzenleyen bugünkü anlamda ayrı bir nitelikli hâl bulunmamaktaydı. Bu nedenle örgüt ilişkisi kanıtlanamadığında, kişilerin sorumluluğu genel iştirak hükümleri çerçevesinde değerlendiriliyordu.
7196 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra ise TCK m. 79/3’te iki farklı hâl düzenlenmiştir: Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi ve suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi. Bu iki hâlin unsurları birbirinden farklıdır. Örgütlü işlenme bakımından hiyerarşi, süreklilik ve örgütsel iş bölümü aranırken, birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme bakımından suç örgütünün varlığı gerekli değildir. Bununla birlikte müşterek faillik koşullarının bulunması zorunludur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.12.2023 tarihli, E. 2019/257, K. 2023/671 sayılı kararı, 7196 sayılı Kanun’la TCK m. 79/3’te yapılan değişikliğin zaman bakımından değerlendirilmesi açısından önem taşımaktadır. Karar eski tarihli bir olaya ilişkin olduğundan, somut olay bakımından suç tarihi ve lehe kanun ilkesi gözetilmelidir. Bununla birlikte karar, örgüt suçunun ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen amaç suçun birbirinden bağımsız değerlendirilmesi gerektiğine ve TCK m. 220/4 uyarınca cezalandırma ilişkisinin ayrıca ele alınmasına işaret etmektedir.
Güncel hukuk bakımından izlenecek yöntem üç aşamalıdır. Önce örgütün varlığı incelenir. Örgüt unsurları oluşmuyorsa, sanıkların somut suçun müşterek faili mi yoksa yardım edeni mi olduğu belirlenir. Müşterek faillik kabul edilirse ve suç tarihi 7196 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonraki döneme aitse, TCK m. 79/3’te düzenlenen birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme nitelikli hâli uygulanabilir.
3. Örgütlü İşlenmenin Reddedildiği Göçmen Kaçakçılığı Kararları
3.1. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin E. 2012/9412, K. 2013/4827 sayılı kararı
Karara konu olayda sanıklar, yasa dışı yollarla Türkiye’ye giren ve Yunanistan’a gitmek isteyen yabancı uyruklu kişileri kamyonla taşırken yakalanmıştır. İlk derece mahkemesi, eylemi bir örgütün faaliyeti çerçevesinde değerlendirmiştir.
Yargıtay, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını ve sanıkların örgütlü hareket ettiklerinin kabulü için yeterli delil bulunmadığını belirtmiştir. Sanıkların belirli bir olay bakımından birlikte hareket etmeleri, devamlılık gösteren bir örgütsel yapının varlığını kanıtlamamıştır.
Kararın önemi, tek olaya özgü görev paylaşımı ile örgütsel iş bölümünün birbirine karıştırılmaması gerektiğini göstermesidir. Bununla birlikte kararın verildiği tarihte TCK m. 79/3’te bağımsız bir “birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme” nitelikli hâli bulunmadığından, kararın yaptırım bakımından ulaştığı sonuç güncel hukuk bakımından aynen uygulanamaz.
3.2. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin E. 2012/8664, K. 2013/4135 sayılı kararı
Bu kararda sanıklar, Yunanistan’a gitmek isteyen 37 göçmeni İstanbul’da kiralanan iki evde geçici olarak barındırırken yakalanmıştır. Yargıtay, eylemin yurt dışına çıkarmaya yönelik teşebbüs aşamasında kaldığını değerlendirmiştir.
Örgütlü işlenme bakımından ise sanıklar arasında hiyerarşik ilişki ve sürekliliğin yeterli delillerle ortaya konulamadığı kabul edilmiştir. Çok sayıda göçmenin bulunması ve birden fazla evin kullanılması, tek başına örgütlü yapı için yeterli görülmemiştir.
Bu kararın güncel hukuk bakımından önemi, örgütlü işlenme ile çok failli işlenmenin farklı kavramlar olduğunu ortaya koymasıdır. Örgüt bulunmadığı sonucuna ulaşılması, 7196 sayılı Kanun sonrasında müşterek faillik koşulları oluştuğu takdirde TCK m. 79/3’ün ayrıca değerlendirilmesine engel değildir.
3.3. İki kararın ortak değerlendirmesi
Anılan kararlarda birden fazla kişi, göçmen kaçakçılığı faaliyetinin farklı aşamalarında rol almıştır. Bununla birlikte faaliyetlerin belirli bir göçmen grubuna veya sınırlı bir olaya yönelik olduğu, kişiler arasında süreklilik gösteren bir hiyerarşi ve kalıcı bir organizasyon bulunmadığı kabul edilmiştir.
Bu kararlar, örgütün kişi sayısı veya görev paylaşımı üzerinden otomatik biçimde kabul edilemeyeceğini göstermektedir. Bununla birlikte kararların verildiği tarihte bağımsız çok failli nitelikli hâl bulunmadığından, güncel hukuk bakımından kararların esas olarak örgütlü işlenme yönündeki değerlendirmeleri dikkate alınabilir.
4. Örgütlü İşlenmenin Kabul Edildiği Göçmen Kaçakçılığı Kararı
4.1. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin E. 2016/471, K. 2016/7518 sayılı kararı
Karara konu olaylarda 25.02.2014, 01.03.2014 ve 11.03.2014 tarihlerinde üç ayrı göçmen kaçakçılığı faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Göçmenlerin temin edilmesi, taşınması, geçici olarak konaklatılması, araç ve tekne temini, gözcülük yapılması ve deniz yoluyla yurt dışına çıkarılmaya çalışılması gibi faaliyetler aynı organizasyon içerisinde yürütülmüştür.
Kararın ayırt edici yönü, olayların tek bir seferle sınırlı kalmamasıdır. Aynı veya bağlantılı kişilerin farklı tarihlerde benzer görevler üstlenmesi, faaliyet zincirinin tekrarlanması, bazı kişilerin koordinasyon sağlaması ve yakalanmalara rağmen yeni eylemlerin sürdürülmesi, devamlılık bakımından önem taşımıştır.
Bu karar, geçici iş birliği ile örgütlü yapılanma arasındaki sınırı göstermesi bakımından önemlidir. Tek bir olay bakımından araç kullanmak veya gözcülük yapmak, tek başına örgüt üyeliği anlamına gelmez. Buna karşılık aynı görevlerin farklı olaylarda tekrarlanması ve faaliyetlerin belirli bir yönetim ilişkisi içerisinde sürdürülmesi, farklı bir hukuki değerlendirmeyi gerektirebilir.
4.2. Örgütlü işlenmenin kabulüne götüren ölçütler
Kararda örgütlü işlenme sonucuna götüren olgular tek bir delilden ibaret değildir. Farklı tarihlerde gerçekleştirilen eylemler, tekrar eden görev paylaşımı, lojistik aşamaların aynı yapı içerisinde birleşmesi, faaliyetleri koordine eden kişiler ve yakalanmalara rağmen çalışmaların sürdürülmesi birlikte değerlendirilmiştir.
Bu unsurlar, örgütün yalnızca kişi sayısından ibaret olmadığını göstermektedir. Örgütsel yapı; kişiler arasındaki ilişkinin devamlılığı, karar alma biçimi, görevlerin dağıtılması ve faaliyetlerin belirli bir amaç doğrultusunda sürdürülmesiyle ortaya çıkar.
Kararın 2016 yılında verilmiş olması nedeniyle o tarihte TCK m. 79/3’te günümüzdeki bağımsız çok failli nitelikli hâl bulunmamaktaydı. Bu nedenle kararın güncel hukuk bakımından taşıdığı esas değer, örgütlü yapının hangi somut olgular üzerinden belirlenebileceğini göstermesidir.
4.3. Örgüt üyeliği ile somut suçta faillik arasındaki ayrım
Örgütlü yapı kabul edilse dahi bütün sanıkların aynı hukuki sıfatla sorumlu tutulması mümkün değildir. Örgüt yöneticisi, örgüt üyesi, örgüte yardım eden ve somut göçmen kaçakçılığı suçunun müşterek faili bakımından ayrı değerlendirme yapılmalıdır.
Kişinin örgüt içindeki statüsü, somut suçtaki katkısının niteliğini kendiliğinden belirlemez. Aynı örgüt içerisinde yer alan bir kişi belirli bir eylemin müşterek faili olabilirken, başka bir kişi yalnızca lojistik yardım sunmuş olabilir. Bu nedenle örgüt üyeliği ile somut suçtaki iştirak biçimi birbirine karıştırılmamalıdır.
5. Örgüt Kavramına İlişkin Destekleyici Kararlar
5.1. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin E. 2021/29677, K. 2021/29590 sayılı kararı
Bu karar doğrudan göçmen kaçakçılığı suçuna ilişkin değildir. Kararın bu çalışmadaki işlevi, örgütün yalnızca kişi sayısı, akrabalık ilişkisi veya bazı olaylarda birlikte hareket edilmesi üzerinden kabul edilemeyeceğini göstermesidir.
Göçmen kaçakçılığı olaylarında sanıkların akraba, arkadaş veya aynı sosyal çevreden olması, kendiliğinden örgütsel hiyerarşi bulunduğu sonucunu doğurmaz. Bu tür kişisel ilişkilerin hukuki önem kazanabilmesi için süreklilik gösteren iş bölümü, bağlılık ve örgütsel karar düzeniyle desteklenmesi gerekir.
5.2. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin E. 2022/2604, K. 2022/7923 sayılı kararı
Bu kararın konusu suç işlemek amacıyla örgüt kurma, örgüt üyeliği ve nitelikli yağma suçlarıdır. Göçmen kaçakçılığı suçuna doğrudan ilişkin olmamakla birlikte, iletişim kayıtlarının değerlendirilmesi bakımından yardımcı niteliktedir.
Telefon görüşmelerinin varlığı, kişilerin iletişim hâlinde bulunduğunu gösterebilir; ancak tek başına hiyerarşik ilişkiyi kanıtlamaz. Görüşmelerin içeriği, zamanı, sıklığı, tarafların birbirleri karşısındaki konumu, görev dağılımı ve iletişimin somut olaylarla bağlantısı birlikte değerlendirilmelidir.
5.3. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin E. 2023/13410, K. 2024/9200 sayılı kararı
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 26.06.2024 tarihli, E. 2023/13410, K. 2024/9200 sayılı kararı, örgütün devamlılık gerektirdiğini ve kişilerin belirli bir suçu işlemek amacıyla bir araya gelmeleri hâlinde öncelikle iştirak iradesinin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Kararda, akrabalık ilişkisi bulunan kişiler arasında hiyerarşik bağ, iş bölümü ve suç işleme iradesinde devamlılık bulunmadığı hâllerde örgüt üyeliğinin kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, göçmen kaçakçılığı dosyalarında akrabalık veya tanışıklığın tek başına örgütsel bağ olarak yorumlanamayacağını göstermektedir.
5.4. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin E. 2022/13377, K. 2024/11531 sayılı kararı
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 24.10.2024 tarihli, E. 2022/13377, K. 2024/11531 sayılı kararı, örgütün soyut veya basmakalıp ifadelerle kabul edilemeyeceğini ortaya koymaktadır.
Karar doğrudan göçmen kaçakçılığı suçuna ilişkin değildir. Bu nedenle TCK m. 79/3 bakımından doğrudan emsal olarak değil, TCK m. 220 anlamında örgütün ispatı ve delillerin somutlaştırılması bakımından destekleyici içtihat olarak değerlendirilmelidir. Kararın ortaya koyduğu temel yaklaşım, birkaç telefon görüşmesi, lakap kullanılması, yüz yüze görüşme veya birlikte hareket edilmesi gibi olguların, bunları tamamlayan somut deliller bulunmadıkça örgütsel hiyerarşiyi kanıtlamayacağı yönündedir.
6. Delillerin Örgütlü İşlenme Bakımından Değerlendirilmesi
6.1. İletişim kayıtları
İletişim kayıtları, kişiler arasındaki ilişkinin ve faaliyetlerin planlanma biçiminin ortaya çıkarılması bakımından önemlidir. Ancak sanıkların birbirleriyle telefon görüşmesi yapması, tek başına örgütlü yapı veya müşterek faillik için yeterli değildir.
Görüşmelerin içeriği, zamanı, sıklığı ve somut eylemlerle bağlantısı incelenmelidir. Emir ve talimat verilmesi, görev dağılımı yapılması, güzergâhın belirlenmesi, araç veya tekne temin edilmesi ve ödeme konularının iletişim kayıtlarında ortaya çıkması, delilin ispat gücünü artırabilir.
Buna karşılık lakap kullanılması, üstü kapalı konuşmalar veya yüz yüze görüşmeler, başka delillerle desteklenmedikçe hiyerarşiyi kanıtlamaz. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin E. 2022/13377, K. 2024/11531 sayılı kararında vurgulanan somutlaştırma gereği de bu yöndedir.
6.2. Araç, tekne ve lojistik imkânlar
Araç veya tekne temini, göçmen kaçakçılığı faaliyetinin gerçekleşmesini kolaylaştırabilir. Ancak bu imkânların kullanılması, bağlantılı kişinin otomatik olarak örgüt üyesi veya müşterek fail olduğu anlamına gelmez.
Kişinin aracın veya teknenin kullanım amacını bilip bilmediği, faaliyete kaç kez katıldığı, diğer kişilerle ilişkisinin niteliği ve planlama sürecindeki rolü belirlenmelidir. Bir defaya özgü sınırlı taşıma veya lojistik yardım ile organizasyonun kurulması ve yönetilmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Kişinin aracını ücret karşılığında kullandırması, somut olayın özelliklerine göre yardım etme kapsamında kalabilir. Buna karşılık kişi, aracın kullanım amacını bilmenin yanı sıra göçmenlerle yapılan anlaşmaya, güzergâhın belirlenmesine veya faaliyetin zamanlamasına katılmışsa, katkısının müşterek faillik bakımından değerlendirilmesi gerekebilir.
6.3. Göçmen beyanları
Göçmenlerin beyanları, sanıkların olay içindeki rollerinin belirlenmesine yardımcı olabilir. Ancak beyanın hangi fiili açıkladığı, beyan sahibinin sanığı ne şekilde tanıdığı, beyanın tercüme koşulları ve diğer delillerle uyumu dikkatle değerlendirilmelidir.
Bir göçmenin sanığı taşıma faaliyetinde gördüğünü belirtmesi, somut taşıma fiilinin belirlenmesi bakımından önem taşıyabilir. Ancak bu beyan tek başına örgüt üyeliğini veya örgütlü işlenmeyi kanıtlamayabilir. Beyanın, sanığın yapı içindeki konumunu, diğer kişilerle ilişkisini veya faaliyetin devamlılığını da göstermesi gerekir.
Beyanların birbirleriyle uyumlu olup olmadığı, anlatımların olayın maddi akışıyla bağdaşıp bağdaşmadığı ve beyan sahibinin sanıkla ilgili doğrudan gözlem yapıp yapmadığı da ayrıca incelenmelidir.
6.4. Para hareketleri ve ekonomik menfaat
Ekonomik menfaat, suçun manevi unsuru ve kişiler arasındaki ilişkinin niteliği bakımından önem taşıyabilir. Tek bir olay karşılığında ücret alınması ile farklı eylemlerde tekrarlanan ve belirli bir yönetim ilişkisi içerisinde gerçekleştirilen gelir paylaşımı birbirinden ayrılmalıdır.
Ücret alınması, kişinin somut eylemden haberdar olduğunu gösterebilir; fakat müşterek faillik veya örgüt üyeliği bakımından kişinin suç planındaki konumu ve faaliyet üzerindeki hâkimiyeti ayrıca ortaya konulmalıdır. Ödeme yapılmış olması, tek başına örgütsel hiyerarşinin bulunduğunu göstermez.
Buna karşılık düzenli para transferleri, farklı tarihlerde tekrarlanan ödeme ilişkileri, gelir paylaşımı ve bu ödemelerin belirli kişiler tarafından yönetilmesi, diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde süreklilik ve örgütsel ilişki bakımından anlam taşıyabilir.
7. Sanıkların Hukuki Konumlarının Belirlenmesi
7.1. Örgüt yöneticisi
Örgüt yöneticisi, yapılanmanın genel işleyişi üzerinde belirleyici yetkiye sahip kişidir. Görev dağılımı yapmak, faaliyetleri koordine etmek, gelir paylaşımını düzenlemek, kişiler arasındaki iş bölümünü kurmak ve örgütün devamlılığını sağlamak, yöneticilik bakımından önem taşıyan olgulardır.
Tek bir olayda diğer kişilerden daha aktif olmak, yöneticilik için yeterli değildir. Yönetici konumunun örgütün genel işleyişine ilişkin olduğu, somut delillerle gösterilmelidir. Kişinin yalnızca belirli bir taşıma faaliyetinde diğerlerinden daha fazla görev üstlenmesi, örgütün yöneticisi olduğu sonucunu doğurmaz.
7.2. Örgüt üyesi
Örgüt üyeliği bakımından kişinin örgütsel yapıyı bilerek benimsemesi ve bu yapı içerisinde belirli bir bağlılıkla hareket etmesi gerekir. Tek bir göçmen kaçakçılığı olayına katılmak veya sınırlı lojistik yardımda bulunmak, tek başına üyelik için yeterli değildir.
Örgütsel aidiyet; somut olayın ötesine geçen süreklilik, bağlılık ve organizasyon içindeki konumla ortaya konulmalıdır. Kişinin örgüt içerisindeki görev ve rolünün ne olduğu, örgüt kararlarına ne ölçüde bağlı bulunduğu ve faaliyetlerin devamlılığına nasıl katkı sağladığı belirlenmelidir.
7.3. Somut suçun müşterek faili
Örgüt üyesi olan kişinin, örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleşen her somut göçmen kaçakçılığı suçunun müşterek faili olduğu kabul edilemez. Somut suç bakımından ortak suç işleme kararı ve fiil üzerindeki ortak hâkimiyet ayrıca belirlenmelidir.
Buna karşılık örgüt üyesi olmayan kişiler de belirli bir göçmen kaçakçılığı eylemini müşterek fail olarak gerçekleştirebilir. 7196 sayılı Kanun sonrasında TCK m. 79/3’ün uygulanması bakımından belirleyici olan, kişinin örgüt üyesi olup olmadığı değil; somut suçu birden fazla kişiyle birlikte, müşterek fail olarak işleyip işlemediğidir.
Bu nedenle örgüt üyeliği ile müşterek faillik arasında otomatik bir bağlantı kurulamaz. Her iki hukuki nitelendirme farklı unsurlara dayanır ve ayrı ayrı gerekçelendirilmelidir.
7.4. Yardım eden
Yardım eden kişi, suçun gerçekleşmesini kolaylaştıran; ancak suç üzerinde ortak hâkimiyet kurmayan kişidir. Araç, barınma, yakıt veya iletişim desteği sağlanması, olayın özelliklerine göre yardım etme kapsamında kalabilir.
Yardım eden kişinin TCK m. 79/3’ün birinci cümlesindeki nitelikli hâl kapsamında müşterek fail olarak değerlendirilebilmesi için ortak suç işleme kararı ve fiil üzerindeki ortak hâkimiyet ayrıca kanıtlanmalıdır. Bu unsurlar ortaya konulmadığı sürece, yalnızca katkının suçun gerçekleşmesini kolaylaştırdığı gerekçesiyle müşterek faillik kabul edilemez.
8. Kararların Karşılaştırmalı Değerlendirilmesi
8.1. Örgütlü işlenmenin reddedildiği olay tipi
2013 tarihli Yargıtay 9. Ceza Dairesi kararlarında, belirli bir göçmen grubunun taşınması veya geçici olarak barındırılması amacıyla bir araya gelen kişilerin eylemleri incelenmiştir. Faaliyetlerin tek olayla sınırlı kalması ve örgütsel sürekliliğin kanıtlanamaması nedeniyle örgütlü işlenme kabul edilmemiştir.
Bu kararların verildiği dönemde birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme, günümüzdeki anlamıyla bağımsız bir nitelikli hâl olarak düzenlenmemişti. Bu nedenle örgüt bulunmadığında eylemin genel iştirak hükümleri kapsamında değerlendirilmesi, dönemin kanuni yapısının sonucuydu.
8.2. Örgütlü işlenmenin kabul edildiği olay tipi
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin E. 2016/471, K. 2016/7518 sayılı kararında farklı tarihlerde gerçekleştirilen üç ayrı faaliyet, tekrar eden görev paylaşımı, lojistik aşamaların aynı organizasyon içerisinde birleşmesi ve faaliyetlerin yakalanmalara rağmen sürdürülmesi söz konusudur.
Bu olgular, birlikteliğin tek bir olaya özgü olmadığını ve kişilerin devamlılık gösteren bir yapı içerisinde hareket ettiğini ortaya koymuştur. Kararın güncel değeri, örgütlü işlenmenin kişi sayısından ziyade kişiler arasındaki ilişkinin niteliğiyle belirlendiğini göstermesidir.
8.3. Güncel hukuk bakımından karşılaştırma
2013 ve 2016 tarihli kararlarla 2023 ve 2024 tarihli kararlar birlikte değerlendirildiğinde iki ayrı mesele ortaya çıkmaktadır.
İlk mesele örgütün varlığıdır. Bu bakımdan hiyerarşi, süreklilik, iş bölümü ve amaç suçları işlemeye elverişlilik somut delillerle ortaya konulmalıdır. Akrabalık, telefon görüşmesi, lakap kullanımı veya birlikte görülme, tek başına yeterli değildir.
İkinci mesele, örgüt bulunmadığı hâlde sanıkların somut suça nasıl katıldıklarıdır. 7196 sayılı Kanun sonrasında müşterek faillik koşulları oluşmuşsa, eylem yalnızca artırımsız genel iştirak kapsamında bırakılmaz. Ancak bunun için suç tarihinin değişiklikten sonraki döneme ait olması ve her sanığın ortak suç işleme kararı ile fiil üzerindeki ortak hâkimiyetinin somutlaştırılması gerekir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 11.04.2023 tarihli, E. 2022/7227, K. 2023/17089 sayılı kararı da her sanığın hangi eyleme katıldığının ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini göstermektedir. Eylemler birbirinin devamı niteliğinde değilse, her bir eylem bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, hem cezanın bireyselleştirilmesi hem de sanıkların katılmadıkları eylemlerden sorumlu tutulmaması bakımından önem taşır.
9. Eleştirel Değerlendirme
Yargıtay kararları, göçmen kaçakçılığı suçunda örgütlü işlenme değerlendirmesinin kişi sayısına veya faaliyetin dışarıdan karmaşık görünmesine indirgenemeyeceğini göstermektedir. Çok sayıda kişinin bulunması, çeşitli araçların kullanılması veya göçmenlerin farklı aşamalardan geçirilmesi, örgüt şüphesini güçlendirebilir; ancak şüphe ile hukuki ispat birbirinden ayrılmalıdır.
2013 ve 2016 tarihli kararların bugün bakımından taşıdığı değer, esas olarak gerekçelerinde ortaya çıkmaktadır. Bu kararlar, tek olaya özgü iş birliği ile örgütlü yapı arasındaki farkı göstermektedir. Buna karşılık kararların verildiği dönemde TCK m. 79/3’te bağımsız birçok failli nitelikli hâl bulunmadığından, bu kararların yaptırım sonucuna ilişkin yaklaşımı 7196 sayılı Kanun sonrası dönem için doğrudan taşınamaz.
7196 sayılı Kanun değişikliği, örgüt kavramının unsurlarını gevşetmemiştir. Değişiklik, örgütlü yapıya ulaşmayan; fakat birden fazla kişinin müşterek faillik anlayışı içerisinde gerçekleştirdiği göçmen kaçakçılığı eylemlerinin ayrıca nitelikli hâl kapsamında değerlendirilmesini mümkün kılmıştır. Bu nedenle güncel hukukta örgütün bulunmadığı her eylemin artırımsız kalacağı söylenemez.
Bununla birlikte “birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme” nitelikli hâli, kişi sayısına dayalı otomatik bir artırım nedeni değildir. Önce ortak suç işleme kararı ve fiil üzerindeki ortak hâkimiyet belirlenmelidir. Salt araç sağlanması, yakıt temini, geçici konaklama veya sınırlı taşıma faaliyeti, olayın diğer koşullarıyla desteklenmediği sürece yardım etme düzeyinde kalabilir.
Yargıtay’ın 2023 ve 2024 tarihli kararları bu ayrımı iki yönden güçlendirmiştir. Bir yandan örgütün hiyerarşi ve süreklilik unsurlarının somut delillerle ortaya konulması gerektiği vurgulanmış; diğer yandan örgüt hiyerarşisi bulunmayan olaylarda her sanığın hangi eyleme katıldığının ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Uygulamadaki en önemli risk, örgütlü işlenme ile müşterek faillik kavramlarının birbirine karıştırılmasıdır. Her çok failli eylemin örgüt olarak nitelendirilmesi, bireysel ceza sorumluluğu ilkesini zedeler. Diğer taraftan, örgüt bulunmadığı gerekçesiyle müşterek failler bakımından TCK m. 79/3’ün göz ardı edilmesi de güncel düzenlemeyle bağdaşmaz.
Bu nedenle mahkeme gerekçesinde en az üç soru açıkça cevaplanmalıdır: Kişiler arasında TCK m. 220 anlamında bir örgüt var mıdır? Her sanık somut suç bakımından müşterek fail midir? Suç tarihi itibarıyla hangi TCK m. 79/3 hükmü uygulanmalıdır? Bu sorular birbirine karıştırılmadan ve her sanık yönünden ayrı ayrı cevaplandırılmalıdır.
Ayrıca suç tarihinin belirlenmesi özel önem taşır. 7196 sayılı Kanun’la yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce gerçekleştirilen eylemler bakımından, değişiklik öncesi ve sonrası hükümler karşılaştırılmalı; sanık lehine olan düzenleme, lehe kanun ilkesi uyarınca uygulanmalıdır. Değişiklik sonrası dönemde gerçekleşen eylemler bakımından ise müşterek faillik koşulları oluşmuşsa, örgüt bulunmasa dahi TCK m. 79/3’ün birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmeye ilişkin hükmü değerlendirilmelidir.
Sonuç
Göçmen kaçakçılığı suçu, farklı kişilerin aynı faaliyet zincirinin çeşitli aşamalarında görev alabildiği çok failli bir suçtur. Ancak çok failli yapı ile suç örgütü aynı hukuki kavram değildir. Tek bir göçmen grubunun taşınması veya geçici olarak barındırılması amacıyla gerçekleştirilen görev paylaşımı, tek başına örgütlü işlenme sonucunu doğurmaz.
2013 tarihli Yargıtay 9. Ceza Dairesi kararları, tek olayla sınırlı ve geçici iş birliğinin örgüt için yeterli olmadığını göstermektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016 tarihli kararı ise farklı tarihlere yayılan eylemler, tekrarlanan görev paylaşımı, koordinasyon ve devamlılık birlikte değerlendirildiğinde örgütlü yapı sonucuna ulaşılabileceğini ortaya koymaktadır.
Bu kararların verildiği dönemde TCK m. 79/3’te, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesini örgütlü işlenmeden bağımsız bir nitelikli hâl olarak düzenleyen bugünkü sistem bulunmamaktaydı. Bu nedenle o tarihte örgüt ilişkisi kanıtlanamadığında eylemin genel iştirak hükümleri kapsamında değerlendirilmesi, dönemin kanuni sisteminin doğal sonucuydu.
7196 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra hukuki çerçeve değişmiştir. TCK m. 79/3’te suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi ile bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi ayrı nitelikli hâller olarak düzenlenmiştir. Örgütlü işlenme bakımından hiyerarşi, süreklilik ve örgütsel iş bölümü aranırken; birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme bakımından suç örgütünün varlığı şart değildir. Bununla birlikte müşterek faillik koşullarının bulunması gerekir.
Bu nedenle güncel hukukta hiyerarşik bağ ve süreklilik kanıtlanamadığında örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenme nitelikli hâli uygulanamaz. Buna karşılık sanıkların somut suçun müşterek failleri oldukları ve eylemin 7196 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonraki dönemde gerçekleştirildiği belirlenirse, TCK m. 79/3’teki birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme nitelikli hâli uygulanabilir.
Kişi sayısı tek başına yeterli değildir. Müşterek faillik için ortak suç işleme kararı ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet aranmalıdır. Araç veya tekne sağlanması, yakıt temini, geçici barınma veya sınırlı taşıma yapılması, olayın diğer koşullarıyla desteklenmediği sürece yardım etme düzeyinde kalabilir.
2023 ve 2024 tarihli Yargıtay kararları, örgütün soyut ve basmakalıp ifadelerle kabul edilemeyeceğini, akrabalık veya iletişim ilişkisinin tek başına hiyerarşi oluşturmayacağını ve örgüt hiyerarşisi bulunmayan olaylarda her sanığın hangi eyleme katıldığının ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak, göçmen kaçakçılığı suçunda değerlendirme üç aşamalı yapılmalıdır:
1. Kişiler arasındaki ilişkinin TCK m. 220 anlamında suç örgütü niteliğine ulaşıp ulaşmadığı belirlenmelidir.
2. Örgüt bulunmadığı takdirde her sanığın somut suç bakımından müşterek fail mi yoksa yardım eden mi olduğu tespit edilmelidir.
3. Müşterek faillik kabul edildiğinde suç tarihi, lehe kanun ilkesi ve 7196 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik gözetilerek TCK m. 79/3’ün uygulanması değerlendirilmelidir.
Örgütlü işlenme yalnızca kişi sayısına, akrabalığa, telefon görüşmesine, lakap kullanımına veya lojistik görev paylaşımına dayanılarak kabul edilemez. Örgüt bulunmayan çok failli eylemler bakımından ise 7196 sayılı Kanun sonrasında, müşterek faillik koşulları gerçekleştiği takdirde TCK m. 79/3’te düzenlenen bağımsız nitelikli hâl uygulanabilir.
Kaynakça
Mevzuat
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun.
7196 sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2012/8664, K. 2013/4135, T. 19.03.2013.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2012/9412, K. 2013/4827, T. 27.03.2013.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/471, K. 2016/7518, T. 29.04.2016.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/29677, K. 2021/29590, T. 20.12.2021.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/2604, K. 2022/7923. T. 12.10.2022
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/7227, K. 2023/17089, T. 11.04.2023.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/257, K. 2023/671, T. 20.12.2023.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2023/13410, K. 2024/9200, T. 26.06.2024.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2022/13377, K. 2024/11531, T. 24.10.2024.
Next