Hakaretin suç olarak kabul edilmesinin ve cezalandırılmasının başka bir ifade ile hakaret suçunun işlenmesinin hapis ya da adli para cezası gibi ceza yaptırımları ile karşılık bulması insan onurunun korunması amacını içermektedir[1]. Hakaret ve sövme fiillerinin ayrılarak sövme eyleminin ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmesini ve uzlaştırma kapsamına alınmasını önermekteyiz. Herkesin düşünce ve ifade özgürlüğüne saygı duymak gerekir. Ancak hiç kimsenin başka bir kişinin şeref ve haysiyetini rencide edecek boyutta sövme eylemini gerçekleştirme özgürlüğü bulunmamaktadır.

Hakaret suçu TCK’nın 125. maddesinde şöyle düzenlenmektedir; (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.

Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.

İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikâyetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.

Hakaret oluşturan fiiller kamu görevlisine hakaret dışında TCK’nın 75. maddesi gereğince ön ödeme kapsamında olup ön ödeme bir kovuşturma şartıdır. Ön ödeme yoluna gidilmeden kamu dava açılamaz. Ön ödeme yoluna gidilmeden iddianame düzenlenmesi iddianamenin iadesi sebebidir.

Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret halinde suçun takibi şikâyete tabi olmayıp resen takibi gerekir.

TCK’nın 75. maddesinde, uyuşmazlıkların alternatif çözüm yollarından birisi olan ön ödeme; uzlaşma dışında kalan ve tür veya miktar olarak belirli bir cezayı gerektiren suçlar ya da kanunda açıkça ön ödemeye tâbi olduğu gösterilen katalog suçlar yönünden, kanunda belirtilen usullere göre belirlenen bir miktar paranın Devlet Hazinesine ödenmesi ile kamu davasının açılmasını engelleyen ya da açılmış bir kamu davasını düşmesini sağlayan hukuki bir kurumdur[2].

Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını, b) Hapis cezasının aşağı sınırının karşılığı olarak her gün için yüz Türk Lirası üzerinden bulunacak miktarı, c) Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis cezası için bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının aşağı sınırını, soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz. Failin on gün içinde talep etmesi koşuluyla bu miktarın birer ay ara ile üç eşit taksit hâlinde ödenmesine Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde ön ödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir.

Taksirli suçlar hariç olmak üzere, ön ödemeye bağlı olarak kovuşturmaya yer olmadığına veya kamu davasının düşmesine karar verildiği tarihten itibaren beş yıl içinde ön ödemeye tabi bir suçu işleyen faile bu fıkra uyarınca teklif edilecek ön ödeme miktarı yarı oranında artırılır. Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi halinde de fail, hâkim tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte ödediğinde kamu davası düşer. Cumhuriyet savcılığınca madde kapsamına giren suç nedeniyle ön ödeme işlemi yapılmadan dava açılması veya dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi suretiyle madde kapsamına giren bir suça dönüşmesi halinde de yukarıdaki fıkra uygulanır. Suçla ilgili kanun maddesinde yukarı sınırı altı ayı aşmayan hapis cezası veya adlî para cezasından yalnız birinin uygulanabileceği hallerde ödenmesi gereken miktar adlî para cezası esas alınarak belirlenir. Bu madde gereğince kamu davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması, kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve müsadereye ilişkin hükümleri etkilemez.

Hakaret suçunun; kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi halinde suça sürüklenen çocuklar hariç olmak üzere uzlaştırma veya ön ödeme yoluna gidilemez. Ancak suça sürüklenen çocuklarda kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu uzlaştırma kapsamında olup uzlaştırma yine bir kovuşturma şartıdır.

Kamu görevlisine hakaret suçu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen soruşturulur. Takibi şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcısı şikâyet, ihbar veya başka bir suretle suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrendiği anda gerekli araştırma ve delil toplama sürecini tamamlayarak kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte delil elde ederse iddianame düzenler. Uzlaştırma, seri muhakeme ve ön ödeme usulleri uygulanamaz

Hakaret suçlarında şüphelinin atılı suçu işlediğine ilişkin yeterli şüphe yoksa Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmektedir. Ancak şüphe varsa eylemin oluşturduğu suç şekline göre ya uzlaştırma ya da ön ödeme yoluna gidilmelidir. Yeterli şüphe varsa iddianame düzenlenir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi soruşturma aşamasına ilişkin değil kovuşturma aşamasında geçerli olan ceza muhakemesine egemen ilkelerdendir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerekir[3].

Hakaret eylemleri ile ilgili olarak 5237 sayılı Kanun'un 125/1-2 ve 129/3 maddelerinin uygulanabilmesi kapsamında değerlendirilebilecek eylem veya söylemlerin karşılıklı hakaret olup olmadığının somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekir. Karşılıklı hakaret nedeniyle soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilemez.

Kural olarak uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Ancak ön ödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır. (CMK m.253/3). Hakaret suçu aynı zamanda aynı mağdura karşı tehdit suçu ile birlikte işlenmişse öncelikle hakaret suçu açısından ön ödeme yoluna gidilmelidir. Yine hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinde düzenlenen ve yağma suçunun daha az ceza gerektiren nitelikli hali olan “hukuki bir alacağın tahsili amacıyla tehdit” suçu ile birlikte işlenirse de ön ödeme yoluna gidilecektir. Aynı kapsamda olmak üzere basit yaralama, etkili yaralama, mala zarar verme, özel hayatın gizliliğini ihlal veya konut dokunulmazlığını ihlal gibi uzlaştırma kapsamındaki suçlarla beraber hakaret suçu aynı mağdura karşı işlendiğinde de hakaret suçu açısından ön ödeme hükümlerinin uygulanması gerekir.

Kamu görevlisine yönelik hakaret suçu hariç olmak üzere hakaret suçu aynı anda aynı mağdura karşı ayrıca tehdit suçu ile birlikte işlenmiş ise öncelikle TCK’nın 125. maddesi kapsamındaki hakaret eylemi ile ilgili olarak ön ödeme yoluna gidilmelidir. Ön ödeme önerisine uyulması halinde hakaret suçundan ek kyok verilerek tehdit suçu ile ilgili olarak uzlaştırma bürosuna gönderme kararı yazılmalıdır. Eğer ön ödeme önerisine uyulmazsa ayırma kararı verilerek hakaret suçundan iddianame düzenlenecek olup tehdit suçundan ayrı bir soruşturma numarası üzerinden dosya gönderme kararı ile uzlaştırma bürosuna gönderilmelidir.

Ön ödeme karma nitelikte bir düzenleme olması nedeniyle hakaret suçuyla ilgili olarak kamu görevlisine hakaret dışındaki soruşturma veya kovuşturma evresinde bulunan dosyalar bakımından uygulanma zorunluluğu bulunmaktadır. Çünkü yasa ile getirilen düzenleme hem maddi hukuka hem de usul hukukuna ilişkin düzenlemeler olup kesinleşmiş dosyalar dâhil tüm dosyalarda uygulama alanı bulmalıdır.

1 Haziran 2024 den önce işlenen suçlarda ön ödeme miktarı 1800 TL artı soruşturma gideri olup 1 Haziran 2024 den sonra işlenen suçlarda ise ön ödeme miktarı 9000 TL artı soruşturma gideridir. Ön ödeme önerisine uyulup tebliğden itibaren 10 gün içerisinde ön ödeme miktarı soruşturma gideri ile birlikte Maliye veznesine yatırılırsa soruşturma aşamasında şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmekte olup eylem yargılama aşamasında ise mahkemece kamu davasının düşmesine karar verilir. Kamu davasının düşmesine karar verilmesi halinde müştekinin vekili varsa müşteki lehine vekâlet ücretine hükmedilemez.

TCK’nın 75. maddesi kapsamında teklif edilen ön ödeme önerisine şüpheli tarafından uyulmaması hâlinde Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenlenip kamu davası açılabilecek olup yargılama aşamasında ön ödeme teklifine uyulmaması hâlinde mahkemece kovuşturmaya devam edilip mahkûmiyete yetecek miktarda delil varsa mahkûmiyet kararı verilebilecektir. Yargılama aşamasında ön ödeme teklifine uyulmaması halinde zorunlu olarak mahkûmiyet kararı verilemez. Ön ödeme alternatif bir çözüm yöntemi olup onarıcı adalet kurumlarından biridir.

HAKARET SUÇUNU İŞLEDİĞİ İDDİA EDİLEN ŞÜPHELİ VEYA SANIĞIN ÖN ÖDEME ÖNERİSİNE UYMASINI ÖNERMEKTEYİM. ÇÜNKÜ YARGILAMAKİ ÖZELLİKLE VEKÂLET ÜCRETİ VE ADLİ SİCİL KAYDI AÇISINDAN OLASI BİR MAHKÛMİYET HALİNDE SANIĞIN ALEYHİNE SONUÇLAR DOĞABİLECEKTİR.

-------------

[1] Ersin Şare, ‘Hakaret Suçu Yönünden Ön ödeme’ (2025) 31(1) Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi (Prof. Dr. Havva Güzin Üçışık’a Armağan), s. 158.

[2] Veli Özer Özbek/Koray Doğan/Pınar Bacaksız, Ceza Muhakemesi Hukuku ,15. Baskı, Seçkin Yayınevi 2022, s 122

[3] Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 19. 12. 2024 tarihli, 2023/11362 esas ve 2024/13572 sayılı kararı (https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-ceza-dairesinin-20244021-e-ve-202311362-e-sayili-kararlari).