16 Mart 2020

ÇALIŞMA SÜRESİ BOYUNCA HİÇ ÜCRETLİ İZİN KULLANMAMASI - MÜLGA KANUNUN DİKKATE ALINMASI GEREKMESİ

T.C.
YARGITAY
22. HUKUK DAİRESİ
E. 2017/26247
K. 2019/23865
T. 19.12.2019

 

KIDEM TAZMİNATI VE YILLIK İZİN ÜCRETİ ALACAĞININ TAHSİLİ İSTEMİ ( Dava Dilekçesinde Davalı Olarak Davacının Çalıştığı Bu Yer Yerine Belirtilen Şirkete Karşı Dava Açılmasının Kabul Edilebilir Bir Yanılgıya Dayandığı Kabul Edilerek Taraf Değişikliği Yapıldığı/Yargılama Sırasında Ayrıca Davacı Vekili Tarafından İlgili Bankanın Davaya Dahil Edildiği - Ancak Davalı ile Banka Arasında Zorunlu Dava Arkadaşlığı Olmadığı Gibi Husumette Yanılmaya Dayalı Taraf Teşkili de Olmadığı/Bankanın Taraf Kabul Edilerek Hakkında Hüküm Kurulmasının Hatalı Olduğu )

* ÇALIŞMA SÜRESİ BOYUNCA HİÇ ÜCRETLİ İZİN KULLANMAMASI ( Uyuşmazlıkta 14 Yıl 7 Ay 16 Gün Çalışması Bulunan Davacının Çalışma Süresi Boyunca Hiç İzin Kullanmadığı Kabulüne Göre Yıllık Ücretli İzin Karşılığının Alacak Hesabı Yapıldığı - Davacının Hiç İzin Kullanmamasının Hayatın Olağan Akışına Aykırı Olduğu/Mahkemece Davacı Asilin Çalışma Süresi Boyunca Ücretli İzin Kullanıp Kullanmadığı ve Kullanmış ise Kaç Gün Yıllık Ücretli İzin Kullandığı Konusunda Beyanı Alınmalı Bundan Sonra Karar Verilmesi Gerektiği )

* MÜLGA KANUNUN DİKKATE ALINMASI GEREKMESİ ( Davacı 01.03.1997 Tarihinde Çalışmaya Başlamış Olup Davacının Çalışma Süresi Boyunca Her Yıl Hak Ettiği Yıllık Ücretli İzin Sürelerinin 1475 Sayılı Kanun'un Yürürlükte Bulunduğu Dönem İçin Bu Kanunda 4857 Sayılı Kanun Yürürlüğe Girdikten Sonra İse Belirtilen Kanunda Belirlenen Sürelere Göre Hesaplanması Gerektiği - Sadece 4857 Sayılı Kanunda Öngörülen Süreler Dikkate Alınarak Yapılan Hesaplamaya İtibar Edilmesinin Hatalı Olduğu )

* İNFAZDA TEREDDÜT YARATILMASI ( Yıllık Ücretli İzin Alacağı Bakımından Taleple Bağlı Olarak Hüküm Kurulduğu Ancak Kabul Edilen Yıllık Ücretli İzin Alacağının Miktarına İlişkin Tespit Yapılmadığı/Dosya İçerisinde İki Farklı Bilirkişi Raporu Bulunmakta Olup İki Raporda da Yıllık Ücretli İzin Alacağının Miktarının Farklı Belirlendiği - Kabul Edilen Yıllık Ücretli İzin Alacağının Miktarının Hüküm Yerinde Açıkça Belirtilmemesi Tereddüt Yaratır Mahiyette Olduğundan Hatalı Olduğu/Açıklanan Nedenlerle Kararın Bozulması Gerektiği )

4857/m. 59

1475/m. 14

6100/m. 31, 124

ÖZET : Dava, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının tahsili istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde davalı olarak ilgili gıda şirketi gösterilmiş yargılama sırasında bu ünvanda bir şirketin olmadığı, davacının şahıs işletmesinde çalıştığı bu kişi yerine belirtilen şirkete karşı dava açılmasının kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı kabul edilerek taraf değişikliği yapılmıştır. Yargılama sırasında ayrıca davacı vekili tarafından ilgili banka da davaya dahil edilmiştir. Ancak davalı ile banka arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığı gibi, husumette yanılmaya dayalı taraf teşkili de olmadığından mahkemece, aleyhine usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmayan ve taraf sıfatı kazanmayan bankanın taraf kabul edilerek hakkında hüküm kurulması hatalıdır.

Uyuşmazlıkta, 14 yıl 7 ay 16 gün çalışması bulunan davacının çalışma süresi boyunca hiç izin kullanmadığı kabulüne göre yıllık ücretli izin karşılığı alacak hesabı yapılmıştır. Davacının çalışma süresi boyunca hiç ücretli izin kullanmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde; mahkemece, davacı asilin çalışma süresi boyunca ücretli izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise kaç gün yıllık ücretli izin kullandığı konusunda beyanı alınmalı bundan sonra karar verilmesi gerekir.

Davacı 01.03.1997 tarihinde çalışmaya başlamış olup davacının çalışma süresi boyunca her yıl hak ettiği yıllık ücretli izin sürelerinin, 1475 Sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu dönem için bu kanunda; 4857 Sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra ise belirtilen kanunda belirlenen sürelere göre hesaplanması gerektiği gözetilmeden sadece 4857 Sayılı Kanunda öngörülen süreler dikkate alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilmesi de hatalıdır.

Yıllık ücretli izin alacağı bakımından taleple bağlı olarak hüküm kurulmuş, ancak kabul edilen yıllık ücretli izin alacağının miktarına ilişkin tespit yapılmamıştır. Dosya içerisinde iki farklı bilirkişi raporu bulunmakta olup iki raporda da yıllık ücretli izin alacağının miktarı farklı belirlenmiştir. Kabul edilen yıllık ücretli izin alacağının miktarının hüküm yerinde açıkça belirtilmemesi infazda tereddüt yaratır mahiyette olduğundan hatalıdır. Açıklanan nedenlerle, kararın bozulması gerekir.

DAVA : Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar ... Bankası ve ... vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili iş sözleşmesine haklı bir neden olmadan son verildiğini öne sürerek kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının tahsilini talep etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalılar vekilleri ve davaya dahil edilen ... Bankası vekili ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.

Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre ve bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz:

Kararı davalı ... ve ... Bankası vekili temyiz etmiştir.

Gerekçe:

1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle temyiz nedenlerine göre davalının ve ... bankası vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-)Dava, alacak davası olup HMKya göre dava usulüne uygun şekilde aleyhine dava açılan taraf hakkında yürütülüp bitirilmek zorundadır.

6100 Sayılı HMK ve yargılama hukukumuzda alacak davalarında zorunlu dava arkadaşlığı dışında, davaya dahili dava yolu ile davalı ithali mümkün olmadığı gibi bir kişinin bu şekilde davaya dahil edilmesi ve hakkında hüküm kurulması da mümkün değildir. Sadece husumette yanılma halinde gerçek tarafa dava dilekçesi tebliğ edilir ve taraf teşkili sağlanır.

Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde davalı olarak ... Gıda. Ltd. Şti. gösterilmiş yargılama sırasında bu ünvanda bir şirketin olmadığı, davacının ... şahıs işletmesinde çalıştığı ve 6100 Sayılı HMK'nın 124. maddesine göre bu kişi yerine belirtilen şirkete karşı dava açılmasının kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı kabul edilerek taraf değişikliği yapılmıştır. Bu kabulde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, yargılama sırasında ayrıca davacı vekili tarafından ... Bankası da davaya dahil edilmiştir.

Ancak davalı ... ile ... bankası arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığı gibi, husumette yanılmaya dayalı taraf teşkili de olmadığından mahkemece, aleyhine usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmayan ve taraf sıfatı kazanmayan ... Bankası'nın taraf kabul edilerek hakkında hüküm kurulması hatalıdır.

Mahkeme bu husus dikkate alınmadan karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

3-)Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

4857 Sayılı Kanun'un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.

Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde, hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup, madde uyarınca, hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, 14 yıl 7 ay 16 gün çalışması bulunan davacının çalışma süresi boyunca hiç izin kullanmadığı kabulüne göre yıllık ücretli izin karşılığı alacak hesabı yapılmıştır. Davacının çalışma süresi boyunca hiç ücretli izin kullanmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, hakimin 6100 Sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde; mahkemece, davacı asilin çalışma süresi boyunca ücretli izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise kaç gün yıllık ücretli izin kullandığı konusunda beyanı alınmalı bundan sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmelidir.

Öte yandan; davacı 01.03.1997 tarihinde çalışmaya başlamış olup davacının çalışma süresi boyunca her yıl hak ettiği yıllık ücretli izin sürelerinin, 1475 Sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu dönem için bu kanunda; 4857 Sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra ise belirtilen kanunda belirlenen sürelere göre hesaplanması gerektiği gözetilmeden sadece 4857 Sayılı Kanunda öngörülen süreler dikkate alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilmesi de hatalı olup ayrıca bozmayı gerektirmiştir.

Kabule göre ise, yıllık ücretli izin alacağı bakımından taleple bağlı olarak hüküm kurulmuş, ancak kabul edilen yıllık ücretli izin alacağının miktarına ilişkin tespit yapılmamıştır. Dosya içerisinde iki farklı bilirkişi raporu bulunmakta olup iki raporda da yıllık ücretli izin alacağının miktarı farklı belirlenmiştir. Şu halde, kabul edilen yıllık ücretli izin alacağının miktarının hüküm yerinde açıkça belirtilmemesi infazda tereddüt yaratır mahiyette olduğundan doğru bulunmamıştır.

Mahkemece bu hususlar gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 19.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

kazanci.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.