27 Nisan 2020

7242 Sayılı Kanunun Tutuklulara Etkisi

Bu yazımızda 15 Nisan 2020 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren toplumda  “Af Yasası” olarak bilinen 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında tutuklu bulunanların durumunu irdeleyeceğiz.

Yazımızın hemen başında belirtmek gerekir ki bu değerlendirmelerimizin ana ekseni tutukluların tahliyesi yönünde olacaktır.Bu noktada şu sorunun cevabını arayacağız: Toplumun “Af  Yasası” olarak bildiği 7242 sayılı düzenleme ile tutuklu olanlara da cezaevinden çıkış yolu görünüyor mu?

7242 sayılı yasanın ekseriyetinin hükümlülerle ilgili olduğunu ve yine aşağıda da değineceğimiz üzere hükümlülerin cezaevinden çıkmasını sağlayan  düzenlemeler olduğunu vurgulamak gerekir.Bu konu ile alakalı olarak tutukluların cezaevinden çıkmasının önünü açan ve doğrudan tutukluları ilgilendiren bir sınırlı maddenin dışında diğer tüm iyileştirmeler hükümlülere yöneliktir.Buradan tutuklu veya hükümlü kavramlarını açıklayarak konunun daha rahat anlaşılmasını sağlamakta fayda vardır.

Tutuklu, hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmaksızın soruşturma veya kovuşturma aşamasında kaçma veya delilleri karartma şüphesi vb. nedenlerle tutuklanarak hürriyeti kısıtlanan kişidir.Hükümlü ise ceza yargılaması neticesinde hakkında verilen mahkumiyet hükmü kesinleşen kişidir.

7242 sayılı kanunda cezaevinde bulunan bazı tutukluları doğrudan ilgilendiren sınırlı düzenlemeye göre; maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği usulünce tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir.Bu karar, ilk derece mahkemesi kararıyla mahkum olmuş ancak cezası henüz kesinleşmemiş olan şüpheliler ile ilgili olarak da verilebilir. Görüldüğü gibi son derece sınırlı bir düzenleme söz konusudur. Esasında geniş çaplı tahliyelerin önünü açan ve sadece hükümlüleri içerisine alan ancak tutukluları kapsam dışı bırakan aşağıdaki düzenlemelerin değerlendirilmesi tutukluların ekseriyeti için önem arz etmektedir.

7242 sayılı kanun ile hükümlülerin mahkum oldukları cezanın infazı ile ilgili olarak değişikliğe gidilerek cezaevinden daha erken çıkmalarının önü açılmıştır.Bu bağlamda 7242 sayılı kanun ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun Koşullu Salıverilme başlıklı 107. maddesinde değişikliğe gidilmiş ve bazı suçlar ayrık tutularak hükümlülerin cezaevinde cezalarının yarısını çekmeleri düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden önce  hükümlü olanlar cezalarının 2/3 ünü cezaevinde çekmekteydiler.Şimdi değişikliğe uğrayan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun Koşullu Salıverilme başlıklı 107. maddesinin son halini yazmakta fayda vardır.Anılan düzenlemenin güncel hali aşağıdaki gibidir:

Madde 107

(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.

 (2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. (Ek cümleler:14/4/2020-7242/48 md.) Ancak, Türk Ceza Kanununun;

a) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82 ve 83) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,

b) Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan (madde 87, fıkra iki, bent d) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,

c) İşkence suçundan (madde 94 ve 95) ve eziyet suçundan (madde 96) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,

d) Cinsel saldırı (madde 102, ikinci fıkra hariç), reşit olmayanla cinsel ilişki (madde 104, ikinci ve üçüncü fıkra hariç) ve cinsel taciz (madde 105) suçlarından süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,

e) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan (madde 102, 103, 104 ve 105) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,

f) Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,

g) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,

h) Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarından (madde 326 ilâ 339) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar, cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.

 Ayrıca, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar ile 1/1/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.

Yapılan değişiklikte  görüldüğü gibi  bir hükümlü iyi halli olmak ve;

- Kasten öldürme suçlarından,

- Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan,

- İşkence ve eziyet suçlarından,

- Cinsel saldırı, reşit olmayanla cinsel ilişki,cinsel taciz suçlarından,

- Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkum olan çocuklar,

- Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı işlenen suçlardan,

- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan,

- Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyetin çerçevesinde işlenen suçlardan,

- Terörle Mücadele Kanunu’nun kapsamına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar,

- 2937 Sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihabrat Teşkilatı Kanunu kapsamına giren suçlardan,

- Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarından süreli hapis cezasına mahkum olmamak koşulu ile aldığı cezanın yarısını cezaevinde infaz ederek koşullu salıverilmeden faydalanmak suretiyle dışarıya çıkabilecektir.Örneğin; yukarıda sayılan suçların dışında bir suç nedeniyle 10 yıl hapis cezası verilen bir hükümlü iyi halli olmak koşuluyla cezasının 5 yılını cezaevinden çektikten sonra koşullu salıverilmeden faydalanabilecektir.

7242 sayılı kanunun 52. maddesine geçici 6. madde eklenerek 5275 sayılı kanunun denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı başlıklı 105/A maddesinde yer alan bir yıllık süre yine bazı suçlar ayrık tutularak ve suç tarihi itibariyle 30/03/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından 3 yıla çıkarılmıştır. Ancak hemen belirtmek gerekir ki  30/03/2020 tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından yine bir yıllık süre esas alınacaktır.Bu bakımdan 7242 sayılı kanunla düzenlenen geçici 6. madde aşağıdaki gibidir:

MADDE 52 – 5275 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

GEÇİCİ MADDE 6 – (1) 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83), üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (madde 87, fıkra iki, bent d), işkence suçu (madde 94 ve 95), eziyet suçu (madde 96), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104 ve 105), özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188) ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere, 105/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir yıl”lık süre, “üç yıl” olarak uygulanır.

İşte madde kapsamından anlaşıldığı üzere 30/03/2020 tarihinden önce işlenmiş ve;

- Kasten öldürme suçlarından ,

- Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarından ,

- Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan,

- İşkence suçundan, eziyet suçundan,

- Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan,

- Özel hayat veya hayatın gizli alanın karşı işlenen suçlardan,

- Uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticarî suçundan,

- İkinci Kitap Dördüncü Kısım; Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünden tanımlanan suçlar  ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere başka  bir suçtan mahkum olan iyi halli bir hükümlünün koşullu salıverilmesine 3 yıl ve daha az süre kala talebi halinde koşullu salıverilme tarihine kadar olan  kısmını denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanması suretiyle Ceza İnfaz Kurumunun dışında geçirebilmeleri mümkündür.

Bir örnekle durumu açıklayacak olursak; bir hükümlü yukarıda belirtilen suçlar dışında başka bir suçtan mahkum olmuş ve bu suçun tarihi de 30/03/2020 tarihinden öncesine tekabül ediyorsa koşullu salıverilmeden faydalanabilmesi için cezasının yarısını  infaz kurumunda  geçirecek denetimli serbestlik ise 3 yıl olarak uygulanacaktır.Dolayısıyla 6 yıl hapis cezası alan bir hükümlünün koşullu salıverilmesine 3 yıl kala denetimli serbestlikten faydalanacağını, geri kalan 3 yılının da koşullu salıverilme kapsamına girdiğinden bahisle cezaevine girmemesi kabul edilebilir.

Fakat tüm bu düzenlemelerin hükümlülerle ilgili olduğunu zaten söylemiştik.Peki bu düzenlemeler dolaylı olarak tutuklulara da uygulanmalı mıdır?

Kişi Hürriyeti ve Güvenliği başlıklı Anayasamızın 19. maddesi uyarınca herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.Kişinin hürriyetinin kısıtlanmasının prensipleri de yine aynı kanunda sayılmıştır.Anayasamızın 19. maddesinin 3.fıkrası şöyledir: “Suçluluğu hakkında  kuvvetli belirti bulunan kişiler ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir.”

Tutuklama  nedenleri başlıklı Ceza Muhakemesi Kanununun 100. maddesinde tutuklama kararının hangi hallerde verilebileceği belirtilmiştir.Anılan düzenleme şöyledir:

Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

(3) a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

(2) 1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),

2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.) Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)

3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),

5. İşkence (madde 94, 95)

6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),

7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),

8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),

9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),

11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),

12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.

d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar

e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.

g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.

h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.

(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

Ceza Muhakemesi Kanununun 100.maddesinin incelenmesinden anlaşılıyor ki; bir şüpheli veya sanığın tutuklanabilmesi için öncelikle kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin olması ve bunun yanında bir tutuklama nedeninin bulunması gerekmektedir.Ancak bu da tek başına yeterli olmayıp güvenlik tedbiri ile işin önemi, verilmesi beklenen cezayla tutuklama tedbirinin orantılı olması gerekmektedir.Ancak 3. fıkra kapsamına giren bir suçun işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebepleri varsa tutuklama nedeni de varsayılabilir.

Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında; Ceza Mahkemesi Kanununun 100/3 kapsamına girmeyen suçlamalarla ilgili olarak, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin yanında; şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular olması durumunu ayrı değerlendirmek,

Yine kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığının yanında;

-Delilleri yok etme,gizleme veya değiştirme,

-Tanık, mağdur veya başkaları üzerinden baskı yapılması girişiminde bulunma durumunu ayrı değerlendirmek gerekmektedir.

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin yanında delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma sebeplerinde tutukluklar ile ilgili olarak 7242 sayılı kanunun dolaylı olarak uygulanması mümkün görünmemektedir. Zira bu durumlar şüpheli ya da sanığın üzerine atılı suçu işleyip işlemediği hususunu ve maddi gerçeklerin ortaya çıkmasını ilgilendirmektedir.Dolayısıyla şüpheli ya da sanığın delilleri yok ederek, değiştirerek veya gizleyerek ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yaparak maddi vakıayı değiştirmesi söz konusudur.Bu nedenle şüpheli veya sanığın 7242 sayılı kanun kapsamındaki düzenlemelerin lehe yorumlanarak tahliye edilmesi mümkün görünmemektedir

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin yanında şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların olması durumunda ise tahliye kararlarının verilebileceği söylenebilir.Şöyle ki 7242 sayılı kanunla yapılan düzenleme neticesinde istisna suçlar hariç olmak üzere 6 yıl süreli hapis cezası alan bir hükümlünün cezaevine girmeyebileceğini yukarıda belirtmiştik.Bu minvalde tutuklularla ilgili olarak,üzerlerine atılı suçların üst sınırına ve alması muhtemel ceza miktarına bakılmalıdır.Buna göre yapılacak inceleme neticesinde 6 yıl ve daha az süreli hapis cezası alabilecekleri değerlendirilen şüpheli ya da sanığın ceza alsa dahi cezaevine girmeyebileceği durumu karşısında artık kaçmasını ya da saklanmasını düşünmek zorlama bir yorum olacaktır.Dolayısıyla; gerekirse adlî kontrol hükümleri de uygulanarak şüpheli ya da sanığın tahliye edilmesi, tutuklu olmasından daha hukukî ve düzenlemelerin ruhuna daha uygun olacaktır.

Ezcümle; dosyada karartıldığında maddi vakıayı değiştirecek bir delil kalmamışsa, baskıyla maddî vakıayı değiştirecek bir tanığın ifadesi de bulunmuyorsa, şüpheli veya sanığın üzerine atılı suçun üst sınırı ve alabileceği ceza miktarı da göz önünde bulundurulduğunda, 6 yıl ve daha az süreli hapis cezasına ulaşılıyor ise şüpheli veya sanığın salt kaçma şüphesi nedeniyle tutuklu kalması, gerek 7242 sayılı yasanın gerekse de tutuklama ile ilgili diğer düzenlemelerin amacına ve ruhuna aykırı kalacaktır.Dolayısıyla;7242 sayılı yasa değişiklikleri lehe yorumlanarak yukarıda belirtilen şartları sağlayan tutuklular hakkında gerekirse adlî kontrol hükümleri de uygulanmak suretiyle tahliye kararı verilmelidir.Aksi bir tutum, tutuklamanın tedbir olması,ölçülü olması ve geçici olması niteliklerine aykırı olacaktır.

Av. Cihan DEMİR


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Unknown 8 ay önce

Bu nasıl bir makaledir yahu? Tutuklamanın ne olduğu ve 7242 sayılı yasa anlatılmış sonrasında uygulanmayacağı söylenmiştir. Bu makalenin hukuk dünyasına kattığı bir şey mi vardır ki yayımlamışsınız?