banner697

30 Haziran 2022

TEŞHİS VE TEDAVİ SÖZLEŞMESİNDEN DOĞACAK SORUMLULUĞUN SORUMSUZLUK ANLAŞMASI İLE SINIRLANDIRILMASI

Kamu hastanesi dışında mesleklerini ifa eden hekimlerin hastalarına karşı üstlendikleri tıbbî teşhis ve tedavi ediminin ifa durumunda doğabilecek sorumluluk halleri hekim-hasta arasındaki ilişkinin niteliğine göre farklılık arz eder[1].

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarının kendi kast veya ağır ihmali için sorumsuzluk anlaşması yapılamayacağı açıktır. Çünkü Borçlar Kanunu’nun md.115/1’de “Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür”[2]. Hükmü yer almaktadır.

Buna karşılık, diğer sözleşmelerde borçlunun hafif ihmali neticesinde yapılan sorumsuzluk anlaşmasının geçerli sayılmakta ise de teşhis ve tedavi sözleşmesinde geçerli olup olmayacağı öğretide tartışmalıdır.

Bir görüşe göre, teşhis ve tedavi sözleşmesinde de özel sağlık kurum ve kuruluşlarının hafif ihmalinden sorumlu olmayacaklarını kararlaştırmaları mümkündür. Ancak özel sağlık kurum ve kuruluşunun kurulup çalıştırılması “hükümet tarafından imtiyaz suretiyle verilen bir sanatın icrası” niteliği taşıdığından, hâkim, takdir yetkisi çerçevesinde bu sorumsuzluk şartını geçersiz sayabilir (BK md.115/2).

İkinci bir görüşe göre, teşhis ve tedavi sözleşmesinde hafif ihmal için dahi sorumsuzluk anlaşması yapılamayacaktır. Hafif ihmal durumlarında dahi sorumsuzluk anlaşması yapılamayacağının en önemli nedeni; hasta veya kanuni temsilcisi özel sağlık kurum ve kuruluşu ile teşhis ve tedavi sözleşmesi yaparken kendisine her türlü özenin gösterileceği inancıyla hareket etmesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle hafif ihmale ilişkin dahi olsa, yapılacak bir sorumsuzluk anlaşması hastanın güvenini sarsacağından hâkim tarafından her hal ve şart altında geçersiz sayılabilmelidir[3].

SONUÇ

Özel sağlık kurum ve kuruluşlar her ne kadar Sağlık Bakanlığı denetiminde tabi olsa da genel itibariyle misyonları para kazanmak olduğundan dolayı bu tip sözleşmelerin kullanılması pek mümkündür. Dolayısıyla özel sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılacak olan teşhis ve tedavi sözleşme içeriklerinde genel itibariyle sorumsuzluk şartı bulunacak olup büyük bir ihtimalle zayıf tarafı oluşturan pazarlık gücü dahi olmayan hasta veya kanuni temsilcisi tek taraflı olarak kabul edecektir. Nitekim hasta veya kanuni temsilcisi genellikle kendisine dayatılan tek taraflı sorumsuzluk anlaşmasını imzalamak durumunda kalmaktadır. Borçlar Kanunu Md. 115/1’de belirtildiği gibi “Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür” demek suretiyle ağır kusura dayalı yapılan sorumsuzluk anlaşmasının hükümsüz olduğunu belirtmiş ise de hafif kusura dayalı sorumsuzluk anlaşmasına ilişkin kanunda yer verilmemiştir. Mefhum-u muhalifinden anlaşılacağı üzere hafif kusur nedeniyle özel sağlık kurum ve kuruluşlarındaki matbu sözleşmeler içerisinde yer alan sorumsuzluk şartını uygulamaktadır.

İnsan, kişilik sahibi olup, vücut bütünlüğünün ve sağlığının korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu kapsamda teşhis ve tedavi sözleşmesi gereği tıbbi müdahale gerekmemesine rağmen para kazanma misyonu gereği tıbbi müdahalelerde bulunduğu görülmektedir. Bu tür davranışlar ile kişilik haklarının ihlalini karşımıza çıkmaktadır. Her ne kadar tıbbi müdahaleye karşı hasta veya yasal temsilcisinin matbu sözleşmelerle rızası alınıyor ise de hasta veya kanunu temsilcilerinin bu tür tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyulup duymadığını başkaca yöntemlerle giderilebilir olup olmadığını bilmemektedir. Dolayısıyla özel sağlık kurum ve kuruluşlarının kendisine maddi katkı sağlayacak yöntemlere başvurulmaktadır.

Kanaatimce de hasta veya kanuni temsilcisinin kendisine her türlü özenin gösterileceği inancıyla hareket etmesinin yolu ağır-hafif kusur ayrımı yapılmadan her türlü kusurun hukuk nezdinde karşılığı bulunması gerektiğidir. Ancak kişiler tarafından her hafif kusurun veyahut hasta veya kanuni temsilcisi tarafından tabiri caiz ise yaratılan kusur ile bir maddi kazanç sağlama aşamasına gelmemesi için hakimin takdir yetkisi çerçevesinde kusurun kimden kaynaklandığı ve kusur oranlarının belirlenerek oluşacak kanaate göre belirlenecektir.

Stj. Av. Abdullah YILDIZ

-------------------

[1] ÖZDEMİR Hayrunnisa, Hekimin Hukuki Sorumluluğu, s. 35

[2] ÖZDEMİR Hayrunnisa, Özel Hukukta Teşhis ve Tedavi Sözleşmesi, s. 180

[3] ÖZDEMİR Hayrunnisa, Özel Hukukta Teşhis ve Tedavi Sözleşmesi, s. 180, 181

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.