banner649

Bilindiği üzere, ölüm halinde mükelleflerin görevleri, mirası kabul etmiş yasal ve atanmış mirasçılarına intikal eder. Ancak, mirasçılardan her biri ölen kişinin vergi borçlarından miras hisseleri oranında sorumlu olacaklardır.

Buna göre, mirasçılar ölen kişinin vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olacaklarından, vergi dairesince ilgili kurumlar nezdinde araştırma yapılarak, varislerin hisselerinin tespitinden sonra mirasçıların her birine hisselerine göre ihbarname düzenlenerek tebliğ edilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, borçlunun ölmesi halinde, mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu kanun hükümleri uygulanacaktır. (6183 sayılı Yasa mad. 7) Borçlunun ölümünden önce başlamış olan işlemlere devam edilecektir. Terekenin bir mahkeme veya iflas dairesi tarafından tasfiyesini gerektiren haller bu hükmün haricindedir.

Mirasın tutulan defter gereğince kabulü durumunda, mirasçı, deftere kaydedilmemiş olsa bile kamu alacağından mirastan kendisine düşen miktar ile sorumludur.

Defter tutma işlemlerinin devamı süresince satış işlemi yapılamaz. (6183 sayılı Yasa mad.7)

Özetle;

1. Ölüm halinde ölen kişiye ait kamu borçları hakkında 6183 sayılı Yasa hükümleri uygulanacaktır.

2. Ölen amme borçlusundan aranılan amme alacaklarının, mirası reddetmemiş mirasçılardan miras hissesi oranında ödeme emri düzenlenmek suretiyle takibi gerekecektir.

3. Murisin ölüm tarihinden sonra yapılan tarhiyatların mirası reddetmemiş yasalda atanmış mirasçılar adına hisseleri oranında ayrı ayrı yapılması gerekirken, muris adına yapıldığı, ihbarnamelerin ilanen tebliğ edilerek tarhiyatlarının tahakkuk ettirildiği ve muris adına ödeme emri düzenlenerek ilanen tebliğ edildiği görülebilmektedir.

4. Murisin ölüm tarihinden sonra yapılan tarhiyatlara ilişkin vergi/ceza ihbarnameleri ölüm tarihinden sonraki bir tarihte ölen kişiye ilanen tebliğ edildiği dikkate alındığında, yapılan tebliğin usulsüz olması nedeniyle, usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir amme alacağı olmayacağı açıktır. Bu durumda söz konusu amme alacakları için bugün itibariyle tekrar tarhiyat yapılması da tarh zamanaşımı dolayısıyla olanaksızdır. (VUK mad. 114)

5. Sonuç olarak, ölüm ile kişilik ortadan kalkmış olduğundan, ölmüş kişi adına ölüm tarihinden sonra tesis edilen ve tebliğ edilen işlemlerin hukuken bir geçerliliği bulunmamaktadır. Bu kapsamda idarece mirasçılar adına ve mirasçılık hissesi oranında düzenlenen vergi ceza ihbarnamelerinin bulunmaması nedeniyle 213 sayılı VUK hükümlerine göre muris adına yapılan söz konusu tarhiyatların terkin edilmesi gerekecektir. [1]

---------------------------------------------

[1] Gelir İdaresi Başkanlığı Genel Yazısı, TeleFaks, 25.12.2012 gün ve 132683 sayılı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Lale 3 yıl önce

Murislerden birisi , bu sorumluluklarını bir kenara bırakıyor, diğer muris göz önünde olduğu için tüm vergi ve harçları , abonelik, aidat, tadilat ve tamirat, kaçan kiracının aidat , abonelik borçları vs ödemek zorunda kalıyorsa , üstüne üstlük bir de kiradan pay istiyorsa nasıl yaptırım uygulanır? Lütfen bu konuda da yazar mısınız?