1. Giriş

Ziynet eşyası uyuşmazlıkları, Türk aile hukuku uygulamasında en yoğun ihtilaf alanlarından biridir. Düğünde takılan ziynetlerin niteliği, kimin lehine bağış sayılacağı, evlilik birliği içinde bozdurulması veya üçüncü bir yerde muhafaza edilmesi hâllerinde doğan iade/bedel talepleri, hem maddî hukuk hem de usûl hukuku bakımından çok katmanlı sorunlar üretmektedir. Bu sorunların uygulamada belirginleştiği başlıca olgu ise ziynetlerin “güvenli” görülen bir yerde—çoğu kez bankada kiralık kasa veya ev içi kasa—muhafaza edilmesidir. Eşlerin birlikte erişebildiği veya fiilen birlikte kullandığı bu muhafaza alanı, kamuoyunda “ortak kasa” diye adlandırılmakta; bu adlandırma ise çoğu kez yanlış biçimde “ortak mülkiyet” çağrışımı doğurmaktadır.

Oysa “ortak kasa”, esasen bir muhafaza ve erişim düzenini ifade eder. Ziynet eşyalarının aidiyeti (mülkiyet) sorunu, muhafaza yerinden bağımsız olarak belirlenmesi gereken ayrı bir hukuki nitelendirme ve ispat problemidir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, ortak kasa olgusunu “zilyetlik–mülkiyet” ayrımı çerçevesinde konumlandırmak; TMK’nın ispat hükümleri ile Yargıtay içtihatlarının ortak kasa bağlamında nasıl uygulanacağını sistematik olarak ortaya koymaktır.

Çalışma, özellikle Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024 ve 2025 tarihli kararlarında ifadesini bulan ve doktrinel/uygulamalı sonuçları itibarıyla önem taşıyan yeni yaklaşımı merkeze almaktadır. Bu yaklaşım, düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının yanı sıra ekonomik değeri olan başka şeylerin de (nakit, döviz, yatırım altınları, her iki cinse özgü eşyalar vb.) verilmesi gerçeğinden hareketle “düğünde takılan her şey kadına aittir” genellemesini daraltmakta; anlaşma ve örf-adet yoksa “kural olarak kime takıldı/verildiyse ona ait” sonucuna yönelmektedir. Bu değişim, ortak kasada “karışık” şekilde muhafaza edilen değerler bakımından aidiyet tespitini daha da kritik hâle getirmektedir.

2. Normatif Çerçeve: İspat Yükü ve Eşler Arası Mal Rejimi İlişkisi

2.1. Genel ispat kuralı (TMK m.6) ve özel ispat kuralı (TMK m.222)

Türk Medeni Kanunu’nda ispat yükü, genel kural olarak TMK m.6 ile ifade edilmiştir: taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür. Eşler arasındaki malvarlığı uyuşmazlıklarında ise TMK m.222, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia edenin bunu ispat edeceğini açıkça düzenleyerek mal rejimi bağlamında özel bir ispat normu kurmaktadır. Aynı hüküm, aidiyeti ispat edilemeyen malların paylı mülkiyette sayılacağı ve bir eşin bütün mallarının aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edileceği yönünde karineler de içerir.

Bu normatif yapı, ortak kasa olgusunda iki sonuç doğurur:

1) Kalem-bazlı ispat zorunluluğu: “Kasada altın vardı” şeklinde soyut iddia yerine, hangi kalemin kime ait olduğu iddia ediliyorsa o kalem için ispat örgüsü kurulmalıdır.

2) Aidiyet ispat edilemezse paylaşım riski: Ortak kasadaki bazı kalemler için kime ait olduğu ispat edilemezse TMK m.222/2 uyarınca paylı mülkiyet tartışması gündeme gelebilir.

Bu yönüyle ortak kasa uyuşmazlıkları, yalnız fiilî zilyetlik tartışması olmaktan çıkar; TMK m.222’nin öngördüğü aidiyet ispatı ve karine mekanizmasıyla birlikte ele alınır.

2.2. Ziynet eşyası – kişisel mal kategorisiyle temas (TMK m.220)

Ziynet eşyası tartışmalarında, ziynetlerin çoğu kez bağış/karşılıksız kazanım olarak kadına özgülenmesi sebebiyle TMK m.220’deki “karşılıksız kazanma” ve “kişisel kullanım” ile ilişkili olarak kişisel mal niteliğinde değerlendirilmesi mümkündür. Ancak ortak kasa olgusunda sadece “kadına özgü ziynet” değil; her iki cinse özgü eşyalar, erkeğe takılan değerler, nakit ve döviz gibi kalemler de muhafaza edilebildiğinden, TMK m.220’nin tipik uygulama alanı ile TMK m.222’nin ispat rejimi birlikte çalışır.

Bu çalışmada, ziynetlerin kişisel mal niteliği tartışması, ortak kasa uyuşmazlığında “aidiyet”in otomatikleşmesine yol açan bir kısa yol olarak değil; kalemlerin niteliğini belirlemede yardımcı bir normatif referans olarak ele alınmaktadır.

3. Yöntem ve Kapsam

Çalışma, normatif analiz ile içtihat analizi yöntemlerini birlikte kullanmaktadır:

• Normatif analiz: TMK m.6, m.220 ve m.222 hükümlerinin ortak kasa olgusunda uygulanma biçimi sistematik olarak incelenmiştir.

• İçtihat analizi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024/10388 ve 2025/2669 sayılı kararlarındaki ilkesel yaklaşım; ayrıca ziynet eşyalarının saklanabilir/taşınabilir niteliği nedeniyle “olağan akış” ve ispat yüküne ilişkin değerlendirmeler içeren Yargıtay kararları örneklenmiştir.

Kapsam bakımından çalışma, özellikle düğün kaynaklı ekonomik değerlerin ortak kasaya konulması hâlini esas almakta; ancak ortak kasaya konulan ziynetlerin evlilik içinde bozdurulması, iade edilmemesi veya kasaya erişimin engellenmesi gibi alt senaryoların ispat rejimine etkisini de tartışmaktadır.

4. Ortak Kasa Olgusunun Hukuki Niteliği: Zilyetlik (Fiilî Hakimiyet) ve Mülkiyet (Aidiyet) Ayrımı

4.1. Ortak kasa “ortak mülkiyet” karinesi doğurur mu?

Ortak kasa, bankadaki kiralık kasa sözleşmesinin kimin adına yapıldığına veya evde kasanın kimin kontrolünde bulunduğuna göre farklı fiilî görünümler arz eder. Ne var ki, her hâlükârda “kasa” bir depo/muhafaza aracıdır; kasanın ortak kullanımı, içindeki her değerin ortak mülkiyette olduğu sonucunu otomatik olarak doğurmaz. Hukuken mülkiyet, eşyaya ilişkin aynî hakka; kasa ise eşyaya ilişkin fiilî hakimiyete (zilyetlik emarelerine) temas eder.

Bu noktada ortak kasa, mahkeme önünde çoğu kez şu iki iddia tipinin aracı hâline gelir:

• “Kasa ortak olduğuna göre içindekiler de ortaktır.”

• “Kasa ortak olduğu için karşı taraf malları aldı/kaçırdı; ben götüremedim.”

Her iki iddia da doğrudan kabul edilebilir kategorik önerme değildir. Ortak kasanın varlığı, olsa olsa (i) tarafların kasaya erişim imkanları, (ii) kasaya konma/çıkarma işlemlerinin kim tarafından yapılabildiği, (iii) belirli kalemlerin birlikte muhafaza edilmesi yönünde bir fiilî düzen bulunup bulunmadığı hakkında delil değeri taşıyabilir. Aidiyet ise TMK m.222 düzleminde ayrı bir ispat faaliyetini gerektirir.

4.2. Ortak kasanın ispat faaliyetine etkisi: Envanterleşme ve iz sürme zorunluluğu

Ortak kasa olgusunun en önemli sonucu, ispat faaliyetini “genel anlatım” düzeyinden çıkarıp envanter düzeyine zorlamasıdır. Çünkü kasa içinde:

• Kadına özgü ziynetler (bilezik, set, küpe vb.),

• Erkeğe özgü eşyalar,

• Her iki cinse özgü olabilecek yatırım altınları, döviz, nakit,

• Düğün sırasında takı torbasına konulan karışık kalemler,

bir arada bulunabilir. Bu durumda yargısal değerlendirme, “toplam değer” üzerinden değil; kalemlerin özgülüğüne ve kime verildiğine göre yapılır. Bu da davacı/davalı bakımından şu pratik yükümlülüğü doğurur: dava dilekçesi ve delil listesi, “tür–ayar–gram–adet–nitelik” bazlı hazırlanmalıdır.

5. Güncel İçtihat Değişikliği: Düğün Ekonomik Değerlerinin Aidiyetinde Yeni Çerçeve

5.1. 2. Hukuk Dairesi’nin 2024–2025 yaklaşımı: Anlaşma – örf/adet – kime takıldı kuralı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024 ve 2025 tarihli kararlarında, düğünde takılan/verilen ekonomik değerlerin aidiyetinde ilkesel bir yeniden konumlandırma görülmektedir. Kararlarda, toplumun geleneklerinin dönüşmesi ve düğünlerde sadece kadına özgü ziynetlerin değil, eşlere maddî katkı amacıyla ekonomik değeri olan farklı şeylerin de takılması/verilmesi olgusu vurgulanmakta; bu nedenle önceki içtihat çizgisinde yer alan “aksine anlaşma yoksa düğünde takılan her şey kadına aittir” genellemesinin sürdürülebilir olmadığı belirtilmektedir. Yeni yaklaşım özetle üç aşamalı bir test sunar:

1) Taraflar arasında paylaşım konusunda anlaşma varsa ona göre,

2) Anlaşma yoksa ve yerel örf-adet iddia ve ispat edilirse ona göre,

3) Bunlar yoksa “kural olarak kime takıldı/verildiyse ona ait”; ayrıca “karşı cinse özgü” şeylerin o cinse verilmiş sayılması ve özgülük tartışmasında bilirkişi incelemesi.

Bu çerçeve ortak kasa bakımından belirleyicidir; çünkü kasa, çoğu zaman “düğünde gelen her şeyin birlikte konduğu” bir mahfaza işlevi görür. Dolayısıyla artık kasadaki değerlerin tümünü tek bir eşin lehine kategorik olarak nitelemek yerine, “kime takıldı” ekseninde tasnif yapmak gerekir.

5.2. Takı torbası/sandığı ve ortak kasa: Aidiyetin “konma biçimi” ile ilişkisi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli kararında, “takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti” ayrıca tartışılmış; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü ise o cinse verilmiş sayılacağı, her iki cinse özgü ise ortak kabul edilebileceği yönünde bir ayrım vurgulanmıştır. Bu değerlendirme, ortak kasa uyuşmazlıklarında “kasa içine topluca konma” olgusunu, mülkiyetin ortaklığına değil; tasnif ihtiyacına bağlayan bir yaklaşım olarak okunabilir.

Bu noktada ortak kasanın kendisi, “takı torbasının daha güvenli versiyonu” gibi işlev gördüğünden, içtihattaki “torbaya konma” tartışması, kasaya konma olgusu için analojik (benzer durumların benzer değerlendirilmesi) bir zemin oluşturur: Kasa içindeki kalemlerin aidiyeti, kasaya konmuş olmaktan değil; kalemin özgülüğünden ve kime verildiğinden belirlenir.

6. Ziynet Eşyası Davalarında “Olağan Akış” Kabulü ve Ortak Kasa: İspat Yükünün Yer Değiştirmesi Mümkün mü?

Ziynet eşyalarının rahatlıkla saklanabilen ve taşınabilen nitelikte olduğuna ilişkin kabul, Yargıtay kararlarında ispat hukuku bakımından sıklıkla kullanılmaktadır. Bu kabulden hareketle uygulamada “olağan olan ziynetlerin kadında bulunmasıdır; aksini iddia eden ispatlar” şeklinde bir argüman kurulur. Nitekim Yargıtay kararlarında, hayat deneyimlerine göre ziynetlerin kadının üzerinde veya evde muhafaza edilmesinin olağan olduğu; bunların diğer eşin zilyetlik ve korumasına terk edilmesinin olağan durumla bağdaşmayacağı yönünde değerlendirmeler yer alır.

Ancak ortak kasa olgusu, bu “olağan akış” kabulünü ortadan kaldırmaz; fakat onu yeniden yorumlamayı gerektirir. Çünkü ortak kasa:

• Ziynetin “kadında taşınması” olağanına karşılık, “güvenli yerde saklama” olağanını güçlendirebilir.

• Eşlerin birlikte eriştiği bir kasa, zilyetliği fiilen ortaklaştırabilir; bu da “kimin fiili hakimiyetinde” sorusunu karmaşıklaştırır.

Bu nedenle ortak kasada ziynet iddiasında, ispat faaliyeti iki aşamalı bir yapıya bürünür:

1) Varlık ve içerik ispatı: Hangi kalemlerin (cins–sayı–nitelik–miktar) mevcut olduğu, mümkün olduğunca somut delillerle ispatlanır.
2) Aidiyet ve elden çıkma (iade edilmemişlik) ispatı: Kalemlerin kime takıldığı/verildiği; ortak kasaya kim tarafından, hangi amaçla konduğu; kasadan çıkarma/bozdurma gibi işlemler yapıldıysa kim tarafından yapıldığı; “iade edilmediği” veya “götürmenin engellendiği” iddiaları varsa bunun ispatı.

Bu yapı, ortak kasada “olağan akış” argümanının tek başına belirleyici olmasını engeller; özellikle 2024–2025 içtihat değişikliği ile birlikte “kime takıldı” ve “özgülük” tartışması, olağan akışın önüne geçebilecek güçte bir ayrıştırma mekanizması üretir.

7. Ortak Kasada Bulunan Kalemlerin Tasnifi: Uygulamaya Dönük Akademik Bir Model Önerisi

Güncel içtihat ve TMK m.222’nin birlikte okunmasıyla, ortak kasadaki değerler için şu tasnif modeli önerilebilir:

1) Cinsiyete özgü ziynet (kadına/erkeğe özgü):

- Özgülük açık ise aidiyet tartışması daha sınırlıdır.

- Uyuşmazlık, çoğunlukla “kimde kaldı/kim aldı/iade edildi mi” eksenine kayar.

2) Her iki cinse özgü ekonomik değer (gram altın, çeyrek altın, nakit/döviz):

- 2. Hukuk Dairesi’nin yeni yaklaşımı gereği, anlaşma/örf-adet yoksa “kime takıldı/verildiyse ona ait” kuralı önem kazanır.

- Bu kalemler ortak kasada karıştığında, “kalem bazında kime takıldı” ispatı kritikleşir (düğün videosu, takı listesi, tanık vs.).

3) Takı torbası/sandığı/kasa içinde karışık halde muhafaza edilen kalemler:

- Muhafaza biçimi aidiyeti otomatik belirlemez; fakat “karışma” olgusunu doğurur.

- Karışma, TMK m.222/2’nin paylı mülkiyet sonucuna sürükleyebileceğinden, envanter ve ayrıştırma delilleri (bilirkişi, görüntü, fatura) ön plana çıkar.

Bu model, ortak kasa uyuşmazlığını “kimin kasası” tartışmasından çıkarıp “kimin malı” tartışmasına taşır; böylece muhafaza aracının (kasa) gölgesinde kalan aidiyet meselesini doğru hukukî düzleme oturtur.

8. Değerlendirme ve Sonuç

Ortak kasada bulunan ziynet eşyaları uyuşmazlığında, hukuki değerlendirme üç eksende yoğunlaşmaktadır: (i) TMK m.6 ve m.222 çerçevesinde ispat yükü, (ii) ziynetlerin niteliği (özgülük, kişisel mal karakteri, düğün bağışı), (iii) Yargıtay’ın güncel içtihat çerçevesi (anlaşma–örf/adet–kime takıldı).

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024–2025 dönemindeki ilkesel içtihat değişikliği, ortak kasa uyuşmazlıklarında özellikle “her ekonomik değer kadına aittir” türü toptancı iddiaların tartışılabilirliğini artırmış; bunun yerine kalem bazlı, özgülük odaklı ve gerektiğinde bilirkişi incelemesine açık bir tasnif yaklaşımını güçlendirmiştir. Bu bağlamda ortak kasa, mülkiyeti otomatik ortaklaştıran bir araç değil; aksine mülkiyetin ispatını zorlaştıran ve yargılamayı teknikleştiren bir olgudur. Çözüm, kasanın ortaklığına ilişkin soyut tartışmalar yerine, TMK m.222’nin gerektirdiği şekilde “belirli mal–belirli ispat” mantığıyla envanterleşmiş iddia ve delil planı kurmaktır.

Sonuç / Özet

Ortak/müşterek kasa, muhafaza ve erişim düzenini ifade eder; tek başına “ortak mülkiyet” sonucunu doğurmaz. TMK m.6 ve özellikle TMK m.222 gereği, belirli bir malın kime ait olduğunu iddia eden taraf iddiasını ispatlamalıdır; aidiyet ispat edilemezse paylı mülkiyet tartışması gündeme gelebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024–2025 içtihat değişikliğiyle, anlaşma ve örf-adet yoksa düğünde takılan/verilen ekonomik değerler bakımından kural olarak kime takıldı/verildiyse ona ait yaklaşımı güçlenmiştir. En kritik pratik sonuç: Ortak kasadaki kalemler, “toplam değer” olarak değil; özgülük ve kime takıldığı ekseninde kalem kalem tasnif edilmelidir. Bu, ortak kasa uyuşmazlıklarında akademik ve uygulamalı düzeyde en isabetli çözüm yöntemidir.

AV. SELENAY FEYZA BIKMAZ TÜREN & AV. ZEYNEP YILDIZ