1. Süs Havuzu İlk Defa Tanımlandı
Yönetmeliğin 4 üncü maddesine eklenen düzenlemeyle "süs havuzu" ilk kez tanımlanmıştır. Buna göre süs havuzu; suyun farklı formlarda ve ölçülerde hareketlendirilmesiyle oluşturulan, görsel ve estetik amaç taşıyan, mimari yapı ile bütünlük arz eden, yüzme amacıyla kullanılmayan, proje müellifi tarafından tasarlanan ve ilgili idarece uygun görülen havuzdur.
Uygulamaya Etkisi
Daha önce Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde süs havuzuna ilişkin açık bir tanım bulunmadığından, uygulamada teknik yayınlar, uluslararası standartlar ve mimari kabuller esas alınarak değerlendirme yapılıyordu. Yeni düzenleme ile bu belirsizlik giderilmiş ve süs havuzunun hangi özellikleri taşıması gerektiği ilk kez mevzuatta açıkça belirlenmiştir.
Buna göre bir havuzun süs havuzu olarak kabul edilebilmesi için yalnızca bu isimle adlandırılması yeterli değildir. Yönetmelikte sayılan unsurların birlikte bulunması gerekir. Özellikle;
• suyun farklı formlarda hareketlendirilmesi,
• görsel ve estetik amaç taşıması,
• mimari yapı ve peyzaj düzenlemesiyle bütünlük oluşturması,
• yüzme amacıyla kullanılmaması,
• proje müellifi tarafından tasarlanması,
• ilgili idarece uygun görülmesi,
bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Bu nedenle ruhsat inceleme ve proje onay süreçlerinde, idarelerin her bir kriteri ayrı ayrı değerlendirmesi uygulama birliğinin sağlanmasına katkı sağlayacaktır. Özellikle süs havuzu niteliği konusunda tereddüt bulunan durumlarda, mimari estetik komisyonlarının görüşüne başvurulması isabetli olacaktır.
Düzenleme, denetim süreçlerinde de önem taşımaktadır. Özellikle şikâyet üzerine yapılan incelemelerde, süs havuzu olarak projelendirilmiş bir alanın fiilen yüzme havuzu amacıyla kullanıldığı iddia ediliyorsa, değerlendirme yalnızca proje üzerinden değil, kullanım biçimi dikkate alınarak yapılmalıdır. Havuzun yüzme amacıyla kullanılmasını sağlayan merdiven, platform, tramplen veya benzeri unsurların bulunup bulunmadığı somut olarak tespit edilmelidir.
Benzer şekilde, yapı tatil tutanakları ve diğer denetim tutanaklarında da yalnızca "süs havuzu" veya "yüzme havuzu" şeklinde genel ifadeler kullanılmamalı; yönetmelikte yer alan kriterler bakımından hangi hususların tespit edildiği açık ve somut şekilde ortaya konulmalıdır. Bu yaklaşım, hem idari işlemlerin hukuki denetimini kolaylaştıracak hem de uygulamadaki tereddütlerin azalmasına katkı sağlayacaktır.
2. TAKS Hesabına İlişkin Düzenleme Netleştirildi
Yönetmeliğin 5 inci maddesinin altıncı fıkrası yeniden düzenlenmiştir.
Buna göre ayrık veya blok nizam yapılaşmalarda, uygulama imar planında açıkça belirlenmemişse TAKS %40'ı geçemeyecektir.
KAKS belirlenmeyen parsellerde, 20. maddenin üçüncü fıkrası ile 21. maddenin dördüncü fıkrası esas alınarak, yapı yaklaşma mesafelerine göre belirlenen taban alanı ile kat adedinin çarpımı sonucu bulunan KAKS değeri içinde kalınması ve TAKS'ın %60'ı aşmaması şartıyla uygulama yapılacaktır.
Aynı esas, KAKS belirlenmiş ancak TAKS belirlenmemiş parseller için de geçerli olacaktır.
Uygulamaya Etkisi
Düzenlemenin temel amacı, yapı yaklaşma mesafeleri ile TAKS ve KAKS arasındaki ilişkinin daha açık ve öngörülebilir hâle getirilmesidir. Böylece uygulamada farklı yorumlara neden olan belirsizliklerin giderilmesi hedeflenmiştir.
Önceki düzenlemenin temel yaklaşımı, özellikle yalnızca KAKS belirlenen parsellerde daha geniş taban oturumuna izin vererek yatay mimariyi teşvik etmekti. Ancak uygulamada bu amaca her zaman ulaşılamamış, taban alanı geniş baza üzerine yükselen bloklardan oluşan yapılaşmalar yaygınlaşmıştır.
Yeni düzenleme ile, yapı yaklaşma mesafelerinin belirleyici niteliği korunurken taban alanı hesabının hangi esaslara göre yapılacağı daha açık şekilde ortaya konulmuştur. Bu kapsamda TAKS'ın %60'a kadar kullanılabilmesi mutlak bir hak olmayıp, yapı yaklaşma mesafelerinin elverdiği ölçüde mümkündür. Başka bir ifadeyle, çekme mesafeleri nedeniyle oluşan yapılaşma alanı %60'ın altında kalıyorsa, yalnızca bu sınırı kullanabilmek amacıyla yapı yaklaşma mesafelerinin dışına çıkılması mümkün değildir.
Bunun yanında düzenleme, KAKS belirlenip TAKS belirlenmeyen parseller bakımından da aynı hesaplama sistemini benimseyerek uygulama birliğini güçlendirmektedir. Böylece farklı parsel türleri arasında ortaya çıkabilecek yorum farklılıklarının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
3. Pergola, Süs Havuzu ve Bazı Yapı Unsurları İçin Emsal Avantajı Getirildi
Yönetmeliğin 5 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yapılan değişiklikle; bağımsız bölüm olarak düzenlenmeyen veya bağımsız bölümün eklentisi niteliğinde bulunmayan, yapının ana taşıyıcı sistemiyle bütünleşik olmayan, bahçede peyzaj düzenlemesi niteliğinde yapılan pergola ve süs havuzlarının 20. maddenin sekizinci fıkrasının (b) bendinde sayılan kullanımlarla birlikte bahçe alanının %20'sini aşmayan kısmı emsal hesabı dışında bırakılmıştır.
Ayrıca giriş saçakları, bahçe ve istinat duvarları, asma katlı zemin katta asma kat döşemesi hizasındaki boşluklar ile bir ana kitle üzerinde yükselen bloklardan arta kalan baza üzerindeki gezilemeyen ve herhangi bir kullanıma konu olmayan çatı veya çakıl kaplı alanların emsal hesabındaki durumu da açıkça düzenlenmiştir.
Uygulamaya Etkisi
Bu değişiklik yalnızca pergola ve süs havuzlarına ilişkin bir düzenleme olmayıp, 5 inci maddenin altıncı ve sekizinci fıkraları ile 22. maddenin birlikte değerlendirilmesini gerektiren yeni bir sistem ortaya koymaktadır. Böylece emsal hesabı dışında kalan alanların kapsamı genişletilmiş ve uygulamada yaşanan birçok tereddüt giderilmiştir.
Pergola ve süs havuzlarının emsal dışında değerlendirilebilmesi için yönetmelikte öngörülen tüm şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Özellikle bahçe alanının %20'sini aşmama şartı, uygulamada dikkatle gözetilecek temel kriterlerden biri olacaktır.
Düzenlemenin en önemli sonuçlarından biri ise istinat duvarları ve benzeri zorunlu yapı unsurlarına ilişkindir. Özellikle eğimli arazilerde istinat duvarları, yapı güvenliği açısından zorunlu olmasına rağmen ruhsata tabi olmaları nedeniyle emsal hesabı ve yapı sınıfını değiştirebiliyordu. Yapılan değişiklikle bu konuda uygulamaya açıklık getirilmiş ve özellikle eğimli parsellerde yaşanan önemli bir sorun giderilmiştir.
Bunun yanında emsal hesabı dışında kalan alanların kapsamının genişletilmesi, yapı kullanma izin belgesi almış binalarda yapılacak proje tadilatlarında da önemli avantajlar sağlayabilecektir. Daha önce emsal hesabı nedeniyle gerçekleştirilemeyen bazı düzenlemelerin, yeni hükümler çerçevesinde ilave yapılaşma hakkı oluşturmaksızın hayata geçirilmesi mümkün olabilecektir.
4. Umumi Binalarda Bazı Ortak Alanlar Emsal Dışına Alındı
Yönetmeliğin 22. maddesine eklenen ikinci fıkra ile, tek bağımsız bölümlü olsa dahi umumi bina niteliğindeki yapılarda yer alan bazı ortak kullanım alanlarının emsal hesabındaki durumu açıkça düzenlenmiştir.
Buna göre; ticari amaç taşımayan çocuk oyun ve bakım alanları, mescit ve müştemilatı, otoparklar ile son katta bulunan ve herhangi bir kullanıma konu edilmeyen ortak teras çatılar, emsal hesabı yönünden ortak alan kapsamında değerlendirilecektir.
Düzenleme, Yönetmeliğin 4. maddesinde tanımlanan umumi binalar bakımından uygulanacaktır. Buna göre umumi bina; resmî binalar, ibadet yerleri, eğitim ve sağlık tesisleri, sinema, tiyatro, opera, müze, kütüphane ve konferans salonu gibi kültürel yapılar; gazino ve düğün salonu gibi eğlence yapıları; oteller, yurtlar, iş hanları, bürolar, pasajlar, çarşılar ve alışveriş merkezleri gibi ticari yapılar; spor tesisleri, genel otoparklar, akaryakıt istasyonları, şehirlerarası dinlenme tesisleri, ulaştırma istasyonları ile benzeri umumun kullanımına mahsus binaları ifade etmektedir.
Uygulamaya Etkisi
Bu düzenleme, Yönetmeliğin 5 inci maddesinin sekizinci fıkrası ile birlikte değerlendirilmelidir. Böylece umumi binalarda emsal hesabı dışında değerlendirilebilecek ortak alanların kapsamı daha açık hâle getirilmiş ve uygulamadaki önemli belirsizlikler giderilmiştir.
Ancak bu alanların emsal dışında değerlendirilebilmesi için ortak kullanıma açık olmaları ve ticari amaç taşımamaları zorunludur.
Düzenleme, umumi binaların projelendirilmesinde önemli bir esneklik sağlamakla birlikte, 5 inci maddenin sekizinci fıkrasında öngörülen emsal dışı alanlara ilişkin %30'luk üst sınırı değiştirmemektedir. Bu nedenle projelendirme aşamasında ortak alanların, yalnızca emsal avantajı sağlamak amacıyla değil, yapının kullanım amacı ve gerçek ihtiyaçları esas alınarak planlanması önem taşımaktadır. Aksi hâlde emsal dışı alan hakkının başlangıçta tamamen kullanılması, ileride ortaya çıkabilecek zorunlu ortak kullanım ihtiyaçlarının karşılanmasını güçleştirebilecektir.
5. Bodrum Katlarda Asansör Zorunluluğunun Kapsamı Genişletildi
Yönetmeliğin 5 inci maddesinin yirmi yedinci fıkrası ile 34 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yapılan değişiklikle asansör zorunluluğunun kapsamı genişletilmiştir.
Buna göre, tek bağımsız bölümlü konutlar hariç olmak üzere, bağımsız bölüm, ortak alan veya eklenti bulunan bodrum katların da asansörün hizmet verdiği katlar arasında yer alması zorunlu hale getirilmiştir. Buna karşılık yalnızca ısı merkezi, kazan dairesi, elektrik odası, su deposu, iklimlendirme merkezi, jeneratör odası ve benzeri teknik hacimlerden oluşan bodrum katlara asansör ulaştırılması zorunlu değildir.
Uygulamaya Etkisi
Bu değişiklik, uygulamada uzun yıllardır yaşanan önemli bir tereddüdü ortadan kaldırmaktadır. Önceki düzenleme, asansörün bodrum katlara kadar indirilmesini açık biçimde zorunlu kılmadığından, birçok projede otopark, depo ve kullanım yoğun ortak kullanım alanı bulunan bodrum katlara asansör ulaştırılmıyor; bu durum hem erişilebilirlik hem de kullanım kolaylığı bakımından önemli sorunlara neden oluyordu.
Yeni düzenleme ile birlikte, bodrum katta fiilen maliklerce/sakinlerce yoğun kullanılan bir kullanım kararı olması durumunda kullanılan her bodrum katın asansörle erişilebilir olması temel ilke hâline getirilmiştir. Böylece otopark, depo veya ortak kullanım alanına ulaşabilmek için kullanıcıların yük taşıyarak merdiven kullanmak zorunda kalmasının önüne geçilmiş; erişilebilirlik yalnızca bağımsız bölümler için değil, yapının ortak kullanım alanları bakımından da bu düzenleme ile güvence altına alınmıştır.
Düzenleme aynı zamanda teknik hacimlerle fiilen kullanılan alanlar arasında açık bir ayrım yapmaktadır. Isı merkezi, kazan dairesi, elektrik odası, su deposu ve benzeri yalnızca teknik amaçla kullanılan hacimlere asansör ulaştırılması zorunlu tutulmazken; kullanım amacı bulunan bodrum katların bu istisna kapsamında değerlendirilmesi artık mümkün değildir.
Bu yaklaşım, erişilebilirlik ilkesi ile kullanım ihtiyacını birlikte gözeten bir düzenleme niteliğindedir. Özellikle yaşlılar, engelliler ve hareket kabiliyeti kısıtlı kişiler bakımından ortak alanlara engelsiz erişimin sağlanması yanında, günlük kullanımda otopark ve depo gibi alanlara ulaşımın kolaylaştırılması da hedeflenmiştir. Böylece asansör, yalnızca katlar arasında ulaşımı sağlayan bir unsur olmaktan çıkarılarak, yapının tüm fonksiyonlarına erişimi sağlayan temel bir ihtiyaç olarak değerlendirilmiştir.
6. Yeniden Ruhsatlandırmada Uygulanacak Mevzuat Belirlendi
Yönetmeliğin 54. maddesinde yapılan değişiklikle, yeniden ruhsat düzenlenmesini gerektiren yapılarda hangi mevzuat hükümlerinin uygulanacağı açıkça belirlenmiştir.
Buna göre, ruhsat tarihinden itibaren iki yıl içinde inşasına başlanmış yapılarda yeniden ruhsat düzenlenmesi gerektiğinde; yangın, deprem, ısı ve su yalıtımı, çevre ve enerji verimliliğine ilişkin güncel mevzuat hükümleri uygulanacak, diğer hususlarda ise yapının ilk ruhsat tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat esas alınacaktır.
Buna karşılık, ruhsat tarihinden itibaren iki yıl içinde inşasına başlanmamış yapılarda yeniden ruhsat düzenlenirken yürürlükte bulunan plan ve mevzuat hükümleri uygulanacaktır.
Uygulamaya Etkisi
Bu düzenleme, yeniden ruhsatlandırma sürecinde hangi mevzuatın uygulanacağı konusunda uzun yıllardır yaşanan tereddütleri önemli ölçüde gidermektedir.
Düzenleme ile inşasına başlanmış yapılar ile hiç başlanmamış yapılar arasında açık bir ayrım yapılmıştır. Buna göre, ruhsat alındıktan sonra iki yıl içinde yapımına başlanmış yapılarda kazanılmış hak ilkesi korunmuş; buna karşılık kamu güvenliğini doğrudan ilgilendiren yangın, deprem, ısı ve su yalıtımı ile çevre ve enerji verimliliğine ilişkin güncel teknik standartların uygulanması zorunlu tutulmuştur. Böylece yapı güvenliği ile kazanılmış haklar arasında dengeli bir sistem kurulmuştur.
Ayrıca aynı maddeyi düzenleyen 54.maddenin 13. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece yeniden ruhsatlandırmada uygulanacak mevzuata ilişkin hükümler tek fıkrada toplanmış, uygulamada tereddüde yol açabilecek mükerrer düzenlemeler ortadan kaldırılmıştır.
Düzenleme aynı zamanda uygulamada zaman zaman görülen, inşaata başlanmadığı hâlde ruhsatların belirli aralıklarla yenilenerek eski plan ve mevzuat hükümlerinin korunmasına yönelik uygulamaların da önüne geçmektedir. Artık belirleyici ölçüt, ruhsatın yenilenmiş olması değil, iki yıllık süre içinde fiilen inşaata başlanıp başlanmadığıdır. Bu yönüyle değişiklik, hem uygulama birliğini sağlayacak hem de planlama disiplinini güçlendirecek önemli bir düzenleme niteliğindedir.
7. Mevcut Müstakil Konutlarda Asansör Yapılmasına İmkân Tanındı
Yönetmeliğin 59 uncu maddesine eklenen fıkra ile, yürürlük tarihinden önceki mevzuata uygun olarak yapılmış, bodrum hariç üç katı geçmeyen tek bağımsız bölümlü müstakil konutlarda bina içine asansör veya erişilebilirlik standartlarına uygun kaldırma ve iletme platformu yapılmasına imkân tanınmıştır.
Bunun için; fen ve sanat kurallarına uygunluk, taşıyıcı sistemin güvenliğinin korunması, idarece gerekli görülen projelerin hazırlanması, fenni mesuliyetin üstlenilmesi ve ilgili idarenin tadilata izin vermesi gerekmektedir. Ayrıca asansör veya platformun kullanılabilmesi için imalatın projeye ve teknik kurallara uygun olarak tamamlandığının idarece tespit edilmesi zorunludur.
Uygulamaya Etkisi
Düzenleme, özellikle yaşlılar, engelliler ve hareket kabiliyeti azalan kişilerin mevcut konutlarını terk etmek zorunda kalmadan yaşamlarını sürdürebilmelerine yönelik önemli bir ihtiyaca cevap vermektedir. Özellikle tripleks ve benzeri müstakil konutlarda zamanla ortaya çıkan erişim güçlüğü dikkate alınarak mevcut yapılara sonradan asansör veya kaldırma platformu yapılabilmesine imkân tanınmıştır.
Düzenlemenin dikkat çeken yönlerinden biri, normal şartlarda esaslı tadilat kapsamında yapı ruhsatı alınmasını gerektirecek bir uygulama için idarenin tadilata izin vermesinin yeterli görülmesidir. Ancak bu istisna, yapı güvenliğinden ödün verildiği anlamına gelmemektedir. Taşıyıcı sistemin korunması, fen ve sanat kurallarına uyulması ve idarenin uygun görmesi zorunluluğu devam etmektedir.
Bununla birlikte, bina içerisinde yeterli alan bulunmayan yapılarda dış cepheden asansör yapılmasına ilişkin açık bir düzenleme bulunmaması uygulamada yeni tartışmalara yol açabilecektir. Ayrıca, idarenin izin vermesi ve imalatın uygunluğunu tespit etmesi, kullanım sürecindeki bakım ve güvenlik sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Bu sorumluluğun Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde malikin sorumluluğunda/yapı sahibinin sorumluluğunda değerlendirilmesi gerekecektir.
8. 2017 öncesi Yapılarda Esaslı Tadilatlara Geçiş Hükmü Getirildi
Yönetmeliğin Geçici 3. maddesine eklenen 10 uncu fıkra ile, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği 3 Temmuz 2017 tarihinden önce ilgili mevzuata uygun olarak yapımı tamamlanmış ve yapı kullanma izin belgesi almış yapılarda gerçekleştirilecek esaslı tadilatlara ilişkin önemli bir geçiş hükmü getirilmiştir.
Buna göre; mevcut yapının emsal ve inşaat alanını, kullanım amacını, tadilata konu olmayan bağımsız bölümlerin arsa paylarını, saçak seviyesini ve yapı yaklaşma mesafelerini ihlal etmemesi, taşıyıcı sistemi olumsuz etkilememesi ve yürürlükteki yangın, deprem, ısı ve su yalıtımı, çevre ile enerji verimliliğine ilişkin tedbirlerin alınması şartıyla yapılacak esaslı tadilat işlemleri, yapının ruhsat aldığı tarihte yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre sonuçlandırılabilecektir.
Uygulamaya Etkisi
Bu düzenleme, 2017 yılından önce yapı kullanma izin belgesi almış mevcut yapılar bakımından kazanılmış hakların korunmasını amaçlamaktadır. Böylece belirtilen şartların sağlanması hâlinde esaslı tadilat işlemlerinin, yapının ruhsat aldığı tarihte yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre yürütülmesine imkân tanınmıştır.
Bununla birlikte, düzenlemede "sonuçlandırılabilir" ifadesinin tercih edilmiş olması önemlidir. Yönetmelikte "sonuçlandırılır" şeklinde emredici bir hüküm kurulmamış, idareye değerlendirme ve takdir yetkisi tanınmıştır. Bu nedenle, somut olayın özellikleri, şehircilik ilkeleri, kamu yararı ve yapı güvenliği bakımından gerekli görülmesi hâlinde idare, bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağını değerlendirebilecektir. Dolayısıyla düzenleme, kazanılmış hakları koruyan bir geçiş hükmü niteliğinde olmakla birlikte, idare açısından mutlak bir yükümlülük de doğurmamaktadır.
9. Devam Eden Projeler Yeni Asansör Hükümlerinden İstisna Tutuldu
Yönetmeliğin Geçici 3.maddesine eklenen 11 inci fıkra ile, 1 Temmuz 2026 tarihinden önce ruhsat başvurusu yapılmış yapılar, 6306 sayılı Kanun kapsamında noter onaylı inşaat sözleşmesi düzenlenmiş yapılar ile kamu kurum ve kuruluşlarınca yapım işlerine ilişkin ihale kararı alınmış veya ihalesi yapılmış projeler bakımından önemli bir istisna getirilmiştir.
Buna göre, bu projelerde Yönetmeliğin 5 inci maddesinin yirmi yedinci fıkrası ile 34. maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında getirilen yeni asansör hükümleri uygulanmayacak; başvuru tarihinde yürürlükte bulunan hükümler esas alınacaktır.
Uygulamaya Etkisi
Bu düzenleme, devam eden projelerde sonradan yürürlüğe giren yeni kurallar nedeniyle hak kayıpları yaşanmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Böylece ruhsat sürecine başlamış, kentsel dönüşüm sözleşmeleri imzalanmış veya ihale aşamasına geçmiş yatırımlar bakımından hukuki güvenlik, kazanılmış beklentilerin korunması ve devam eden yatırımların kesintiye uğramaması sağlanmıştır.
10. Ofis ve Büroların Konuta Dönüştürülmesine Geçici İmkân Tanındı
Yönetmeliğe eklenen Geçici 7. madde ile, uygulama imar planında konut yapılmasına izin verilen alanlarda, ofis veya büro kullanım amacıyla ruhsatlandırılarak yapımına başlanmış veya yapı kullanma izin belgesi almış yapılarda kullanım amacının konuta dönüştürülmesine yönelik önemli bir geçiş düzenlemesi getirilmiştir.
Buna göre, parselin tamamında konut kullanım oranının %60'ı geçmemesi ve kullanım amacı değişikliğine ilişkin tadilat ruhsatının 1 Temmuz 2027 tarihine kadar sonuçlandırılması şartıyla kullanım amacı değişikliğine izin verilebilecektir.
Uygulamaya Etkisi
Düzenleme, özellikle son yıllarda ofis ve büro kullanımına yönelik olarak inşa edilmiş ancak değişen ekonomik ve sosyal koşullar nedeniyle beklenen kullanım yoğunluğuna ulaşamayan yapılara yeniden işlev kazandırmayı amaçlamaktadır. Böylece, plan kararında konut kullanımına izin verilen alanlarda mevcut yapı stokunun güncel ihtiyaçlara göre değerlendirilmesine imkân tanınmıştır.
Bununla birlikte, dönüşüm hakkı sınırsız değildir. Parsel genelinde konut kullanım oranının %60 ile sınırlandırılması, kullanım amacının tamamen konuta dönüşmesini engelleyerek plan kararlarında öngörülen kullanım dengesinin korunmasını amaçlamaktadır.
Geçici nitelikte getirilen bu düzenleme, yatırımcılar ve malikler için önemli bir fırsat sunarken, başvuruların bir yıl içinde sonuçlandırılması şartı nedeniyle ilgililerin süreci gecikmeksizin tamamlamaları gerekmektedir.
Av. Gökhan BİLGİN & Dr. Ayşe ÜNAL