25.06.2026 TARİHLİ ABAD KARARI (C-277/25 SAYILI DAVA)
Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD), trafik kazası sonucunda oluşan hasar tazminatı alacaklarının profesyonel şirketlere (hasar danışmanlık ve aracı kurumlar) devrinin sonuçları ile ilgili çok önemli bir karar verdi.
Bu karar sadece uyuşmazlığını meydana geldiği Polonya Mahkemelerini değil, Birliğin bütün mahkemelerini bağladığı için çok önemli bir karar.
Kararın özeti:
ABAD özetle, trafik kazasından doğan tazminat alacaklarının devrini yasaklayan Birlik mevzuatının olmadığını, bu nedenle devrin geçerliliğinin ulusal hukukun iznine bağlı olduğunu, ulusal mevzuat devri yasaklamadığı sürece, trafik kazası tazminatlarının bir üçüncü kişiye devredilebileceğini, ancak alacağı devralan bu üçüncü kişi “zarar gören” sıfatını kazanamadığından Brüksel'in mağdurlara tanıdığı korumadan yararlanamayacağına karar verdi.
KARARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’nın bazı ülkelerinde de, hasar danışmalık ve aracı şirketleri trafik kazası mağdurlarının sigorta şirketlerinden olan tazminat alacaklarını düşük bir bedelle devralmaktadır. Örneğin bir kişinin sigorta şirketinden 10 bin Euro tazminat alacağı olduğu halde bu kuruluşlar bu alacağı 5 bin Euro karşılığında devralıp sigorta şirketinden 10 bin Euro tahsil etmektedir. Bu şekilde trafik kazası mağdurları tazminat alacaklarını eksik alarak bir kez daha mağdur edilmektedir.
Dava konusu olay Polonya’da meydan gelen bir olay. Polonya'nın Yerel Bölge Mahkemesi, aynı nitelikteki beş davayı bekletici mesele yaparak ABAD'a nasıl hareket etmesi gerektiğini sordu.
Davanın bir tarafında alacağı devralan Helpfind Funding, GC ve Nova Delta Xaltum şirketi, diğer tarafta ise Allianz, PZU, Warta, Generali ve Ergo Hestia sigorta şirketleri bulunuyordu.
ABAD, Avrupa Birliği genelinde trafik sigortasını düzenleyen 2009/103 sayılı Direktif’nin, trafik kazasında maddi zarara uğrayan kişilerin tazminat alacaklarını üçüncü bir kişiye devrini yasaklamadığını, ancak alacakları profesyonel olarak satın alan üçüncü kişilerin “zarar gören” sıfatı kazanamayacağını, bu nedenle Brüksel'in mağdurlara tanıdığı korumadan yararlanamayacağına karar verdi.
ABAD’a göre, Direktif’in 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan zarar gören kavramı, “bir aracın neden olduğu zararın tazminini isteme hakkına sahip olan herkes” olarak tanımlıyor. ABAD alacağı satın alan kişinin bu tanıma göre zarar gören sıfatına girmediği kanaatine vardı. Gerekçe olarak tazminat alacağını devralan kişinin haklarının Polonya'nın haksız fiil sorumluluğu hukukundan doğmadığını, bir sözleşmeden doğduğunu, bu nedenle üçüncü kişinin sadece alacağı tahsil hakkını elde eden bir kişi olduğunu, dolayısıyla zarar gören sıfatı kazanmayacağını belirtti. Alacağı devralan kişi zarar gören sayılmadığından, zarar görenlere sigorta şirketine karşı doğrudan dava açma hakkı tanıyan 18. maddenin onun için uygulanmayacağını de ifade etti.
ABAD, bu kararı ile Türkiye’de bu tür alacakların devrini yasaklayan kanun hükümlerinin de Avrupa Birliği mevzuatına aykırı olmadığını belirtmiş oldu. Zira ABAD kararında, bu alacakların devrini yasaklayan Birlik mevzuatı olmadığı, bu nedenle devrin geçerliliğinin ulusal hukukun iznine bağlı olduğunu, ulusal mevzuat izin veriyorsa alacağın devrinin geçerli, vermiyorsa geçersiz olduğunu da ifade etmiştir.
Polonya'da bu tür alacakların devrini yasaklayan bir mevzuat olmadığından bu alacakların devri mümkündür. Ancak devir mümkün olsa bile ABAD’a göre devralan zarar gören sıfatını kazanamadığından zarar görenin bütün haklarından yararlanamayacaktır.
Türkiye’de ise bu tür alacakların devri zaten tamamen yasaklanmıştır.
8.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 57. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanununa aşağıdaki “Ek 6.madde” eklenmiştir:
“EK MADDE 6 – (1) Bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağı ancak;
a) Alacaklı tarafından bizzat,
b) Alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcinin bizzat vekâlet verdiği avukat vasıtasıyla,
c) Alacaklının bizzat vekâlet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla,
takip edilebilir. Takip yetkisi, sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar ya da Hesap nezdinde yapılacak işlemleri kapsar.
(2) Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez.”
Ancak şunu da ifade edelim ki, Türkiye’de yürürlüğe giren bu düzenleme ne yazı ki, hukuken yapılan devirleri önlemiş olsa da, fiilen hasar danışmanlık şirketi adına hareket ettiği halde ibraz olunan avukat vekaletnamesine göre sigortalının vekili gibi görülen fiilî durumları önlemeye yetmemiştir. Bu tür kanuni dolanma işlemleri maalesef devam etmektedir.
Bu nedenle SEDDK’nın bu konuda gerekli ikincil mevzuatları çıkarması gerekir. Bu kapsamda Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Tazminat Taleplerinde Hak Sahiplerinin İletişim Numaralarının Sunulmasına İlişkin Genelge (2026/13) ve “Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” bu amaçla çıkarılmıştır.
Kurum Başkanı sayın Davut Menteş basına yaptığı açıklamalarda, bu tür fiili uygulamaları da önleyecek yeni düzenlemeler yapılacağını ifade etmişti. Umarım en kısa süre içinde yeni düzenlemeler yapılır ve tazminat alacaklılarını mağdur eden bu tür fiili uygulamalar da sona erer.
Trafik kazası mağdurlarına tavsiyem, kendilerini arayan bu kişilere itibar edip vekalet vermesin. Hatta bu kişileri Türkiye Barolar Birliği’ne şikayet etsinler. Türkiye Barolar Birliği (TBB) yasa dışı şekilde faaliyet gösteren hasar danışmanlık şirketleri, aracılar ve iş takipçileri hakkında yasal işlem yapılması için gerekli başvurularda bulunmak üzere “İhbar Butonu” uygulamasını tüm vatandaşlarımızın kullanımına sunmuştur. Başvuruda bulunmak isteyen tüm vatandaşlarımızın https://www.barobirlik.org.tr adresinden Ana sayfadaki ‘aracı-takipçi ihbar/online ihbar-şikayet bildirimi’ başlıklı sekmeyi kullanarak https://www.barobirlik.org.tr/AraciTakipciIhbar adresindeki formu doldurmaları yeterlidir. Nitekim TBB tarafından hizmete sunulan bu İhbar Butonu uygulaması sayesinde yapılan suç duyuruları ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu Başkanlığı'na iletilen başvurular sonucunda etkin yaptırımlar uygulanmaya başlanmıştır.
Prof. Dr. Rauf Karasu
Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı
Sigorta Hakemleri Derneği Başkanı





