1. Giriş
Boşanma yargılamasında “çekişmeli” ve “anlaşmalı” boşanma ayrımı, yalnızca tarafların birbirine karşı iddia ve savunma yoğunluğunu değil; ispat rejimini, hâkimin yargılamadaki rolünü, kararın gerekçe ve hüküm fıkrası tekniğini ve nihayet kararın infaz kabiliyetini doğrudan etkileyen bir ayrımdır. Uygulamada sık karşılaşılan durum, çekişmeli boşanma davası açıldıktan ve hatta tahkikat aşamasında deliller toplandıktan sonra, tarafların uyuşmazlığı sona erdirme iradesiyle anlaşmaya varması ve dosyanın anlaşmalı boşanma koşullarında sonuçlandırılmasının talep edilmesidir.
Bu makalenin amacı; çekişmeli bir dava içinde anlaşmalı boşanma yönünde karar verilebilmesinin usulî şartlarını, hâkimin uygun bulma/onay denetiminin sınırlarını ve özellikle protokol/hüküm fıkrası kaynaklı uygulama sorunlarını, Yargıtay içtihadının yerleşik ilkeleri ışığında akademik bir sistematikle değerlendirmektir.
2. Normatif Çerçeve: Usul – Aile Hukuku Kesişimi
2.1. Boşanma yargılamasının usul hukuku zemini
Boşanma davaları kural olarak genel yargılama usulüne tabi olmakla birlikte, aile hukukunun emredici yapısı sebebiyle hâkime özel bir rol yüklenmiştir. Boşanma yargılamasına ilişkin temel usul yaklaşımı, TMK m.184’te “boşanmada yargılama usulü” başlığı altında ortaya konur: ikrarın hâkimi bağlamaması, yemin teklif edilememesi, hâkimin delilleri serbestçe takdir etmesi, fer’î sonuçlara ilişkin anlaşmaların hâkim onayına bağlı olması gibi ilkeler burada toplanmıştır. Bu normatif çerçeve, çekişmeli bir dosyanın anlaşmalı biçimde sonuçlandırılmasında da belirleyicidir.
Bu hüküm, anlaşmalı boşanmanın yalnızca “tarafların anlaşması”ndan ibaret olmadığını; özellikle fer’î sonuçlar bakımından anlaşmanın hâkim onayı ile hukuki değer kazandığını açıkça ortaya koyar. Dolayısıyla çekişmeli dosyada taraflar anlaşsa dahi, bu anlaşma “kendiliğinden” hüküm doğurmaz; hâkimin denetimi zorunludur.
2.2. Sulh kurumu ile benzerlik ve ayrışma
HMK’daki sulh kurumu, görülmekte olan bir davada tarafların uyuşmazlığı mahkeme huzurunda sona erdiren sözleşmesi olarak tanımlanır. Çekişmeli boşanma dosyasında tarafların anlaşarak boşanmanın tüm sonuçlarını düzenlemesi, yüzeyde sulhe benzer bir sonuç üretir. Ancak boşanma davaları, çocukların durumu ve kamu düzeni etkisi nedeniyle “tam serbest tasarruf alanı” değildir. Bu nedenle aile hukukunda sulhe yaklaşım, hâkimin uygun bulma/onay denetimi ile sınırlanır.
Bu bağlamda, çekişmeli boşanma dosyasında anlaşmalı boşanma kararı verilmesi; sulh benzeri bir “uyuşmazlığı bitirme” fonksiyonu taşısa da, HMK m.313’teki serbest tasarruf alanından farklı olarak çocuk ve fer’î sonuçlar açısından hâkimin onayına bağlı bir niteliğe sahiptir.
3. Çekişmeli Dosyada Anlaşmalı Boşanma Kararı Verilmesinin Usulî Şartları
Bu başlık altında, Yargıtay uygulamasında yerleşen asgari koşullar üç kümede toplanabilir: (i) irade denetimi, (ii) fer’î sonuçlarda düzenleme zorunluluğu, (iii) hâkimin uygun bulma ve değişiklik önerme yetkisinin taraf kabulüyle tamamlanması.
3.1. Tarafların bizzat dinlenmesi ve iradenin serbestliği
Anlaşmalı boşanma modelinin merkezinde “irade serbestliği” bulunur. Özellikle çekişmeli dosyalarda; şiddet iddiası, ekonomik baskı, çocuk üzerinden baskı gibi olgular, anlaşmanın gerçek anlamda özgür iradeyi yansıtıp yansıtmadığı tartışmasını güçlendirir. Bu nedenle hâkimin tarafları bizzat dinlemesi, “anlaşmalı sonuca” geçişin usulî meşruiyetini sağlayan en kritik güvencedir.
Yargıtay/HGK, hâkimin uygun bulma denetimini ve değişiklik yapılacaksa bunun taraflarca kabul edilmesi gerektiğini vurgular:
Hukuk Genel Kurulu 2017/1941 E. , 2019/475 K.
Anlaşmalı boşanmada hâkim, eşlerin anlaşmalarının serbest iradeleri sonucu olduğuna kanaat getirir ve yaptıkları düzenlemeyi, duruşmadaki beyanlarını uygun bulursa boşanmaya karar verir Yine TMK 166/3. maddesi uyarınca, eşlerin yaptıkları düzenlemeyi uygun bulmaması hâlinde, gerekli değişiklikleri yapar, bu değişikliği tutanağa geçirir ve eşlerin onayına sunar Eşler, hâkim tarafından yapılan değişik düzenlemeyi kabul etmeleri hâlinde de boşanmaya karar verilir Eşlerin mahkemeye sundukları düzenlemeye hâkimin müdahale hakkı var ise de, bu müdahale ile hâkimin yaptığı değişikliğin de eşler tarafından kabulü gerekmektedir
Bu ilke, çekişmeli dosyada anlaşmalı sonuca geçişte “mahkemenin protokolü aynen benimsemesi zorunludur” şeklinde bir yaklaşımı da dışlar: Hâkim, çocuk yararı veya taraf menfaatleri açısından sakınca görürse değişiklik önerebilir; ancak bunun gerçekleşmesi için taraf kabulü zorunludur.
3.2. Protokolün zorunlu olup olmadığı: sözlü beyan – tutanak güvencesi
Uygulamada anlaşmalı boşanma protokolü çoğunlukla yazılı olarak sunulur. Bununla birlikte Yargıtay, tarafların protokol sunmaksızın duruşmada anlaşma kapsamını beyan etmeleri ve bunun usulünce tutanağa geçirilmesi ile de anlaşmalı boşanmanın mümkün olabileceğini kabul etmektedir. Bu kabul, çekişmeli dosyada anlaşmalı sonuca geçişin “salt protokol belgesine” indirgenemeyeceğini; ancak bunun yerine tutanak güvencesinin şart olduğunu gösterir.
Hukuk Genel Kurulu 2017/2643 E. , 2019/484 K.
Taraflar bu hususta mahkemeye bir protokol sunabilecekleri gibi, belirtilen tüm bu hususlarda mahkemeye sözlü olarak da beyanda bulunabilirler Ancak ikinci durumda sözlü beyanın zapta geçirilmesi ve taraflarca imzalanması gerekir
“Protokol yokluğu” tek başına anlaşmalı boşanmaya engel değildir; engel olan, anlaşmanın kapsamının belirsiz ve denetlenemez kalmasıdır. Bu nedenle sözlü anlaşma yoluna gidiliyorsa, tutanak; mali sonuçlar ve çocuk düzenlemelerini somutlaştıracak ayrıntıda yazılmalıdır.
3.3. Fer’î sonuçlar çekirdeği: mali sonuçlar ve çocuk düzenlemeleri
Çekişmeli dosyada anlaşmalı sonuca geçişin “asgari içeriği”, fer’î sonuçların düzenlenmesidir. Yargıtay 2. HD; velayet, nafaka ve tazminat gibi fer’î unsurlarda anlaşmayı ve bunun hâkim tarafından kabulünü, anlaşmalı boşanmanın zorunlu unsurları olarak ele almaktadır.
Bu bağlamda, nafaka ve tazminat gibi mali sonuçların hukuki temelleri TMK m.169 (geçici önlemler, özellikle tedbir nafakası) ve TMK m.174 (maddi-manevi tazminat) gibi düzenlemelerle ilişkilidir:
4. Protokolün Kapsamı ve Hükme Yansıtılması: İcra Kabiliyeti Perspektifi
4.1. Protokole hangi hususlar konulabilir?
Yargıtay 2. HD’nin yaklaşımı, tarafların anlaşmalı boşanma mutabakatına yalnızca zorunlu fer’î unsurları değil; ziynet/eşya paylaşımı, mal rejiminin tasfiyesi ile bağlantılı veya ondan bağımsız taşınmaz/menkul devri, para ödemesi, hisse devri gibi edimleri de ekleyebileceği yönündedir. Bu, çekişmeli dosyada birikmiş yan uyuşmazlıkların tek metinde çözülmesi bakımından uygulamayı kolaylaştırır.
2. Hukuk Dairesi 2020/1714 E. , 2020/5488 K.
Taraflar anlaşmalı boşanma mutabakatında boşanmanın feri unsurları yanında ihtiyari olarak, ziynet ve ev eşyalarının paylaşımı, aralarındaki mal rejiminin tasfiyesi gibi hususlarda anlaşabilecekleri gibi, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında yahut bundan bağımsız olarak bir kısım gayrimenkulün yahut sicile kayıtlı olan menkullerin tescili, menkullerin teslimi, bir miktar paranın ödenmesi, hisse devri ve bunun gibi bir çok hususu anlaşma boşanma protokolüne derc edebilirler
Buna karşılık, mal rejimi tasfiyesinin anlaşmalı boşanmanın “zorunlu içeriği” olmadığı; fakat tarafların ayrıca bu konuda protokol yapmalarına engel bulunmadığı da içtihatta vurgulanmaktadır.
8. Hukuk Dairesi 2014/12747 E. , 2015/1086 K.
Görüldüğü üzere, mal rejiminin tasfiyesi anlaşmalı boşanma kapsamında değildir Başka bir anlatımla boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenleme, mal rejiminin tasfiyesine yönelik istemleri içermez Ancak, bu durum tarafların boşanma davasının görüldüğü sırada aralarındaki mal rejiminin tasfiyesini amaçlayan protokol ve sözleşme yapmalarına engel değildir
Çekişmeli dosyada anlaşmalı sonuca geçişte “asgari çekirdek” çocuk+mali sonuçlar iken; malvarlığına ilişkin edimler ihtiyari nitelik taşır. Ne var ki ihtiyari edimler, çoğu zaman uyuşmazlığın gerçek ekonomik çekirdeğini oluşturduğundan, protokolün icra kabiliyeti bakımından en riskli alanı da burasıdır.
4.2. Kararın hüküm fıkrası tekniği: protokole atıfla yetinme sorunu
Uygulamada mahkemelerin zaman zaman protokolü ayrıntılı biçimde hüküm fıkrasında göstermeyip “protokol tasdik edildi” şeklinde kısa bir ifadeyle yetindiği görülür. Yargıtay, protokol hükümlerinin infazında duraksama doğmaması için, anlaşılan hususların hüküm fıkrasında açıkça yer alması gerektiği yönünde kararlar vermektedir.
2. Hukuk Dairesi 2012/25949 E. , 2013/11249 K.
Anlaşmalı boşanmaya esas protokol mahkemece uygun bulunsa bile; protokol hükümlerinin infazı bakımından, protokole atıf yapılmakla yetinilmemesi, anlaşılan bütün hususlara ayrıca kararın hüküm fıkrasında da yer verilmesi gerekir
Bu ilkenin çekişmeli dosyada anlaşmalı sonuca geçiş bakımından pratik karşılığı şudur: Taraflar, çekişmeli süreçte yıpranıp anlaşmaya yöneldiklerinde, amaç “dosyayı kapatmak”tır; hüküm fıkrasının belirsizliği ise uyuşmazlığı infaz aşamasına taşır ve “kapanma” hedefini boşa çıkarır.
5. Hâkimin Protokole Müdahalesi ve Taraf Kabulü: Uygulamada Kritik Eşik
Çekişmeli dosyada anlaşmalı sonuca geçişin en tipik “bozulma” alanı, hâkimin protokolden farklı bir düzenleme kurması ve bunun taraflara açıkça sorulup kabul ettirilmemesidir. Yargıtay 2. HD, kişisel ilişki gibi bir hususta protokolden farklı karar kurulup tarafların kabulünün alınmamasını bozma sebebi sayabilmektedir:
2. Hukuk Dairesi 2011/12516 E. , 2012/8284 K.
Mahkemece, anlaşmalı boşanmaya karar verilirken, çocuklarla babaları arasında kişisel ilişki, protokolde kabul ettikleri düzenlemeden farklı şekilde tesis edilmiş, hakim düşündüğü bu düzenlemenin taraflarca kabul edilip edilmediğine ilişkin tarafların beyanlarını sormadığı gibi, protokolün taşınmazla ve eşyalarla ilgili maddelerini de hükme almamış
Bu içtihat çizgisi, iki akademik sonuca götürür:
1) Hâkimin müdahale yetkisi, “tek taraflı yeniden kurucu” bir yetki değildir; taraf kabulü ile tamamlanan bir denetim mekanizmasıdır.
2) Protokolün bazı maddelerinin hükme hiç alınmaması, anlaşmalı sonucun gerçek kapsamını “daraltarak” tarafların iradesini zedeler ve infaz sorunları doğurur.
6. İrade Sakatlığı, Protokolden Dönme ve Kararın Denetimi
Çekişmeli dosyada anlaşmaya varan taraflardan biri, daha sonra “vazgeçtim” veya “baskı altında imzaladım” iddiaları ileri sürebilmektedir. Yargıtay yaklaşımı; usulüne uygun oluşmuş anlaşmalı boşanma iradesinden kural olarak dönülemeyeceği, ancak hata–hile–ikrah gibi irade sakatlıkları veya kamu düzenine/emredici hükümlere aykırılık gibi istisnai durumlarda kararın denetime açık olabileceği yönündedir.
2. Hukuk Dairesi 2014/18777 E. , 2015/3245 K.
Bu şartlara uygun kabul, tarafları da hakimi de bağlar Böyle bir durumda artık anlaşmalı boşanmaya vücut veren “irade beyanından” dönülemez ... irade beyanındaki (hata, hile ve ikrah gibi) sakatlık hallerinin varlığı ... veya protokol şartlarında kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırılık halinde ... bozulabilir
Buradan hareketle, çekişmeli dosyada anlaşmalı sonuca geçişin “en iyi uygulaması”, duruşmada hâkimin irade serbestliğini açık sorularla test etmesi; protokolün taraflara okunup anlaşıldığının zapta geçirilmesi; mümkünse ödeme planları ve çocuk düzenlemelerinde belirlilik sağlanmasıdır. Bu hem kararın istikrarını artırır hem de daha sonra ileri sürülebilecek irade sakatlığı iddialarını objektif olarak değerlendirebilmek için kayıt oluşturur.
7. Sonuç
Çekişmeli boşanma davası devam ederken dosyanın anlaşmalı boşanma koşullarında sonuçlandırılması, uygulamada usul ekonomisi ve tarafların/çocuğun yıpranmasının azaltılması bakımından işlevsel bir yoldur. Bununla birlikte bu yol, salt “anlaştık” beyanıyla otomatik işlemez: TMK m.184’ün çizdiği yargılama ilkeleri içinde hâkimin tarafları bizzat dinlemesi, iradenin serbestliğini tespit etmesi, çocukların durumu ile mali sonuçlarda belirlilik taşıyan bir düzenlemeyi uygun bulması ve (gerekirse önerdiği değişikliklerin) taraflarca kabul edilmesi gerekir. Uygulamadaki en önemli risk alanları; protokolün icraya elverişsiz belirsizlikte kurulması, hâkimin protokolden farklı düzenleme yapıp taraf kabulünü almaması ve hüküm fıkrasında protokole atıfla yetinilmesi sebebiyle infazda tereddüt doğmasıdır. Bu nedenle, çekişmeli dosyada anlaşmalı sonuca geçişin başarısı; tutanak güvencesi + belirlilik (icra kabiliyeti) + hüküm fıkrası tekniği üçlüsünün birlikte sağlanmasına bağlıdır. Özellikle hüküm fıkrasında protokole atıfla yetinilmeyip eda hükümlerinin açıkça yazılması, kararın “gerçekten uyuşmazlığı bitirmesi” açısından kritik önemdedir.
AV. SELENAY FEYZA BIKMAZ TÜREN & AV. ZEYNEP YILDIZ