12. Ceza Dairesi

2021/3392 E., 2024/4975 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/2 E., 2019/30 K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2014 tarihli ve 2014/94 Esas, 2014/128 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraat kararı verilmiştir.

2. Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2014 tarihli ve 2014/94 Esas, 2014/128 Karar sayılı kararının katılan vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (12). Ceza Dairesinin 16.11.2017 tarihli ve 2015/16059 Esas, 2017/8980 Karar sayılı kararı ile " sanıkların, dedektörleri ile araştırma yaptıkları sırada kolluk kuvvetlerince yakalandıkları yerin, bahse konu bilirkişi raporunda değinilen Geç Roma ve Bizans dönemine ait yerleşim yeri içerisinde kalıp kalmadığı ve dolayısıyla izinsiz define araştırmasının, 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamındaki bir alanda yapılıp yapılmadığı şüpheden uzak ve tereddütsüz şekilde tespit edilerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile hüküm kurulması" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2019 tarihli ve 2018/2 Esas, 2019/30 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun 74/2,-1, TCK 62,50/1-a, 52 maddeleri uyarınca 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafinin temyiz nedenleri; eksik bilirkişi raporu ile karar verildiğine, suça konu yerde keşif yapılması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Pınarhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 25/04/2013 tarih 2013/106 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın temyiz dışı sanık ... ile ''İzinsiz Olarak Define Araştırmak'' suçunu işlediklerinden bahisle cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde; Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2014 tarih 2014/94 esas ve 2014/128 karar sayılı ilamı ile sanıklar hakkında beraat kararı verildiği, bu kararın Cumhuriyet Savcısı ve katılan kurum vekili tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/16059 esas 2017/8980 karar sayılı ilamı ile sanıkların, yanlarında getirdikleri dedektörler ile define araştırması yaptıkları sabit ise de, 2863 sayılı Kanunun 74/2. maddesinde düzenlenen “izinsiz define araştırma” suçunun oluşabilmesi için, anılan Kanunun 6. maddesi kapsamında kalan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında, bunların korunma alanlarında veya sit alanlarında araştırma faaliyetlerinde bulunulması gerektiği, dosya içerisinde mevcut 29.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda, jandarma komutanının gösterdiği yerdeki tarlalarda yaklaşık 1 - 1.5 m boyunda buğday ekili olduğundan, tam anlamıyla yüzey incelemesi yapılamadığının, ancak, etraftaki gözlemler sonucunda, özellikle ekilmemiş tarlalarda, hem topoğrafik açıdan yüzey şeklinden hem de yüzeyde bulunan seramik parçalarından anlaşıldığı kadarıyla, tescil edilmemiş Geç Roma ve Bizans dönemine ait bir yerleşim olduğunun ve alanda kesinlikle 2863 sayılı Kanun kapsamına girecek nitelikte kültür mirası bulunduğunun belirtildiği anlaşılmakla; sanıkların, dedektörleri ile araştırma yaptıkları sırada kolluk kuvvetlerince yakalandıkları yerin, bahse konu bilirkişi raporunda değinilen Geç Roma ve Bizans dönemine ait yerleşim yeri içerisinde kalıp kalmadığı ve dolayısıyla izinsiz define araştırmasının, 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamındaki bir alanda yapılıp yapılmadığı şüpheden uzak ve tereddütsüz şekilde tespit edilerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmesi gerektiği sebebiyle bozulduğu, mahkemece Yargıtay Bozma İlamı doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek üzerlerine atılı suçu işlediği sabit görülerek atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV.GEREKÇE VE KARAR

1-Hükümden sonra 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 16. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 75. maddesinin 6. fıkrasında yapılan değişiklik uyarınca, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 74. maddesinin 2. fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen suç önödeme kapsamına alındığından; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, 7188 sayılı Kanunun 16. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 75. maddesi uyarınca önödemeye ilişkin işlemler yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

2-5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 74/2. maddesinde düzenlenen izinsiz araştırma yapma suçu ile 2863 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen kültür ve tabiat varlıklarında, bunların koruma alanlarında, tespit ve tescil edilmiş sit alanlarında araziye fiziki müdahale teşkil etmeyen toprak üstünde veya su altında kültür ve tabiat varlıklarının araştırılmasına yönelik eylemlerin yaptırım altına alındığı, somut durumda ise, araziye fiziki müdahale oluşturacak her hangi bir kazı izinin bulunmadığının belirlenmesi karşısında, mahkemece suça konu taşınmaz üzerinde fen ve arkeolog bilirkişi heyeti marifetiyle yeniden keşif yapılarak sanık tarafından izinsiz araştırma yapılan taşınmazın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı niteliğinde bulunup bulunmadığının, sit alanı içerisinde yer alıp almadığının kesin olarak belirlenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin hüküm kurulması,

3-Dairemizin 16.11.2017 tarihli ve 2015/16059 Esas, 2017/8980 Karar sayılı bozma kararı sanık aleyhine olmasına rağmen, sanığın bozmaya karşı diyeceklerinin sorulmaması suretiyle, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde 1412 CMUK’un 326. ve 5271 sayılı CMK’nun 307. maddelerinin ihlal edilmiş bulunması;

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2024 tarihinde karar verildi.