banner613
banner590
Cümleyi tam olarak söyleyelim :
“Benim internet sayfam, senin boyalı basınına 10 basar.”
Bir çok gazete sahip ve yöneticileri bir araya gelerek bir karar almışlar.  Gazetelerin sayfa, yorum ve içerikleri, internet sitelerinde yer almayacak, televizyon kanallarında gösterilmeyecekmiş.
……………
Türkiye’de, numune olarak birkaç tanesinin dışında, doğru dürüst bir gazetenin kalmadığını ve gazetecinin olmadığını, kendileri de söylüyor, cümle alem de biliyor,
Radyo ve ajansların durumu da bundan farklı değil.
İnternet sayfaları olmasa, vatandaş bu gazetelerin adlarını bile bilmeyecek, bildiklerini de unutacak.
Belli bir olayın anlatımında, daha gazetenin adı verilir verilmez, nasıl bir başlık atacağı, haberi nasıl yansıtacağı biliniyor.
Köşe yazarları ise başka bir alem. 
Adeta aylıklı personel gibi yorum yapıyorlar. Daha ağzını açmadan ne diyeceğini biliyorsunuz. 
Hele televizyonlara çıkanlar tamamen değişti.
Eskiden haber programlarında, açık oturumlarda yer alan isimler tamamen ortadan kayboldu, yerine “yeni mahsul bademler” çıktı.
Neyse ki; internet sayfaları, internet basını var da tarafsız, yansız, bağımsız haber ve yorum alabiliyoruz. 
Onların yazıları okunurken ve onların sayesinde, internet sayfasının alt tarafında yer alan boyalı basın yayın organlarına da bir göz atılıyor.
Aynen bu sayfada olduğu gibi…
Şimdi tutmuşlar bu büyük basın yayın organları bir karar almışlar; gazetelerin sayfa, yorum ve içerikleri, internet sitelerinde yer almayacak, televizyon kanallarında gösterilmeyecekmiş.
Buna bir de süslü bir ifade eklemişler “Gazetelerin içerikleri sadece gazetelerinmiş.”
E, peki kardeşim, gazete ekinde verdiğin tencere, tava kimin içeriği ?
Sen yalnızca gazetecilik yapacaksan, niye kupon karşılığı düdüklü tencere verip, silgi, kalem, CD dağıtıyorsun.
…………..
Buna karşın; internet sayfalarına musallat olan şöyle bir hastalık var : “Aynı kafa ve aynı el mahsulü yorumcu virüsü.”
Biraz “muhafazakar veya hükümet yanlısı” bir yazı yazdınız mı, altında aynı ifadelere dayalı övgüler, sayısız yorumlar yer alıyor.
“Atatürk ilke ve devrimleri, laik cumhuriyet” dediniz mi hakarete, tehdide varan sözüm ona eleştiriler. Bir merkezden yönetilen; benzer ifadeler, benzer kelimeler, uydurma isimler altında yer alıyor.
Atatürkçü okur ise, okuyup geçiyor. 
Bir yorum yazmak zahmetine dahi katlanmıyor.
Biz gene de, yorum yazana da, yazmayana da teşekkür ederiz.
Ama asıl teşekkürü, özgür düşünce için emek veren internet sayfalarının cefakar editörlerine, yürekli yazarlarına etmekteyiz.
Çünkü “bizim internet sayfamız, onların boyalı basınına 10 basar.”

Bu köşe yazısı, sayın Av. Erdem AKYÜZ tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hanifi Sancar KARACA 9 yıl önce

niye "atatürkçü okur ise, okuyup geçiyor.
bir yorum yazmak zahmetine dahi katlanmıyor" demekte sonuna kadar haklisiniz. çünkü, halâ, olumsuzluğu devrimcilik, disiplinsiz isyani ilericilik, sövmeyi de muhalefet sayan aydinlariz.