Bugün izlediğim bir kaza videosunda; hızlı akan trafikte bir araç sürücüsü, şeridinde gitmekte olan bir motosiklete çarparak sürücünün düşüp sürüklenmesine neden oluyor. Tabii sürüklenen sadece sürücü değil; motosiklet de uzunca bir mesafe sürüklenip ancak durabiliyor. Sanıyorum sürücü de yerde takla atarak 70 metre kadar sürüklenmiştir. Çarpan sürücü ne yapmış olabilir, gelin bu konu hakkında biraz düşünelim. Hepimizin bu yazıyı okurken tahmini, sürücünün dörtlüleri yakıp uygun bir noktada duracağını, acil çağrı merkezini arayıp durumu bildireceğini varsayıyoruz, değil mi? Ya da ben insanların bu düşüncede yaşadıklarını umuyorum.

Ancak sürücü çarpar çarpmaz dörtlüleri yakıp sağ şeride geçiş yapıyor; sonrasında ise sanki hiçbir şey olmamış gibi olay yerini terk ederek ayrılıyor. Hadi umursamazca araç kullanarak, bütün yolların ve yaratılmışların ona hizmet ettiği inancında olan bu sürücünün kaçtığını düşünebiliriz. Ancak asıl düşünülmesi gereken husus buradan sonra başlıyor. Sürücü yerde sürüklenirken tam 6 araç, yanından geçerken dörtlüleri yakıp yavaşladıktan sonra yollarına devam ediyorlar. Evet yanlış okumadınız, hızlı akan yolda her şeyi ve bir bedenin yol ortasında sürüklendiğini gören sürücüler sıradan bir yol manzarası izler gibi veyahut kamyonetten düşen bir varil varmış da ona çarpmadan uzaklaşmak ister gibi hiç bir şey yapmadan yollarına devam ediyorlar. O görüntüden sonra yol boyunca ve hayatlarının devamında ne hisssettiler, kendilerini affedebildiler mi, affettiler ise nasıl affedebildiler bilmek isterdim. Bunu bilmek mümkün olmasa da biz durmayıp devam eden o altı sürücü üzerinden bir değerlendirme yapalım.

Durmayıp devam eden o altı araç sürücü; aslında sadece o kazazedeyi değil, insanlığın en temel kuralını da geride bıraktılar. Her birinin yavaşlayıp o acıya tanıklık etmesi ama el uzatmaması, asfaltta sürüklenen o bedenin çaresizliğini ikiye katladı. Oysa o an durup bir telefon açmak ya da bir bariyer oluşturmak, sadece bir 'iyilik' değil, o kişinin hayata tutunması için son şansı olabilirdi.

Sahi, biz ne ara bu kadar "izleyici" olduk? Hızlı akan bir yolda, önünüzde bir can yerle yeksan olmuşken sadece dörtlüleri yakıp yanından geçip gitmek vicdanın hangi rafına sığar? O an o araçların içinden geçen düşünce muhtemelen şuydu: "Aman başım yanmasın, şimdi ambulans bekle, polis bekle, ifade ver, sonra mahkemeye git... Zaten başkası yardım eder." İşte o "başkası" bazen hiç gelmiyor ya da geldiğinde çok geç olabiliyor. Gelin, bu acı tablonun ardındaki hem insani hem de hukuki gerçekleri bir avukat gözüyle masaya yatıralım. Çünkü o yolda durmamak sadece bir ahlaki mesele değil, aynı zamanda hukuki bir sorumluluktur.

Trafik Kazasında "Durup Yardım Etmemek" Suç mudur?

Evet, yanlış duymadınız. Bir kazaya bizzat karışmasanız bile, yardıma muhtaç birini gördüğünüzde arkanızı dönüp gitmenin hukuki bir karşılığı vardır: TCK madde 98’de yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, suç olarak tanımlanmıştır.

- TCK Madde 98 (Yardım Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi): Yaşı, hastalığı veya yaralanması nedeniyle kendini idare edemeyecek durumda olan bir kişiye yardım etmeyen veya durumu derhal yetkililere bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılabilir.

Ayrıca Karayolları Trafik Kanunu, “Trafik kazalarında yükümlülük” başlıklı 82. Maddesinde “Karayollarında meydana gelecek trafik kazalarına hemen el konmasını, ölü ve yaralıların taşınmasını veya yaralıların tedavisini veya sanıkların yakalanmasını sağlamak için, kazaya karışmış bulunan araçların sürücülerinin yanı sıra kaza yerinden geçmekte olan araçların sürücüleri de kaza mahallinde;

· ilk yardım önlemlerini almak,

· yetkililere veya sağlık kuruluşuna haber vermek,

· yetkililerin talebi üzerine yaralıları en yakın sağlık kuruluşuna götürmekle yükümlüdür.

Kazaya karışan veya kaza mahallinden geçen sürücüler; ilk yardımı yapmak, yetkililere haber vermek ve can güvenliğini sağlamakla yükümlüdür, aksi hem idari para cezası hem de hapis cezası ile cezalandırılır. Yani kazayı gördükten sonra nasıl olsa bir başkası durur, bir başkası yardım eder diye çekip gitmek hukuka da ahlaka da insanlığa da açıkça aykırıdır.

Kaza Sonrası Can ve Trafik Güvenliği İçin Eylem Planı

Bir kaza gördüğümüzde "izleyici" modundan çıkıp "kurtarıcı" moduna geçmek hayat kurtarır:

1. Önce Kendi Güvenliğiniz: Aracınızı güvenli bir noktaya çekin ve reflektörünüzü mutlaka yerleştirin. İkinci bir kazaya sebebiyet vermek kimseye yardım etmez.

2. Acil Çağrı (112): Hiçbir şey yapamıyorsanız bile hemen 112’yi arayın. Olay yerini ve yaralı sayısını bildirmek hayati önem taşır.

3. Plaka Alma ve Suç Bildirme Yükümlülüğü: Eğer kazayı yapan araç kaçıyorsa; plakayı, araç markasını ve rengini not edin. Bu, kaçan sürücünün tespiti ve mağdurun hakkını araması için en büyük delildir. Kanunen suçu ve suçluyu bildirmek bir vatandaşlık görevidir. Belki yaralıya bildiremediniz ama mutlaka 112’yi arayıp sizdeki bilgileri ve iletişim bilginizi paylaşın, mutlaka kolluk sizinle uygun zamanda iletişim kuracaktır.

4. Tanıklık Etmekten Korkmayın: "İfade verirsem vaktim gider" düşüncesi büyük bir yanılgıdır. Sizin vereceğiniz tek bir cümlelik şahitlik, yerlerde sürüklenen o insanın hakkını almasını sağlar.

Sonuç Olarak...

Yollar sadece araçların değil, hepimizin ortak yaşam alanı. O gün o asfaltta sürüklenen kişi sizin bir yakınınız ya da bizzat siz olabilirdiniz. Hukuk kuralları sadece cezalandırmak için değil, toplumu yaşatmak için vardır. Bir kaza gördüğünde durup yardım etmek, sadece bir kanuni zorunluluk değil, insanlık sınavıdır.

Lütfen unutmayın; ihbar edilmeyen her suç, bir gün gelip bizi bulabilir. Trafikte aynanıza sadece yolu görmek için değil, insanlığı korumak için de bakın.

Av. Ayşe SÜZEK