Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar arasında; işlemin yetkisiz kişiler tarafından yapılması, sterilizasyon kurallarına uyulmaması, hatalı teknik kullanımı nedeniyle kalıcı izler oluşması ve beklenen sonucun elde edilememesi yer alıyor. Bu tür durumlar yalnızca estetik bir memnuniyetsizlik değil, aynı zamanda hukuki sorumluluk doğuran birer ihlal niteliği taşıyabiliyor. Operasyon sonrasında yalnızca saç kaybı değil; olması gerekenden büyük greftler, hatalı saç çizgisi, doğal olmayan görünüm, deride bombeleşme ve kalıcı izler gibi pek çok ciddi sorunla karşılaşılabilmektedir. Üstelik bu zararların bir kısmı yalnızca estetik bir memnuniyetsizlikle sınırlı kalmayıp, kalıcı sonuçlar doğuran ve geri dönüşü son derece zor müdahalelere yol açabilmektedir.
İleri sürülecek maddi ve manevi tazminat taleplerinde, tazminat şartlarının somut olayda oluşmuş olması gerekmektedir. Uygulamada bu tür uyuşmazlıklarda, hatalı saç ekimi nedeniyle açılacak davalarda özellikle şunlar dikkate alınmaktadır; saç ekimi işleminin alanında uzman bir hekim tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, işlem sonucunda hastanın saçlı derisinde zarar, estetik bozulma veya sağlık sorunlarının ortaya çıkıp çıkmadığı, meydana gelen zararın, hekimin kusurlu uygulamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, hekimin saç ekimi sürecinde tıp biliminin kabul ettiği standartlara uygun hareket edip etmediği ve gerekli özeni gösterip göstermediği, ortaya çıkan zararın öngörülebilir ve önlenebilir nitelikte olup olmadığı, zarar ile yapılan işlem arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunup bulunmadığı.
Saç ekimi işlemi, kural olarak bir “eser sözleşmesi” kapsamında değerlendirilir. Yani hasta (tüketici), belirli bir sonucun ortaya çıkmasını bekler. Bu nedenle ortaya çıkan sonucun ayıplı olması halinde, hizmet sağlayıcının sorumluluğu gündeme gelebilir. Diğer yandan işlemin tıbbi standartlara aykırı şekilde gerçekleştirilmesi durumunda, konu yalnızca sözleşmesel sorumlulukla sınırlı kalmaz; aynı zamanda tıbbi müdahalenin hatalı yapılmasına bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talepleri de söz konusu olabilir.
Özellikle işlemin doktor yerine yardımcı personel tarafından yapılması ya da sağlık kuruluşu standartlarına uygun olmayan yerlerde gerçekleştirilmesi halinde hem hukuki hem de cezai sorumluluk doğabileceği unutulmamalıdır. Bu tür uyuşmazlıklarda en kritik nokta, sürecin doğru şekilde belgelenmesidir. İşlem öncesi ve sonrası fotoğraflar, epikriz kayıtları, ödeme belgeleri ve uzman görüşleri, açılacak davalarda belirleyici rol oynar.
Yargıtay’dan konuya ilişkin önemli bir değerlendirme: Yargıtay, saç ekimi işlemlerinde sadece işlemin tıp kurallarına uygun yapılmasının yeterli olmadığını açıkça vurgulamıştır. Kararda saç ekiminin bir “sonuç vaadi” içeren işlem olduğu, yani hastanın estetik olarak daha iyi bir görünüme kavuşmasının hedeflendiği belirtilmiştir. Bu nedenle, ortaya çıkan sonucun beklentiyi karşılayıp karşılamadığı, hastanın yeterince bilgilendirilip bilgilendirilmediği ve oluşan komplikasyonların doğru yönetilip yönetilmediğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Yetersiz inceleme ile davanın reddedilmesi doğru bulunmamış ve karar bozulmuştur.
Sonuç olarak; saç ekimi işlemi basit bir estetik uygulama olarak değerlendirilmemeli, aksine tıbbi ve hukuki sorumluluk doğuran ciddi bir müdahale olarak ele alınmalıdır. Bu alanda faaliyet gösteren kişi ve kuruluşların hem mesleki standartlara hem de hukuki yükümlülüklere uygun hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Öte yandan, beklentisi karşılanmayan veya hatalı uygulamalar nedeniyle zarar gören kişilerin, yaşadıkları durumu yalnızca estetik bir memnuniyetsizlik olarak görmemeleri; haklarını arama konusunda bilinçli ve kararlı olmaları gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, bu tür işlemlerde ortaya çıkan sonuç yalnızca teknik bir uygulamanın değil, aynı zamanda hukuki sorumluluğun da konusudur. Bu nedenle sürecin başından itibaren doğru bilgilendirme, açık rıza ve özen yükümlülüğüne uygun hareket edilmesi hem hasta hem de uygulayıcı açısından belirleyici olacaktır.
Av. Ceren TÜRKİŞ





