Türkiye'de yükseköğretim sistemi, devlet ve vakıf üniversitelerinden oluşmaktadır. Bunlardan biri olan vakıf üniversiteleri, toplumda sıklıkla özel üniversite olarak anılmaktadır. Bu kurumlar, esas itibariyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümleri ve Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği düzenlemelerine tabidir. Bununla birlikte, 66 maddeden oluşan 2547 sayılı Kanun'da 83 geçici madde ve 46 ek maddenin bulunması, Kanun'un sistematiğinin zaman içerisinde önemli ölçüde bozulduğunu göstermektedir. Özellikle ek maddelerin 20'den fazlasının vakıf üniversitelerine ilişkin olması, bu alandaki düzenlemelerin dağınık ve bütüncül bir yapıdan uzak olduğunu ortaya koymaktadır. Vakıf üniversitelerinin temel esaslarının ağırlıklı olarak ek maddeler ve ikincil mevzuat yoluyla düzenlenmiş olması, normlar hiyerarşisi ve kanun tekniği bakımından da eleştiriye açıktır. Bu nedenle, vakıf üniversitelerine ilişkin tüm hükümlerin sistematik, bütüncül ve müstakil bir kanun olarak yeniden düzenlenmesi, mevzuatın açıklığı, öngörülebilirliği açısından daha isabetli olacaktır. (SARIASLAN, YARGI KARARLARI IŞIĞINDA TÜRKİYE’DE EĞİTİM HAKKI, DOKTORA TEZİ, İSTANBUL 2026, sf. 114)
Vakıf üniversitelerinde okuyan öğrenciler her yıl Üniversiteye, Üniversite Mütevelli Heyeti'nin belirlediği miktarlarda eğitim ücreti ödemektedirler. Bu ücretler, kamuoyunda zaman zaman tartışmalara yol açmaktadır. Bazı yargı kararlarında da bu ücretler fahiş olmaları nedeniyle eleştirilmektedir. Yarı yargısal değerlendirme kurumu olan Kamu Denetçiliği Kurumu'nun kararlarında özel okul ücretlerinin eğitim kurumuna erişim engeli oluşturmaması gerektiği yönünde tavsiyelerde bulunulmaktadır. Kurumun 04.07.2025 tarihli 2025/290 numaralı kararında; özel eğitim kurumunun okul ücreti ve diğer giderlere yaptığı zamların MEB sınırlarını aşmasının eğitim kamu hizmetiyle çelişki yarattığı, 29.07.2025 tarihli 2025/6298 numaralı kararda ise Tüketici fiyat endeksindeki 12 aylık değişimin üzerindeki fiyat artışının öğrencinin eğitim hakkını engellemeye sebebiyet verecek bir uygulamaya dönüştüğü vurgulanmaktadır. Aynı şekilde Danıştay 9. Dairesi'nin 2023/6874 E. 2024/5566 K. Sayılı ilamında da özel okulların kar amacı gütmesinin eğitimin amaçlarıyla uyumlu kabul edilmediği açıklanmıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu okul ücretlerinin belirlenmesine ilişkin bazı kıstaslar getirmektedir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun (2547 sayılı Kanun) Ek 2. maddesi uyarınca, vakıfların; kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla, Yükseköğretim kurumları kurabileceği, Ek 9. maddesinin ikinci fıkrasında öğrencilerden alınacak ücretlerin mütevelli heyeti tarafından tespit edileceği hüküm altına alınmıştır. Açıklanan bu hükümlerle; ... tarafından kurulacak üniversitelerde eğitim gören öğrencilerin öğrenim ücretlerinin mütevelli heyeti tarafından belirleneceği, bu belirlemenin kazanç amacına yönelik olamayacağı, öğrenim ücretleri nedeniyle elde edilen gelirin sadece ... giderlerini karşılamakta kullanılacağı, söz konusu gelirin geçici olarak dahi vakfın mal varlığına intikal edemeyeceği düzenlenmiştir.
YÖK tarafından 17.07.2024 tarihinde vakıf üniversitelerine gönderilen, ''Eğitim Öğretim Ücreti Artış Oranları Hakkında Yükseköğretim Kurulu Kararında''; ''Anayasa'nın 130. maddesinin ikinci fıkrası ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 2. maddesi vakıf yükseköğretim kurumlarının kazanç amacına yönelik kurulamayacakları hükmünü amirdir. Bilindiği gibi idarenin ve eğitim politikamızın da temel ilkelerinden olan hukuki güvenlik, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri öğrenim ücretlerinin belirlenmesinde de esas olmalıdır. Bu durum öğrencilerimizin ve pek tabii ailelerinin eğitim ve bütçe planlamalarını sağlıklı bir şekilde yapabilmeleri açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 10.07.2024 tarihli toplantısında; vakıf yükseköğretim kurumlarının eğitim-öğretim ücretlerini belirlerken, 1) Ücretlerin dönemsel değil, yıllık ve tayin edilmiş bir miktar olarak tespit edilmesine, 2) Ücretlerin tercih ve/veya yatay geçiş dönemlerinden önce net bir miktar olarak ve her bir adayın kolayca ulaşabileceği şekilde ilan edilmesine, 3) İlk kayıt esnasında öğrenciye taahhüt edilmiş eğitim-öğretim ücreti artış oranlarının aşılmamasına ancak her halükarda yapılacak artışlarda en çok Tüketici Fiyat Endeksindeki (TÜFE) on iki aylık ortalama oranın esas alınmasına ve bu kapsamdaki güncellemelerin resmi internet sitelerinden duyurulmasına, 4) Kayıt döneminden sonra her ne ad altında olursa olsun açıkça ilan edilmemiş ilave/beklenmedik ücret ve ücret artışı talebinde bulunulmamasına, 5) İlan edilen eğitim-öğretim ücretlerinde TÜFE üzerinden resmi güncelleme oranları dışında herhangi bir ilave değişiklik yapılmamasına ve alacakları bu yöndeki kararları uygun zamanda ve elverişli araçlarla tüm öğrencilerle paylaşmalarına '' dikkat edilmesi istenilmiştir.
En sonunda 19.12.2025 tarihli ve 33112 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7566 sayılı Kanunun 12. maddesi ile yukarıda yer verilen 2547 sayılı Kanunun Ek 9. maddesinin ikinci fıkrasına; ''Ancak hazırlık sınıfına ve/veya birinci sınıfa yerleştirme yılı dışındaki öğrenim ücretleri, cari yıl haziran ayı yıllık üretici fiyat endeksi artışı ile cari yıl haziran ayı yıllık tüketici fiyat endeksi artışı ortalaması da dikkate alınarak Yükseköğretim Kurulunun tespit edeceği esaslara göre belirlenir.'' hükmü eklenmiştir. Anılan madde gerekçesi ise şöyledir; ''Vakıf yükseköğretim kurumlarında öğrencilerden alınacak ücretleri belirleme yetkisi mütevelli heyete aittir. Zamanla aday ve ara sınıf öğrencileri için ilan edilen ücretlerin kapsamı ve bağlayıcılığı konusunda sorunlara yol açan uygulamalar ortaya çıkmış ve öğrenci şikâyetleri artmıştır. Bilindiği gibi Anayasa (m. 130/2) gereği ..., kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile ... kurabilir. Madde ile bu kapsamda fiyat güncellemesine ilişkin kuralların belirlenmesi amaçlanmaktadır.'' Söz konusu düzenleme, "kanunların geriye yürümezliği ilkesi" uyarınca yürürlüğe girdiği tarihten önceki olaylara uygulanamayacak, ancak sonraki uyuşmazlıklarda kendisine yer bulacaktır.
Dava tarihinin bu tarihten önce olduğu uyuşmazlıklarda Yargıtay, Tüketici Fiyat Endeksindeki (TÜFE) on iki aylık ortalama oranının esas alınacağına karar vermiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 23.03.2026 tarihli 2025/421 E. 2026/1496 K. Sayılı ilamına konu olan olayda; davacı, ... Vakfı tarafından kurulan ... Üniversitesinin 2022/2023 yılında öğrencilerine %76 zam yaparak bir çok öğrenciyi ve ailesini zor duruma sokmasına rağmen, 2023/2024 yılında yine %78 ile %83 arasında, öğrencilerin sınıflarına göre değişen oranlarda zam yaptığını ileri sürerek 2023/2024 eğitim yılına 2022/2023 eğitim yılı eğitim ücretleri üzerinden yasa, eğitim sözleşmesi, yönetmelik ve TUİK verilerine göre uygulanabilecek zam oranının tespiti ile ödenen fazla eğitim bedellerinin iadesine karar verilmesini talep etmiş ancak ilk derece mahkemesince Üniversite tarafından belirlenen zam oranının ve davacıdan talep edilen yıllık öğrenim ücretinin tüketici ve üretici fiyat endeksleri dikkate alındığında hakkaniyetli ve makul olduğu, davalı ... tarafından taahhüt edilen bir zam oranının bulunmadığı, yeni dönem ücretinin tüketici ve üretici fiyat endeksleri dikkate alınarak enflasyon doğrultusunda belirlenmiş olduğu, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun söz konusu olmadığı, ekonomide yaşanan değişimler nedeniyle ücret artışı yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu ve yapılan artışın makul seviyede olduğu, sözleşmenin uyarlanması koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstinaf Mahkemesi vakıf üniversitelerinde öğrenim ücretlerinin belirlenmesinde tek yetkili olarak Mütevelli Heyetinin yetkili kılınmasının haksız şart niteliğinde olup genel işlem koşuluna açıkça aykırı olduğu, daha önce üniversiteye kayıt yaptırmış öğrencilerin sonraki eğitim öğretim yıllarındaki kayıt yenileme ücretlerine ilişkin olarak 2024 yılında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından ''... ilk kayıt esnasında öğrenciye taahhüt edilmiş eğitim öğretim ücret artış oranları aşılmamalı ancak her halükarda yapılacak artışlarda en çok TÜFE 'deki 12 aylık ortalama oranı esas alınmalı ve bu kapsamdaki güncellemeler resmi internet sitelerinden duyurulmalı (...) İlan edilen eğitim ve öğretim ücretlerinde TÜFE üzerinden resmi güncelleme oranları dışında herhangi bir ilave değişiklik yapılmamalı ve alınacak bu yöndeki kararlar uygun zamanda ve elverişli araçlarla öğrencilerle paylaşılmalı...'' şeklinde açıklama yapıldığı, hukuk güvenliği ilkesine ve kazanılmış haklara uygun olarak; 2023-2024 eğitim ve öğretim yılı artırım oranının, davalı Vakıf Yüksek Öğretim Kurumları Yönetmeliği hükümlerine göre ilk kayıt sırasında tüketici konumundaki davacı öğrenci tarafından öngörülebilir üst sınır olan TÜİK tarafından kayıt yenileme dönemi/ayı (Nisan ayı) yıllık TÜFE ortalaması %67,20 oranında kullanılması gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar vermiş, karar Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 23.03.2026 tarihli 2025/421 E. 2026/1496 K. Sayılı ilamıyla onanmıştır. ( Dairenin 2025/409 E. 2026/1136 K., 2025/422 E. 2026/1242 K., 2025/423 E. 2026/1243 K., 2025/428 E. 2026/1247 K., 2025/419 E. 2026/1241 K. sayılı ilamları da benzer yöndedir. )
Ya Üniversite okula girişte öğrenciye ücret konusunda taahhütte bulunduysa o zaman ne olacaktır?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 13.05.2026 tarihli 2025/5520 E., 2026/3074 K. Sayılı ilamına konu olan olayda; davacı, davalı üniversitenin Tıp Fakültesinde öğrenci olarak eğitimine devam ettiğini, Üniversiteye kaydolmasındaki en büyük etkenin, her yıl yalnızca %5 oranında zam yapılacağına ilişkin Üniversitenin taahhütleri olduğunu, üniversitenin tercih kılavuzlarında, reklam afişlerinde, broşürlerinde, tanıtımlarında, kendi resmi internet sitesindeki haberlerinde "OKUDUĞUN SÜRE BOYUNCA EĞİTİM ÜCRET ARTIŞI YILLIK %5’İ GEÇMEYECEK!" şeklinde bir politika izlediğini, Üniversitenin yatay geçiş dönemleri geçirildikten fahiş oranlarda zam yaparak öğrencilerini kayıt yaptırmaya zorladığını, Mütevelli Heyetinin 24.08.2022 tarihli ve 2022/23 sayı numaralı kararı ile bir önceki yılın ücretleri üzerinden azami sınır olarak 2022 yılı Temmuz ayı TÜFE oranı olan %79,60 artış ile belirlendiğini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılı için Üniversiteye 71.287,00 TL tutarında ödeme yaptığını, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı için ise kayıt yenileme ücretinin %5 artış ile 74.851,35 TL olması gerekirken 124.293,00 TL ödediğini, sonuç olarak 49.441,65 TL fazladan ödeme yapmak zorunda kaldığını bu tutarın iadesini talep etmiştir.
İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi'nin 2024/558 E., 2025/478 K. Sayılı kararıyla; üniversitenin bina duvarında asılı afişte "Okuduğun süre boyunca eğitim ücret artışı yıllık %5i geçmeyecek" ibaresinin yer aldığı, yine broşür ve reklamlarda davalı Üniversitenin %5 ücret arttırımı vaadinde bulunduğunun görüldüğü, taraflar arasındaki eğitim sözleşmesinin sözlü olarak kurulduğunun anlaşıldığı, bu durumun davacı öğrencinin davalı Üniversiteyi seçmesinde etkisi olacağının sabit olduğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 14/2 maddesi uyarınca, sağlayıcı sıfatı olan davalı Üniversitenin, ilan, reklam, broşür ve kataloglarda vaat ettiği eğitim ücretlerinde yalnızca %5 ücret arttırımı yapılacağı vaadi nedeniyle sözleşmeyi bu şartlarda ifa etmekle yükümlü olacağı nedeniyle davanın kabulüne karar vermiş; karara karşı, süresi içinde davalı istinaf isteminde bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin 2025/1728 E., 2025/1802 K. sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş karara karşı davalı tarafından temyiz yoluna başvurulmuş karar Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 13.05.2026 tarihli 2025/5520 E., 2026/3074 K. Sayılı ilamıyla BAM Dairesi'nin kararı onanmıştır.
Üniversite tarafından okul ücretinin ödenmemesi halinde bir sonraki yıl kaydının yapılmayacağı açıklandıysa bu durumda Tüketici Mahkemesi'ne tedbir talepli olarak başvurulmalıdır.
İstanbul 18. Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2025/725 E., 2025/622 K. sayılı ve 2025/869 E., 2025/748 K. sayılı kararlarında somut olayda öğrencinin eğitime erişme riski baş göstermesi halinde ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edilmesi gerektiği "Davacı öğrencinin Anayasal eğitim hakkına ulaşmasının sağlanması taraflar arasında bir önceki eğitim yılında ilk kez yapılan veya yenilenen Eğitim sözleşmesi hükümleri de gözetilmek suretiyle davacı öğrenci aleyhine davalı Üniversite Mütevelli Heyeti tarafından tek taraflı olarak resmi nitelikteki tüketici fiyat endeksinin çok üzerinde artırımla belirlenen eğitim yılı ücretini yatıramaması halinde eğitim yılı kaydının yapılamaması halinde davacı öğrenci yönünden bir yıl boyunca eğitim alamaması sonucunun doğması nedeniyle telafisi imkânsız zararların ortaya çıkmasının önlenmesi için sadece davalı üniversitenin belirlediği ve ilan ettiği kayıt yenileme tarihlerinde eğitim yılı kaydının yapılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yasal şartlarının oluştuğu" şeklinde açıklanmıştır.
İdarece yapılan düzenlemeler incelendiğinde, bireylerin Anayasal hakları olan eğitim hakkına ulaşma konusunda yoğun olarak iyileştirme yapıldığını göstermektedir. Bu düzenlemelerin okul tarafından verilen eğitim dışındaki hizmetlere (yemek, yaz okulu, takviye kursu, spor faaliyetleri vs.) de yansıtılması gerektiği kanaatindeyiz. Zira arzu ettiği eğitim ücretlerini öğrencilere dayatmakta güçlük çeken özel üniversitelerin alternatif yollara başvuracağı aşikardır. Bu sebeple en azından yaz okulu ücretlerinin okulun garantörü veya eşdeğeri olan devlet üniversitesindeki ücretlerin belirli bir katı olması, bazı faaliyetlerin ücretsiz olması ya da yemek ücretlerinin belirli bir oranda sabitlenmesi şeklindeki düzenlemelere çokça ihtiyaç duyulmaktadır.
Av. Mehmet KOÇKAVAK






