I. Genel Olarak

İcra ve iflas hukuku, kanun metinlerinden ziyade yargı içtihatlarıyla şekillenen bir hukuk dalıdır. Hal böyle olunca, aynı kanun hükmü; Yargıtay’ın, hatta bazı durumlarda Bölge Adliye Mahkemelerinin veya her bir Bölge Adliye Mahkemesi dairesinin benimsediği yoruma göre tamamen farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle icra-iflas hukukunda Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) içtihatlarına erişim, yalnızca akademik bir ihtiyaç değil; doğrudan hak kayıplarını önleyen, uygulamanın sağlıklı işlemesini temin eden kurucu bir unsurdur.

Buna karşılık Türkiye’de, Yargıtay’ın ve Bölge Adliye Mahkemelerinin icra ve iflas hukukuna ilişkin dairelerince verilen kararların tam, düzenli ve ücretsiz biçimde erişilebilir olmaması, icra hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmayan ciddi bir yapısal sorun haline gelmiştir.

II. İcra-İflas Hukukunda İçtihadın Merkezi Rolü

İcra ve İflas Kanunu (İİK), birçok maddesinde şikâyet edilebilirlik, takip türlerinin sınırları, yabancı para alacaklarına ilişkin takiplerin şekli, haczin kapsamı ve satışın sonuçları gibi konuları soyut ve açık uçlu şekilde düzenlemiştir. Bu anlamda kanun metninin, icra-iflas hukukunun pratik ihtiyaçlarını tek başına karşılamaktan uzak olduğu görülmektedir.

Nitekim yabancı para alacaklarına ilişkin takip talebinin şekli ve kapsamı, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte haczin sınırları, kıymet takdirine itirazın kesinlik sınırı ya da elektronik satışlarda hak düşürücü sürelerin hukuki niteliği gibi birçok temel mesele, kanun metninden çok Yargıtay ve BAM içtihatlarıyla belirlenmektedir.

Dolayısıyla içtihatlara erişimin kısıtlı olması, icra-iflas hukukunda hukukun fiilen bilinemez hâle gelmesi sonucunu doğurmakta; bu durum, hukuki güvenliği ve öngörülebilirliği doğrudan zedelemektedir.

III. İcra-İflas İçtihatlarına Erişim Engeli Gerçeği

1. Resmî Kaynakların Yetersizliği

Bugün itibarıyla Yargıtay’ın resmî internet sitesinde, icra ve iflas hukukuna ilişkin kararların yalnızca çok sınırlı bir bölümü yayımlanmaktadır. Bir başka ifade ile, günlük uygulamayı doğrudan etkileyen kararlarının büyük çoğunluğu erişime açık değildir. Benzer bir yetersizlik, Bölge Adliye Mahkemesi kararları bakımından da söz konusudur.

UYAP sistemi ise yalnızca tarafı olunan dosyalarla sınırlı olup, uygulayıcıların genel ve sistematik biçimde emsal karar arayabileceği bir fonksiyon fiilen bulunmamaktadır. Bu nedenle icra-iflas hukukunda en fazla ihtiyaç duyulan içtihatlar, resmî ve ücretsiz kaynaklarda düzenli şekilde yer almamaktadır.

2. Ücretli Veri Tabanlarına Bağımlılık

Bu boşluk, özel hukuk veri tabanları tarafından doldurulmaktadır. Ancak bu durum, icra-iflas hukuku bakımından önemli sakıncalar doğurmaktadır. Aynı takip türüne ilişkin olarak farklı icra dairelerinde farklı uygulamaların ortaya çıkması, hangi işlemin şikâyete tabi olduğu ya da hangi sürenin hak düşürücü nitelik taşıdığı konusunda ciddi bir öngörülemezlik yaratmaktadır.

Bu tablo, icra hukukunun temel ilkelerinden biri olan takip güvenliği ilkesini doğrudan zedelemekte; icra-iflas hukukunu öngörülebilir bir sistem olmaktan çıkararak, bilgiye erişim imkânına göre değişen riskli bir alan hâline getirmektedir.

Bu nedenle Yargıtay’ın iflas hukukuna ilişkin kararları ile Bölge Adliye Mahkemelerinin içtihat niteliği taşıyan örnek kararlarının, kişisel verilerden arındırılarak anonimleştirilmiş biçimde ve ücretsiz olarak yayımlanması zorunludur. Bu kapsamda UYAP bünyesinde işlevsel bir emsal karar arama modülünün oluşturulması da kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.

IV. İçtihatların Yayınlanmasının Yanlış ve Eksik Karar Dolaşımını Önleyici İşlevi

Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarının resmî ve güvenilir kaynaklarda düzenli biçimde yayımlanmaması, yalnızca erişim sorununa yol açmamakta; aynı zamanda internet ortamında dolaşımda bulunan yanlış, eksik ya da bağlamından koparılmış karar metinlerinin çoğalmasına da zemin hazırlamaktadır.

Uygulamada, doğruluğu ve güncelliği teyit edilemeyen içtihatlara dayanılarak yapılan hukuki değerlendirmeler; gerek taraflar gerekse mahkemeler bakımından hatalı sonuçlara yol açabilmektedir. Bu durum, hem savunma hakkının etkin kullanımını zedelemekte hem de yargı kararlarının tutarlılığına olan güveni sarsmaktadır.

İçtihatların resmî ve açık platformlarda yayımlanması, yalnızca erişimi kolaylaştırmakla kalmayacak; aynı zamanda kullanılan içtihadın gerçekliğinin, kapsamının ve güncelliğinin taraflar ve mahkemelerce kolaylıkla teyit edilebilmesini sağlayacaktır. Böylece yanlış veya eksik karar dolaşımının önüne geçilmesi mümkün hâle gelecektir.

Sonuç

İcra ve iflas hukukunda Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarına erişimin kısıtlı olması, yalnızca teknik bir eksiklik değil; takip güvenliğini ve hukuki öngörülebilirliği ortadan kaldıran yapısal bir problemdir. İçtihatların fiilen ücretli veri tabanlarına mahkûm edilmesi, icra-iflas hukukunu bilgiye dayalı bir ayrıcalık alanına dönüştürmektedir.

Oysa icra-iflas hukuku, herkes için aynı ölçüde açık, öngörülebilir ve erişilebilir olmak zorundadır. İçtihatların resmî, ücretsiz ve doğrulanabilir biçimde yayımlanması; hem uygulama birliğinin sağlanması hem de yanlış ve eksik kararların hukuk pratiğinde yol açtığı sakıncaların ortadan kaldırılması bakımından zorunludur.