Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin feshedilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararnamesi Resmi Gazete’de yayımlandı. İlk imzacılarından olan Türkiye, Sözleşme’yi imzaya açıldığı 11 Mayıs 2011 tarihinde imzalamış, 14 Mart 2012 tarihinde ise TBMM' de onaylanmıştır. Sözleşme ismini İstanbul'da imzaya açılmasından almıştır. İstanbul Sözleşmesi; kadınlar çocuklar ve korunması gereken bireyler açısından hayati öneme haiz bir sözleşmedir. Bu sözleşme ile, ilk kez uluslararası bir sözleşme İstanbul ismiyle anılmıştır. Bu isim 2011 yılında Türkiye için bir ayrıcalık olarak lanse edilmiştir.

Uluslararası bir sözleşmenin nasıl yürürlüğe gireceği Anayasa md 87 de düzenlenmiştir. "Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesinhesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak..." şeklinde belirtldiği üzere bu husus TBMM'ye tanınmış bir yetkidir. Anayasanın bu açık hükmüne göre uluslararası bir sözleşmenin yürürlüğe konulması yetkisi TBMM'ye tanınmıştır. İstanbul Sözleşmesi de bu yetkiye istinaden TBMM tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiş bir sözleşmedir.

Son zamanlarda, İstanbul Sözleşmesi hakkında birtakım tartışmalar mevcuttu. Bir kesimce, ısrarlı bir şekilde İstanbul Sözleşmesi'nin Türk örf ve adetine uygun düşmediği, aile yapısını ortadan kaldırdığı, eşleri birbirine düşman ettiği gibi gerçekle ilgisi olmayan birtakım argümanlar ileri sürerek sözleşmenin kaldırlması gerektiği konusunda kamuoyu oluşturmaya çalışılmıştır. Aslında bu argümanları ortaya koyanlar; İstanbul Sözleşmesi'nin temel amacını kavrayamamış, sözleşmenin korumayı amaçladığı kesime ve sözleşmede yer alan kavramlara hakim olmayarak yorum yapmaktadırlar. Bu tutum; İstanbul Sözleşmesi'nin sığ, dar ve herhangi bir dayanağı olmayan bir görüşle eleştirildiğini gözler önüne sermektedir. Toplumda korunması gereken kesimlerin, devlete yüklenmiş olan pozitif yükümlülüğün gereği olduğu hususu gözden kaçırılmaktadır.

TARAF OLUNAN ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERDEN NASIL ÇIKILIR?

Uluslararası sözleşmelerin feshedilerek, sözleşmelerden çıkma yetkisi TBMM'ye aittir.

Milletlerarası Andlaşmaları Uygun Bulma başlığını taşıyan Anayasa Madde 90

"Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır...USULÜNE GÖRE YÜRÜRLÜĞE KONULMUŞ MİLLETLERARASI ANDLAŞMALAR KANUN HÜKMÜNDEDİR..." şeklinde düzenlenen hükümden de anlaşılacağı üzere usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir.

Anayasa madde 87; "Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesinhesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir." şeklinde düzenlenmiştir.

Anayasanın 87 ve 90. maddeleri uluslararası sözleşmelerin kanun hükmünde olduğunu ve bunu kabul etme yetkisinin de TBMM' de olduğunu açıkça düzenlemiştir. Burada artık yetkinin kullanımı ve yetkili merciinin kim olduğu konularında yorum yapılacak bir boşluk bulunmamaktadır. İstanbul Sözleşmesi'nin bir geceyarısı kararnamesiyle ortadan kaldırabilmesi mümkün değildir. Bunun için takip edilmesi gereken usuli bir süreç söz konusudur. 11 Mayıs 2011 tarihinde imzalanan, 14 Mart 2012 tarihinde onaylanan İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilebilmesi için bazı şartlar yerine getirilmelidir. Takip edilmesi gereken basamaklar şu şekildedir:

- ÖNCELİKLE TBMM TARAFINDAN KARAR ALINMASI GEREKMEKTEDİR. (Cumhurbaşkanı kararıyla bu şekilde bir fesih hukuken mümkün değildir.)

- AKABİNDE AVRUPA KONSEYİ GENEL SEKRETERİNE BİLDİRİM YAPILMASI GEREKMEKTEDİR.

- BUNUNLA BİRLİKTE BU FESHİN, KONUYA İLİŞİN BİLDİRİMİN AVRUPA KONSEYİ GENEL SEKRETERLİĞİ'NE ULAŞTIRILDIĞI TARİHTEN İTİBAREN 3 AYLIK SÜRENİN BİTİMİNİ İZLEYEN AYIN BİRİNCİ GÜNÜNDE HÜKÜM DOĞURACAĞINI DA BELİRTMEK GEREKİR.

USÜLDE PARALELİK İLKESİ

Anayasa madde 90/a ve Anayasa md 87'ye göre Uluslararası Anlaşmaların, onaylanması ve yürürlüğe girmesi TBMM'nin yetkisindedir. Bununla birlikte, işlem yapılırken uyulan usul ve esaslara kanunda aksi yönde bir hüküm bulunmaması durumunda aynı işlemin kaldırılması, geri alınması sırasında da uyulmasını belirten bir idare hukuku ilkesi olan "Usulde Paralellik" ilkesi gereğince; bir idari işlem ancak tesis eden makam tarafından geri alınabilir. Uluslararası Anlaşmalar bir kanun hükmündedir ve kanun hükmünde olan bu anlaşmalar ancak kanunla kaldırılabilir. Bir kanun, Anayasa 87 ve 90/a maddelerine göre, Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle yürürlükten kaldırılamaz.

Bu usulü meselelerin yanında, ayrıca hangi konularda Cumhurbaşkanı kararnamesiyle değişiklik yapılabileceği hususuna dikkat çekmek gerekir. Cumhurbaşkanının hangi konuda kararname düzenleyemeyeceğine ilişkin Görev ve Yetkileri başlığını taşıyan Anayasa madde 104;

"...Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir...." şeklinde açıkça düzenlenmiştir. Bu hükme göre Anayasanın bir ve ikinci bölümünde yer alan temel hak ve ödevlere dair hususlar, Cumhurbaşkanı kararnameleriyle düzenlenemez. İstanbul Sözleşmesi, niteliği itibariyle temel hak ve ödevler hususunda düzenleme getiren bir sozlesmedir. Temel hak ve ödevleri düzeleyen, şiddet mağduru kadınlar başta olmak üzere korunmaya muhtaç kesimin haklarını düzenleyen, işkence ve eziyet yasağıyla doğrudan bağlantılı olan İstanbul Sözleşmesi, TBMM tarafından onaylayıp yürürlüğe girdiği anda artık bir kanundur. Anayasa madde 104 gereği, bir Cumhurbaşkanı kararnamesi ile bir uluslararası sözleşme kaldırılamaz.

CUMHURBAŞKANI KARARNAMESİYLE ANCAK KANUNDA SOMUT BİR DÜZENLEME BULUNMAYAN ALANLARA MÜDAHALE EDİLEBİLİR ( TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER BUNUN DIŞINDADIR)

Temel hak ve ödevler ancak kanunla düzenlenebilir . Kanunla düzenlenen bir konuda Cumhurbaşkanı kararnamesiyle düzenleme yapılamayacağı Anayasa madde 104’te açıkça düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanı, YÜRÜTME yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler hakkında kararname düzenleyemez.

Bununla birlikte, Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda ve kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.

Cumhurbaşkanı tarafından İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin kararname çıkarılmış olsa da, Anayasaya göre İstanbul Sözleşmesi feshedilmemiştir, hukuk diliyle kellem yekündür. (Yok hükmündedir.) Hukuki süreç olarak bunun yok hükmünde olduğunu tespit etmek de Anayasa Mahkemesinin görevidir.

Anayasada bu açıklıkta düzenlenen bir konuda Cumhurbaşkanınca çıkarılan bu kararname ile TBMM'nin yetkisinde olan bir konuya müdahale edilmesi, "fonksiyon gaspı"dır. Çünkü Cumhurbaşkanı, Meclisin yerine geçerek yasa ile yapılacak bir işlemi kararname ile yapmıştır. Cumhurbaşkanının 20.03.21 tarihli kararı, Anayasa Mahkemesi'ne taşındığında, Anayasa Mahkemesi tarafından hukuka aykırılığı tespit edilerek iptal ettirilecektir.

Kadınların uzun mücadeleler sonucunda İstanbul sözleşmesi ile vücut bulan haklarının, bir kararname ile ortadan kaldırılması mevcut hukuk düzenimizde mümkün değildir. Bu fesih, devletin kadın hakları ve kadına şiddet meselesinde nerede durduğunun bir göstergesidir. Hukuka göre sözleşme hala yürürlüktedir, çünkü Cumhurbaşkanının bu kararı yoklukla maluldur. AYM'nin yapması gereken, Cumhurbaşkanı kararnamesinin iptali ile bu hukuki karışıklığı ortadan kaldırmak olacaktır. İstanbul Sözleşmesi'ni kaldıracak güç ve yetki tamamen TBMM’ye aittir.

Dramatik olan; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün hemen sonrasında, kadınlar için "İstanbul Sözleşmesi yaşatır!" sözüyle sloganlaştırılan sözleşmenin bir gece yarısı ansızın feshedilmiş olmasıdır. İstanbul Sözleşmesi, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kaldırılmış olsa da "İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!"

>> İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NİN TAM METNİ İÇİN TIKLAYINIZ