Daha önce Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçlarında Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Tatbik Zamanı ve Kapsamı başlıklı yazımızda[1]; etkin pişmanlık müessesesinin tatbiki için failin yakalanmasına hizmet ve yardım ettiği şahsın mutlaka birlikte suç işlediği şahıs olmasının gerekip gerekmediği veya bir başka uyuşturucu veya uyarıcı madde suçunu ihbar ettiğinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı sorularına cevap aranmış ve uygulamadan örnekler verilmişti.

Bu yazımızda ise; uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarında etkin pişmanlık düzenlemesinde geçen suç ortakları kavramından ne anlaşılması gerektiği ve bu konuda Yargıtay görüşü ile failin maddeleri sattığı kişinin, yani alıcının ismini verdiği durumda etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanıp faydalanamayacağı değerlendirilecektir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Etkin pişmanlık başlıklı 192. maddesinin 3. fıkrasına göre; “Bu suçlar haber alındıktan sonra, gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir”.

Madde metninden; failin diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanacağını düzenlemekle, burada soru, “suç ortakları” ifadesinden ne anlaşılması gerektiğidir.

Örneğin; uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satan kişinin, maddeyi kime veya kimlere sattığını söylemesi halinde, failin yargı makamlarına bu yardımı, TCK m.192/3 uyarınca etkin pişmanlık olarak değerlendirilebilir mi?

Önceki yazımızda da değindiğimiz; mülga Türk Ceza Kanunu döneminde verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.1990 tarihli, 1990/5-231 E., 1991/250 K. sayılı kararına göre; “Sanık suçu haber aldıktan sonra olsa bile, uyuşturucu maddeyi sağladığı kişiyi veya uyuşturucu maddenin bulunduğu yeri bildirmekle suçlu ve suça konu maddenin ele geçirilmesine, dolayısıyla genel kamu esenliğini korumaya yönelik uyuşturucu madde temin suçuyla mücadeleye katkıda bulunmuş olacağından, olaydaki konumu TCK’nın 64. ve 65. maddelerinde açıklanan biçimde iştirak koşullarında olmasa bile hakkında cezadan özel indirimi düzenleyen TCK’nın 404/son maddesinin uygulanması gerekir”.

Bu kararda tartışma; failin uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi temin ettiğini şahsı söylemesi sonucu o şahısta uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunmakla birlikte o şahıs hakkında satmadan değil, kullanmak için bulundurmadan ceza verilmesinin etkin pişmanlığa engel olup olmamasıdır ki, Yargıtay Ceza Genel Kurulu burada, “suça konu maddenin ele geçirilmesine, dolayısıyla genel kamu esenliğini korumaya yönelik uyuşturucu madde temin suçuyla mücadeleye katkıda bulunmuş olacağından”, suça iştirak etmese ve şahıs hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde satmadan ceza verilmese bile, failin hizmet ve yardımı etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmiştir.

Bu düşünceye göre; TCK m.188/3 uyarınca aynı suçun faili olmasa, örneğin TCK m.188/3 kapsamında yasak maddeyi satın almasa veya kabul etmese bile, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak amaçlı olan satın alan veya kabul eden şahsın isminin verilmesi durumunda, bu kişinin isminin verilmesi ve yakalanmasının sağlanması TCK m.192/3 kapsamında değerlendirilmelidir.

5237 sayılı Kanun döneminde ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.01.2019 tarihli, 2017/10-973 E., 2019/54 K. sayılı kararında da yazı konumuzla ilgili şu değerlendirme yapılmıştır: “Maddede belirtilen ‘Suç ortakları’ kavramı geniş yorumlanmalı, sadece TCK'nın 37, 38 ve 39. maddeleri anlamında suça iştirak edenler değil, uyuşturucu madde suçuna katılan ya da başka bir uyuşturucu madde ile ilgili suç işleyen herhangi bir kimse olarak anlaşılmalıdır. ‘Yakalanması’ sözcüğü de, ‘suç ortaklarının yakalanması ya da kim olduğunun belirlenmesi’ olarak kabul edilmelidir. Failin indirimden yararlanabilmesi için; suç ortağının veya uyuşturucu maddeyi satın aldığı ya da sattığı kişinin veya başka bir uyuşturucu madde suçunu işleyen şahsın yakalanmasına, kim olduğunun belirlenmesine katkıda bulunmasının yanı sıra ortaya çıkartılan suçun failin işlediği suça eşdeğer veya daha ağır bir suç olması gerekmektedir”[2].

Yargıtay Ceza Genel Kurulu; 24.01.2019 tarihli kararında, suç ortakları kavramının geniş yorumlanması gerektiğine işaret ederken, ilgili suçun sadece TCK m.37 kapsamında değil, TCK m.38 ve m.39 kapsamında ortağı hakkında hizmet ve yardımın da etkin pişmanlığa konu edilebileceği belirtmek istemiş, “ortaya çıkartılan suçun failin işlediği suça eşdeğer veya daha ağır bir suç olması gerekmektedir” açıklamasına yer vermek suretiyle de TCK m.188/3’den şüpheli veya sanık olan failin, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan veya kabul eden kişiyi söylemesi ve yakalanmasını sağlaması durumunda, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanamayacağını ortaya koymuştur.

Buna göre; TCK m.192/3’de suç ortağı ifadesi yer aldığından, ilgili suçu hangi iştirak derecesinde işlerse işlesin birlikte icra eden şahısların yakalanmasına hizmet ve yardım edilmesi, etkin pişmanlığa konu edilebilecek, cezası daha hafif suçun failinin yakalanmasına (TCK m.190, m.191) hizmet ise etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmeyecektir[3].

Bunun yanında karara göre; her ne kadar madde metninde suç ortağı ifadesi yer alsa da, “uyuşturucu madde suçuna katılan ya da başka bir uyuşturucu madde ile ilgili suç işleyen herhangi bir kimse” ile ilgili bilgi verilmesi de yardım olarak nitelendirilmelidir[4]. Yani iştirak iradesi içinde olmasa bile, bir başka uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu işlendiğinin bilgisinin verilmesi, etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilir. Genel Kurul buna gerekçe olarak; tıpkı 1990 yılında verilen kararda olduğu gibi, genel kamu esenliğini göstermiştir.

Ancak belirtmeliyiz ki; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu kararında, hem başka bir uyuşturucu veya uyarıcı madde ile ilgili suç işlemeyi etkin pişmanlığa dahil etmesi ve hem de başka bir suçun cezasının daha hafif olmamasını araması kanaatimizce isabetli olmamıştır. Burada Sayın Genel Kurulun; kararında da atıfta bulunduğu genel kamu esenliği ön planda tutulmakla birlikte, TCK m.192/3’de suç ortağı ifadesi yer aldığından bu tabir, atılı suçu birlikte işlemeyi kapsadığından, uyuşturucu veya uyarıcı madde ile yakalanan şahsın, atılı suçla iştirak iradesi olmayan bir başka kişinin bilgilerini paylaşıp o şahsın da yasak madde sattığını yargı mercileri ile paylaşması, etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmemelidir[5].

Gökcan - Artuç’a göre de; “Failin suç ortaklarından anlaşılması gereken, yalnızca fail ile iştirak halinde suçu işleyen kimseler değildir, failin bildirdiği kimseler, faille birlikte suç işleyen kimseler, örneğin faille ortak olarak suç işleyen, faili suça azmettiren, faile yardım eden, asıl suçu işleyen kimse ise, etkin pişmanlık hükümleri uygulanacaktır. Yine failin, suç işlediğini bildirdiği kimseler suç ortağı olmasa bile, faille herhangi bir şekilde irtibata geçen, uyuşturucu maddeyi sağlayan, satın alan, kabul eden, faile herhangi bir aşamada yardım eden veya failin yardım ettiği herkes bu kapsamda değerlendirilmelidir. Örneğin failin uyuşturucu maddeyi sattığı veya aldığı kimse failin suç ortağı değildir, ancak faille irtibata geçen kimsedir, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması için bu kimselerin bildirilmesi bile yeterlidir”[6]. Gökcan - Artuç’un bu görüşünü; yazımızın başında yer verdiğimiz, 1990 yılında verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı ile ilişkilendirdiğini görmekteyiz.

Sonuç olarak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu döneminde Genel Kurulun, yazımızın konusu ile ilgili görüşünü belirlediğini, kendi içinde farklılıklar/çelişkiler barındırdığını düşünsek de, bu görüşün genel kamu esenliği ve suçla mücadeleye dayandırdığını, ancak bu görüşün madde metni ile örtüşmediğini, yine aynı olayda olmasa bile aynı veya ağır nitelikte suçlar açısından diğer suç ortağı hakkında olmayan etkin pişmanlığın kabul edilip, hafif cezayı gerektiren suçlarda etkin pişmanlığın kabul edilmemesinin isabetli olmadığını, kanaatimizce şüpheli veya sanığın, atılı suçun işlenmesine TCK m.37, m.38 ve m.39’dan hangisi olursa olsun iştirak eden şahısların isimlerinin vermesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin tatbikinin gerekeceğini, ancak bunun yanında, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde sattığı kişilerin, yani müşterilerinin kimliklerini bildirmesi, uyuşturucu veya uyarıcı madde imali, ithali, ihracı veya ticareti suçlarından etkin pişmanlıkta bulunmak suretiyle yararlı bilgiler verilerek, bu suçların failleri (TCK m.37) ile suçlara iştirak edenlerin (TCK m.38 ve m.39) yakalanmalarına ilişkin yararlı bilgiler verildiğinin kabulü anlamına gelmeyeceğini ifade etmek isteriz.

Yeri gelmişken; TCK m.192/3’de geçen suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet veya yardım eden kişinin ibaresinden, suçun net bir şekilde ortaya çıkarılması veya fail veya suça iştirak edenlerin yakalanması olarak anlaşılması gerektiğinden bahisle, etkin pişmanlık uygulamasının daraltıldığını, her ne kadar lafzi yorumdan hareketle bu sanık aleyhine daraltmanın doğru olduğu söylense de, madde metni okunduğunda ve kanun koyucunun amacına bakıldığında, suçun meydana çıkmasında veya fail veya suça iştirakçilerin yakalanması için elverişli bilgilerin teyit edildiği durumda, sanık hakkında etkin pişmanlıktan ceza indirimine gidilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Ancak uygulamada; TCK m.192/3’ün bu şekilde yorumlanmadığını görmekle, yardım etmeye dönük elverişli bilginin suçun ortaya çıkarılmasının veya fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasının sağlanması gerektiği yönünde kararların olduğu, fakat bu tür kabullerin sanık aleyhine katı değerlendirme sayılacağı ve “kanunilik” ilkesi nedeniyle de hükümde geçen ibareyi karşılamadığı izahtan varestedir.

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Ertekin Aksüt

(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

-----------

[1] https://www.hukukihaber.net/uyusturucu-veya-uyarici-madde-suclarinda-etkin-pismanlik-hukumlerinin-tatbik-zamani-ve-kapsami Çevrim İçi Erişim Tarihi: 22.12.2025.

[2] Aynı yönde Yargıtay CGK, 11.02.2020, 2018/20-294 E., 2020/72 K.; 16.09.2021, 2020/427 E., 2021/402 K.; 12.07.2023, 2022/486 E., 2023/397 K.; 13.12.2023, 2022/369 E., 2023/656 K.; 05.02.2025, 2024/51 E., 2025/47 K.

[3] Aksi yönde görüş için bkz. A. Caner Yenidünya, Zafer İçer, “Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçlarında Etkin Pişmanlık”, Fasikül Dergisi, Sayı:38, Ocak 2013, s.30.

[4] Yusuf Yaşar, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçları (TCK m.188, m.192), Seçkin Yayıncılık, 3. Baskı, Ankara, 2019, s.427-428; Şahin Kurt, Ela Kurt, Uygulamada Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara, 2007, s.221.

[5] Aynı yönde görüş için bkz. Birsen Elmas, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Adalet Yayınevi, 6. Baskı, Ankara, 2024, s.1083.

[6] Hasan Tahsin Gökcan - Mustafa Artuç, Yorumlu - Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi, 4. Cilt (m.141-196), Adalet Yayınevi, Ankara, 2021, s.6754.