T.C.
Yargıtay
10. Ceza Dairesi
2021/7343 E., 2025/5538 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/30 E., 2016/18 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ithal etme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : 1. Sanık ... yönünden bozma
2. Sanık ... yönünden onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyiz etmeye hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Sanık ... hakkında "Uyuşturucu madde ithal etme" suçundan kurulan hükmün incelenmesi:
Sanığın, UYAP Bilişim Sisteminden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 18.06.2018 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden; diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararının 1412 sayılı CMUK'un 321/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği sanığın ölümü nedeniyle, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
2. Sanık ... hakkında "Uyuşturucu madde ithal etme" suçundan kurulan hükmün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların aşağıda belirtilen dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1. 05.11.2013 tarihli eylemde, diğer sanık ...'a gönderilen ve içinde suç konusu uyuşturucu maddenin olduğu gönderinin kendisine ait olduğunu söyleyerek, suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Sanığın 05.11.2013 tarihli eylemi sabit ise de; 13.11.2013 tarihli eylemde suç konusu uyuşturucu maddenin yurt dışından getirildiğine ilişkin delil bulunmadığı aşamada, kendi beyanı ile “uyuşturucu madde ithal etme” suçunu ortaya çıkaran sanık hakkında, etkin pişmanlığı nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 192/1. maddesi uyarınca "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, şartları oluşan şahsi cezasızlık nedeni göz ardı edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde öngörülen "zincirleme suç" hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğnameye aykırı olarak, Üye ...'in sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 35. maddesinin uygulanması gerektiğine dair ek gerekçesi ve oybirliği ile hükmün BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
E K G E R E K Ç E
05.11.2013 ve 13.11.2013 tarihlerinde Sabiha Gökçen Havalimanı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü görevlilerince sanık adına yurt dışından gelen gönderilerde yapılan incelemede toplamda net 471 gram sentetik kannabinoid içeren madde ele geçirilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda sanığın zincirleme bir şekilde uyuşturucu madde ithal etme suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Olay tutanağı ve dosyada mevcut diğer belgeler incelendiğinde, sanık ... adına yurt dışından gönderilen gönderilerin henüz sanıklar tarafından teslim alınmadan, gönderilerin içinde bulunan uyuşturucu maddenin Sabiha Gökçen Havalimanı Kargo Bölümünde ele geçirildiği, dolayısıyla sanıkların işlediği kabul edilen uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunun tamamlanmadığı ve teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır.
Doktrinde ithal, “uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin maddeten, Türkiye’nin siyasi sınırlarının herhangi bir yerinden sokulması” (Erman/Özek’ten aktaran: Birsen Elmas, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara 2020, s. 63) olarak tanımlanmakla birlikte, gümrüğe tabi işlemlerde uyuşturucu maddenin Türkiye’ye sokulabilmesi için gümrük kontrolünden herhangi bir şekilde geçirilmesi gereklidir. Gümrük kontrolünün amaçlarından biri kaçak veya yasak eşyanın ülkeye girişinin önlenmesi olup, gümrük işlemleri sırasında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin polis ya da gümrük görevlisi gibi yetkililer tarafından yakalanması halinde, maddenin ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, ithal suçunun tamamlandığından söz edilemez. Zira uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme, esas itibarıyla maddenin ülkeye sokulduktan sonra satılması, satışa arz edilmesi ya da başkalarına verilmesi gibi kullanmak amacı dışındaki eylemlerin icrasına yönelik olarak işlenen bir suç olup, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük işlemleri sırasında yakalanması halinde, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya ithal suçunun icrasına başlayan failin elinde olmayan nedenlerle, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulmasına engel olunarak ithal suçunun tamamlanması ve aynı zamanda maddenin ülke içinde satışı, satışa arz edilmesi ve başkalarına verilmesi gibi tasarruflarda bulunulması önlenmektedir.
Yukarıda açıklanan görüş doktrinde de bir kısım yazarlar tarafından benimsenmektedir. Örneğin İltaş, “Gümrük kapısı olan yerler bakımından suça konu olan ve saklanan/bildirilmeyen maddenin gümrük işlemleri sırasında yetkililer tarafından yakalanması halinde failin tamamlanmış ithal suçundan dolayı değil de ithal suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılması gerektiği” görüşündedir (Yiğit İltaş, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 192). Savaş/Mollamahmutoğlu’na göre de, "İthal suçu: maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yabancı ülkeden yurda gümrükte saklanarak veya beyan edilmiyerek sokulması ile tamamlanır. Fail gümrükte işlemler sırasında yakalanmış ise suç tamamlanmamıştır. Eylem … teşebbüs derecesinde kalmıştır.” (Vural Savaş - Sadık Mollamahmutoğlu, Türk Ceza Kanununun Yorumu, 3. Cilt, Seçkin Yayınevi, Ankara 1999, s. 3609-3610).
Öte yandan, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinin yirmibirinci fıkrasında yer alan ve kaçak eşya ithal etme fiillerini de kapsayan, "Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır." hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın "Göçmen kaçakçılığı" başlıklı 79. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesindeki, yasal olmayan yollardan yabancıların ülkeye sokulması fiilini de içeren, "Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur." şeklindeki hüküm; kanun koyucu tarafından, kaçak eşya veya insanların ülkeye sokulurken ele geçirilmesi ya da yakalanması halinde eylemin "teşebbüs aşamasında" kaldığının kabul edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla, Dairemizin yerleşik kararlarında, uyuşturucu madde ithal etme suçunun neticesi harekete bitişik suç olması nedeniyle bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı görüşü benimsenmekte ise de; 5237 sayılı TCK'nın 188/1. maddesinde, uyuşturucu madde ithal etme suçu bakımından, eylem teşebbüs aşamasında kalsa dahi tamamlanmış gibi cezaya hükmolunacağına dair bir hükme yer verilmemiş olması, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulurken ele geçirilmesi durumunda, teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Bu açıklamalar ışığında, kargo ile yurt dışından istenilen uyuşturucu maddeler bakımından da uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunun tamamlanması için suça konu maddelerin ülkeye sokulması yeterli olmayıp, gümrük incelemesini müteakiben sanıkların "fiili hâkimiyetine" geçmesi gereklidir. Somut olayda, Sabiha Gökçen Havalimanı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü görevlilerince sanık ... adına yurt dışından gönderilen paketler alıcısına teslim edilmeden açılarak uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. Dolayısıyla, görevlilerce uyuşturucu maddenin gümrükten geçirilmesine ve ülkeye sokularak sanık ...'un fiili hâkimiyetine geçmesine engel olunduğundan, sanık ... elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başladığı uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunu, elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamış ve işlediği suç teşebbüs aşamasında kalmıştır.
Bu itibarla, sanık ....un işlediği uyuşturucu madde ithal etme suçu teşebbüs aşamasında kaldığından, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tayin edilen cezadan aynı Kanunun 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, sanığın eylemi tamamlanmış suç olarak kabul edilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır. Dolayısıyla sanık ... hakkındaki bozma kararına bu gerekçenin de eklenmesinin isabetli olacağı düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne ek gerekçeyle iştirak ediyorum. 13.05.2025
---
T.C.
Yargıtay
10. Ceza Dairesi
2024/6048 E., 2024/24290 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ithal etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına,
2. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
3. Arama kararı olmadan araçta arama yapılmasının hukuka aykırı olduğuna,
4. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına,
5. Eylemin uyuşturucu madde ithali olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğuna,
İlişkindir.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına, 5237 sayılı TCK'nın 188/1. maddesinin uygulanmasına, gümrük sahasında yapılan arama işleminde bir hukuka aykırılık bulunmadığına, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.10.2024 tarihinde karar verildi.
(K.O.)
K A R Ş I O Y G E R E K Ç E S İ
31.07.2021 tarihli Yakalama, Cumhuriyet Savcısıyla Görüşme, Talimat Alma, El koyma ve Gözaltına Alma Tutanağına göre, 30.07.2021 tarihinde saat 14.03'de şoförü olduğu tırla Türkiye’ye giriş yapmak üzere, Esendere Gümrük Sahasına gelen sanığın aracının dorse kısmında yapılan x-ray taramasında şüpheli yoğunluk tespit edilmesi üzerine gerçekleştirilen detaylı arama neticesinde, termoking motoruna ait radyatör parçası ile fan motoru arasında bulunan doğal boşlukta 140 paket halinde 35.418,99 gram eroin ele geçirildiği olayda; yapılan yargılama sonucunda sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçundan dolayı mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Olay tutanağı ve dosyada mevcut diğer belgeler incelendiğinde, Esendere Gümrük Giriş Kapısında yapılan işlemler sırasında sanığın aracında yapılan arama neticesinde uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, görevlilerin müdahalesi nedeniyle sanığın aracında bulunan uyuşturucu maddeyi gümrükten geçiremediği, dolayısıyla sanığın işlediği kabul edilen uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunun tamamlanmadığı ve teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır.
Doktrinde ithal, “uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin maddeten, Türkiye’nin siyasi sınırlarının herhangi bir yerinden sokulması” ( aktaran: , Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara 2020, s. 63) olarak tanımlanmakla birlikte, gümrük (sınır) kapılarının bulunduğu yerlerde uyuşturucu maddenin Türkiye’ye sokulabilmesi için gümrük kontrol noktasından herhangi bir şekilde geçirilmesi gereklidir. Gümrük kontrolünün amaçlarından biri kaçak veya yasak eşyanın ülkeye girişinin önlenmesi olup, gümrük işlemleri sırasında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin polis ya da gümrük görevlisi gibi yetkililer tarafından yakalanması halinde, maddenin ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, ithal suçunun tamamlandığından söz edilemez.
Zira uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme, esas itibarıyla maddenin ülkeye sokulduktan sonra satılması, satışa arz edilmesi ya da başkalarına verilmesi gibi kullanmak amacı dışındaki eylemlerin icrasına yönelik olarak işlenen bir suç olup, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük işlemleri sırasında yakalanması halinde, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya ithal suçunun icrasına başlayan failin elinde olmayan nedenlerle, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulmasına engel olunarak ithal suçunun tamamlanması ve aynı zamanda maddenin ülke içinde satışı, satışa arz edilmesi ve başkalarına verilmesi gibi tasarruflarda bulunulması önlenmektedir.
Yukarıda açıklanan görüş doktrinde de bir kısım yazarlar tarafından benimsenmektedir. Örneğin İltaş, “Gümrük kapısı olan yerler bakımından suça konu olan ve saklanan/bildirilmeyen maddenin gümrük işlemleri sırasında yetkililer tarafından yakalanması halinde failin tamamlanmış ithal suçundan dolayı değil de ithal suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılması gerektiği” görüşündedir (, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 192). ’na göre de, “İthal suçu: maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yabancı ülkeden yurda gümrükte saklanarak veya beyan edilmiyerek sokulması ile tamamlanır. Fail gümrükte işlemler sırasında yakalanmış ise suç tamamlanmamıştır. Eylem … teşebbüs derecesinde kalmıştır.” Türk Ceza Kanununun Yorumu, 3. Cilt, Seçkin Yayınevi, Ankara 1999, s. 3609-3610)
Öte yandan, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinin yirmibirinci fıkrasında yer alan ve kaçak eşya ithal etme fiillerini de kapsayan, "Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır." hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın "Göçmen kaçakçılığı" başlıklı 79. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesindeki, yasal olmayan yollardan yabancıların ülkeye sokulması fiilini de içeren, "Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur." şeklindeki hüküm; kanun koyucu tarafından, kaçak eşya veya insanların ülkeye sokulurken ele geçirilmesi ya da yakalanması halinde eylemin "teşebbüs aşamasında" kaldığının kabul edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla, Dairemizin yerleşik kararlarında, uyuşturucu madde ithal etme suçunun neticesi harekete bitişik suç olması nedeniyle bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı görüşü benimsenmekte ise de; 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin birinci fıkrasında, uyuşturucu madde ithal etme suçu bakımından, eylem teşebbüs aşamasında kalsa dahi tamamlanmış gibi cezaya hükmolunacağına dair bir hükme yer verilmemiş olması, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulurken ele geçirilmesi durumunda, teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Somut olayda, sanığın Türkiye’ye giriş yaparken aracında bulunan uyuşturucu maddeler gümrük işlemleri sırasında, şüphe üzerine görevliler tarafından yapılan aramada ele geçirilmiştir. Dolayısıyla, görevlilerce uyuşturucu maddenin gümrükten geçirilmesine ve ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, sanık elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başladığı uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunu, elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamış ve işlediği suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. Böyle bir durumda suçun tamamlanmış olduğunun kabul edilmesi; yurt dışından getirdiği uyuşturucu maddeyi gümrük kontrolünden herhangi bir şekilde geçiren kişilerle, görevlilerin kontrolünü aşamaması nedeniyle maddeyi gümrükten geçiremeyen kişilerin aynı hukuki statüye tabi tutulması anlamına geleceği gibi; gümrük görevlilerinin resmi vazifelerini icra ederken yaptıkları uyuşturucu maddeyi ele geçirme işlemine, gereken hukuki değerin verilmemesi sonucuna da yol açacaktır.
Bu itibarla, sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçu teşebbüs aşamasında kaldığından, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tayin edilen cezadan aynı kanunun 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, sanığın eylemi tamamlanmış suç olarak kabul edilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanık hakkında Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince verilen hükmün bozulmasına karar verilmesi yerine, temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin çoğunluk kararına iştirak etmiyorum. 21.10.2024
---
T.C.
Yargıtay
10. Ceza Dairesi
2021/12081 E., 2023/1389 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ithal etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2020/47 Esas, 2020/395 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 17 yıl 6 ay hapis ve 50.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 22.02.2021 tarihli ve 2021/214 Esas, 2021/307 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Sabit olan eylemin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğuna,
2. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
3. Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Kapıkule gümrük sahasına giriş yapan sanığa ait aracın X-Ray cihazında yapılan kontrolde şüpheli bir yoğunluk tespit edilmesi üzerine yapılan arama sonucu, zulalı halde toplam 20 paket esrar ele geçirilen olayda:
Sanığın ikrarı ve suça konu uyuşturucu maddenin miktarı dikkate alınarak uyuşturucu madde ithal etme
eyleminin sübut bulduğu gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve suça konu uyuşturucunun ülke sınırını geçtikten sonra ele geçmesi karşısında, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, eleştiri dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 22.02.2021 tarihli ve 2021/214 Esas, 2021/307 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine
gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
20.12.2019 tarihli Arama ve Olay Tespit Tutanağına göre, aynı gün saat 10.25’te binek aracıyla Türkiye’ye giriş yapmak üzere, Kapıkule Gümrük Sahasına gelen Arnavutluk pasaport hamili sanık ...’nin aracında yapılan x-ray taramasında şüpheli yoğunluk tespit edilmesi üzerine gerçekleştirilen detaylı arama neticesinde, koltukların altında gizlenmiş vaziyette 10.408 gram esrar maddesi ele geçirilmiş, sonrasında Cumhuriyet savcısına bilgi verilerek sanık gözaltına alınmıştır.
Yapılan yargılama neticesinde Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/395 K. sayılı kararıyla, sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçundan dolayı TCK’nın 188/1 ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına hükmolunmuş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 2021/307 K. sayılı kararıyla da istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Olay tutanağı ve dosyada mevcut diğer belgeler incelendiğinde, Kapıkule Gümrük Giriş Kapısında yapılan işlemler sırasında sanığın aracında yapılan arama neticesinde uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, görevlilerin müdahalesi nedeniyle sanığın aracında bulunan uyuşturucu maddeyi gümrükten geçiremediği, dolayısıyla sanığın işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunun tamamlanmadığı ve teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır.
Doktrinde ithal, “uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin maddeten, Türkiye’nin siyasi sınırlarının her hangi bir yerinden sokulması” (Erman/Özek’ten aktaran: Birsen Elmas, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara 2020, s. 63) olarak tanımlanmakla birlikte, gümrük (sınır) kapılarının bulunduğu yerlerde uyuşturucu maddenin Türkiye’ye sokulabilmesi için gümrük kontrol noktasından herhangi bir şekilde geçirilmesi gereklidir. Gümrük kontrolünün
amaçlarından biri kaçak veya yasak eşyanın ülkeye girişinin önlenmesi olup, gümrük işlemleri sırasında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin polis ya da gümrük görevlisi gibi yetkililer tarafından yakalanması halinde, maddenin ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, ithal suçunun tamamlandığından söz edilemez. Zira uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme, esas itibariyle maddenin ülkeye sokulduktan sonra satılması, satışa arz edilmesi ya da başkalarına verilmesi gibi kullanmak amacı dışındaki eylemlerin icrasına yönelik olarak işlenen bir suç olup, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük işlemleri sırasında yakalanması halinde, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya ithal suçunun icrasına başlayan failin elinde olmayan nedenlerle, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulmasına engel olunarak ithal suçunun tamamlanması ve aynı zamanda maddenin ülke içinde satışı, satışa arz edilmesi ve başkalarına verilmesi gibi tasarruflarda bulunulması önlenmektedir.
Yukarıda açıklanan görüş doktrinde de bir kısım yazarlar tarafından benimsenmektedir. Örneğin İltaş, “Gümrük kapısı olan yerler bakımından suça konu olan ve saklanan/bildirilmeyen maddenin gümrük işlemleri sırasında yetkililer tarafından yakalanması halinde failin tamamlanmış ithal suçundan dolayı değil de ithal suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılması gerektiği” görüşündedir (Yiğit İltaş, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 192). Savaş/Mollamahmutoğlu’na göre de, “İthal suçu: maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yabancı ülkeden yurda gümrükte saklanarak veya beyan edilmiyerek sokulması ile tamamlanır. Fail gümrükte işlemler sırasında yakalanmış ise suç tamamlanmamıştır. Eylem … teşebbüs derecesinde kalmıştır.” (Vural Savaş-Sadık Mollamahmutoğlu, Türk Ceza Kanununun Yorumu, 3. Cilt, Seçkin Yayınevi, Ankara 1999, s. 3609-3610).
Somut olayda, sanığın Türkiye’ye giriş yaparken aracında gizlediği uyuşturucu madde gümrük işlemleri sırasında görevliler tarafından yapılan aramada ele geçirilmiştir. Dolayısıyla, görevlilerce uyuşturucu maddenin gümrükten geçirilmesine ve ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, sanık elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başladığı uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunu, elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamış ve işlediği suç teşebbüs aşamasında kalmıştır.
Böyle bir durumda suçun tamamlanmış olduğunun kabul edilmesi; yurt dışından getirdiği uyuşturucu maddeyi gümrük kontrolünden herhangi bir şekilde geçiren kişilerle, görevlilerin kontrolünü aşamaması nedeniyle maddeyi gümrükten geçiremeyen kişilerin aynı hukuki statüye tabi tutulması anlamına geleceği gibi; gümrük görevlilerinin resmi vazifelerini icra ederken yaptıkları uyuşturucu maddeyi ele geçirme işlemine, gereken hukuki değerin verilmemesi sonucuna da yol açacaktır.
Bu itibarla, sanığın işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçu teşebbüs aşamasında kaldığından, sanık hakkında TCK’nın 188/1. maddesi uyarınca tayin edilen cezadan TCK’nın 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, sanığın eylemi tamamlanmış suç olarak kabul edilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 2021/307 K. sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmesi yerine, Bölge Adliye Mahkemesi hükmüne yönelik temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin çoğunluk kararına iştirak etmiyorum. 22.02.2023





