Cinsel Suçluların Tretmanına Özgün Yaklaşımlar
(Unique Approaches to the Treatment of Sex Offenders)
“En ciddi suçları, özellikle cinsel nitelikteki suçları işleyenler için uzun süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar doğru gözükse de gerçek şu ki, suçlular bir noktada serbest bırakılacaktır!”
Cinsel terslik (paraphilia) içinde olan bir kişi cinsel bir suç da işlememiş olabilir. İşte cinsel suçlara eğilirken bu davranışı üç açıdan kavramlaştırmak yararlı olacaktır:
a) Davranışın kendisi,
b) Davranışın sergilediği suçlar ve
c) Davranışa özgü saik.
Bir cinsel davranış yasal olarak tanımlandığında cinsel bir suç olmaktadır. Suç ve cinsel terslik olarak sınıflandırılan davranışlar şiddet derecesine göre röntgencilikten sadistik/ cinsel adam öldürmeye kadar oldukça değişmektedir.
Temas Suçları
Irza geçme
Cinsel istismar
Çocukların cinsel istismarı
Fuhuş
Sadistik/cinsel adam öldürme
Temassız Suçlar
Teşhircilik
Röntgencilik
Kamusal alanda mastürbasyon
Cinsel suçlar zaman zaman daha fazla görünürlük kazanmış, büyük bir endişe ve toplumsal istikrarsızlık kaynağı oluşturmuştur. Bu durum, mağdurlar ve ailelerinin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı üzerindeki etkisi nedeniyle toplumda meydana gelen en ciddi şiddet biçimlerinden biri olarak kabul edilir. Mağdurların fiziksel ve psikolojik sağlık ve refahını olumsuz etkileyen cinsel suçlular genellikle eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmezler, duygu düzenleme ve dürtü kontrolünde zorluk çekerler. 1
Cinsel suçlar hakkında neler biliyoruz?
Cinsel şiddet vakalarının bildirilme oranları düşüktür. Verilerde boşluklar vardır ve cinsel suçlara ilişkin resmimiz eksiktir. Kısacası, cinsel şiddetin ne kadar yaygın olduğunu bilmiyoruz. Araştırmalar büyük ölçüde ceza adalet sistemiyle temas kurmuş suçlulara dayanmaktadır; ancak bunlar cinsel şiddet uygulayanların sadece küçük bir bölümünü oluşturmaktadır.
Bildiğimiz kadarıyla cinsel suçlardan hüküm giyen kişiler çeşitlidir. Davranışları, özellikleri ve ihtiyaçları bakımından farklıdırlar. Çoğunlukla erkektirler ve çoğunlukla kurbanları tarafından tanınmaktadırlar.
İnsanların cinsel suç işlemesinin birçok açıklaması vardır. Bunlar arasında sosyal nedenler (örneğin, cinsiyet eşitsizliği), bireysel faktörler(empati sorunları gibi) ve kişinin içinde bulunduğu ortam (örneğin, suç işleme fırsatının olup olmaması gibi) yer almaktadır.
Cinsel suçlardan hüküm giyen kişilerin genellikle yeniden suç işleme oranı düşükse de bazılarının yeniden suç işleme olasılığı diğerlerinden daha yüksektir. Özellikle aile içi şiddet ve cinsel şiddet arasındaki örtüşme göz önüne alındığında, cinsel şiddet gösterisi toplumsal açıdan ciddiyetini korumaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, cinsel suç, genellikle zorlayıcı nitelikte, tamamlanmış veya teşebbüs edilmiş cinsel nitelikteki herhangi bir eylem olarak tanımlanmakta; bu eylem fiziksel teması ve şiddet kullanımını içerebilmektedir. Bunlar anal, vajinal ve/veya oral penetrasyon, okşama, insan ticareti veya istenmeyen yorumlar gibi çok çeşitli davranışları içerebilir. Çoğunlukla, cinsel suçlar her yaştan erkekler tarafından kadınlara veya çocuklara karşı işlenmekte;2 mağdur ile fail arasında herhangi bir ilişkinin varlığına bağlı olmaksızın da ve kamusal alanlar (örneğin bahçeler) dahil olmak üzere farklı bağlamlarda (örneğin ev ve iş yerinde) meydana gelebilmektedir.
Cinsel suçlular, cinsiyet, yaş ve sapkın davranışın bağlamı (parafili türü, mağdur türü, psikiyatrik açıdan eşlik eden hastalıklar ve bağımlılık davranışlarıyla ilişkisi) gibi çeşitli ve heterojen özellikler sergilemektedir. Kuşkusuz, bu durum, farklı suç türlerine ve yasadışı cinsel davranışlara yol açarak, özel risk faktörlerini ve suç işlemeye yönelik ihtiyaçları (örneğin duygusal düzenleme eksiklikleri, sosyal zorluklar, suç işlemeyi destekleyici inançlar ve sapkın uyarılma) dikkate alan bireyselleştirilmiş tedavi planlamasını gerektirmektedir. Bu heterojenlik, cinsel suçluların etkili risk yönetimi ve tedavisini zorlaştırmış gibi görünmekte ve cinsel suçluların etkili bir şekilde tedavi edilip edilemeyeceği konusunda tartışmalar devam edegelmektedir.3 Bu konuda önemli olan suçluları mükerrir suçlu konumuna getirecek alternatif düşünce ve davranışların geliştirilmesini sağlamaktır. Davranışları ve düşünceleri değiştirmek ilk adım olup, duygular yoluyla anlamak ve çalışmak ise ikinci adımdır.
Toplumda Yüksek Riskli Cinsel Suçluların Yönetimi

Cinsel suçluların yönetimi ve tedavisi sürecinde ölçülebilir ilerleme veya ilerleme eksikliği olacaktır. Suç kalıplarının döngüsel doğası ve değişken yaşam stresleri nedeniyle, cinsel suçluların risk seviyeleri sürekli değişim halindedir. Cinsel suçluların yönetimi ve tedavisindeki başarının kalıcı olduğu varsayılamaz. Bu nedenlerle, cinsel suçlular adli gözetim altında oldukları sürece risk izlemesi sürekli bir süreç olmalıdır. Dahası, denetimli gözetimi döneminin sonu, tehlikeliliğin sonu olarak görülmemelidir. Bu konuda sistemde yer alan yetkin denetimli serbesti görevlilerin katılımı ile araştırma projeleri geliştirilip uygulanmasına gereksinme vardır.4
Özellikleri
Cinsel suçluların bazı ortak özellikleri olup, bunlar genelde, fiziksel, duygusal veya cinsel olsun, ihmal veya istismar geçmişi olan kişilerdir. Genellikle sosyal veya duygusal becerilerden yoksun olup, dürtü kontrolünde bozukluk, depresyon, anksiyete, uyuşturucu madde kullanımı ve bağımlılığı veya antisosyal kişilik bozukluğu gibi zihinsel bozukluklara sahiptirler. Ek olarak, bu bireyler genellikle yanlış olan (yani tecavüz miti) bir dizi bilişsel çarpıtma ve inanca sahip olma eğiliminde olup, bu da sapkın davranışlarına katkıda bulunabilmektedir. Sonuç olarak, birçok cinsel suçlu, davranışlarının yasadışı doğasını tanımaz, sorumluluğu kabul etmez veya eylemin rızaya dayalı olduğunu ve/veya mağdurun davranışından kaynaklandığını iddia etmekte ve bu nedenle mükerrirlik riski yüksek olmaktadır. Bu riski azaltmak ve suçluları topluma yeniden entegre etmek için yeterli bir risk değerlendirmesi yapılması zorunluluk sergilemektedir.
Bu doğrultuda cezalandırıcı yaptırımların güçlendirilmesine ek olarak, suçlular için psikolojik ve farmakolojik tedaviler de önem kazandı. Özellikle, cinsel suçlular için psikolojik tedavi geniş çapta incelendi ve etkinliğinin değerlendirilmesinde cinsel suçluların mükerrir suçlu olması temel ölçütlerden biri oldu. Farmakolojik tedaviler (antidepresan ilaç tedavisi ve testosteron düşürücü ilaçlar gibi), endokrin sistemdeki toplam ve serbest testosteronun azaltılması müdahalesi ilkesi kullanılarak cinsel dürtüyü ve dolayısıyla sapkın cinsel davranış da dahil olmak üzere cinsel davranışı önemli ölçüde azaltma hedeflendi. Önemli olan aşağıdaki tabloda yer cinsel suçlardaki mükerrrirlik oranının azaltılmasıdır. Bu konuda ülkemize ait bir veri bulunmamakta ise de küresel kriminoloji verileri ve geniş çaplı meta-analizler, cinsel suç faillerinin hırsızlık, uyuşturucu veya genel şiddet suçlularına kıyasla kendi suç kategorilerinde daha az mükerrerlik gösterdiğini ortaya koymaktadır.
|
Ülke |
Mükerrirlik oranı (%) |
|
Finlandiya |
1* |
|
İsveç |
3,6 ** |
|
A.B.D. |
5*** |
*Diğer suçlarda %33,5
**Diğer suçlarda % 31,4
***Üç yıl içinde %5 olup- 15 yıllık süredeki oran ise yaklaşık %24
Aslında, mükerrir cinsel suçluların tedavi etkinliği üzerine çok sayıda çalışma yapılmış olmasına karşın, bazıları olumlu sonuçlar (belirli müdahale türleri/modaliteleri) bulmuştur. Diğerleri ise nötr veya olumsuz sonuçlara ulaşmıştır. Genelde, çoğu küçük örneklemler ve/veya düşük kaliteli kontrol grupları içermiştir. Cinsel suçlular için tedavi programlarının kaliteli değerlendirmelerine ihtiyaç duyulduğu konusunda yaygın bir görüş birliği olup; yüksek kalitede kanıt eksikliği karşısında tedavi programlarının mükerrir cinsel suçluluğu azaltabileceğine dair neredeyse kanıt söz konusu değildir.5
Cinsel suçlular için tedavinin etkinliği bilimsel ve profesyonel bir tartışma konusu olmaya devam ederken, en etkili psikolojik müdahalelerin Andrews ve Bonta tarafından önerilen Risk-İhtiyaç-Yanıt Verme (RNR) prensiplerini izlediğine dair kanıtlar vardır.
RNR, tedavinin yoğunluğunun mükerrirlik riskiyle orantılı olması gerektiğini, tedavinin mükerrirlikle ilgili sorunları ele alması gerektiğini ve tedavinin suçluların kültürü ve öğrenme tarzıyla tutarlı olması gerektiğini belirtmektedir. Bir öneri de tedavinin şunlara göre uyarlanması gerektiğidir: (a) Risk seviyesi ve (b) Suç oluşturan ihtiyaçlar. Buna ek olarak, eğitim seviyesi, öğrenme yeteneği, değişim motivasyonu, risk seviyesi ve işlenen suç türü gibi faktörler tedavi sırasında ele alınmalıdır. Örneğin, daha yüksek risk grubundaki suçlular (yani, mükerrer suç işleme olasılığı daha yüksek olanlar) daha yoğun tedavi görmelidir. Son olarak, RNR, bu suçlu türlerinin tedavisi için en uygun yaklaşım olarak Bilişsel Davranışçı Terapiyi (BDT) önermiştir.6 Ana amaç, aşağıdaki gibi farklı teknikler/stratejiler kullanarak riski azaltmak olmalıdır: (a) Bilişsel çarpıtmaların, özellikle cinsel suçla ilgili olanların yeniden yapılandırılması; (b) Yaşam becerilerinin geliştirilmesi; (c) Dürtüselliği azaltmak ve (d) Sapkın cinsel fantezileri ve uyarılmayı düşürmek.
Cinsel suçlardan hüküm giyen bireyler için katı cezalar ve etkili tedaviler konusunda kamuoyunda bir istek varsa da genelde basının ilgisi daha çok 'tecavüzcü' veya 'pedofil' gibi cinsel suç prototiplerine sahip olanlara odaklanmış durumdadır.
Cinsel Suçluların Topluma Yeniden Kazandırılması ve Tedavisi:
Destek ve Sorumluluk Çemberleri (CoSA)7
Destek ve Sorumluluk Çemberleri (CoSA) olarak adlandırılan bu model, genellikle cinsel suçtan hüküm giymiş, yüksek riskli ve yüksek ihtiyaç grubundaki kişilerin cezaevinden evlerine dönüş sürecinde güvenli bir şekilde yeniden topluma kazandırılmasına odaklanmaktadır. Bu "çemberler" gönüllüler tarafından yönetilmektedir. CoSA, 1994 yılında Hamilton, Ontario'da ortaya çıkmış ve o zamandan beri Kanada genelinde ve ABD'nin bazı bölgelerinde daha yaygın olarak uygulanmaktadır.
Temel hedefler ve etkinlikleri şunlardır:
· Mükerrir suçluluk oranının düşürülmesi: Çalışmalar (örneğin Minnesota'nın CoSA programının değerlendirmeleri) tekrar suç işleme oranlarında önemli düşüşler olduğunu göstermektedir; bazı araştırmalar yeni bir cinsel suçtan dolayı tekrar tutuklanma riskinde %88'e varan bir azalma olduğunu ortaya koymaktadır.
· Kamu güvenliği: Bu yaklaşım, çekirdek üyenin izole olmaması veya tekrar suç işlememesi için duygusal ve lojistik destek sıkı topluluk gözetimiyle birleştirilmektedir.
Kanada'da CoSA'nın Değerlendirmeleri ve Birleşik Krallık CoSA katılımcıları arasında hem cinsel hem de cinsel olmayan mükerrir suçluluk oranlarının karşılaştırma gruplarına göre önemli ölçüde azaldığını göstermiştir. En önemlisi, Duwe'nin, Minnesota'da 2018 yılında yapılan randomize kontrollü bir CoSA denemesi, çekirdek üyeler arasında kontrol grubuna kıyasla cinsel mükerrir suçluluğun önemli ölçüde daha düşük olduğunu bulmuştur. Bu çalışmalar çekirdek üyelerden oluşan küçük örneklemlere dayanmasına rağmen, CoSA'nın cinsel suç tekrarını azaltma yeteneği hakkındaki kanıtlar umut verici olarak değerlendirilmektedir.
Cinsel suçlardan hüküm giymiş kişilere yönelik bir yeniden entegrasyon programı olan Destek ve Sorumluluk Çemberleri (CoSA) engelli bireyleri destekleme modeline dayanarak geliştirilmiş bulunmaktadır.
Anahtar kelimeler şunlardır:
- Cinsel suçlardan hüküm giymiş kişiler,
- Destek ve hesap verebilirlik çemberleri,
- CoSA,
- Engelli insanlar,
- Engelli çekirdek üyeler,
- CoSA personeli ve gönüllüleri.
Destek ve Sorumluluk Çemberleri (CoSA), cinsel suçlardan hüküm giymiş kişileri cezaevinden çıktıktan sonra topluma geri dönmeleri sürecinde destekleyerek mükerrir cinsel suçluluğu azaltmayı ve suçtan vazgeçmeyi teşvik etmeyi amaçlamakta; CoSA, çekirdek üyelere pratik destek ve sorumluluk sağlayan eğitimli gönüllülerden oluşan bir grupla, çekirdek üyelerin toplumda yasalara uygun bir yaşam sürmeleri için daha donanımlı olacakları varsayımına dayanmaktadır.
CoSA'nın temel ilkelerinden biri, çekirdek üye etrafında oluşturulan her gönüllü çemberinin, bireysel çekirdek üyenin ihtiyaçlarına ve koşullarına yanıt verecek şekilde tasarlandığı için benzersiz olmasıdır. Buna rağmen, CoSA modeli tipik olarak çember üyelerinin (yani çekirdek üye ve gönüllüler ve bazı programlarda ücretli bir personel üyesi de) haftalık toplantılarını içermektedir. Çember üyeleri, özellikle bir çekirdek üyenin hapisten çıkışının ilk birkaç haftasında, haftalık toplantılar dışında da birbirleriyle iletişime geçebilirler. Haftalık toplantılar mutlaka belirli bir yapıya uymasa da genellikle çekirdek üyenin amaçlarına ve ilerlemesine, mücadelelerine veya sorunlarına ve bunların nasıl ele alınabileceğine odaklanır. Gönüllüler genellikle çekirdek üyelere hapisten sonra topluma yeniden entegre olma ile ilgili pratik görevlerde yardımcı olurlar; bunlar arasında kimlik belgeleri aramak, uygun konaklama yeri bulmak, gerekli eşyaları satın almak ve çekirdek üyenin hapiste olduğu süre boyunca meydana gelmiş olabilecek teknolojik veya diğer gelişmeler konusunda yardım sağlamak yer almaktadır. Kritik nokta şu ki, gönüllüler kişisel duygusal destek ve teşvik de sağlasalar da (örneğin, dinleme, rehberlik sunma), CoSA bir tedavi yöntemi olmayıp, aksine, çekirdek üyeler gönüllü olarak, bazen cinsel suçlu tedavisine ve/veya ıslah denetimine katılmayla eş zamanlı olarak CoSA'ya katılırlar.
Bu yaklaşıma egemen olan özellikler şunlardır:
1. Cinsel suçluların topluma yeniden kazandırılması sürecini yeniden düşünmek, risk paradigmasını tersine çevirerek suçtan vazgeçmeye odaklanmayı gerektirir.
2. Güçlü yönlere odaklanan model, yeniden entegrasyona yardımcı olmak için cezalandırıcı önlemler yerine topluluk desteğini vurgular.
3. Araştırmalar, cinsel suçluların uzun vadede yeniden suç işleme oranının %24 olduğunu ve bu oranın yaş ilerledikçe azaldığını göstermektedir.
4. Kamuoyunun tutumu, yeniden entegrasyonu önemli ölçüde engelliyor; kamuoyunun yalnızca %16'sı çocuk suçluların çoğunun ıslah edilebileceğine inanıyor.
5. Suçtan vazgeçme süreci, cinsel suç dışındaki suçluların izlediği yollardan farklı olarak, iş hayatını, ilişkileri ve yeni bir kimliği içerir.
Destek ve Sorumluluk Çemberleri (COSA), cinsel suçluların rehabilitasyon sürecini destekleyen eğitimli gönüllülerden oluşan bir grupla yeniden topluma kazandırılmasını sağlar. Etki çalışmaları, mükerrir suç oranlarında azalma konusunda umut verici sonuçlar göstermektedir. Kapsayıcılık, temel insan ihtiyaçlarını karşılamak ve cinsel suçluyu izlemeye ve hesap verebilir olmaya motive etmektir. Program bütünlüğü ve olumlu grup gelişimi, çember etkinliği için temel ön koşullardır.8
CoSA'nın temel üye için destek ve hesap verebilirlik konusundaki amaç ve hedefleri tutarlı kalırken, CoSA konum, uygulama, çalışma modelleri, finansman ve dış ilişkiler açısından önemli ölçüde farklılık gösterebilir. CoSA çeşitli işletme modellerine dayanır, çeşitli kaynaklardan (hükümet ve hayırsever kuruluşlar dahil) fon alabilir ve ceza adalet sistemleriyle farklı ilişkilere sahip olabilir.
CoSA ve Engelli Bireyler
Hocken ve diğerleri (2018, s.185) engelli çekirdek üyelerin daha az sosyal desteğe ve topluluk kaynakla- rına, istihdama veya yapıcı günlük aktivitelere daha az erişime sahip olabileceğini ve bu nedenle “bir Çemberin sunabileceği desteğe belki de daha çok ihtiyaç duyduklarını” savunmaktadırlar. Aslında, CoSA modeli başlangıçta engelli kişiler için “Destek Çemberleri”ne dayanıyordu.9 Engelliler için Destek Çemberlerinin amacını şu şekilde açıklamaktadır:
Destek Çemberlerinin en önemli amacı, kapsayıcı topluluklar oluşturmak, engelli bireylerin topluluklarına tam olarak katılmalarını, yeteneklerini ortaya koymalarını, destek almalarını ve topluluktaki doğal ağları temel alarak veya çoğaltarak değerli topluluk üyeleri olarak kabul edilmelerini sağlamaktır. Sosyal değişim ve engellilik edinme gibi bireysel koşullar nedeniyle, bu doğal yardım ağları ya bozulmuş ya da karşılıklı olarak yardım ve destek sağlama konusunda etkisiz hale gelmiştir.
Circles South East tarafından yürütülen analiz, CoSA çekirdek üyelerinin neredeyse dörtte birinin zihinsel engelli ve/veya Otizm Spektrum Bozukluğuna sahip olduğunu bulmuştur. Bu grubun, engeli olmayanlara göre daha kötü sonuçlar yaşadığı, gözaltına alınma, yeniden mahkûmiyet, ihlal, tutuklama ve Çemberlerinden ayrılma gibi durumlarla karşılaştığı ve birçoğunun Çemberlerinin kapanmasının ardından gelen haftalar ve aylarda yeni suçlar işlediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Hocken ve diğerleri (2018, s. 188) “Zihinsel Engellilik ve/veya Otizm Spektrum Bozukluğu olan temel üyeler için başarılı sonuçları iyileştirmek amacıyla en iyi uygulama modelinin geliştirilmesine yönelik açık bir ihtiyaç olduğuna dair kanıtlar” olduğunu savunmaktadır.10
Bu bağlamda, son zamanlarda Birleşik Krallık'ta özellikle bilişsel engelli çekirdek üyeler için bir dizi CoSA projesi hayata geçirilmiştir. Bu projelerin bu kişiler tarafından doğru bir şekilde anlaşılabilmelerini sağlamak için yazılı materyaller geliştirilmiş; daha az gönüllü kullanarak ve/veya gönüllüleri çekirdek üyeye kademeli olarak tanıtarak bilişsel engelli kişilerin büyük bir gruba tanıtıldığında zorlanabileceği göz önünde bulundurularak ve bilişsel engelli kişilerle etkili iletişim kurmayı kapsayan gönüllülere özel eğitim verilmesi şeklinde gerçekleştirilmiştir.
Norveç’te BASIS programı gibi gönüllülük ve uzmanlık esasına dayalı uygulamalar, cezaevinde başlayıp tahliye sonrasında da devam eden bir izleme sistemiyle mükerrer suç oranlarını düşürmeyi hedeflemektedir. Hükümlü ve psikoloğun tedavi için bir plan yapmak üzere birlikte çalışması söz konusudur. Tedavi İyi Yaşamlar modeli olarak bilinen temel üzerine kurulmuştur. Görüşmelerdeki başlıca konular şunlardır: Yaşam hedefleriniz nelerdir? Suç işlemeden hayat hedeflerinize nasıl ulaşabilirsiniz ve iyi bir hayata nasıl sahip olabilirsiniz? 11
Ülkemizde Normatif Düzenlemeler ve Uygulama
Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların ceza adaleti sistemindeki veriler oldukça düşündürücü nitelikte olup, kişilerin lekelenmeme hakkının göz ardı edildiğine tanık olunmaktadır. Cumhuriyet savcılığı evresinde kovuşturmaya yer olmayan şüpheli oranın %52,5, ceza mahkemelerindeki beraat oranının %38,8 olması oldukça sistemdeki erime (attrition) olgusunun ne derece ciddi olduğunun kanıtı olmaktadır.

Cumhuriyet başsavcılıklarında soruşturma evresinde TCK 102-105. maddelerince (2025)
1. Toplam dosya, şüpheli ve dosya sayısı
|
Dosya |
Şüpheli |
Suç |
|
102 109 |
109 112 |
127 634 |
2. Kovuşturmaya yer olmadığı dosya, şüpheli ve suç sayıları (2025)
|
Dosya |
Şüpheli |
Suç |
|
51704 (%50,6) |
57 695 (%52,5) |
62 012 (%48,5) |
3. Ceza Mahkemelerine yıl içinde gelen (TCK 102-105) dosyalarda bulunan sanıkların
cinsiyet, yaş ve uyruğa göre dağılımı (2024-2025)
|
Yıl |
Toplam |
E/K |
Yaş-12-14 E/K |
15-17 E/K |
18+ |
Yabancı |
|
2024 |
44 654 |
43 656/996 |
2 083 /91 3 |
924/110 |
35 380/666 |
2 269/129 |
|
2025 |
37 932 |
37 111/821 |
1 896/ 102 |
3 636/103 |
29 862/548 |
1 717/68 |
4. Karar türüne göre ceza mahkemelerinde (TCK 102-105) dosya, sanık ve suç sayıları (2025)
|
Sanık |
Mahkûmiyet |
Beraat |
Hükmün açıklanmasının* |
Diğer Kararlar |
|
42 032 |
15 463 (%36,7) |
13 799 (%32,8) |
6 751(%16) |
6 019(%14,3) |
* geri bırakılması
2025 yılı verilerine göre çocukların cinsel istismarı (TCK 103) suçundan açılan ve karara bağlanan 15 bin 84 davanın (7065 beraat, 7 482 mahkûmiyet) %45'i beraatle sonuçlanmıştır.
Çocukların cinsel istismarı- dosya, sanık ve suç sayıları (2019)
|
Suç sayısı |
Kamu davası |
Mahkûmiyet |
Beraat |
Diğer |
|
51 598 |
19 822 (%38,4) |
15 651(%55,2) |
6 420 (%22,6) |
6 289(%22,2) |
Kaynak. Adalet İstatistikleri 2024, 2025, 2019.
Cinsel suçlardan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veya yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar verilir:
a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak,
b) Tedavi amaçlı programlara katılmak,
c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak,
d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak,
e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak, ve
f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanma.
Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlardan Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlü- lükler Hakkında Yönetmelik (26/07/2016/ Resmî Gazete Sayısı: 29782) ile Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan “Cinsel Suç Programı, 2006” cinsel suçlular ve mağdurlara özgü olması gereken çağdaş düzenlemeleri içermektedir. Önemli olan bu normatif düzenlemelerin (örneğin aşağıda yer alan Yönetmelik 6. maddesinin) uygulamada ne derece gerçekleştirildiğinin periyodik olarak saptanması; ciddi bir çalışma ürünü olan “Cinsel Suç Programı” konusunda bilinçlenme ve uygulamanın ne derece olduğuna dair veri analizlerinin yapılmasına gereksinme vardır.
Yönetmelik- Genel Esaslar
MADDE 6 (1) Cinsel suçlardan hüküm alanlar hakkında, cezanın infazı sırasında veya koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içerisinde, ikinci fıkrada belirtilen tedavi veya yükümlülüklerden bir veya birkaçına karar verilmesi için Cumhuriyet başsavcılığı tarafından derhal infaz hâkimliğine başvuruda bulunulur.
(2) Birinci fıkrada bahsedilen yükümlülükler şunlardır:
a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak,
b) Tedavi amaçlı programlara katılmak,
c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak,12
ç) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak,
d) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak,
e) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak.
Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak. Suç mağdurlarına verilen zararın ağırlığı göz önüne alınarak cinsel suçluların (özellikle sapıkların) yakından takibi ile yeniden cinsel suç işleme oranındaki herhangi bir azalma, toplum korunması ve zararın azaltılması açısından yararlı olacaktır. Bu doğrultuda herkesin ulaşabileceği cinsel suçlulara özgü bir veri tabanının kamuoyuna açılmasında yarar vardır. Bu veri tabanı, hüküm giymiş cinsel suçluların adları, adresleri ve doğum tarihleri gibi kişisel bilgilerini ilgili makama bildirmelerinin ve kişisel durumlarının değişmesi durumunda bu makamı derhal bilgilendirmelerinin gerekli olduğu bir araçtır.13 Yalnız cinsel bir suçlunun veri tabanında yer alması otomatik bir süreç olmak yerine tehlikelilik (yüksek risk) durumuna göre (iki veya daha fazla cinsel suçtan hüküm giyenlerin) hâkim kararı ile olmalıdır-orantılılık ilkesi.

Ceza yargılaması sürecine rehberlik etmek için bilimi kullanmanın sezgisel değerine rağmen, cinsel suçlarla mücadele etmek için tasarlanan düzenlemeler ve siyasetlerin ampirik destekten yoksun olduğu da gözlenmektedir.14 Çıkarım olarak, siyasetin korkular üzerine değil, gerçekler üzerine inşa edilmesi gerektiği vurgulanmalıdır.
Türkiye açısından, mükerrir suçluluk üzerine etkisi bakımından cinsel suçluların cezaevinde kaldıkları sürenin niteliği önemli olacaktır. Özel bir program için haftalık ayrılacak sürenin en azından sekiz saat olması gerekirken; diğer zamanları koğuş/odasında ve diğer hükümlülerle birlikte atölyelerde geçirmesi söz konusu olacaktır. Bu süreçte egemen olan varsayım, psikolojik ortamın çok önemli olduğu ve bunun devamlılık göstermesidir. Bu ortamdan yoksun olanların tretmana, kadına, eşitliğe ve sosyal kurallara karşı olumsuz duygular besleyebileceği bilinmektedir. Bu bağlamda cezaevi kültürüne özgü bir oluşum, psikopat türünde olan kişilerin ekseriya beslendiği düşünceler ile gayri resmi kuralların egemen olması göz ardı edilmemelidir. Kuşkusuz, bu türden bir ortam tretman çabalarını etkisiz bırakacaktır. Cezaevinde ne türden bir tretman programı uygulanırsa uygulansın “hürriyetten yoksunluk insana saygıyı sağlayıcı maddi ve manevi koşullarda ve Avrupa cezaevi kurallarına uygun içinde gerçekleştirilmelidir”.15

Cinsel suçlular açısından statik ve dinamik risk faktörleri (kriminojen faktörler) mükerrirlik riski bakımından söz konusu edilmektedir. Statik risk faktörleri değiştirilemeyeceğinden dinamik risk faktörlerine eğinilmelidir. Bu faktörler arasında, cinsel sapkınlık ve anti-sosyal yaşam stili yer almaktadır. Bunlar cinsel suçlulara özgü iki önemli mükerrirlik işaretleridir.
Yapılan bir çalışma, risk faktörlerinin genel olarak üç boyuttan birinde olabileceğini göstermiştir: (a) Pedofili, önyargılı cinsellik, cinsel sadizm ve teşhircilik gibi parafilileri kapsayan atipik cinsellik ve aşırı cinsel meşguliyet ve/veya yüksek cinsel istekte yansıyan hiperseksüalite; (b) Antisosyallik, antisosyal ve suç davranışıyla ilişkili bireysel farklılıkları kapsamakta, buna antisosyal kişilik özellikleri; suçu destekleyen tutumlar, inançlar ve değerler; yaşam tarzı istikrarsızlığı ve iş gibi sosyal, yapılandırılmış faaliyetlerin eksikliği girmektedir. (c) Kişilerarası eksiklikler ise, sosyal becerilerle ilgili sorunları, istikrarlı ve olumlu ilişkileri sürdürmede zorlukları ve yalnızlık duygularını kapsamaktadır.16
Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarda Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik 7. Madde: “Tedavi, tanımda belirtilen hükümlülere yönelik olmak üzere, ayakta veya yatarak, ilaçla veya ilaçsız olarak veyahut her iki usul ile cinsel dürtünün azaltılmasına veya denetimine yönelik tedaviler.”
Sonuç
Cinsel şiddete etkili bir şekilde müdahale etmek için, faillere odaklanmamız gerekiyor. Önemli olan cinsel şiddetin gerçekleşmeden önce önlenmesi veya devam etmesinin engellenmesidir. Bu amaçla insanların suç işlemesini önlemek için güvenli ve koordineli bir şekilde erken müdahalede bulunmalıyız. Ayrıca, suçun mükerrir suçluluğu önlememiz gerekiyor. Cinsel suç işlemiş kişileri cezaevi sonrası topluma intibaklarını sağlayıcı entegrasyon programlarıyla desteklemeliyiz. Bu konuda Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlardan Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik (Madde 8/4) bağlamında Destek ve Sorumluluk Çemberleri'nin denemesi bir proje olarak yaşama geçirilebilir.17

“Edep denilen bir şey var unutmayacaksın”.
Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel
-------------
1 Nergis Cantürk, Sermet Koç. “Adli Tıp Kurumunda Değerlendirilen Cinsel Suç Sanıklarının Sosyo-Demografik Özellikleri ve Psikiyatrik Profilleri” Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası 2010, 63(2).
2 Cinsel suç mağduru çocuk sayısı, dokuz yılda yüzde 287 arttı (TÜİK) Çocuklar ve Kadınlar Derneği adına takip eden avukat Arzu Sena Topuz beraat kararını şöyle yorumladı: “Maalesef çocuğa yönelik istismar eylemlerinin her bölgede var olduğunu ve her meslek mensubu tarafından gerçekleştirilebildiğini görüyoruz. Bu kadar derin bir sosyal gerçekliğin karşısında ise maalesef böylesi suçların kanıtlanmasının zorluğu gerçekliğiyle karşılaşıyoruz. Her ne kadar cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda en esaslı kanıtın mağdurun beyanı olduğunu sürekli hatırlatsak da maalesef bu dosyadaki gibi daha fazla delilin talep edildiği mahkeme kararlarıyla da halen karşılaşmaktayız.
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar zaten yapıları gereği kimsenin görmeyeceği şekilde işlenir. Cizre’deki dosyamızda ifadelere katılan pedagoglar tarafından küçüğün ifadelerinin çelişkisiz ve samimi olduğuna dair raporlar dosyaya sunulmuştur. Savcılık tarafından verilen mütalaada küçüğün, sanığa iftira atmasını gerektirecek herhangi bir durum bulunmadığı ve ifadelerinin tutarlı olduğuna dair değerlendirme yapılmıştır. Suçun varlığının bu denli açık olduğu bir dosyada delil yetersizliği sebebiyle verilen beraat kararı tam da yukarda anlatmış olduğumuz cezasızlık sistemini yaratacak türden bir karardır.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olarak maalesef girdiğimiz her istismar dosyasında; istismarın delilinin beyan olduğunu, çocuğunun zaten halihazırda rızasının olamayacağını, çocukların istismar edildiklerinde korkudan tepki veremeyeceklerini, küçüğün eylem anında değil de biraz zaman geçtikten sonra uğradığı eylemin istismar olduğunu fark edebileceğini yeniden anlatmak zorunda kalıyoruz.” Barış Pehlivan “Bir çocuğun yargıyla tanışması” Cumhuriyet (6/03/2024).
3 THE EFFECTIVENESS OF SEXUAL OFFENDER REHABILITATION AND REINTEGRATION PROGRAMS: INTEGRATING GLOBAL AND LOCAL PERSPECTIVES TO ENHANCE CORRECTIONAL OUTCOMES, Research Report, 2019. Adalet Bakanlığı. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü. Cinsel Suç Programı, Ankara, 2008; Salıverme Öncesi Mahkûm Gelişim Programı, Ankara, 2006. Cinsel Suçlar: Uygulamada Yapılan En Önemli Yanlışlar |Konuk: Doç.Dr. Remzi Demir Youtube. Ayrıca bkz. TÜİK’in ilk defa gerçekleştirdiği Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması (TSMA): TÜİK Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması (TSMA) verilerine göre, cinsel taciz vakalarını resmî makamlara bildirme oranı yalnızca %11,0 civarındadır. Cinsel suçların büyük bir kısmı (%89 ila %95'i) adli mercilere bildirilmediği için, açıklanan resmî dava veya dosya sayıları "buzdağının sadece görünen yüzünü" yansıtmakta, gerçek mağduriyet oranları ise resmî kayıtlardan çok daha yüksek bulunmaktadır-(dark figure).
4 Bkz. Cinsel Suçlu Risk Değerlendirmesi ve Yönetimi (SORAM) Entegre Bakım ve Destek İrlanda. Türkiye’de sosyal hizmet uzmanının Cezaevleri yönetim sistemine girmesi Genel Müdürlüğüm sırasında (1987 tarihinde) gerçekleşmiştir.
5 Nichola Tyler , Theresa A Gannon , Mark E Olver. “Cinsel Suçlulara Yönelik Tedavi İşe Yarıyor mu?” Güncel Psikiyatri Raporu. 2021 1 Temmuz;23(8):51. doi: 10.1007/s11920-021-01259-3. Ayrıca bkz. Adalet Bakanlığı-Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü. Cinsel Suç Programı, Ankara, 2008.
6 Bilişin çift süreçli modelleri, insanların bilgiyi işlemek için iki zihinsel 'sistem' kullandığını varsayar. Bu sistemlerden biri otomatik ve bilinçsizdir ve insanların az bilişsel çaba ile hızlı yargılar oluşturmasını sağlar. İkinci sistem daha ayrıntılıdır ve insanların karar vermeden önce bilinçli akıl yürütme ve mevcut bilgileri değerlendirmesini içerir (Kahneman, 2011).
Sigmund Freud (1923), psikoloji literatürüne bilinçli ve bilinçsiz bilişsel süreçler arasında bir ayrım getiren ilk kişidir ve insan bilgi işlemesinin (ki buna psişik aktivite adını vermiştir) önce bilinçsiz düzeyde ('birincil süreç'; Sistem 1) ve daha sonra bilinçli farkındalık düzeyinde ('ikincil süreç'; Sistem 2) gerçekleştiğini öne sürmüştür. Bu ikili süreç modellerinin her biri, kararlarımızı iki farklı zihinsel sistem kullanarak verdiğimiz varsayımıyla başlar. İlk olarak, önceki deneyimleri kullanarak uzun süreli bellekte bir dizi sezgisel yöntem oluşturan hızlı, bilinçsiz bir sistemimiz vardır. Sezgisel yöntemler, bir uyaran sunulduğunda hızlı karar vermeyi kolaylaştıran zihinsel kısayollardır. Sezgisel yöntemleri kullanarak, uyaranı önceki deneyimler bağlamında bilinçsizce değerlendirebilir ve minimum bilişsel çaba harcayarak buna göre hareket edebiliriz. Bu nedenle, bu sezgisel yöntemler, gerçek dünyadaki anlayışımızı, bilgi işlememizi ve karar vermemizi temel alan bilişsel bir çerçeve görevi görür. En yaygın sezgisel yöntemler arasında kullanılabilirlik, temsil edilebilirlik ve duygu yer alır. Bu üç sezgisel yöntemin, cinsel suç işlemiş kişilere karşı insanların tepkilerini anlamada önemli bir rol oynadığı belirlenmiştir.
7 Circles of Support and Accountability (CoSA) Policy Framework Google
8 Queensland Ceza İnfaz Kurumlarından elde edilen idari verileri kullanarak, cinsel suçluların tedavi ve yeniden entegrasyon programlarının bileşimini ve sıralamasını, mükerrir suç işleme sonuçları üzerindeki etkisini araştırdık. Sonuçlar, 2010 ile 2017 yılları arasında cinsel suçlardan hüküm giymiş ve cezaevinden tahliye edilmiş 2.407 yetişkin erkek üzerinde ortalama 4,8 yıl (SD = 29,20 ay; aralık = 15 gün ila 9,25 yıl) boyunca karşılaştırıldı. Risk, yaş, tedavi yeri ve kültürel miras kontrol altına alındığında, hazırlık programları, rehabilitasyon ve yeniden entegrasyon programlarının bir kombinasyonunu tamamlayanların, programları tamamlamayan veya kısmen tamamlayanlara kıyasla tekrar suç işleme olasılıklarının daha düşük olduğu ve tekrar suç işlediklerinde önemli ölçüde daha iyi hayatta kalma oranlarına sahip oldukları görüldü. Bununla birlikte, diğer cezaevi programlarına katılımından bağımsız olarak, yeniden entegrasyon programları da kısa vadeli tekrar suç işleme oranını azaltmada başarı gösterdi. Bu bulgular bir araya getirildiğinde, ıslah programlarının bileşimi ve sıralamasının sonuçları iyileştirmede önemli bir rol oynadığını ve hapis sonrası yeniden entegrasyon programlarına katılımın, cinsel suçlardan hüküm giymiş erkekler için sonuçları iyileştirmede çok önemli olabileceğini göstermektedir. Bu tür bir sıralama ve program bileşimi daha fazla araştırma gerektirmektedir. Ayrıca bkz. Bridget Weir ve Kelly Richards. Destek ve Sorumluluk Çemberleri (CoSA), Çevrimiçi Cinsel Suçlara Karşı Uygun Bir Yanıt Mı? Çalışanların, Gönüllülerin ve Çekirdek Üyelerin Deneyimleri. Patrick Lussier, Evan McCuish, Stéphanie Chouinard Thivierge1, Julien Frechette. “A meta-analysis of trends in general, sexual, and violent recidivism among youth with histories of sex offending”, Trauma Violence Abuse. 2023 Jan 3;25(1):54–72. doi: 10.1177/15248380221137653 Ayrıca bkz. World Population Review. Recidivism Rates by Country 2026.
9 Kelly Richards and Bridget Weir. Circles of Support and Accountability (CoSA) for people with sexual offense convictions living with disability: an exploratory examination pp. 445-464, 20 August 2025.
10 Sexual Crime and Prevention 2018, https://doi.org/10.1007/978-3-319-98243-4
11 Berger, Ryan, Kriminalomsorgen: A Look at the World's Most Humane Prison System in Norway (December 10, 2016). Available at SSRN: https://ssrn.com/abstract=2883512 or http://dx.doi.org/10.2139/ssrn.2883512
12 7 yaşında cinsel istismara uğrayan kız çocuğu Z.D (2016).
İlk derece mahkemesinde 10 yıl hapis cezasına mahkûmiyet Yargıtay’da 8 yıl 4 ay; istinaf mahkemesinde 6 yıl 8 aya indirilmiş; çekilen süre de göz önüne alınarak tahliye edilen H.G., Z.D. nin yaşadığı mahalleye geri dönmüş(!). O gün Z.D. nin günlüğüne yazdığı, «Bugün Şubatın 6’sı. Bugün o çıktı, yani sesi, çok çok korkuyorum, ama anneme söylemiyorum.” “O geri döndü, çok korkuyorum» Hürriyet (9/02/2019) s.3. Bu haber çekilen cezadaki süredeki gariplik ile mağdurun korunmasındaki çarpıklığı gözler önüne sergilemektedir.
13 Çocukların Cinsel Sömürü ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin 2007 Avrupa Konseyi Sözleşmesi (CETS No. 201) Lanzarote, 25.X.2007: Çocukların cinsel sömürüsü ve cinsel istismarının, özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin (BİT) hem çocuklar hem de failler tarafından artan kullanımı açısından, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde endişe verici boyutlara ulaştığını ve bu tür cinsel istismarın önlenmesi ve bunlarla mücadele edilmesinin gerekli olduğunu gözlemleyerek, çocukların sömürülmesi ve cinsel istismarı uluslararası işbirliğini gerektirir.
Tehlikeli cinsel suçlulara karşı halkın korunması amacıyla ABD’de (17 Mayıs 1996 tarihli Federal bir yasa ile) devletlere, cezaevlerinden tahliye edilen ve mahallelerinde ikamet eden tehlikeli suçlulardan halkın bilgilendirilmesi mecburiyeti getirilmiştir. Bu bildirime, denetimli serbestiye (probation) mahkumiyetin bir şartı olarak yer verildiği gibi Scarlet damgası olarak da yer verilmektedir-Nathaniel Hawthorne’nın The Scarlet Letter adlı klasik eserinde gayri meşru ilişkiden hamile kalan genç bir kadının elbisesinin göğüs kısmı üstüne zinayı ifade eden (Adultery) büyük bir A harfini görünür şekilde taşımaya icbar edilmesi hikaye edilmektedir. Nitekim, çocuğa cinsel tecavüz suçundan iki kez hüküm giyen bir cinsel suçlunun davasında, beş yıllık gözetimli erteleme yaptırımının bir şartı olarak arabasının her iki taraftaki kapısı ile ikametgahının önüne üç inç (7,62 cm) büyüklüğünde “TEHLİKELİ CİNSEL SUÇLU: ÇOCUKLAR GİREMEZ” ibaresinin konulmasına hükmedilmiştir (State v. Bateman, No. A 44951 Or. Ct. App.,1987). Antalya Denetimli Serbestlik Müdürlüğü. AB Ülkelerinde Cinsel Dokunulmazlık Suçlarından Hüküm Alan Yetişkinlerin Rehabilitasyonunda Uygulanan Müdahale Yöntemleri Projesi- Proje Kitapçığı, 2019.
14 Anayasa Mahkemesi binası önündeki heykelle simgesel olarak gözleri açılan yargı ajanlarının cinsel suçlu/sapıklar hakkında zihinsel resimden yoksunluğunu gidermek için bkz. M.T. Yücel. “Hukuk Eğitimi Üzerine” Ceza Adaletine Özgün Sorunlar, 2023, Adalet Yayınevi, ss. 287-319. Hapis cezasını infazından sonra, cinsel suçlular topluma yeniden entegrasyon sürecine girerler ve bu süreçte genellikle topluma başarılı bir şekilde geri dönüşlerini olumsuz etkileyebilecek çeşitli engellerle karşılaşırlar. Cinsel suçlularla yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlar, katılımcıların ekonomik zorlukları, suçun niteliğini ve damgalanmayı topluma yeniden entegrasyon süreçlerini engelleyen başlıca sosyal faktörler olarak algıladıklarını ortaya koymuştur. Ayrıca, cezaevi ve şartlı tahliye desteğinin yetersiz olduğu, katılımcıların özel ihtiyaçlarına odaklanmadığı ve etkili bir yardım sağlamadığı belirtilmiştir. Aksine, barınma ve duygusal ilişkiler başarılı bir yeniden topluma uyumun önündeki önemli engeller olarak algılanmamıştır. Bu bulgular, daha etkili bir yeniden uyum sürecini kolaylaştırmak için ekonomik fırsatları teşvik eden, damgalanmayı azaltan ve hem cezaevi içi hem de tahliye sonrası desteği artıran siyasetlere duyulan gereksinmeyi vurgulamaktadır. Bkz. Ana Rita Cardoso, Jorge Quintas, Gilda Santos.“Topluma Yeniden Entegrasyon Yolculuğunun Sırlarını Ortaya Çıkarmak: Şartlı Tahliye Altındaki Cinsel Suçlularla Yapılan Niteliksel Bir Çalışmanın Sonuçları” Uluslararası Suçlu Tedavisi Karşılaştırmalı Kriminoloji,27/02/2025;69(10-11):1544–1559. doi: 10.1177/0306624X25 1324661; Ayrıca bkz. Willpower is the wrong tool for changing habits. YouTube
How Habits Are Formed: A Neuroscientist Explains the Science of Addiction YouTube
15 Bkz. Mustafa T. Yücel. Türk Ceza Siyaseti ve Kriminolojisi, TBB, Ank., 2007, s.430. Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlardan Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik (26/07/2016); Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü. Cinsel Suç Programı, 2006. Ulvi Saran. “Devletin gücü cezaevinde belli olur” Karar (1/09/2026): Cezaevlerinin kapasitesinin üzerinde mahkumla çalışmak zorunda kalması; koğuşların aşırı kalabalıklaşması, personel, fiziki alan ve hizmet kapasitesinin mahkûm sayısındaki artışa aynı ölçüde cevap verememesi, daha başlangıçta yönetimin fiili kontrol kapasitesini zayıflatıyor. Aşırı kalabalık ortam, yalnızca barınma problemi oluşturmuyor; gözetimi zorlaştırıyor, mahkumlar arasındaki hiyerarşileri güçlendiriyor ve cezaevi yönetiminin mahkumların gündelik hayat rutini üzerindeki hakimiyetini azaltıyor. Ayrıca bkz. Criminologist Breaks Down The Psychology Of Child Predators | Minutes With YouTube Ayrıca bkz. Mustafa T. Yücel. “Cezaevinde tretman rejimi” Adalet Psikolojisi, ss.192-199. 9.bası, 2026.
16 Michael C. Seto.The Motivation-Facilitation Model of Sexual Offending, 2017 sagepub. com/journals Permissions.nav DOI: 10.1177/1079063217720919 journals.sagepub.com/home/sax
17 Mechtild Höing, Bas Vogelvang ve Stefan Bogaerts . “Artık Farklı Bir Adamım”—Destek ve Sorumluluk Çevrelerindeki Cinsel Suçlular: İleriye Yönelik Bir Çalışma, Uluslararası Suçlu Terapisi ve Karşılaştırmalı Kriminoloji Dergisi 61(7):751-772, Ekim 2015 DOI: 10.1177/0306624X15612431. Üzücü olan 2016 tarihinde bu yana ülkemizde cinsel suçluların tretmanı konusunda bir araştırma projesine tanık olamamaktır. The National Registry of Exonerations verilerine göre, yetişkinlere yönelik cinsel saldırı davalarındaki haksız mahkûmiyetlerin %67'sinde hatalı tanık/mağdur teşhisi rol oynamıştır. (https://www.prosecutorintegrity.org/sa/)
Yargıtay kararlarına göre cinsel suç ithamlarında adli hataya düşülmemesi için mahkemelerin şu ölçütleri araması zorunludur:
· Mağdur ile sanık arasında husumet bulunup bulunmadığı,
· İddia edilen olayın hayatın olağan akışına uygunluğu,
· Şikâyetin makul sürede yapılıp yapılmadığı (gecikmeli şikayetlerin mantıklı bir nedene dayanması gerekir),
· Beyanların aşamalarda (savcılık, emniyet, mahkeme) çelişki barındırmaması. Ersan Şen, Buğra Şahin. Yargıtay Kararları Işığında Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar (24.11
The National Registry of Exonerations verilerine göre, yetişkinlere yönelik cinsel saldırı davalarındaki haksız mahkûmiyetlerin % 67'sinde hatalı tanık/mağdur teşhisi rol oynamıştır. (https://www.prosecutorintegrity.org/sa/)
Yargıtay kararlarına göre cinsel suç ithamlarında adli hataya düşülmemesi için mahkemelerin şu ölçütleri araması zorunludur:
· Mağdur ile sanık arasında husumet bulunup bulunmadığı,
· İddia edilen olayın hayatın olağan akışına uygunluğu,
· Şikâyetin makul sürede yapılıp yapılmadığı (gecikmeli şikayetlerin mantıklı bir nedene dayanması gerekir),
· Beyanların aşamalarda (savcılık, emniyet, mahkeme) çelişki barındırmaması. Ersan Şen, Buğra Şahin. Yargıtay Kararları Işığında Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar (24.11.2021).
Next





