Sanık ekranda ve ceza infaz kurumundaki SEGBİS odasından salona bağlanmış; görüntü ara ara donuyor, ses gecikerek geliyor. Salonda tanık dinleniyor, deliller tartışılıyor. Sanık söz almak istiyor ama sözü duyulmuyor. Tutanağa düşen ise tek satır: “Sanık, SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılmıştır.”

Bu senaryoda bu kişi yargılamaya gerçekten katılmış mıdır, yoksa kendi davasını uzaktan mı izlemiştir?

Adil yargılanma denilince akla ilk gelen güvencelerden biri, kişinin mahkeme önünde kendini savunabilmesidir. Ne var ki duruşmada bulunmak ile yargılamaya katılmak aynı şey değildir. Bir sanık salonda oturuyor ya da SEGBİS ile bağlanmış olabilir; buna rağmen hakkındaki iddiaları takip edemiyor, delillere ilişkin görüşünü açıklayamıyor, müdafiiyle iletişim kuramıyorsa, katılmış sayılması adil yargılanma hakkının bütün gereklerinin karşılandığı anlamına gelmez. İşte “hazır bulunma” ile “etkili katılım” arasındaki ayrım burada devreye girer.

Yargılamanın seyircisi değil, tarafı olmak gerekir

Etkili katılım; kişinin muhakemeyi takip edebilmesini, iddia ve delilleri anlayabilmesini, gerektiğinde bunlara karşı çıkabilmesini, savunmasını ortaya koyabilmesini ve yargılamanın gidişatına etki etmeye çalışabilecek araçlara sahip olmasını ifade eder. Kısacası sanık, yalnızca hakkında karar verilen kişi değil, muhakemenin öznesi olmalıdır.[1]

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, özellikle çocuk sanıkların yargılamaya katılımı bağlamında verdiği T./Birleşik Krallık ve S.C./Birleşik Krallık kararlarında etkili katılımı, sanığın yargılamanın genel niteliğini ve kendisi bakımından taşıdığı anlamı kavrayabilmesi ve savunmasına katkı sunabilmesi üzerinden açıklamıştır. Mahkeme, Marcello Viola/İtalya kararında video konferans yöntemini kategorik olarak Sözleşme’ye aykırı görmemiştir. Bununla birlikte yönteme başvurulması meşru bir amaca dayanmalı; uygulama, usule uygunluk ile savunma haklarının fiilen kullanılmasını güvence altına almalıdır.[2]

Anayasa Mahkemesi ne düşünmektedir?

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196. maddesinin dördüncü fıkrası, hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak yurt içinde bulunan sanığın sorgusunun yapılabilmesine veya duruşmalara katılmasına karar verilebilmesine imkân tanımaktadır. Bu yetkinin anayasal sınırlarını ise Anayasa Mahkemesi içtihadı çizmiştir.[3]

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 2020 tarihli Şehrivan Çoban ve Emrah Yayla kararları başlangıç noktasıdır. Şehrivan Çoban kararında, sanığın bizzat hazır bulunma talebine rağmen duruşmaya ses ve görüntü aktarımıyla katılımının sağlanması; Emrah Yayla kararında ise infaz hâkimliği önündeki duruşmada aynı talebin karşılanmaması ihlal sayılmıştır.[4]

Buradan “SEGBİS zaten hak ihlalidir” sonucu çıkmamaktadır. Mahkemenin yaklaşımında teknolojinin kullanılması kategorik olarak Anayasa’ya aykırı değildir. Aranan; kişi bizzat hazır bulunmak istediği hâlde SEGBİS’in neden tercih edildiğinin somut ve olaya özgü gerekçelerle açıklanması, müdahalenin gerekli ve ölçülü olmasıdır. Bizzat hazır bulunmayı imkânsız kılan veya ciddi biçimde güçleştiren koşullar ile alternatif tedbirler tartışılmalıdır.[5]

Emre Kayadibi kararı madalyonun öbür yüzüdür. Başvurucu bazı celselere SEGBİS aracılığıyla katılmış; tutanaklarda bu yönteme itiraz ettiği görülmemiş; sonraki celsede bizzat hazır edilmiştir. Müdafii de duruşmalara katılmıştır. Mahkeme, başvurunun bu kısmını açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur.[6]

Görüldüğü üzere mesele kullanılan teknoloji değil, teknolojinin etkili katılımı ne ölçüde koruduğudur. İçtihat da canlılığını sürdürmektedir: Anayasa Mahkemesi, Mehmet Dağlı ve diğerleri kararında sanıkların bizzat hazır bulunma taleplerinin reddedilmesini ve duruşmaya uzaktan katılımlarının sağlanmasını yeniden ihlal saymıştır.[7]

Peki yargı etiğinin bununla ne ilgisi var?

Tam burada konu, usul hukukunun sınırlarını aşmaktadır. Etkili katılım, kişiye teknik olarak söz verilmesinden ibaret değildir. O sözün gerçekten söylenebileceği bir ortamın oluşturulması da gerekir.

Türk Yargı Etiği Bildirgesi 6 Mart 2019’da kabul edilmiş ve 14 Mart 2019’da Resmî Gazete’de yayımlanmıştı. İlkelerin uygulamadaki karşılığını somutlaştıran Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 15 Ekim 2025 tarihli ve 2025/1269 sayılı kararıyla kabul edildi. Rehber, mesleki nezaketi yalnızca bir üslup tercihi olarak değil, etik sorumluluk bağlamında ele alması bakımından dikkate değerdir. Rehbere göre hâkim ve savcılar, taraflara kendilerini ifade etmeleri için yeterli zamanı vermeli; hakkın kötüye kullanıldığını gösteren açık bir durum bulunmadıkça tarafları, vekillerini ve yasal temsilcilerini “makul ölçüde sabırla” dinlemelidir.[8]

Rehberin aynı paragrafındaki bir cümle, doğrudan tartışmamızın kalbine götürmektedir: Hâkimler ve savcılar, “taraflardan birini layıkıyla dinlemeden verdikleri kararların hukuken doğru olsa bile adil olmayacağının bilincinde olmalıdırlar.”[9]

Bu cümlenin pratikteki karşılığı bellidir. Derdini anlatmaya çalışan tarafa “bunlar zaten dilekçenizde yazıyor” denilip geçilmesi, her somut olayda savunma hakkının ihlali sonucunu doğurmayabilir; ancak o kişi, kendisinin duyulmadığı hissiyle salondan ayrılır. Küçümseyici bir tutum, sürekli kesilen bir söz veya daha baştan karar verildiği izlenimi veren bir davranış, savunma şeklen kullanılabilse bile gerçek katılımı zayıflatır. Hitap biçimi, jestler ve yüz ifadeleri gibi görünüşte küçük ayrıntılar, tarafların yargılamanın tarafsızlığına ilişkin algısını etkileyebilir.[10]

Bir kişiye “savunmanı yap” demek başka, savunmasını gerçekten yapabileceği koşulları sağlamak başkadır.

Teknoloji tek başına çözüm değil, tek başına sorun da değildir

SEGBİS tartışması bu çerçevede ele alınmalıdır. Sanığın sesinin ve görüntüsünün salona ulaşması, yalnızca bağlantının kurulduğunu gösterebilir. Hukuken sorulması gereken sorular ise başkadır: Sanık duruşmayı takip edebilmiş midir? Müdafiiyle gerektiğinde gizli iletişim kurabilmiş midir? O celsede önemli deliller tartışılmış veya esas hakkında mütalaa verilmiş midir? Sanık bizzat bulunmak istemişse bu talep hangi somut gerekçeyle reddedilmiştir? Bunlar cevaplanmadan yalnızca bağlantının kurulmuş olmasına bakmak, etkili katılımı gereğinden fazla daraltır.[11]

Aslında bu soruların cevabı çoğu zaman dosyada, özellikle duruşma tutanağında görünür hâle gelir. Sanığa duruşmada bizzat hazır bulunmak isteyip istemediği sorulmuş mu, cevabı yazılmış mı? SEGBİS’in neden tercih edildiği, tek cümleyle de olsa gerekçelendirilmiş mi? Sanığın müdafiiyle mahkemenin duyamayacağı biçimde görüşebilmesi için ara verilmiş mi? Bunların hiçbiri fazladan iş değildir; bunlar, sonradan “etkili katılım sağlandı mı?” sorusuna cevap verecek kayıtlardır.[12]

Aynı değerlendirmeyi ters yönden de yapmak gerekir. Yargı hizmetlerinde teknolojiden yararlanmak başlı başına sakıncalı değildir; SEGBİS, mesafe, güvenlik ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması bakımından yarar sağlayabilir. Anayasa Mahkemesi de teknolojiyi yasaklayan değil, teknoloji ile temel haklar arasında denge arayan bir çizgide durmaktadır. Uzaktan katılıma ilişkin usul hükümleri de gelişmektedir. 7589 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle HMK m. 149’a eklenen dördüncü fıkra, hukuk yargılamasında uzaktan duruşmaya katılanlar bakımından—ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma hâlleri dışında—elle atılan imzaya ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını düzenlemiştir. Değişiklik 31 Ekim 2026’da yürürlüğe girecektir. Bu düzenleme hukuk yargılamasına ve imza usulüne ilişkindir; ceza yargılamasında SEGBİS’e ilişkin anayasal ölçütleri değiştirmemektedir.[13]

Adil yargılanma yalnızca doğru karar vermek değildir

Adil yargılanma hakkı, mahkemenin sonunda doğru hukuki sonuca ulaşmasından ibaret değildir. O sonuca nasıl bir süreçten geçilerek varıldığı da önemlidir.

Bu nedenle etkili katılımın iki yönü olduğu kanaatindeyim. Birinci yön doğrudan usule ilişkindir: Kişiye duruşmada hazır bulunma, delilleri öğrenme, bunlara karşı çıkma ve savunmasını ortaya koyma imkânı verilmelidir. İkinci yön ise yargısal tutumla ilgilidir: Kişinin kendisini gerçekten ifade edebileceği, insan onuruna saygılı, tarafsız ve önyargıdan uzak bir ortam kurulmalıdır. Anayasa Mahkemesi kararları birinci yönü anayasal güvenceyle pekiştirirken Türk Yargı Etiği Bildirgesi ile Rehberi ikinci yönü görünür kılmaktadır.

İkisi birlikte okunduğunda varılacak sonuç şudur: Önemli olan kişinin salonda ya da ekranda görünmesi değil, kendisini ilgilendiren yargılamada gerçekten duyulmasıdır.

Dipnotlarda kullanılan kaynaklar

Anayasa Mahkemesi: Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, özellikle §§ 74, 78-104; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020, özellikle §§ 60, 66-70, 81-86; Emre Kayadibi, B. No: 2020/22889, 4/10/2023, §§ 3-5, 12-17; Mehmet Dağlı ve diğerleri, B. No: 2022/79028, 23/12/2025.

AİHM: T./Birleşik Krallık [BD], B. No: 24724/94, 16/12/1999, § 84; S.C./Birleşik Krallık, B. No: 60958/00, 15/6/2004, §§ 28-29; Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, 5/10/2006, § 67, §§ 72-76; Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03, 2/11/2010, §§ 97, 102, 104; “Hearings via video link”, Key Theme, güncelleme 28/2/2026, ss. 1-3.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu: Türk Yargı Etiği Bildirgesi (kabul: 6/3/2019; RG, 14/3/2019, S. 30714); Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi (HSK Genel Kurulu, 15/10/2025, Karar No: 2025/1269), özellikle s. 28, prg. 19.

Mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 196/4; 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (RG, 31/7/2026, S. 33326) m. 22 ve m. 26/b; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 149/4

ULAŞAN, Fatih, “Yargılamaya Etkili Katılım Açısından Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nin Adil Yargılanma Hakkına Katkıları”, Adalet Dergisi, S. 72, 2024, ss. 155-177; metinde özellikle ss. 158-160, 163 ve 174-175’ten yararlanılmıştır. DOI: 10.57083/adaletdergisi.1483988.

ATEŞ, Burak, “Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı ve SEGBİS Sistemi”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 51, 2022, ss. 443-482. DOI: 10.54049/taad.1140201.

Fatih Ulaşan

Doç. Dr. Fatih ULAŞAN

Cumhuriyet Savcısı

-----------

[1]-Bu ayrım ve etkili katılımın unsurları için bkz. Fatih Ulaşan, “Yargılamaya Etkili Katılım Açısından Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nin Adil Yargılanma Hakkına Katkıları”, Adalet Dergisi, S. 72, 2024, DOI: 10.57083/adaletdergisi.1483988; AİHM, T./Birleşik Krallık [BD], B. No: 24724/94, 16/12/1999 S.C./Birleşik Krallık, B. No: 60958/00, 15/6/2004.

[2]-AİHM, Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, 5/10/2006; AİHM, “Hearings via video link”, Key Theme, güncelleme 28/2/2026.

[3]-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 196/4. Normun Anayasa Mahkemesi içtihadındaki değerlendirmesi için bkz. AYM, Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020. Konunun genel incelemesi için ayrıca bkz. Burak Ateş, “Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı ve SEGBİS Sistemi”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 51, 2022, DOI: 10.54049/taad.1140201.

[4]-AYM, Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, §§ 99-104; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020.

[5]-AYM, Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, §§ 90-104; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020.

[6]-AYM, Emre Kayadibi, B. No: 2020/22889, 4/10/2023.

[7]-AYM, Mehmet Dağlı ve diğerleri, B. No: 2022/79028, 23/12/2025.

[8]-HSK, Türk Yargı Etiği Bildirgesi, kabul: 6/3/2019, RG, 14/3/2019, S. 30714; HSK Genel Kurulu, Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi, 15/10/2025.

[9]-Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi.

[10]-Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi.

[11]-Benzer değerlendirme ölçütleri için “Video bağlantısında teknik engel bulunmaması ve müdafiyle etkili ve gizli iletişim gerekleri için bkz. AİHM, “Hearings via video link”, Key Theme, güncelleme 28/2/2026.

[12]-Benzer değerlendirme ölçütleri için “Hearings via video link”, Key Theme, güncelleme 28/2/2026.

[13]-7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, RG, 31/7/2026, S. 33326, m. 22 ve m. 26/b; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 149/4. Kanun’un 26/b maddesi uyarınca 22. madde, yayım tarihinden üç ay sonra 31/10/2026’da yürürlüğe girer.