SÜREKLİ SAKATLIK RAPORUNDA ON İKİ AY KURALI
Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'teki Bekleme Şartı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025-2026 Uygulaması
GİRİŞ
Trafik kazasına bağlı bedensel zarar davalarında tazminatın belirleyici verisi, sürekli iş göremezlik oranıdır. Bu oranı gösteren sağlık kurulu raporu ise yalnızca bir delil değil, zorunlu mali sorumluluk sigortacısına yapılacak başvurunun ve Sigorta Tahkim Komisyonu sürecinin ön şartına bağlanmış bir belgedir. Uygulamada zarar görenler, çoğu zaman vekillerinin de teşvikiyle, tedavi biter bitmez rapor almaya yönelmekte; kazadan altı, sekiz, on ay sonra düzenlenen raporlarla başvuru yapılmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2025 yılının son çeyreğinden itibaren verdiği bir dizi kararla bu pratiğe kesin bir sınır çizmiştir: Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in eki cetvellerde öngörülen bir yıllık stabilizasyon süresi dolmadan düzenlenen rapor, sürekli sakatlık yönünden hükme esas alınamaz.
Bu çalışma, söz konusu bekleme şartının normatif dayanağını, Yargıtay'ın kuralı nasıl okuduğunu, erken alınan raporun yargılamadaki usuli sonuçlarını ve zarar gören açısından doğurduğu stratejik riskleri ele almakta; ardından uygulamacıya yönelik bir zamanlama önerisi ile sonuçlanmaktadır. İncelenen kararların tamamı Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Ekim 2025 ile Nisan 2026 arasında verdiği ve Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararlarının temyizi üzerine oluşmuş kararlardır.
I. NORMATİF ÇERÇEVE: SÜRELİ RAPOR, SÜREKLİ RAPOR VE BİR YIL ŞARTI
20.02.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, trafik kazasına bağlı fonksiyon kayıplarında düzenlenecek raporu 9. maddesinde ayrıca düzenlemiştir. Maddenin üçüncü fıkrasına göre Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporlarında "tıbbi tedavi ve rehabilitasyon süreci esnasında süreli, tamamlandıktan sonra sürekli/süreli rapor verilmek üzere fonksiyon kayıplarının değerlendirilmesi" yapılır. Yönetmeliğin 11. maddesi ise raporun sürekli veya süreli düzenleneceğini, engel durumunun tedavi ve rehabilitasyonla zaman içinde azalma ihtimali bulunan ve hastalık bulgularının tam olarak görülemediği hâllerde süreli rapor verileceğini, engel durumunun sabit kalması veya artması söz konusu olan hastalıklar için ise sürekli rapor düzenleneceğini hükme bağlar.
Bir yıllık bekleme şartı ise Yönetmeliğin genel hükümlerinde değil, Ek-2 sayılı Engel Oranları Cetveli'nin ilgili bölümlerinde yer alır. Cetvelin "alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları" başlıklı 3. maddesi şu ifadeyi taşır: "Engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir." Omurgaya ait sorunlar bölümünde de benzer bir ölçüt bulunmaktadır: Yargıtay'ın aktarımıyla, hem yaralanma modeli hem de fonksiyonel model bakımından "engelin kalıcı ve stabil olması, son 12 ayda değişiklik olmaması" ve "yetersizliğin en az 1 yıldır devam ediyor olması" aranmaktadır (Yargıtay 4. HD, 25.02.2026, E. 2024/9587, K. 2026/2114).
Bu düzenleme tekniğinin iki sonucu vardır. Birincisi, bekleme şartı Yönetmeliğin bütün engel alanlarına yayılan genel bir kural değil, cetvelin belirli bölümlerine bağlı özel bir ölçüttür; kas-iskelet sistemi dışındaki bazı fonksiyon kayıplarında aynı ifade bulunmamaktadır. İkincisi, kuralın lafzı kaza tarihine değil, iyileşmenin durduğu ana atıf yapmaktadır: aranan, "son bir senedir" düzelme olmamasıdır. Bu ayrım, aşağıda görüleceği üzere, Yargıtay'ın kuralı uygulama biçiminde kritik bir tartışmaya yol açmaktadır.
II. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNİN OKUMASI: KAZA TARİHİNDEN İTİBAREN ON İKİ AY
Daire, kuralı istikrarlı biçimde kaza tarihi ile rapor tarihi arasındaki süreye indirgeyerek uygulamaktadır. Omurgada birden fazla kırık bulunan bir olayda, kazadan yaklaşık on ay sonra düzenlenen ve yüzde 8 sürekli maluliyet bildiren rapora dayanan İtiraz Hakem Heyeti kararı, "kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında ... bir yıllık (12 aylık) süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora ... itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir" gerekçesiyle bozulmuştur (Yargıtay 4. HD, 21.10.2025, E. 2024/5157, K. 2025/14411). Aynı formül alt ekstremite yaralanmalarında da tekrarlanmıştır (Yargıtay 4. HD, 03.12.2025, E. 2024/10490, K. 2025/16140; Yargıtay 4. HD, 24.02.2026, E. 2025/15302, K. 2026/2059).
Ayak bileği ve omuz yaralanması bulunan bir başvuranın kazadan altı ay sonra aldığı rapor için Daire, "bu raporun karara esas alınmaması gerekir ise de karar tarihi itibari ile bir yıllık bekleme süresinin dolduğu gözetilerek usulüne uygun rapor alınması için davacı tarafa süre verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir" demiştir (Yargıtay 4. HD, 10.12.2025, E. 2025/411, K. 2025/16499). Motosiklet sürücüsünün uyluk ve ayak yaralanmasında kazadan sekiz ay yirmi iki gün sonra alınan rapor da aynı akıbete uğramış; Daire, önceki bozma ilamına atıfla, "yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmemiştir" tespitini yinelemiştir (Yargıtay 4. HD, 24.12.2025, E. 2025/8343, K. 2025/17242).
Kararların ortak yönü şudur: Daire, raporun içeriğinde stabilizasyon tespitinin bulunup bulunmadığını ayrıca sorgulamamakta, kaza ile rapor arasında on iki ay geçmemişse raporu bu nedenle yetersiz saymaktadır. Diz kapağındaki menisküs yırtığına bağlı hareket kısıtlılığı olayında kullanılan ifade bunu açıkça göstermektedir: rapor Yönetmelik ve cetvellere göre düzenlenmiş olmakla birlikte, "alt ekstremite özür durumu için yönetmelikteki 1 yıllık süre gözetilmemiş ve bu hususta bir değerlendirme de yapılmamıştır" (E. 2025/15302, K. 2026/2059).
Bununla birlikte Dairenin bir kararında farklı bir formülasyon dikkati çekmektedir. Kurye olarak çalışan bir başvuranın alt ekstremite arazına ilişkin olayda Daire, "davacıda oluşan araza yönelik maluliyet oranının tespitinde iyileşmenin bitmesinden itibaren 12 aylık sürenin geçmediği" ifadesini kullanmıştır (Yargıtay 4. HD, 11.12.2025, E. 2024/8801, K. 2025/16650). Bu ifade, cetvelin lafzına daha yakındır: sürenin başlangıcı kaza değil, iyileşmenin durduğu andır. Kararlar arasındaki bu nüans, kuralın gerçekte iki farklı biçimde okunabildiğini göstermektedir.
III. KURALIN İKİ OKUMASI VE ELEŞTİRİSİ
Cetvelin lafzı, sürekli rapordan önce "iyileşmenin durduğu" ve "son bir senedir" düzelme olmadığının tespitini ister. Bu, tıbbi bir stabilizasyon ölçütüdür ve doğru okunduğunda süre kazadan değil, iyileşme sürecinin tamamlanmasından itibaren işler. Uzun süreli tedavi gerektiren, birden fazla ameliyat geçirilen ya da implant çıkarılması planlanan olaylarda kazadan on iki ay geçmiş olması stabilizasyonun gerçekleştiğini göstermez; tersine, kırığın kaynadığı ve fizik tedavinin tamamlandığı basit olaylarda iyileşme on iki aydan önce durmuş olabilir.
Dairenin kaza tarihini esas alan okuması, bu tıbbi ölçütü uygulanabilir bir usul kuralına dönüştürmektedir. Hakem heyetinin ya da mahkemenin, raporun düzenlendiği tarihte iyileşmenin gerçekten durup durmadığını denetlemesi çoğu zaman mümkün değildir; kaza tarihi ise belgelidir ve tartışmasızdır. Kuralın bu şekilde nesnelleştirilmesi, uygulama birliği ve öngörülebilirlik bakımından savunulabilir. Ancak iki sakıncası vardır. Birincisi, kaza tarihinden on iki ay geçmiş olması, iyileşme hâlen sürüyorsa rapora geçerlilik kazandırmamalıdır; tedavi devam ederken alınan on üçüncü ay raporu, cetvelin aradığı stabilizasyon tespitini içermiyorsa aynı ölçüde sakattır. İkincisi, kaza tarihi karinesi kuralı cetvelin lafzından bağımsızlaştırdığında, bekleme şartının bulunmadığı engel alanlarına da genişletilme riski taşımaktadır. Nitekim omuz ve ayak bileği yaralanmasının birlikte bulunduğu olayda Daire yalnızca alt ekstremite bölümündeki hükme dayanmış, üst ekstremite arazı için ayrı bir değerlendirme yapmamıştır (E. 2025/411, K. 2025/16499).
Kanaatimizce doğru okuma, kaza tarihinden on iki ay geçmesini asgari bir eşik olarak kabul etmek, ancak raporda iyileşmenin durduğuna ve son bir yıldır düzelme olmadığına ilişkin açık bir tespit aramaktır. Bu iki unsurun birlikte bulunmadığı rapor, hangi engel alanına ilişkin olursa olsun, sürekli sakatlık yönünden denetime elverişli sayılmamalıdır.
IV. ERKEN RAPORUN USULİ SONUCU: USULDEN RET DEĞİL, EKSİK İNCELEME
Sigortacıların ve bazı hakem heyetlerinin savunması, erken tarihli raporla yapılan başvurunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi anlamında usulüne uygun bir başvuru sayılamayacağı ve tahkim başvurusunun dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiği yönündedir. Uyuşmazlık Hakem Heyetinin bu gerekçeyle verdiği bir ret kararı, İtiraz Hakem Heyetince kaldırılmış ve Daire de esasa ilişkin bozma dışında bu yaklaşımı benimsememiştir (E. 2025/8343, K. 2025/17242). Daire, başvuruya eklenen raporun usule uygun olmadığı savunmasının bulunduğu hâllerde eksikliğin "her hâlükârda tamamlanabileceğini" başka bir kararında açıkça ifade etmiştir (Yargıtay 4. HD, 23.02.2026, E. 2024/11764, K. 2026/2010).
Buna göre erken raporun yaptırımı usulden ret değil, eksik incelemedir: hakem heyeti, karar tarihi itibarıyla on iki aylık süre dolmuşsa yeni bir rapor alınması için taraf vekiline süre vermeli veya raporu kendisi aldırmalıdır. Elektrikli bisiklet sürücüsünün sol ayak bileği yaralanmasına ilişkin olayda İtiraz Hakem Heyeti, on iki ay dolmadan alınan rapor nedeniyle sürekli iş göremezlik talebini usulden reddetmiş; Daire, "her ne kadar dosyaya sunulu rapor 12 aylık süre dolmadan tanzim edilmiş ise de İtiraz Hakem Heyeti karar tarihi itibari ile 12 aylık süre de dolmuştur" diyerek yeni rapor alınmak üzere kararı bozmuş, bozmaya uyularak alınan raporla başvuru kabul edilmiştir (Yargıtay 4. HD, 13.04.2026, E. 2025/14719, K. 2026/4082).
Yeni raporun kaynağı da Dairece belirlenmiştir. Omurga yaralanmasında on iki ay dolmadan alınan rapor üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetinin Sigorta Tahkim Komisyonu bilirkişi listesinden adli tıp uzmanı ve ortopedistten oluşan iki kişilik heyetten rapor alma yoluna gitmesi isabetsiz bulunmuş; raporun Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dallarından, başvuranın bizzat muayenesi yapılarak alınması gerektiği vurgulanmıştır (Yargıtay 4. HD, 11.12.2025, E. 2025/9595, K. 2025/16644). Karşı oy yazısında hakem heyetinin HMK m. 266 çerçevesinde kendi seçtiği bilirkişiden muayene şartıyla rapor alabileceği savunulmuşsa da çoğunluk görüşü, raporun yetkili kurumlardan alınması yönündeki yerleşik çizgiyi korumuştur.
V. ERKEN RAPORUN ZARAR GÖREN ALEYHİNE STRATEJİK SONUÇLARI
Erken rapor yalnızca zaman kaybettiren bir usul hatası değildir; zarar görenin talebini kalıcı olarak sınırlayabilen bir tuzaktır. Bunun nedeni, raporun dosyaya girmesiyle birlikte taraf beyanı, kendini bağlama ve usuli kazanılmış hak tartışmalarının başlamasıdır.
Motosiklet sürücüsünün olayında başvuran, kazadan sekiz ay yirmi iki gün sonra alınan yüzde 9 oranlı raporla sigortacıya başvurmuş ve bakiye tazminat talebini bu oran üzerinden kurmuştur. Daire ilk bozma ilamında, "davacı %9 maluliyet oranı ile kendisini bağlamış ve artan maluliyet iddiasında da bulunmamış" olduğunu tespit etmiş; bozma sonrası alınan usulüne uygun raporda oran yüzde 17 çıkmasına rağmen, aleyhe bozma yasağı gereği hesap yüzde 9 üzerinden yapılmış ve bu sonuç Dairece onanmıştır (E. 2025/8343, K. 2025/17242). Zarar gören, erken raporun düşük gösterdiği oranı kendi beyanıyla dosyaya taşıdığı için gerçek sakatlığının neredeyse yarısından vazgeçmiş durumdadır.
Buna karşılık, erken rapora dayanan kararın zarar gören lehine olması ve bu nedenle itiraz edilmemesi kazanılmış hak doğurmaz. İtiraz Hakem Heyetinin ara kararıyla usulüne uygun ikinci rapor alındıktan sonra ilk rapordaki yüzde 13 oranına dönülmesini Daire, "verilen karar davacının lehine olmakla davacının bu karara itiraz etmesinde hukuki yarar bulunmadığından ... usulüne uygun olmadığı kabul edilen rapordaki maluliyet oranının esas alınması doğru değildir" gerekçesiyle bozmuş ve ikinci rapordaki yüzde 15,4 oranı üzerinden karar verilmesini istemiştir (Yargıtay 4. HD, 19.02.2026, E. 2023/13459, K. 2026/1929). Omurga kırığı olayında da Uyuşmazlık Hakem Heyetinin, başvuranın kendi sunduğu yüzde 8 oranlı raporla bağlı olduğu yönündeki kabulü Dairece benimsenmemiş, hakemce alınan yüzde 14 oranlı rapor dâhil tüm raporlar irdelenerek yeni rapor alınması istenmiştir (E. 2024/5157, K. 2025/14411).
Bu kararlar birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şudur: erken raporun oranı, zarar gören tarafından talep temeli olarak benimsendiği ölçüde bağlayıcı hâle gelmekte; oran sonradan yükselse bile aleyhe bozma yasağı ve usuli kazanılmış hak kurumları tazminatın eski orana hapsolmasına yol açabilmektedir. Erken raporla başvurunun maliyeti, yalnızca bir yıl beklemekle karşılaştırıldığında ölçüsüz derecede yüksektir.
VI. BEKLEMENİN MALİYETİ VAR MI? GEÇİCİ KALEMLER VE ZAMANAŞIMI
On iki ayı beklemenin zarar gören açısından gerçek bir maliyeti bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Kanunu m. 109 uyarınca zamanaşımı, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl olup, taksirle yaralama suçunun daha uzun ceza zamanaşımına tabi olması nedeniyle uzamış zamanaşımı uygulanır. Temerrüt ve faiz, belgelerin sigortacıya eksiksiz iletilmesine bağlı olduğundan, raporsuz başvuru faiz başlangıcını öne çekmez.
Beklemenin gerekli olmadığı kalemler ise ayrıca ele alınmalıdır. Geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri, tedavi süreciyle ilgili olup sürekli sakatlık oranından bağımsız olarak belirlenir. Elektrikli bisiklet olayında İtiraz Hakem Heyeti, sürekli iş göremezlik talebini erken rapor nedeniyle reddederken geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri taleplerini kabul etmiş; Daire yalnızca sürekli sakatlık yönünden yeni rapor alınmasını istemiştir (E. 2025/14719, K. 2026/4082). Motosiklet olayında ise geçici iş göremezlik talebi ayrı bir tahkim başvurusuna konu edilmiştir (E. 2025/8343, K. 2025/17242). Yönetmeliğin 9. maddesinin üçüncü fıkrasındaki süreli rapor imkânı da bu kalemler için işlevseldir: tedavi sürecinde alınan süreli rapor, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını belgeler; sürekli sakatlık ise stabilizasyon sonrasına bırakılır.
VII. UYGULAMACIYA ÖNERİLER
Yukarıdaki içtihat çizgisi, kas-iskelet sistemi yaralanmalarında şu zamanlama disiplinini zorunlu kılmaktadır. Birincisi, sürekli sakatlık raporu kaza tarihinden en az on iki ay geçtikten ve tedavi süreci tamamlandıktan sonra alınmalıdır; planlanmış bir ameliyat ya da implant çıkarma işlemi varsa rapor bu işlemin sonrasına bırakılmalıdır. İkincisi, rapor Adli Tıp Kurumu veya bir üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalından, ilgili branş uzmanının heyette bulunduğu, başvuranın bizzat muayene edildiği ve güncel görüntülemenin yapıldığı bir süreçle düzenlenmeli; Yönetmeliğin 8. maddesindeki biçimsel gerekler yanında, iyileşmenin durduğuna ve son bir yıldır düzelme olmadığına ilişkin tespit ile kaza ve araz arasındaki illiyet bağı raporun metninde açıkça yer almalıdır. Üçüncüsü, sigortacıya başvuru bu rapor elde edildikten sonra yapılmalı; on beş günlük cevap süresi ve tahkim başvurusu buna göre planlanmalıdır. Dördüncüsü, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri kalemleri için beklemeye gerek yoktur; bu kalemler süreli rapor ve tedavi belgeleriyle ayrıca talep edilebilir. Beşincisi ve en önemlisi, hangi nedenle olursa olsun dosyaya girmiş erken tarihli bir rapordaki oran talep temeli olarak benimsenmemeli, başvuru dilekçesinde oranın stabilizasyon sonrası alınacak raporla belirleneceği açıkça kayıt altına alınmalıdır.
SONUÇ
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in cetvellerindeki stabilizasyon ölçütünü, kaza tarihinden itibaren on iki ay şeklinde nesnel bir bekleme kuralına dönüştürmüştür. Bu okuma cetvelin lafzından bir ölçüde uzaklaşsa da uygulama birliği sağlamakta ve zarar göreni erken raporun tuzaklarından korumaktadır. Erken raporun yaptırımı usulden ret değil, yeni rapor alınmasıdır; ancak erken rapordaki oranın taraf beyanıyla benimsenmesi hâlinde aleyhe bozma yasağı gerçek zararın karşılanmasını engelleyebilmektedir. Bu nedenle sürekli sakatlık raporu için on iki ayı beklemek, zarar görene hiçbir şey kaybettirmeyen, kaybettirmemesi bir yana tazminatın doğru orana göre hesaplanmasını güvence altına alan bir zorunluluktur. De lege ferenda, bekleme şartının cetvelin dağınık bölümlerinden çıkarılarak Yönetmeliğin 9. maddesinde genel bir stabilizasyon kuralı olarak düzenlenmesi ve süreli rapor ile geçici tazminat kalemleri arasındaki ilişkinin Genel Şartlar düzeyinde açıklığa kavuşturulması, hem hakem heyetleri hem de zarar görenler bakımından öngörülebilirliği artıracaktır.
KAYNAKÇA
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 97, m. 109.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 115, m. 266 vd.
Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (RG 20.02.2019, S. 30692), m. 8, m. 9, m. 11 ve Ek-2 Engel Oranları Cetveli.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, A.5-(c).
Yargıtay 4. HD, 21.10.2025, E. 2024/5157, K. 2025/14411.
Yargıtay 4. HD, 03.12.2025, E. 2024/10490, K. 2025/16140.
Yargıtay 4. HD, 10.12.2025, E. 2025/411, K. 2025/16499.
Yargıtay 4. HD, 11.12.2025, E. 2024/8801, K. 2025/16650.
Yargıtay 4. HD, 11.12.2025, E. 2025/9595, K. 2025/16644.
Yargıtay 4. HD, 24.12.2025, E. 2025/8343, K. 2025/17242.
Yargıtay 4. HD, 19.02.2026, E. 2023/13459, K. 2026/1929.
Yargıtay 4. HD, 23.02.2026, E. 2024/11764, K. 2026/2010.
Yargıtay 4. HD, 24.02.2026, E. 2025/15302, K. 2026/2059.
Yargıtay 4. HD, 25.02.2026, E. 2024/9587, K. 2026/2114.
Yargıtay 4. HD, 13.04.2026, E. 2025/14719, K. 2026/4082.
Karar metinleri: mevzuat.adalet.gov.tr (UYAP Bilgi Bankası).
Next