CHP Milletvekili Şafak Pavey’in özel durumu nedeniyle pantolon ile Meclis’e gelebilmesi için İçtüzük değişikliği gündeme gelmişti.

Milletvekili arkadaşlarla yaptığımız görüşmelerde İçtüzük değişikliğinin yanlış olacağını ifade etmiştim. Gerekçem, özgürlüklerin asıl, yasakların istisna olmasıydı. Pantolon serbestliğini içeren bir düzenlemenin mefhumu muhalifinden başörtüsü yasağı çıkaracak bir kısım zevat pantolon serbestliği getirecek düzenlemeyi bu nedenle ısrarla istiyorlardı. Bekledikleri olmadı.

TBMM İçtüzüğü 56.maddesine göre, “Genel Kurul salonunda yer alan milletvekilleri, bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Teşkilatı memurları ve diğer kamu personeli ceket giymek ve kıravat takmak zorundadırlar. Bayanlar tayyör giyerler.”

Görüldüğü gibi Meclis İçtüzüğünde başörtüsünü yasaklayan bir hüküm yoktu. Peki hukuki dayanağı yoksa, böyle bir yasak şimdiye kadar nasıl uygulanabildi mi diyorsunuz. Cevabı basit; Üniversitelerde kılık kıyafet serbestliğine rağmen, hem de serbestliği ilan eden kanun bulunmasına rağmen yasak nasıl uygulanmışsa Meclis’te de aynen uygulandı.

Milletin oylarıyla Milletvekili seçilerek Meclis’e gelen Sayın Merve Kavakçı’nın Meclis’ten dışarı atılması için tempo tutanlar, “bu kadına haddini bildirin” diyerek eline tutuşturulan notu okuyan Bülent Ecevit hukuki bir engel olmadığını bilmiyorlar mıydı?

12 Eylül 1980 darbesinden sonra devlet memurlarının kıyafetlerini askeri sistem anlayışı içinde dizayn etmek isteyen darbeciler, kadın memurların başörtüsünü yasaklayan bir mevzuat olmadığını görünce 1982 yılında “başı açık” olma şartını içeren yönetmelik çıkarmışlardı. 30 Eylülde  Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı demokratikleşme paketiyle yönetmeliğin bu hükmü kaldırılıncaya kadar 31 yıldır uygulanan zulümlerin dayanağı olmuştu.

Öğrenciler ve milletvekilleri için uygulanan yasağın ise hiçbir hukuki dayanağı olmadığını bugün herkes kabul ediyor.

Kimi laiklik ilkesinin yorumundan, kimi Cumhuriyetin kazanımlarından ne anladığından hareketle başörtüsü yasağı dayatmasına hukuki kılıf uydurmaya çalışmışsa da, egemenliğin sahibi olan milletimizin anlayışında başörtüsü yasağı asla karşılık bulmamıştı. Millet iradesinin gerçekten egemen olması, bütün kurumlarda ve TBMM’de sağladığı uzlaşma ile başörtüsü yasağı dayatması bugün itibariyle TBMM’de de tarihe gömülüyor. Bu vesayetçi zihniyetin egemenliğinin sonu  demokrasinin zaferi diyebiliriz. Hayırlı olsun !

TBMM’de temsil edilen Ak Parti, MHP ve BDP kadın milletvekillerinden dileyenlerin başörtüleriyle Meclis’e gelmelerinde hiçbir engel olmadığını açıklarken CHP içinde farklı seslerin olduğunu, yasakçı zihniyetten kurtulamayanların bulunduğunu görüyoruz. İlginç olan CHP yetkililerinin  açıklamalarında Anayasa ve yasalara göre bir yasak olmadığının kabul edilmesi. Bu nedenle CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, "Anayasa, yasalar, tüzükler önemlidir ama tüzük hükümlerinden de daha güçlü olan TBMM'nin siyasi kültürü, siyasi gelenekleri vardır" diyor ve başörtüsüne karşı direneceklerini söylüyor.

Yasağı vesayet rejiminin, vesayet altında bir demokrasinin gereği olarak savunma yerine siyasi kültür ve siyasi geleneklerden söz ederek yasağı savunmak arasında önemli bir fark olduğunu, bu açıdan CHP’nin görüşlerinde olumlu bir değişme olduğunu söyleyebiliriz. Bu yaklaşım bir anlamda sorunları siyasetin çözeceğini, çözüm yerinin de TBMM olduğunu kabul etmektir. Nitekim basına kapalı toplantı sonunda başörtülü milletvekillerine hiçbir tepki verilmeyeceği yönünde grup kararı alındığının açıklanmasını da aynı doğrultuda yorumlamak gerekir.

Halkımızın büyük çoğunluğunun sorun olarak görmediği, kendi arasında başı açık, örtülü ayrımı yapmadan kaynaştığı, bu uzlaşmanın Meclis’e de yansımasıyla ayrımcılığın ve haksızlığın son bulacağı tarihi bir güne şahit olacağımızı söyleyebiliriz.

Meclisimiz vesayetin zincirlerini kırarak bir ayıptan kurtulurken, Sayın Merve Kavakçı’nın uğradığı zulmü de unutmamalı, haklarını iade ederek  Meclis kendi itibarını korumalıdır.


(Bu köşe yazısı, sayın Reşat PETEK tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)