Araç sahipleri, kasko sigortası yaptırırken herhangi bir kaza sonucunda üçüncü kişilere verebilecekleri zararın çok yüksek olabileceğini ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) teminat limitlerinin bu zararı karşılamaya yetmeyeceğini düşünerek, kasko poliçesiyle birlikte İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMMS) da yaptırmaktadır. Ancak poliçelerin büyük bir kısmında “değer kaybı bedeli ödenmez” şeklinde bir özel şart yer aldığını sonradan öğrenmektedir.

Bu çalışmada, söz konusu özel şartın hukuken geçerli olup olmadığı değerlendirilecektir.

Samim Ünan’ın haklı olarak belirttiği üzere, gerçekleşen bir zararın sigorta teminatı dışında bırakılması, sigortacılıkta en son ve en kötü çözümdür. Asıl olan, zararların en geniş şekilde sigorta kapsamına alınarak vatandaşın sigortaya olan güven ve inancının artırılması; primin de bu risk oranına göre belirlenmesidir. Bu nedenle, bir sigorta şirketi İMMS kapsamında bir sorumluluk teminatı vermişse, bu teminatın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) sistematiğine uygun olarak verildiği kabul edilmelidir. İMMS Genel Şartları değer kaybı bedelini açıkça teminat dışında bırakmadığı sürece, bu zarar da tazmini gereken zararlar arasında yer alır (Ünan, Samim; Türk Ticaret Kanunu Şerhi Cilt II, 2016, (n 16) 100).

Sigortacılık Kanunu m. 11/4 uyarınca: “Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir. Ancak, sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar tesis edilebilir. Bu hususlar, sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açık olarak belirtilir.

Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “Sigorta Teminatının Kapsamı” başlıklı 1. maddesine göre: “Sigortacı, işbu poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve Karayolları Trafik Kanununa ve Umumi Hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin eder.

İMMS Genel Şartlarında teminat dışı haller tek tek sayılmış olup, değer kaybı bu istisnalar arasında yer almamaktadır. Ayrıca İMMS Genel Şartlarının 18. maddesine göre genel şartlara aykırı özel şartlar konulamaz. Bu koruyucu hüküm olmasaydı, sözleşmenin baskın tarafı olan sigorta şirketleri şartları dilediği gibi değiştirebilecek ve genel şartların idare (kamu) tarafından düzenlenmesinin bir anlamı kalmayacaktı.

Dikkate alınması gereken bir diğer husus da maddi zarar teminatının, değer kaybı ve onarım bedeli şeklinde bölünemeyeceğidir. Genel Şartlar, taraflara sadece teminat tutarı (limiti) konusunda belirleme yapma hakkı tanımıştır. Diğer sigorta genel şartlarında olduğu gibi, teminat kapsamının sigortalı aleyhine olacak şekilde özel şartlarla daraltılması hukuken mümkün değildir (Sarıaslan, Metin; İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası ve Hukuki Tartışmalar, https://www.metinsariaslan.com/ihtiyari-mali-mesuliyet-sigortasi-ve-hukuki-tartismalar).

Değer kaybı taleplerini teminat dışında tutan bir özel şart, Genel Şartların 3. maddesinde belirtilen "Teminat Dışı Halleri" sigorta ettiren/sigortalı aleyhine genişletmiş sayılır ve bu nedenle geçersizdir. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun 1452. maddesi uyarınca, sigorta şirketleri sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine kanunun emredici hükümlerini ihlal eden özel şartlar koyamazlar. İhtiyari mali sorumluluk sigortası zorunlu bir sigorta türü olmamakla birlikte, Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 100. maddesi uyarınca KZMSS için uygulanan bazı hükümler İMMS için de geçerlidir. Bu kapsamda; Kanunun sorumluluğun kaldırılması veya tazminatın azaltılmasına ilişkin 95. maddesi, doğrudan doğruya talep ve dava hakkına ilişkin 97. maddesi ve zamanaşımına ilişkin 109. maddesi ihtiyari mali sorumluluk sigortasında da uygulanır.

İMMS poliçelerinde uygulanması zorunlu olan KTK’nin 95. maddesine göre, tazminat yükümlülüğünü kaldıran veya azaltan poliçe hükümleri zarar görene karşı ileri sürülemez. Dolayısıyla, değer kaybı talebinin teminata dahil olmadığına ilişkin özel şart üçüncü kişi konumundaki zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğinden, değer kaybı bedelinin teminat kapsamında olduğu kabul edilmelidir (Bkz. Şenocak, Kemal; Karayolları Trafik Kanunu’na Göre Mağdurun Doğrudan Doğruya Sigortacı Karşısındaki Alacak Hakkı, 2009, XXV(4) Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, s. 291; Tekin, Safa Murat; Değer Kaybı Tazminatının Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası Kapsamı Dışına Çıkarılmasının Hukuki Sonuçları, MÜHFHAD, Cilt 31, Sayı 1, Haziran 2025, s. 1090).

Doktrinde bazı yazarlar, zarar görenin sigorta şirketine karşı doğrudan dava açma hakkının bulunmasından (TTK m. 1478) hareketle, zarar görenin üçüncü kişi kabul edilebileceğini ve bu yönüyle sorumluluk sigortalarının "tam üçüncü kişi yararına sözleşme" niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür (Bkz. Nomer, Haluk; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 18. Baskı, Beta Yayınevi, 2021, s. 505; Oğuzman, Kemal ve Öz, Turgut; Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt 2, 14. Baskı, Vedat Kitapçılık, 2018, s. 446 vd.). Bu görüş kabul edildiği takdirde zarar gören, sadece İMMS sözleşmesinde belirlenen şartlar çerçevesinde edimin ifasını isteyebilir; dolayısıyla İMMS sözleşmesinden kaynaklanan tüm defi ve itirazların yanı sıra değer kaybı bedelini teminat dışında tutan özel şartın da muhatabı olur.

Kanaatimizce, üçüncü kişinin sigortacıya doğrudan başvurma hakkının bulunması, sorumluluk sigortasının "üçüncü şahıs lehine sözleşme" niteliğinde olduğu anlamına gelmez. Zira üçüncü şahsın bu hakkı, yukarıda da belirtildiği üzere sözleşmeden değil, doğrudan kanundan kaynaklanmaktadır. Nitekim sigortacı, sigorta ettirene karşı ileri sürebileceği defilerin bir kısmını üçüncü kişiye karşı ileri süremediği gibi, sigorta ettirenin alacaklıları da bu sigorta tazminatından yararlanamaz. Bu doğrultuda, sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilerin menfaatleri sigortalanmadığından, ortada üçüncü kişi lehine/menfaatine bir sözleşme bulunmamaktadır (Karasu, Rauf; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Sorumluluk Sigortalarına İlişkin Hükümlerinin Değerlendirilmesi, 2016, 6(4) İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, s. 683, 687; Bozer, Ali; Sigorta Hukuku, (n 5) s. 131; Kender, Rayegân; Türkiye’de Hususi Sigorta Hukuku, (n 19) s. 388; Tekin, Safa Murat, s. 1089).

İMMS poliçelerinde değer kaybı talebini teminat kapsamı dışında tutan özel şartların geçerliliği konusunda Yargıtay kararı oldukça azdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bir kararında (T. 17/04/2024, E. 2022/8519, K. 2024/3449, www.lexpera.com.tr), ihtiyari mali mesuliyet klozunda değer kaybının teminat dışında tutulduğu gerekçesiyle değer kaybı talebinin reddine karar vermiştir. Ancak bu karara karşı iki üye muhalefet şerhi yazmıştır. Muhalif üyeler; davacının poliçenin tarafı olmadığını, değer kaybının teminat kapsamında olmadığına ilişkin poliçe özel şartının sadece sigortalı araç işletenini bağlayacağını ve araç maliki ile sigorta şirketi arasında yapılan bu yöndeki sözleşme maddelerinin üçüncü kişileri bağlamayacağını açıkça belirtmiştir.

Aynı konuyla ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılan başvurularda, sigorta uyuşmazlık hakemleri farklı kararlar vermektedir. Söz konusu özel şartların geçerli olduğu yönünde kararlar verildiği gibi, geçersiz olduğuna hükmeden kararlar da mevcuttur. Bununla birlikte, İtiraz Hakem Heyetlerinin büyük çoğunluğu, poliçede yer alan bu özel şartların trafik kazası sonucunda zarar gören üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğine hükmetmektedir (Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Kararı, T. 26.07.2025, E. 2025.12046, K. 2025/İHK-72278).

Prof. Dr. Rauf Karasu

H.Ü. Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD Başkanı