Limited şirket 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 573. maddesinde " - Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur." şeklinde tanımlanmıştır.

Limited şirketlerde ortak sıfatı aslen veya devren kazanılır. Kuruluşta ve sermaye artırımında, birleşme ve tür değiştirmede edinilen pay aslen kazanılmıştır. Devren kazanma ise genel olarak payın pay devir sözleşmesi ile devralınmasıdır. Limited şirketlerde ortaklık payı kanunen devredilebilirlik niteliği taşımakla birlikte anonim şirketlerin aksine payın devri zorlaştırılmıştır. Bunun temel sebebi ise limited şirketlerin kanun koyucu tarafından birbirini tanıyan kişilerle kurulan bir şirket türü olarak tasarlanmış olmasıdır.

Limited şirkette esas sermaye payı kanunen devredilebilen bir haktır. Esas sermaye payının devri ortak sıfatının devri anlamına gelmektedir. Limited şirket kurulduktan sonra aynı ortaklarla devam etmeyebilir. Limited şirkette payın devri gerek ortaklar arasında gerekse üçüncü kişilerle yapılabilmektedir. Ancak esas sermaye payının geçiş hallerinin usul ve esasları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilmiştir.

Limited şirketlerde pay devri 6102 sayılı TTK'nun 595. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin yazılış şekli itibariyle emredici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Anılan madde;'' Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.'' hükmünü haizdir. Bu madde ile esas sermaye payının devri ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılmasını ve taraf imzalarının noterce onanması gerektiğini belirtmiştir. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı gerektiği, devrin ortaklar genel kurulunun vereceği onay ile birlikte geçerli hale geleceği, şirket sözleşmesinde başkaca bir düzenleme olmaması halinde ortaklar genel kurulunun sebep göstermeksizin onayı reddedebileceği, hatta şirket sözleşmesiyle sermaye pay devrinin yasaklanabileceği, şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkının olduğu 6102 sayılı TTK'da düzenlenmiştir.

1. Pay Devir Sözleşmesinde Noter Onayı Geçerlilik Şartıdır

TTK m. 595/1 uyarınca esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onanması gerekir. Burada öngörülen şekil, ispat şartı değil, doğrudan doğruya geçerlilik şartıdır. Dolayısıyla kanunda öngörülen şekle uyulmayan bir pay devir sözleşmesi, tarafların gerçek iradelerini taşısa dahi kural olarak hukuki sonuç doğurmaz. Bu nedenle adi yazılı bir belgeyle yapılan anlaşmanın, tek başına limited şirket payının devrini gerçekleştirdiğinden söz edilemez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5753E. 2026/2690K. Sayılı ilamıyla istinaf mahkemesinin alıntısı yapılan kararını hukuka uygun bulmuştur.;’’ Davalı şirkete tebligat yapıldığının kabul edildiği 04.05.2017 tarihinden itibaren TTK 595/7 maddesinin öngörülen şekilde davalı şirket genel kurulunun davacı başvurusunu reddettiği yasal delillerle ispat edilmediğinden dava tarihi itibariyle davalı şirketin, davacıya ait esas sermaye payının diğer davalıya geçtiğine onay verdiğinin kabulü gerekmektedir. Limited şirketlerde pay devrinin 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesinde düzenlendiği, anılan maddenin yazılış şekli itibariyle emredici nitelikte olduğu, öngörülen şeklin devir sözleşmesi bakımından bir geçerlilik şartı olduğu, taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşme ve davanın dayanağı davalı tarafça imzası inkar edilen 27.03.2020 tarih, 2020/301 sayılı genel kurul kararı altındaki ve bila tarihli "limited şirket hisse devir sözleşmesi" altındaki imzanın davalıya ait olduğu kabul edilse dahi, noterden devri onaylayan tamamlayıcı işlem mahiyetinde olmayan işbu genel kurul kararının (belgenin) ve devir sözleşmesinin ancak devir vaadi olarak değerlendirilebileceği, vaat sözleşmelerinin asıl sözleşmenin şekil şartına tabi olacağı, yani hisse devrini içeren anlaşmanın adi yazılı şekilde yapıldığı, noterden imzaların onaylanmadığı, 6102 sayılı TTK’nın 595. maddesiyle getirilen şekil şartına uyulmadığı, bu düzenlemenin devri taahhüt eden ön akitler açısından da geçerlilik şartı olduğu, yasanın aradığı geçerlilik şartına uyulmadığı için anlaşmanın geçersiz olduğu, bu nedenle davacının geçersiz olan anlaşmanın aynen ifasını talep edemeyeceği, noter onayına yönelik şekil sağlamadığından devrin onaylandığı genel kurul kararının tek başına devir sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği, somut olayda devre ilişkin sözleşmenin noter tarafından tasdik edilmediği ve TTK'nın 595. maddesindeki şartlara uygun düzenlenmeyen hisse devir sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 12. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca geçersiz olduğu, ortada geçerli bir hisse devri sözleşmesi bulunmadığı, bu bağlamda hisse devrinin geçerli olması için kanunun aradığı emredici şekil şartının somut olayda gerçekleşmediği, devre ilişkin sözleşme adi yazılı olup, taraflar arasında TTK'nın 595. maddesindeki şartlara uygun, imzaları noterce onanmış bir esas pay devrine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, mahkemece davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği.’’

2. Noter Onaylı Sözleşme Tek Başına Yeterli Değildir

Pay devir sözleşmesinin usulüne uygun biçimde düzenlenmesi, her durumda payın derhal devralana geçtiği anlamına gelmez. Şirket sözleşmesinde aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece, TTK m. 595 gereğince ortaklar genel kurulunun onayı da gereklidir. Devir, genel kurulun onayıyla geçerli hale gelir. Bu yönüyle pay devri, yalnızca devreden ile devralanın karşılıklı iradelerinden oluşan basit bir sözleşme ilişkisi olarak değerlendirilmemelidir. Şirketin ve mevcut ortakların hukuki konumunu etkileyen kendine özgü bir işlem söz konusudur. Pay devir sözleşmesinin şirkete bildirilmesi de bu aşamada önem taşır. Zira genel kurulun devri değerlendirebilmesi ve onay prosedürünün işletilebilmesi için devir işleminin şirkete intikal etmesi gerekir.

3. Genel Kurulun Üç Ay İçinde Karar Vermemesi

Kanuna uygun pay devri sözleşmesinin yapılmasıyla esas sermaye payı devralana geçmemektedir. Şirketin bu devre onay vermesi ve bunun için pay devrinin şirkete bildirilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'da devrin bildirimine ilişkin herhangi bir düzenleme yer almamasına rağmen; tarafların devir sözleşmesi ile istedikleri amaca ulaşmaları ancak şirketin devre onay vermesi ile mümkün olduğundan, payın devri sözleşmesinin genel kurulun onayına sunulabilmesi için şirkete bildirilmesi gerekir.

TTK m. 595/7, genel kurulun onayına ilişkin önemli bir düzenleme içermektedir. Buna göre, başvurudan itibaren üç ay içerisinde genel kurul tarafından reddedilmeyen devir, onaylanmış sayılır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/428 E., 2022/2613 K. sayılı kararında da bu husus açıkça ortaya konulmuştur. Kararda, genel kurulun açık bir kararla onay vermesinin yanında, kanunda öngörülen üç aylık süre içerisinde ret kararı verilmemesinin de onay sonucunu doğuracağı kabul edilmiştir. " Limited ortaklıkta payın devri TTK m 595'de düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, pay devri, sözleşmesinin yazılı ve imzası noterden tasdikli şekilde yapılması, pay devrinin ortağa bildirimi ve genel kurulun onayı ile gerçekleşir. Genel kurulun devre onayı açık ve örtülü şekilde olabilir. Açık onay genel kurulun toplanarak, açıkça devri onaylaması suretiyle olur. Buna karşın TTK 595/VII 'de kanun koyucu örtülü olarak onay anlamına gelen bir faraziyeye işaret etmiştir. Buna göre başvurudan itibaren üç ay içerisinde genel kurul reddetmediği takdirde, onay vermiş sayılır. Böylece 3 aylık sürenin geçmesiyle, bu sürenin sonu itibarıyla pay da devralana geçmiş olur ve ortaklık hak ve yükümlülükleri de devralan tarafından ihtisap edilir. Ayrıca devre onay genel kurulun devredilemez yetkileri arasında yer almaktadır(TTK m 616/1-9)."

4. Adi Yazılı “Hisse Devir Sözleşmesi” Her Zaman Pay Devrini Gerçekleştirmez

Uygulamada taraflar arasında noter dışında imzalanan belgelerin “hisse devir sözleşmesi”, “pay devir protokolü” veya benzeri isimlerle düzenlendiği görülmektedir. Ancak belgenin başlığından ziyade içeriği ve hukuki niteliği önem taşır. Eğer adi yazılı belge doğrudan esas sermaye payının devrini içeriyorsa, TTK m. 595'teki noter onayına ilişkin geçerlilik şartının yerine getirilmesi gerekir. Bu şart sağlanmadan düzenlenen belge, payın devrini sağlayan geçerli bir sözleşme olarak kabul edilemez. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2022/2023 E., 2025/702 K. sayılı kararında da noter onayı bulunmayan pay devir sözleşmesinin, tarafların imzaları inkâr edilmemiş olsa dahi geçerli bir pay devri meydana getirmeyeceği değerlendirilmiştir. Aynı kararda, noter onayını içermeyen belgenin ancak devir vaadi niteliğinde değerlendirilebileceği; ancak devir vaadinin de asıl sözleşmenin şekline tabi olduğu belirtilmiştir.

5. Payın Bedeline İlişkin Ayrı Sözleşme Geçerli Olabilir

Bununla birlikte, pay devrinin kendisi ile payın bedeli ve ödeme koşullarının birbirinden ayrılması gerekir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2022/790 E., 2025/302 K. sayılı kararında, limited şirket payının devrine ilişkin noter onaylı sözleşmeden ayrı olarak, devir bedelinin miktarını ve ödeme şeklini belirleyen bir sözleşmenin adi yazılı şekilde düzenlenebileceği kabul edilmiştir. Bu ayrım önemlidir. Çünkü noter onayına tabi olan işlem, esas sermaye payının devridir. Buna karşılık, tarafların kendi aralarında pay bedelinin hangi miktarda ve hangi vadelerde ödeneceğini düzenlemeleri, aynı şekil şartına tabi olmayabilir. Nitekim kararda, noterlikte düzenlenen pay devir sözleşmesinden ayrı olarak yapılan ve bedelin ödenmesine ilişkin hükümler içeren adi yazılı sözleşmenin geçerli olabileceği kabul edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/1847 E., 2013/15799 K. ve 2013/3050 E., 2013/19136 K. sayılı kararları da bu ayrımı desteklemektedir. : ’’Limited şirket hisse devir işlemlerinde bedel veya alacak bakımından ayrı bir sözleşmenin yapılabileceği ve bu sözleşmenin TTK'nın 595. maddesi uyarınca resmi şekilde yapılma şartı aranmamaktadır. Davacı ile davalı arasında yapılan 19/11/2013 tarihli adi yazılı sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğu belirlenmiştir, ancak davalı bu sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Bu sözleşme, davacının paylarının belli bir bedel karşılığı belirlenen vadelerle ödenme koşuluyla davalıya devredileceğini düzenlemektedir. Sözleşme, devir bedelinin miktarının tespitine ve ne şekilde ödeneceğine ilişkin olduğundan geçerlidir. Başka bir ifadeyle noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesindeki bedelin alındığına ilişkin kaydın aksinin davacı tarafça sunulan ve imzası inkar edilmeyen protokolle ispatlanması mümkündür. Dolayısıyla limited şirket hisse devir bedeli ve bunun ödeme şekline ilişkin sözleşmenin ayrı olarak, adi yazılı şekilde düzenlenebileceği, devir bedeline ve ödeme şekline ilişkin hisse devir şekli olan noterde imzaların onaylanmasının bir geçerlilik şartı olmadığı, yüksek yargı kararlarında içtihat edilmiştir (Yargıtay 11. HD'nin 2012/1847 E., 2013/15799 K. sayılı ve 16/09/2013 tarihli ilamı). Ayrıca Yargıtay 11. HD'nin 2013/3050 E. ve 2013/19136 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, resmi şekilde düzenlenen pay devrinden ayrı olarak pay bedelinin ve ödeme şeklini düzenleyen bu tür sözleşmelerin düzenlenebileceği ve adi yazılı şekilde düzenlenen sözleşmeyle devir bedeli ve vadeleri gösterildiğinden, tarafların noterde düzenlenen belgede, bedelde muvazaa yaptıkları kabul edilmelidir. Bu kabul karşısında artık, noterde düzenlenen sözleşme makbuz hükmünde de kabul edilemeyeceğinden 25.000-TL de mahsup edilemeyecektir. Bu nedenle mahkemece, bedel belirleyen 19/11/2013 tarihli sözleşmeye itibar edilerek, karar verilmesi isabetli bulunmuştur (Yargıtay 11. HD'nin 2023/2454 E., 2024/5013 K. sayılı ve 13/06/2024 tarihli ilamı).’’

6. Geçersiz Devir Sözleşmesinin Sonuçları

TTK m. 595'te öngörülen şekle uyulmaması halinde yalnızca payın devri gerçekleşmemekle kalmaz; tarafların geçersiz sözleşmeye dayanarak sözleşmenin aynen ifasını veya sözleşmeden kaynaklanan bazı fer'î talepleri ileri sürmeleri de mümkün olmayabilir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2020/1721 E., 2023/1825 K. sayılı kararında, kanunun öngördüğü şekle uygun olmayan hisse devir sözleşmesinin geçersiz olduğu ve buna bağlı cezai şartın da talep edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, geçersiz sözleşme kapsamında tarafların birbirlerine verdikleri edimlerin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadesinin gündeme gelebileceği belirtilmiştir. ;’’ Limited şirket hisse devir sözleşmeleri 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onanması şart olduğu gibi, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun da onayı şarttır. O halde, TTK'nın 595. maddesindeki şartlara uygun düzenlenmeyen hisse devir sözleşmesinin geçersiz olduğu ve buna bağlı olarak da sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın da geçersiz olduğu gözetilerek cezai şart alacağının ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer taraftan geçersiz sözleşme nedeniyle taraflarca sözleşme kapsamında ifa edilen edimler sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade edilmesi gerektiğinden mahkeme tarafından asıl dosya davacısı yönünden sözleşme kapsamında ödenen kaparo alacağına dair talebin kabulünde ve hisse devir sözleşmesinin ticari nitelikte olması nedeniyle TTK 8.maddesi kapsamında avans faizi işletilmesi ile birleşen dava yönünden ise şirket sözleşmede yer almasa dahi menfi tespit davası kesinleşmiş olduğundan verilen hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun redde gerektiği sonucuna varılmıştır.’’

Özetlemek gerekirse limited şirkette pay devrinin hukuken geçerli ve tamamlanmış sayılabilmesi için sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noter tarafından onaylanması , devrin şirket ve diğer ortaklar nezdinde hüküm doğurması ve pay devrinin geçerlilik kazanabilmesi için ise şirket Genel Kurulu'nun onayı şartına bağlı olduğu, şirket genel kurul onayı alındıktan sonra devir işleminin şirketin pay defterine işlenmesi ve ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmesi gerektiği açıktır.